Kuru bir yaprak gibi – Bölüm 5

Perihan hanım kızın geçmişindeki hayal kırıklığından bahsetmedi kocasına. Ne de olsa babaydı.

“Dur ben bir konuşayım” diyerek kalkıp gitti Handan’ın peşinden.

“Anneciğim sen demiyor muydun nikahta keramet vardır. Hem babamla siz de böyle evlenmediniz mi? Bak ne kadar güzel bir aileyiz. Ben de kaderimi yaşamak istiyorum artık. Zorlamak acı vermekten başka ne getiriyor ki?” dedi hüzünlü gözlerle annesine bakarak.

Perihan hanım kızının hâlâ Harun’u sevdiğini anladığını bu sözlerinden, dillendirmedi yine. Aralarında sessiz bir anlaşma vardı ikisinin. Konuşmasalarda birbirlerini anladıklarını biliyorlardı. Onu kendine çekip sıkıca bağrına bastı küçüklüğünde yaptığı gibi.

“Bizim için senin mutlu olmandan daha önemli bir şey yok. Artık kanatlanıp uçacak yaştasın. Kendi kararını elbette kendin vereceksin. Ancak kuru bir yaprak gibi kadere karşı sürüklenme isteğini anlayamıyorum. Henüz kiminle evleneceğini bile sormadın kızım. Yapma! Gençsin. Hayatın ne getireceği belli olmaz.”

Cevap vermedi Handan. Annesinin göğsünde onun sıcaklığına bıraktı kendini. İki  damla göz yaşı indi yine gözlerinden, yutkundu acıyla. Ailenin tek kızıydı. Onun evlenip mutlu olduğunu görmeye hakkı vardı bu güzel insanların. Hatta torun görüp, sevmeye. Hayat onu hayal kırıklığına uğrattı diye kendi kaderinin acısını onların hayatlarına yükleyemezdi ki. Onlar ellerinden geleni yapmışlardı Handan için. Hatta fazlasını yapmışlardı. Mutlu olmak, kızlarını mutlu görmek haklarıydı. Bu yüzden evlenecekti. Babasının ses tonundan seçtiği kişiyi onayladığını anlamıştı zaten. O yüzden ayrıca sorgulamasına gerek yoktu. Madem o uygun görmüş, kızını mutlu edeceğini düşünmüştü, her zaman yaptığı gibi anne ve babasına güvenecekti.

“Merak etme anne!” dedi doğrulup, “Evlenip mutlu olacağım, göreceksin!”

Perihan hanım salona dönüp Mansur beye kızın kararlı olduğunu söyledi.

“Aileyi de genci de bir görelim bakalım. Bir kızı bin  kişi ister, bir kişi alır!” dedi kocasına kendi açısından çok umut vermek istemediği için.

Mansur bey karısının tonlanmasından kızın değil ama onun itiraz edebileceğini anladı. Bir şey söylemedi. Sonuçta o da kızını mutsuz edecek bir evliliğe zorlayacak değildi arkadaşı diye. Perihan hanımın sezgilerine de, bakış açısına da güvenirdi. Sonuçta ne kadar sevse de kızını ondan daha iyi tanıyordu. Anne-kız her zaman dert ortağıydılar. Babasıyla sevgisini annesiyle derdini ve sevgisini paylaşıyordu Handan.

Aileden olumlu cevabı alan Yusuf bey hemen ayarladı ziyareti. Karısı Mesude hanım, oğlu Samet ile beraber bir akşam sonra geldiler Handan’ı istemeye. Gece boyunca sessizce oturdu Handan yanlarında. Başını kaldırıp bir kez bile bakmadı Samet’in yüzüne. Kahveleri verirken bile aklı öyle çok şeyle doluydu ki, Samet’in ısrarlı bakışları cevapsız kaldı.

Mesude hanım Handan’ın bu halini, “hülyalı, saf bir kız” olarak değerlendirdi. Böylesi iyi olurdu. Dişli bir gelin istemiyordu zaten. Samet İstanbul’a gittiğinde Mesude hanımın sözünden çıkmayıp, oğlanı çekip çevirmesi lazımdı.

Perihan hanım Handan’ın Samet’e hiç bakmadığını farketti. Kızın kaderci tavrına içlendi ama bir şey söylemedi yine. Aile iyi insanlara benziyordu ama nasıl olacaktı bu evlilik bilmiyordu.

