Minik bir yürek – Bölüm 4

Çocuğun güvenini kazanmışken biraz konuşturup neler olduğunu öğrenmeye karar verdi Berna.

“Söyle bakalım, niye babanı terkedip takıldın benim peşime?”

“Çünkü o biriyle evlenecek ve ben onu sevmiyorum.”

“Baban bir başka kadınla mı evlenecek, yani annenden başka”

“Evet. Annem yok benim. Ölmüş.”

Koray bir yandan sorulara cevap veriyor bir yandan tabağındakileri ağzına tıkıştırıyordu. Belli ki çok acıkmıştı gerçekten. Babası dün akşamın üzerine şu halini görse oturup ağlardı herhalde.

“Peki babana o kadını sevmediğini söylemek yerine, neden kaçıyorsun? Ya ben kötü biriysem?”

“Sen dün bana gülümsedin. O zaman anladım iyi biri olduğunu. Babam evlenmeyeceğim diyor.”

“E evlenmeyecekmiş işte! Özlemeyecek misin onu?”

“Özleyeceğim ama dayanabilirim.”

“O öyle söylüyor Tuğçe öyle demiyor!”

“Tuğçe kim?”

“İşte o kadın. Bana ‘Bana alışsan iyi olur çünkü sizin evde yaşayacağım!’ dedi.”

“Ne zaman dedi bunu?”

“Bizim evden çıkarken.”

“Size mi gelmişti Tuğçe”

“Evet.”

“Peki siz babanla otelde ne arıyordunuz eviniz varsa.”

“Babamın işi için çıktık. Çok sıkıldım ben artık bunu konuşmayacağım. Çişim var!”

Berna gülümsedi yine. Çok alem bir çocuktu bu Koray. En azından babasının ona kötü davrandığına dair bir hikaye duymadığına sevinmişti. O Tuğçe’de nasıl  biriyse artık, çocuğu babasından vazgeçirecek kadar korkutmuştu resmen.

Onu tuvalete götürdükten sonra “Haydi bakalım artık yola çıkmamız gerek” dedi Berna.

“Nereye gidiyoruz?”

“Arabanın burnu nereyi gösterirse” diyerek onu arka koltuğa oturtup kemerini bağladı. Dayanamayıp yanağından da bir öpücük aldı sonra. Çocuğa acayip kanı kaynamıştı aslında. O da kendisi gibi babasına sinirlenip yollara vurmuştu kendini. Çok benziyorlardı aslında.

“Keşke babamla sen evlensen!” dedi Koray araba hareket ettiğinde.

“İlahi çocuk, bence sen biraz erken karar veriyorsun insanlar hakkında. Belki Tuğçe veya baban konusunda da yanılıyorsundur.”

“Hayır yanılmıyorum!” dedi sinirle Koray, “Senin hakkında da yanılmıyorum!”

“Peki tamam” diyerek lafı uzatmadı Berna ve ikisi de sessiz kaldılar.

Koray otelin kavşağına geldiklerini anlayınca çırpınıp bağırmaya başladı yeniden.

“Sana inanmıştım!  Beni otele getirmişsin yeniden! Çabuk dön geri! Gitmeyeceğim ben oraya!”

Polis ve babası merak içinde otelin önünde beklerlerken arabayı parketti önlerine Berna ve arkasına dönüp, “Sana insanlar hakkında erken karar veriyorsun, yanılırsın demiştim” dedi gülerek.

“Hayır yanılmıyorum!” diye bağırdı Koray.

Babası onu görür görmez arka kapıyı açıp sarıldı oğluna.

“Beni çok korkuttun oğlum!” dedi ağlamaklı bir sesle.

Polisler hemen Berna’nın  kapısına dolanıp indirdiler onu arabadan. Berna olanları hızlıca onlara anlatmaya çalışıyordu. Doğrulaması için dönüp Koray’a baktı.

“Eğer bize gelirsen anlatırım!” dedi Koray.

“Delirdin mi benim gitmem gerek!” dedi Berna hayretle. Bu bacaksız ipleri bırakmaya hiç niyetli değildi.

Polisler ve Koray’ın babası ikisi arasındaki tartışmayı ilgilye dinliyorlardı durmuş.

“Gitmen gereken bir yer yok yalan söylüyorsun. Bizimle gelirsen sadece anlatırım gerçeği, yoksa beni kaçırdığını söylerim!” dedi Koray yeniden bağırarak.

“İşte gördünüz onu kaçırmadığımı itiraf etti!” dedi Berna polislere bakarak. Durduk yere çocuk kaçıran pozisyonuna düşmek üzereydi.

“Hayır itiraf etmedim!” dedi Koray yeniden.

