Kuru bir yaprak gibi – Bölüm 1

Ayşe ve Handan aynı mahallede büyümüş iki arkadaştılar. İkisinin de babası Bafra’ya memuriyet nedeniyle gelmiş, lojmanda başlayan arkadaşlıkları babalarının emekli olup yine aynı mahalleden ev almaları ile yıllarca devam etmişti.

Ayşe’nin Mehmet, Handan’ın ise Harun isminde birer erkek arkadaşları vardı. Artık hepsi evlenme çağına geldikleri için yakında evlilik planları yapıyorardı. Harun ile Ayşe’nin ailelerinin tanışıklıkları çok eskilere dayanıyordu. Henüz Bafra’ya gelmeden önce tanışmışlar ve çok iyi ahbap olmuşlardı. Ayşe’nin anne ve babası Bafra’yı öve öve bitiremeyince onlar da her şeyi bırakıp gelip buraya yerleşmişlerdi. Zaten Handan  ile Harun’un tanışmasına vesile olanda bu gelişti. Ayşe onları tanıştırır tanıştırmaz beğenmişlerdi birbirlerini.

Hoş Ayşe’nin  annesi Tenzile hanım ile babası Orhan bey Harun’u hep damat olarak görüp benimsemişlerdi ama çocuklar ailelerinin aralarında gelişen bu sohbeti hep şaka  olarak algılayıp ciddiye almamışlardı.

Ayşe Mehmet ile lisede tanışmıştı. İkisi aynı sınıftaydılar. Onlar da tıpkı Handan ve Harun gibi görür görmez etkilenmişlerdi birbirlerinden.

Şimdi dördü her yere beraber gidiyor, beraber hareket ediyorlardı. Hatta birbirlerine çok yakın tarihte evlenme hayalları kuruyorlardı kendi içlerinde ama henüz Harun ve Mehmet yüzükleri alıp, resmi bir teklifle ortaya çıkmamışlardı.

Handan  annesine Harun konusunu biraz çıtlatmıştı. Hatta bir kez de mahalle de karşılaşmışlar Perihan hanım ile Harun yüz yüze tanışma şansı da bulmuşlardı. Perihan hanım sevmişti bu efendi çocuğu. Tabi henüz kocası Mansur beyin haberi yoktu. Kızıyla konuşmuşlardı ama onunda Harun’u görünce aynı şeyleri hissedeceğinden emindi.

Ayşe bu konuda Handan kadar şanslı değildi. Tam annesine Mehmet konusunu açacağı sırada annesinin göğüs kanseri olduğu haberini aldılar. Üstelik hastalık ilerlemiş ve üçüncü evrenin sonlarına kadar gelmişti. Doktorlar kadıncağıza fazla bir ömür vermiyorlardı artık ama yine de “Allah’tan umut kesilmez!” diyorlardı hastaya.

Tenzile hanım ona durumun vehametini tam olarak söylememiş olsalar da anlıyordu başına gelecekleri. Beş kemoterapi seansından sonra yeniden durumuna bakılıp, ameliyat edilecekti. Ameliyat sonrası duruma göre de tedavisine devam edilecekti. Kemoterapi süresi boyunca zaten çok sarsıldı ve zor bir sürece girildiği için Ayşe annesine bir türlü Mehmet konusunu açamadı.

Aynı dönemde annesinin babasıyla Ayşe’nin mürüveti konusunu konuştuğundan da haberi yoktu ne yazık ki. Tenzile hanım kızını sıraya katmadan ölmek istemediğini söyleyince, Orhan bey konuyu Harun’un babası Tekin beye açmıştı. Tekin bey de uzun süredir zaten çocuklarını evlendirme konusu konuştuklarını hatırlatarak bir an önce Harun ile Ayşe’nin sözlerini takıp, nikahlarını yapmayı önerdi. Harun askerliğini nikahtan sonrada yapabilirdi. Önemli olan Tenzile hanımın dünya gözüyle kızını onu mutlu edecek biriyle evlendiğini görmesiydi.

Ayşe annesinin ameliyat öncesi ona konuyu açmasıyla tam bir şok geçirmişti. O ailesine Mehmet’den bahsetmek için fırsat kollarken, en yakın arkadaşının evleneceği Harun ile evlendirileceğini duyuyordu. Annesi için o kadar riskli bir dönemdeydiler ki itiraz bile edemeden donup kaldı öylece.

Tenzile hanım o hasta haliyle kızının bu sessizliğini onay olarak değerlendirdi ve gönül rahatlığı ile girdi ameliyatına.

Öte yandan Harun’da babasında duydu aynı haberi. Orhan beyin kızı Ayşe için babası onun adına söz vermişti. Zaten çocukluklarından beri dünür olmaktan bahsettikleri ve çocukların da bundan haberi olmasından dolayı, şaşıracak ne var anlamıyordu.

