Masal – Bölüm 7

Ertan bey günlerce içindeki karmaşa ile mücadele etti. Gerçeklikten uzaklaşma mıydı bu yaşadıkları yoksa yeni bir hayatın başlangıcında mıydılar hep birlikte?

Dilek onların evinde çalışmaya başlayalı neredeyse bir yıl oldukyan sonra bir akşam Dilek gittikten sonra

“Onu seviyorsun değil mi?” diye sordu Ömer yenidenbabasına.

Ertan bey çocuğun geçen defaki sorusunu hatırladığı için bu defa tereddüt etmeden.

“Evet seviyorum” dedi.

Belkide Dilek haklıydı. Ömer başından beri onun gerçek annesi olmadığını biliyordu ve annesi yerine Dilek’i daha çok seveceğinden korkmaya başladığı için bu soruyu sormaya başlamıştı. Kendisi için Dilek’in kalmasını isterken onun babası için de bir değere dönüşeceğini hesaplayamamıştı belki de. Şimdi bu soruyu sürekli sorarak emin olmak istiyordu. Babası annesini asla unutmamalıydı.

“Neden ona evlenme teklif etmiyorsun o zaman?” dedi Ömer sakin bir şekilde.

Kendi kafasındaki düşüncelerle boğuşurken duyduğu cümleyi doğru anlamadığını düşündü Ertan bey.

“Biz zaten evliydik annenle oğlum! Yoksa sen nasıl?” dedikten sonra çocuğun bakışlarından anladı bu defa öz annesinden bahsetmediğini.

“Dilek ablayı kastediyorum” dedi Ömer gülerek.

“Dilek abla?”

“Evet Dilek abla!”

“Yani sen onun?”

“Onu seviyor musun?” diye kesti Ömer.

“Sen ne düşünüyorsun?”

“Ben seviyorum.”

“Peki ya annen?”

“İkisini de seviyorum!”

Ertan bey onun annesi ile Dilek’i artık bütünleştirmediğini anlamıştı o an. O kadar sevinmiş ve rahatlamıştı ki kendine çekip sarıldı çocuğa.

“Ömer! Oğlum!” diyerek öptü oğlunun saçlarını, “Ne zamandan beri böyle düşünüyorsun?” dedi sonra merakla.

“Havuz’da onu ilk gördüğümüz gecenin ardından bize geldiğinden beri!” dedi Ömer, “O fotoğraflarıdaki kadının o olmadığını anlamıştım!”

“Peki neden söylemedin? Neden senin onu annen sandığını düşünmemize izin verdin?”

“Çünkü bu bana iyi hissetirdi. Sana da iyi hisettirdi. Hepimize iyi hisettirdi. Hepimiz onu seviyoruz şimdi.”

“Bunu ona da söyledin mi?”

“Gerek yok o farkında zaten!”

“Ömer sana inanamıyorum!” dedi hayretle Ertan bey. Oğlu sanki bir yılda büyümüştü. Evet bir yıl önce Dilek ile konuşurken de büyük adam taklidi yapıyordu ama onun bir taklit olduğu çok belliydi. Bu defa ciddiydi. Gerçekten büyümüş, olgunlaşmış gibiydi.

“Şimdi ne olmasını istiyorsun?” dedi Ertan bey merakla.

“Eğer onu seviyorsan evlenmeni istiyorum!”

“Peki sence annen buna üzülmez mi?”

“Hayır üzülmez çünkü bence onu annem yolladı. Evet annemin geri gelmesini ummak belki gerçekçi bir durum değildi ama beni umut dolduruyordu. Şimdi ise onu annemin yolladığına inanmak istiyorum. İkimiz için baba! Lütfen beni yeniden düzeltme çabasına girme. Arkadaşımın söylediği denizden geleceği sözleri, senin anlattığın masal ve hemen ertesinde onu havuzda bulmamız tesadüf mü yani sadece?”

“Bilmiyorum” dedi Ertan bey düşünceli bir sesle. Gerçekten de hepsi üst üste gelmişti. Üstelik Dilek bu eve girdiğinden beri her şey çok daha güzel gidiyordu. Etrafına aydınlık saçıyordu adeta. Ömer gibiydi hatta belki. Herkes onu kolayca sevebiliyordu. Gülümsedi bunları düşünürken.

