Kuru bir yaprak gibi – Bölüm 8

“Yok artık!” dedi Bülent bir anda. Salonda ki herkes şaşkın şaşkın Süha beye bakıyordu şimdi.

“Allah’ın emri peygamberin kavli ile Handan’ı istiyoruz Mansur” dedi sonra süt kardeşine dönüp.

“Süha otur Allahaşkına bu iş böyle olur mu?” dedi Mansur bey.

“Olur niye olmasın, Handan’dan iyisini mi bulacağım ben oğluma. Belki de böylesidir kısmet.”

Işıl hanım şoka girmişti resmen, az önce aldığı yenilgiyi unutup “Delirdin herhalde sen, benim oğlum bu kızla evlenemez!” dedi kocasına dönüp.

Perihan hanım artık iyice sinirlenmişti, “Nesi varmış benim kızımın!”

Handan artık bir kabusun içinde yaşadığını düşünmeye başlamıştı. Annesi babası mutlu olsunlar diye kabul etmişti Samet ile evlenmeyi. O iş bozulduğu gibi şu anda iki aile birbirne girmek üzereydi evlilik meselesi yüzünden.

“Kabul ediyorum!” dedi şuursuzca. Artık bu bağırış, stres sona ersin istiyordu. Perihan hanım ve Mansur bey ona baktılar şaşkınlıkla. Bülent, Işıl hanım ve Müge’de.

“Hay yaşa kızım!” dedi Süha bey gülümseyerek.

“Handan kızım sen ne yapıyorsun kendine böyle?” dedi Perihan hanım artık onunda tansiyonu iyice yükselmişti. Yığılıp kaldı kızının yanına.

Bir hafta sonra Mehmet şok geçiriyordu Handan’ın anlattıklarını dinlerken. Askerden gelip en yakın arkadaşı ile hasret gidermek istemişti hemen. Duyduklarına inanamıyordu bir türlü şimdi.

“Yani sen o ukala  ile mi evleneceksin şimdi?” dedi hayretle anlattılanlar bitince.

“Annemle konuştum. Ne yapayım Mehmet? Sen söyle?” dedi Handan gözleri dolarak.

“Evlenmek zorunda değilsin ki? Tüm bunlar neden anlamıyorum. İntihar ediyor gibisin daha çok!”

“Evet ama annem ve babam da mutlu olsun istiyorum.”

“Sen mutlu olmadan onlar nasıl mutlu olacaklar söyler misin?”

“Onlara mutsuz olduğumu söylemeyeceğim ki?”

“Ömrün boyunca rol mü yapacaksın yani? Üstelik o moron çok haklı, ilk salaktan kurtulmuş olabilirsin ama şimdi de o moron ile evlenecek ona dokunacaksın! Özür dilerim gerçekten sinirlendim sanırım, müstakbel kocan için moron demek istemezdim yoksa!”

Gülümsedi Handan. Mehmet’in ona değer verdiğini biliyordu. “Moron galiba biraz haklısın” dedi o da gülerek, “Anlamadığım bir şekilde bana çok iyi davranıyor bir haftadır ama.”

“Babasından fırça yemiştir!”

“Babam beni anladığını söyledi. Yani o ailesine öyle söylemiş, olanlardan çok üzgümüş ve gerçekten telafi etmek istiyormuş!”

“Sen de buna inandın mı yani?”

“Samet ile evlensem de aynı şey olmayacak mıydı sadece aday değişti hepsi bu!” dedi Handan omuz silkerek.

“Harun yüzünden!” dedi Mehmet öfkeyle.

“Onların adını anmayacağımıza birbirmize söz vermiştik!” dedi Handan.

“Tamam ne yapmak istiyorsan ben yanındayım biliyorsun!” dedi Mehmet.

Bülent’in değişen ve yumuşayan tavırlarından sonra Perihan hanım da ikna olmuştu bu evliliğe. Mansur bey artık bir şey söylemiyordu.

“Handan ne istiyorsa o olsun!” demişti son olaydan sonra. Arkadaşının ve karısının tavrını hâlâ hazmedememişti. Bu defa da neden olup kızını ve hepsini üzmek istemiyordu. Handan’ı anlamıyordu sadece. Nasıl olup bu kadar kısa zamanda Samet bitip Bülent olabilmişti. Sormuyordu yine de. O istiyorum dediğinden beri bitmişti sorgulama. Ne yaparsa yapsın kızının arkasında duracaktı.