Hemen ertesi gün Mansur beyin süt kardeşi Süha beyden bir telefon aldılar. Bir hafta sonrası için onları ziyarete Bafra’ya gelmek istiyorlardı. Mansur bey ve Süha bey uzun süredir bir araya gelemeseler bile sık sık haberleşip konuşurlardı. Perihan hanım Süha beyi de eşi Işıl hanımı da bir yada iki kez görmüştü en çok. Süha beyin annesi doğumdam hemen sonra sütten kesilince, Mansur beyin annesi ona da süt annelik yapmıştı. Bu yüzden iki adam kendilerini hep kardeş saymışlar, ailelerindendaha çok birbirlerine bağlanmışlardı. Ancak ayrı şehirlerde yaşadıkları için eşler ve çocuklarla bir araya gelmek  mümkün olamamış, telefonla hasret gidermişlerdi yıllardır.

Mansur bey süt kardeşini nihayet yüz yüze görebileceğine o kadar sevinmişti ki dört kişilik aileyi seve seve kabul edeceklerini söylemişti Süha beye düşünmeden. Yusuf beyler nikah için bu kadar acele ederlerken yatılı misafir fikri Perihan hanımın pek hoşuna gitmemişti.

“Mansur gerçekten ne söyleyesem sana bilmiyorum. Kızımızın en mutlu günü zaten senin arkadaşın tarafından şu an bir acele içinde planlanıyor. Sen tutmuş bir de süt kardeşini davet ediyorsun. Hiç tanımadığım dünürleri mi idare edeyim, hiç tanımadığım süt kardeşini mi ağırlayayım, yoksa kızımla mı ilgilemeyim bilemedim sahiden!”

“Ya Perihan  onlar yabancı değil ki! Kardeşim geliyor. Karısı Işıl’da sana yardım eder. Ayrıca yetişkin bir kızı ile oğlu da var. Hem zaten kızımın en mutlu gününde yanımda kardeşimi istemeyeceğim de kimi isteyeceğim. Gelmeyin mi diyeydim ayrıca’!”

Karı koca bir süre tartıştıktan sonra, yapılacak bir  şey olmadığı için planlama yapmay abaşladılar. Şimdi evde bir de yatacak yer ayarlanması gerekecekti. Dört yetişkin insanı bir odanın içine doldurmak zorundaydılar.

“Annemlerin yaptığı gibi yer yatağı açarız Perihan dert etme!” dedi Mansur bey karısını sakinleştirmek için.

Kocasının bu genişliğinden iyice gerilen Perihan hanım ya sabır çekerek işine devam etti.

Handan babasının süt kardeşi ve onun ailesinin geleceği konusuyla daha çok ilgilendi kendi evliliği konusundan. Annesine yardım etmek için elinden geleni yaptı. Bu arada Yusuf beyler tam da Süha beylerin geldikleri haftasonunu belirlediler nikah tarihi olarak.

Mansur beylere gelip Handan’ı istedikten sonra Samet, İstanbul’da bir işyerinden haber almıştı. Ay başında hemen gelip başlasın istiyorlardı. Henüz orada ki evlerini satmadıkları için yaşayacak yer sorunları yoktu. İş bu kadar aceleye gelince zaten Işıl hanım ve Yusuf bey de onlarla gidip bir süre düzenlerini oturtmalarına yardım edeceklerdi.

“Ne yani Handan kayınvalidesi ile mi oturacak Mansur?” dedi Perihan hanım stresli bir şaşkınlıkla. Şu dünürler çıktığından beri her şey öyle hızlı ilerliyor ve birbirinin içine giriyordu ki Perihan hanımın sinirleri bozulmuştu iyice.

Mansur bey her zamanki sakinliği ile cevap verdi karısına, “Karıcığım dert etme biraz onlar gider, biraz biz gideriz istiyorsan!”

“Allah’ım sen bana sabır ver bunlarla!” dedi Perihan hanım yüksek sesle. O yeni gelinin evinde kayınavlide kayınpederin ne işi var diyordu. Kocası bir de onların gitmesinden bahsediyordu.

“Bir biz eksiktik evet!” dedi sonra yüksek sesle tekrar. Tam o sırada kapı çalındı beklenen misafirler geldiler.

Artık evin içinde diledikleri gibi tartışma yapacak ortamları da bitiyordu. Bu kadar önemli konuları odalarına çekilip konuşmak zorundaydılar.

Handan annesi ve babasının son zamanlarda yaptıkalrı tartışmalara alıştığı için fırlayıp kapıyı açtı. Onların stresine dahil olmak istemiyordu. Kızlarını evlendirecek bir aile için normaldi yaşadıkları ikisininde. Babası da süt kardeşi için seviniyordu. Yapacak bir şey yoktu. Gelmişlerdi işte.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s