Polis memuru daha fazla dayanamadı, “Tamam karakola gidelim hep beraber orada ifadelerinizi alırız!” diyerek hepsini polis arabasına doldurdu.

Berna ve Koray’ın atışması karakola kadar sürecekti eğer memur dönüp onları susturmasaydı.

Koray Berna gelmeyi kabul edene kadar direndi. Berna o kadar kötü bir durumda kalmıştı ki sonunda kurtulmak için çocuğu dinlemek zorunda kaldı. Koray böylece herşeyi anlattı polislere. Koray’ın babası oğlunu tanıdığı için anlattıklarının doğru olabileceğini onayladı ve üçü birden  çıktılar karakoldan.

“Artık bize gelmek zorundasın bana söz verdin!” dedi Koray.

“Hayır değilim seni kandırdım!” dedi Berna’da. Artık bunalmıştı.

“Bakın oğlum adına özür dilerim. Sizinle doğru dürüst tanışma fırsatımız olmadı benim adım Soner” dedi Koray’ın babası elini uzatarak.

Berna’da ona elini uzattı, saatlerdir küçücük çocukla didiştiği için utandı birden. Kandini kaptırmıştı.

“Oğlunuz Tuğçe kimse onunla evlenmenizi istemediği için kaçmış!” dedi sonra pat diye. Ne kadar bunalsa da Koray’ı sevmiş ve onun için üzülmüştü. En azından bir daha kaçmaması için onlara bu iyiliği yapabilirdi.

“Evlenmek mi?” dedi hayretle Soner bey ve dönüp oğluna baktı, “Koray nereden çıktı bu Tuğçe ile evlenmek meselesi?” diye sordu.

“Tuğçe bana ‘Yakında burada yaşayacağım alışsan iyi olur dedi” diye cevap verdi Koray elini babasından kurtarmaya çalışarak.

Soner bey kocaman bir kahkaha attı, “Senin bu hayalgücünle ne yapacağız bilmiyorum!” dedi sonra, “Sen de evleneceğimiz sonucuna mı vardın yani?”

Çocuk suratını asarak baktı babasının yüzüne. Soner bey dizlerinin üzerine çöküp onun gözlerine baktı.

“Tuğçe” dedi sakin bir sesle, “Senin için ayarladığım yeni bakıncındı bu  bir. Senin onaylamadığın birini eve asla sokmadığım gibi, evlenmeyeceğimi de bilmeni isterim bu iki. Bu yaptıkların için iyi bir ceza alacaksın bu da üç!” son cümleyi daha yüksek ve kızgın bir sesle söylemişti.

Berna’da hayretle dinlemişti adamın söylediklerini. Bu bacaksız nasıl inanmış ve onu da inandırmıştı babasının kötü bir kadınla evleneceğine.

“Benim bakıcım Berna olsun! Onun da işi yok!” dedi Koray bu sefer.

Soner doğrulup Berna’ya baktı ve güldü “Bunca maceradan sonra seninle daha fazla zaman geçirmek istediğini sanmam, öyle değil mi?”

“Bana söz verdi bize gelmek zorunda!” dedi Koray hırçınlığı bırakmayarak, “O gelmezse gene kaçarım.”

“Dur bakalım küçük bey, cezaların giderek artıyor haberin olsun. Şimdi kızcağızı rahat bırakalım yoluna gitsin. Biz de seninle evde hesaplaşacağız!” diyerek yeniden kızdı Soner.

“Eviniz nerede?” dedi Berna.

“Anlamadım?” dedi bu soruyu beklemeyen Soner bey.

“Eğer evinizin yerini beğenirsem bakıcılık işini kabul ederim.”

Koray bir anda zıplamaya başladı, “Harika bir bahçemiz var! Havuzumuz var! Köpeğimiz var!”

Soner oğluna dönüp” Koray bir dakika izin ver lütfen'” diyerek Berna’ya döndü yeniden, “Ciddiyseniz evimiz İzmir’in biraz dışında. Çok hareketli bir yer değil. Şehire uzak! Sürekli izin kullanmanızda pek mümkün olmaz. Koray’ı tanıdınız.” dedi Soner.

“Harika! şehirden uzak bir yer olması çok iyi, tam aradığım iş!” dedi Berna gülümseyerek.

“Tamam o zaman anlaştık” diyerek elini ona uzattı Soner ve tokalaştılar. Koray havalara uçuyordu sevinçten.

“Beni takip edin, çok hızlı gitmem” dedi Soner arabasına binerken. Koray Berna’nın arabasıyle gitmek için tuttursa da, Soner izin vermedi ve hiç durmadan neredeyse dört buçuk saat yol gittiler peş peşe.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s