Çevrede de yayılıp giden dedikodular yüzünden arayı uzatmadan nikahı kıymaya karar verdiler. Bu defa kimse davet edilmedi. Handan o gelinliği bir daha giymek istemediği için beyaz şık bir elbise alındı ve oda nikahı kıyıldı. Bu süreç boyunca Işıl hanım sürekli asık bir suratla dolaşıyor ama kimseye bir şey söylemiyordu. Perihan hanım onun bu evliliği onaylamadığının farkındaydı ama o da Handan’ı daha fazla üzmemek için onun istediği şeyin önüne geçmek istemiyordu.

Handan ve Bülent’in nikahları kıyıldı ve ardından baba evinden ayrılıp, Süha beylerin Aydın’daki evlerine gittiler. Burada kiralık ilanı ile bekleyen boş bir evleri vardı ailenin. O ev hemen tadilata alındı ve evlerine geçene kadar gençler ayrı odalarda kaldılar. Işıl hanım daha  ilk günden Handan’dan ev işlerine yardım beklediğini belli etti. Ev tadilatı ve eşyaların alınması kısmı tamamlanana kadar da bütün evin işini, ütüsünden, yemeğine, halılarına kadar Handan’a bir güzel temizlettirdi. Handan zaten yoruluna kadar çalışıp düşüncelerden uzaklaşmak istediği için hiç sesini çıkarmadan her söylenileni yapıyordu.

Bülent sanki hiç evlenmemişler gibi davranıyordu. Kendi evlerine dönünce, sosyal hayatına devam etmeye başlamıştı. Akşamları evden çıkıp gidiyor, sadece kahvaltılarda rastlıyordu Handan’a. Handan için bu hiç sorun değildi elbette ama Süha bey bu gidişten rahatsız olmaya başlamıştı. Oğlu ve karısının tavırlarına son verebilmek için gençlerin bir an önce evlerine geçmelerini istiyordu. Müge kimseyi umursamıyordu zaten. Evde varlığı ve yokluğu belli değildi. Annesi Handan’a sarınca o da rahat etmişti aslında.

Handan Bafra’dan ayrıldıktan sonra Mehmet iyice yanlız kalmıştı. Arada bir Perihan hanım ile Mansur beye uğruyor bir ihtiyaçları var mı diye soruyordu.  Handan yeni evlendiği için onu hemen aramak istemiyor, onlardan haber almaya çalışıyordu bir yandan da.

Handan telefonda çok mutlu olduğunu, Bülent’in çok iyi bir eş olduğunu, ailesinin de ona kendi kızları gibi davrandığını anlatıyordu. Bu haberleri duymak yaşanılan onca terslikten sonra Perihan hanım ille Mansur beyi çok rahatlatmıştı. Mehmet’e de bu güzel haberleri ilettiler.

Handan’ın bu evlilikle yeniden hayata tutunmaya başladığını düşünen Mehmet’de çok mutlu oldu bu haberlere. .Yine de artık evli bir kadın olduğu için onun aramasını beklemeye karar verdi. Şimdi zamansız bir arama ile eşi ve ailesi ile arasının bozulmasına neden olabilirdi Madem  o kadar mutluydu üstelik, hiç ortaya çıkmayadabilirdi.

Ayşe ve Harun’da mutluydular  muhtemelen ve onları unutmaşlardı çoktan. Handan’da hayatın bir yerinden tutunup kendini kurtardığına göre bu bataklıkta yanlız kalmıştı Mehmet.

“Kim bilir?” diyordu kendi kendine, “Belki bir gün beni de buradan çekip alacak cesur ve güzel bir yürek çıkar karşıma, ne aşkıma, ne dostlarıma sahip çıkabildim bu güne kadar!”

Handan ve Bülent kendi evlerine geçtikten sonra, Süha beyin düşündüğü düzelme olmadı ilişkilerinde. Işıl hanım bu kez sabahtan onların evlerine gelip oturmaya, hatta misafirlerini de orada ağırlamaya başladı.

Bülent daha ilk günden Handan’a “Seninle sadece mecburiyetten evlendiğimi biliyorsun. Benden kocalık bekleme!” demişti.

Handan’ın da zaten istediği buydu. Bütün gün Işıl hanımın neredeyse hizmetçiliğini yapıyor o gittikten sonra da Bülent ile ayırdıkları odalarının kendine ait olanına girip kapısını kilitliyordu. Bülent çoğunlukla sarhoş geldiği için bir moronluk yapıp odasına girmesini istemiyordu.  Ona içinden “moron” dedikçe aklına Mehmet geliyor, kendi kendine gülümsüyordu ama bu hayatın içinde onu araması ve dostluklarını devam ettirmeleri mümkün değildi.

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s