“Seviyorsun değil mi baba? Ona bakışlarını görüyorum. Ben artık büyük bir erkeğim bana itiraf edebilirsin!” dedi Ömer yine aynı ciddiyetle.

Bu defa yüksek sesle güldü Ertan bey.

“Peki sence o beni seviyor mu?”

“Bence seviyor ama ona senin sorup farkettirmen gerek. Fatih dedemin bir arkadaşının oğlu varmış. Dilek ablam ile evlenmek istiyormuş. Eğer elini çabuk tutmazsan asla bir Fatih dedem olamayacak. Sena’da kuzenim olamayacak!”

“Bunları kim öğretiyor sana böyle bilmiyorum?” dedi Ertan bey şaşkınlıkla.

“Hâlâ soruma cevap vermedin baba?”

Ertan bey oğluyla böyle şeyler konuşmaya hiç alışık olmadığı gibi onun Dilek’i annesi sanmasından nasıl bu noktaya geldiklerini düşünüyordu. Demek bunca zaman Dilek ile onun arasını yapmak için söylememişti olanları Ömer. Yani aslında onun annesi olmadığını bildiğini. Dilek’e talip çıktığını duyduğu için harekete geçmişti şimdide.

Fatih bey gerçekten evlendirir miydi Dilek’i başka bir adamla acaba? Ya Dilek kabul eder miydi? Ertan bey onun sadece patronuydu. Ne diye kabul etmesindi ki? Aslında Ömer gerçekten doğru söylüyordu.

Oturup baba oğul bir plan yaptılar. Ömer babasının bir akşam şehir dışına gideceğini ve o akşam Gülçin hanımın da işi olduğu için gelemeyeceğini söyleyerek Dilek’ten onlarda kalmasını istedi. Dilek “O zaman seni bize götürürüm ne dersin? Hem Fatih deden de çok sevinir!” deyince.

“Olmaz ben evde kalmak istiyorum” diye direnince Dilek’te kabul etti. ne Ertan bey ne de Gülçin hanım Ertan beyin aslında evde olacağını belli etmediler. Dilek geldiğinde kapıyı Ömer açtı.

Salona harika bir masa hazırlanmıştı. Ertan bey takım elbisesiyle harika görünüyordu. Gülçin hanım ve Ömer kapıda şaşkınlıkla onlara bakan Dilek’i içeri buyur ettiler.

“Ama ben sanıyordum ki?” demeye kalmadan Ömer onun elinden tutup babasının karşısına oturttu. Masa iki kişilik hazırlanmıştı. Sonra gidip ışıkları kıstı ve müziği açtı.

“Bizim Gülçin teyzemle odamda biraz işlerimiz var! Siz keyfinize bakın!” diyerek başbaşa bıraktı onları ardından.

Dilek ne olduğunu anlayamamıştı ama içinden bir heyecan dalgası yükselip nutkunu kesmişti çoktan.

“Ömer bu geceyi ikimiz için düzenledi” dedi Ertan bey. Sonra yavaşça kalkıp Dilek’i dansa kaldırdı. Masada yanan mumlar, kısık ışık ve harika bir müzik eşliğinde Ertan beyin kollarında olmak Dilek’in başka bir dünyaya götürüverdi. Sanki bir masalın içine düşmüş gibiydi. Gülçin hanım ve Ömer’in merdivenlerin başından onları izlediğini ikisi de farketmemişlerdi. Ertan bey de çok heyecanlı ve mutluydu.

Müzik bitince, nazikçe masaya götürdü Dilek’i ve sandalyesini çekerek onu oturttu. Sonra bir dizinin üzerine çökerek cebinden yüzük kutusunu çıkardı ve Dilek’e doğru uzattı.

“Sen bizim için denizden gelen o kızsın. Oğlum ve benim hayatıma denizin özgürlüğünü ve mutluluğunu getirdin. Bir okyanus kadar geniş ve ferah içimiz artık senin varlığında. Bu varlığın ömrümüzün sonuna kadar bizimle kalmasını istiyoruz!”

Ömer koşarak indi merdivenlerden ve hemen babasının yanına diz çöktü.

“Lütfen Dilek abla annem olur musun?”

SON

Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine. Hayatlarımız her zaman mutlu başlayıp, mutlu devam eden ve mutlu sona eren masallara özdeş olsun.

Gülseren Kılınç

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s