Harun “Biz Ayşe ile kardeş gibi büyüdük baba, benim gönlümde başkası var!” dese de Tenzile hanımın durumu baş neden olarak gösterilerek isyanı bastırıldı babası tarafından. Harun Tenzile teyzesini çok severdi. Ayşe’yi de çok severdi elbette ama sadece kardeşi gibi. O Handan’a deliler gibi aşıktı. Ayşe’de Mehmet’e aşıktı. Ailesinin Ayşe ile de konuştuğunu ve Ayşe’nin de onayladığını öğrenince şoku bir kat daha arttı. Henüz Handan’a bu konudan bahsetmemişti, Ayşe’nin onayladığı sözünü duyunca ne yapacağını iyice şaşırdı ve Ayşe ile konuşmaya karar verdi.

“Delirdin mi sen?” dedi onunla sözleştikleri yerde buluşur buluşmaz.

“Sana da söylediler değil mi?” dedi Ayşe üzüntüyle.

“Nasıl kabul edersin bu evliliği? Handan ile Mehmet ne olacak?”

“Ne kabul etmesi Harun? Sen ne saçmalıyorsun Allahaşkına?” dedi Ayşe şaşkınlıkla. O kimseye ben Harun ile evlenirim dememişti ki.

“Orhan amca babama senin onayladığını söylemiş. Annenle o ameliyata girmeden önce konuşmuşsunuz.”

“Hayır! Ben sadece annem ameliyata girmeden üzülmesin diye sessiz kaldım. Evleneceğim demedim ki!”

“Ne yazık ki sessizliğin böyle anlaşılmış Ayşeciğim! Şimdi ne yapacağız düşün bakalım!”

Ayşe kendini iyice çaresiz hissediyordu. Annesinin ameliyata rağmen kurtulamayacağını artık öğrenmişlerdi. Ameliyat için göğsünü açtıklarında illetin çoktan başka yerlere sıçradığını görmüşlerdi doktorlar.  Tenzile hanıma bu kısmı söylememişlerdi. O ise Ayşe’nin Harun ile evleneceğini düşündüğü için çok mutluydu. Ayşe üst üste öyle karışık şeyler yaşıyordu ki, bir türlü “Ben Harun ile evlenemem başkasını seviyorum, o da Handan’ı seviyor !” diyecek fırsatı bulamamıştı. Üstüne üstelik Orhan bey ve Tekin bey bunu Tenzile hanımın son isteği diyerek konuşmaya başlayınca iyice ağzı dili bağlanıvermişti ikisinin de.

Ayşe ağlamaya başladı. Eğer annesinin son isteğini yerine getirip Harun ile evlenirlerse sadece kendilerini değil, ikisinin de yüreğinin asıl sahiplerini de yıkmış olacaklardı.

“Sen olsan ne yapardın?” dedi göz yaşları içinde Harun’a.

Harun’un verecek cevabı yoktu, söz konusu olan annesinin son isteği olsaydı o da kendini çok çaresiz hissederdi ki, şimdi bu istek ikisi içinde tam bir çaresizlik haline dönüşmüştü zaten.

“Handan ve Mehmet’e durumu anlatsak, evlensek ve sonra, yani şeyden sonra. Yani işte söylemek istemiyorum. O zaman boşanırız, gider sevdiklerimizle evleniriz olmaz mı?”

“Sence bunu kabul ederler mi? Ayrıca babalarımıza, onların ailelerine ne diyeceğiz. Mehmet’in ailesi ne der sence bu duruma?”

“Haklısın!” dedi Harun çaresizlikle.

“Evlenmek zorunda kalırsak onlar hâlâ bizim hayatımızda olabilirler mi? Zaten bunu yaptığımızda ikisini de kaybedeceğiz. Yapmazsak annemin son isteğini yapmamış olacağız ve ben ömrüm boyu vicdan azabı çekeceğim.”

“Peki onlarla konuşup ikimizin de sevdiklerimiz olduğunu söylesek, anlayış göremez miyiz?”

“Sen babana bunu diyebildin mi?” dedi Ayşe yaşlı gözlerle Harun’a bakıp.

“Hayır, diyemedim!” dedi Harun başını önüne eğdi.

Bir süre sessiz sessiz durdular öylece. İkisinin aklıda durmuş gibiydi. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Harun elbette ki Tenzile hanımımın isteğini göz ardı edip, direnebilirdi bu evliliğe. Ayşe ne yapacaktı peki? Onu bu zor durumla başbaşa bırakıp, hem istenmeyen durumuna düşürecekti. Hem Tenzile hanımı da üzeceği için ikinci bir darbede oradan vurmuş olacaktı. Bu da yetmezmiş gibi bunlara neden olduğu için kendi ailesini de karşısına almış olacaktı.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s