Ya nasip – Bölüm 3

Nihayet teskeresini aldıktan sonra üç beş gün arkadaşının köyünde misafir olan Hasan döndü evine. Rasim bey ağlayarak kucakladı delikanlıyı gelince. Mümtaz’da sevinmişti kuzeninin dönmesine. Dedesinin kardeşinin torunu olsa da, ikisi kardeş gibi olmuşlardı o kazadan sonra. Hasan daha uzaktan görür görmez tanıdı Ayşe’yi. O gözleri bütün askerlik boyunca zihninde canlı tutmuştu. Mümtaz’ın ardında duran silüetini seçince beyninden vurulmuşa döndü.

“Hayırdır oğlum iyi misin rengin attı?” dedi Rasim bey hemen.

“Yok amca, yol yorgunluğundan olsa gerek. Ben şimdi varayım eve dinleneyim bir şeyim kalmaz!” dedi normal görünmeye çalışarak.

Askerden döner dönmez Rasim amcasına istetip mutlu bir yuva kurmayı hayal ettiği kızı Mümtaz’a almışlardı demek. Onca köyün onca kızı içinde Hasan’ın gönlünü çalanı bulmuşlardı. Ah o son gün yakalamasaydı Ayşe’yi de keşke vakitlice konuşup taksaydı yüzüğü parmağına.

“Ah salak Hasan! Ah!” dedi içinden.

“Nereye gidiyorsun evlat! Onca yemek hazırladık senin için. Yolunu gözlüyoruz kaç  gündür. Burada yemeğini yer, sonra geçersin evine. Bak Ayşe kızım elleriyle börek açtı. Yengene de bir merhaba demeyecek misin?”

“Merhaba yenge, eline sağlık. Zahmet etmişin!” dedi Hasan başını önüne eğip.

Ayşe tanımamıştı onu elbette. Rasim beyi çamurdan kurtardığı gün ardından yetişip konuşan delikanlının Hasan olduğunu anlasa o da çok şaşırırdı elbet bu tesadüfe ama aklına bile gelmedi kızcağızın ne o gün, ne delikanlının adı, ne de sesi. Hele şimdi Mümtaz’a el olduktan sonra zaten aklına gelse de silerdi hepsini. Kocası onu eş istemese de evlenmişti o artık.

Hasan istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı Rasim amcanın davetini ve Ayşe’ye bakmamaya çalışarak çoğunlukla sessiz oturdu bütün gece. Mümtaz onun ağabeyi sayılırdı. Artık ağabeyine nikahı düşmüş bir kıza umutlanmak delikanlılığa sığmazdı. Mecburen bağrına taş basacak yoluna varacaktı

“Ah salak Hasan! Ah!” diye söylendi durdu günlerce kendi kendine. Bedelli gidip gelmişti kısacık. Niye söylememişti sanki kıza hemen geleceğini. Nasılsa hemen döneceğim diye acele etmemişti o da istetmeye. Askerliğimi de yapıp geleyim. Tastamam çıkayım kızın babasının karşısına diye hesap etmişti ama. Evdeki hesap çarşıya uymamıştı işte. Bir ayın içinde oluvermişti ne olmuşsa. O gidip gelesiyle taşlar yer değiştirmişti çoktan. Daha hamle edecek yeri yoktu. Kaderine razı olacak, bağrına taş basacaktı. Silecekti Ayşe’yi aklından.

Mümtaz kâh köye, kah balığa, kâh ava gidip duruyordu sürekli. Ayşe ile karşılaşmamak için elinden geleni yapıyor, kız uyumadan ardını dönüp uyuyordu hemen. Hani sokakta yüzü açık görse tanımayacaktı karısını o kadar. Ulaşamadığı o diğer kızın hayali bir çığ gibi büyüyordu içinde. Rüyalarına giriyordu.

Ayşe Hasan’ın hayal ettiği, Mümtaz’ın yüzünü görmek istemediği bir acayip gelin olmuştu bu aileye. Kimsenin kimsenin yüreğinden haberi yoktu neyseki. Rasim bey duysa kalbi dayanmazdı herhalde gençlerin yüreklerindeki.

Evleneli iki ay geçmişti artık. Rasim bey evde karantina varmış gibi sürekli kendini dışarı atan Mümtaz’ı yakaladı kolundan bir gün yine çıkarken.

“Nereye?”

“İşim var dede!”

“Ne işin var?”

“İş işte önemli! Vallahi bak!”

“Bu kız evini, ocağını, babasını özlemiştir oğlum! Götür hasretini gidersin babasıyla. Kalın bir kaç günde orada gelin!”

“İşim var dede! Hasan o yana gidecekmiş dün diyordu. Hasan ile gitsinler, ben de akşama varıp alırım ikisini olmaz mı?”

“Olmaz! Kalsın kız biraz baba evinde. Öyle ceh demiş gibi olur mu? Yarın gidin!”

“Yarın da işim var işte dede Hasan’la gitsin diyorum. Tamam Hasan döner ben giderim akşama kalırız bir kaç günde sen merak etme!”

“Yüzün de açsın giderken. Karışma. Baba evine aldığın gibi götür kızı!”

“Tamam dede açsın akşam ben gidince kapar!”

“Niye sen gidince kapatacakmış?” dedi Rasim bey ters ters.

“Yok yani dönerken dedim dede!”

Rasim bey söylene söylene geldi oturdu sedirdeki yerine. Mümtaz’da aceleyle çıktı gitti kapıdan. Öğleden sonra uğrayan Hasan’ı yakaladı Rasim bey bu kez.

“Hasan sen yarın Dogmabaş tarafına mı gideceksin?”

“Evet Rasim amca.”

“Giderken Ayşe kızımı da babasının evine bırak. Özledi kız ocağını. Akşama Mümtaz’da gidecek kalacaklar bir iki gün!”

Ayşe’den mümkün olduğunca uzak durmaya çalışan Hasan bir şey diyemedi büyük amcasına. Ailenin büyüğü sözü geçeni oydu.

“Tamam!” dedi mecbur, sabah erkenden gelmek üzere, dönüp gitti evine.

Mümtaz gece konuştu karısıyla. Rasim beyin giderken yüzünü açmasını istediğini de söyledi.

“Ben odadan çıkarım erken sen de açar öyle gidersin Hasan ile”

“Tamam!” dedi Ayşe. Sahiden çok özlemişti babasını. Çokta merak ediyordu o evlendikten sonra nasıl idare ettiğini. Bir kaç günde kalırlarsa doya doya sohbet ederlerdi. Mümtaz gelmese de almaya gelse daha da iyi olurdu hatta ama o zaman da dedikodu olurdu kocası getirip bıraktı baba evine diye. Sabah Mümtaz odadan çıkana kadar bekledi. Hemen iki parça entarisini koydu bohçasına. Tülbentini eskiden yaptığı gibi ensesinden bağladı çıktı odadan. Kayınvalidesi yer sofrasını hazır etmişti erkenden yola gidecekler diye. Hasan’ın da eli kulağında gelmek üzereydi. Ayşe Mümtaz’ın ben çıkınca çıkarsın tembihini odadan çıkınca anlamıştı o yüzden yüzünü kapamadan ilk kez oturmuştu sofraya. Kayınvalidesi alamadı gözlerini gelininden. Hakikaten bu Mümtaz’ın kıskançlığı yüzünden kızın yüzünü unutmuşlardı hep beraber.

“Tu! Tu! Maşallah!” dedi içinden.

Dışarı tuvalete su dökmeye giden Mümtaz girdi az sonra içeri. Sofrada yüzü açık oturan Ayşe’yi görünce beyninden vurulmuşa döndü. Kapının önünde kaldı öylece. Rasim bey onun girdiğini farketmemişti.

“Ayşe kızım babana çok selam, sevgilerimizi ilet. Onu da bekliyoruz en kısa zamanda inşallah. Burası da bir evi artık. Çekinmesin ne zaman isterse çıksın gelsin!”

Mümtaz’ı farketmeyen Ayşe’de “Tamam” dedi başını önüne eğip.

O sırada farketti annesi Mümtaz’ı rengi kağıt gibiydi oğlanın. Öylece kapının ağzına yıkıldı kaldı bir anda. Mümtaz’ın yığılırken çıkardığı sese döndü Rasim bey ile Ayşe’de. Hasan’da Mümtaz’ın ardısıra girmişti kapıdan.

“Noluyor? Mümtaz neyin var oğlum?” diye fırlayan kadının ardından hepsi üşüştüler başına. Hasan hemen kapının ağzında duran kolonyayı açıp sürdü eline koklattı Mümtaza.

Mümtaz açtı gözlerini baktı tek tek yüzlerine. Bakışları geldi Ayşe’de takıldı yine.

“Sen!” dedi zorla konuşarak, “Sen! Nasıl!”

Hepsi birden Mümtaz’ın Ayşe’nin yüzüne açtığına kızdığını düşündüler. Rasim bey ya sabır çekmeye başladı öfkeyle ama bir şey demedi oğlana karısının yanında.

“Kızım al kocanı götür odanıza, nesi var öğren! Hasan götürsün seni sonra babanın yanına!”

Hasan ve Ayşe girdiler Mümtaz’ın kollarına odaya götürüp yatırdılar. Ayşe “Ben gitmeyeceğim bu gün!” dedi Hasan’a “Sağol varol ama Mümtaz böyle hastayken olmaz. Nasip değilmiş. Gideriz başka gün Evellallah!” dedi.

Hasan ardından kapıyı çekip çıktı odanın. Rasim beye söyledi Ayşe’nin söylediklerini.

“Bu oğlanın kıskançlık krizine değmez bu kızın vefası ama madem kalmak istiyor kalsın. Mümtaz toparlanınca giderler!” dedi Rasim bey.

“Var git oğlum sen!” dedi Hasan’a da.

(devam edecek)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s