Yalan dünya – Bölüm 13

Serpil sabaha doğru hastanede gözlerini açtığında nerede olduğunu anlayamadı bir süre. Sonra içeri giren hemşire gülümsedi ve tansiyonunu ölçtü hemen.

“Nasılsınız Serpil hanım?”

Kendini o kadar yorgun hissediyordu ki cevap bile veremedi. Bütün kasları dayak yemiş gibi ağrıyordu ve buraya nasıl geldiğini bilmiyordu. Sonra Ekrem ve babasının ona geldiğini ve ardından da tüm olayları hatırladı yeniden. Demek onu hastaneye bırakıp gitmişlerdi. Ne yapsınlardı tabi. Karısının katilini anne ve babasının evine bile sokmuştu Ekrem. Kim bilir neler hissetmişti bunları duyunca. Peki ya Yusuf’a ne demeliydi. O gelenin Yusuf olduğundan adı gibi emindi. Ondan başkası gelip ben Serpil’in eski nişanlısıyım deme cesaretini gösteremezdi. Zaten onlara sırtını dönüp ihanet etmişti. Şimdi ne yapmaya çalışıyordu böyle!

Odanın kapısı açıldı ve Sunullah bey girdi içeriye.

“Kızım nasıl oldun? Daha iyi misin?” dedi yumuşak bir ses tonuyla.

“Siz gitmediniz mi?” dedi Serpil şaşkın bir sesle.

“Yok kızım. Ekrem’de dışarıda bekliyor. İnan böyle olsun istemezdim hiç bir şey. Biz seni gerçekten çok sevmiştik. Ekrem’de çok sarsıldı. İkiniz içinde hayatta olabilecek en tuhaf tesadüftü bu herhalde. Yüce Allah’ımın bir bildiği vardır elbet.”

“Ben inanın bilmiyordum. Yani bilseydim o şirkette bile durmazdım inanın! Annemin katil olmadığına yüzde yüz inanıyorum ama onu size ispatlamam mümkün değil!” diyerek yeniden ağlamaya başladı Serpil.

Sunullah bey yatağın yanına gelerek elini tuttu onun, “Ben sana inanıyorum!” dedi yumuşacık bir sesle ancak Ekrem doğru düşünecek durumda değil. Sakinleştiğinde kendisi ve senin için en doğru kararı o verecektir eminim.

“Hayır! Artık o şirkette çalışmaya devam edemem zaten. Sizin hayatınızdan da çıkacağım emin olun. Bir daha beni asla görmeyeceksiniz! Ne olur affedin beni acılarınızı böyle tazelediğim için. İnanın ben de sizi çok sevmiştim. Yıllar sonra kendimi ilk defa bir aileye ait gibi hissetmiştim.”

Sunullah bey sevgile sıktı Serpil’in elini. Ona inanıyordu. Nedenini kendine bile tam açıklayamıyordu ama inanıyordu bir şekilde. Nermin hanımın katil olmayı üstlendiğinden beri yaşadıkları gerçekten çok acıydı. Onun geliniydi ölen. Elbette ki hiç bir zaman onun katili ile empati kurmak aklına bile gelmemişti. Lanet okumuşlardı ailecek iki cana birden kıyan o hayin için ama şimdi Serpil’i görüp, tanıyınca, söylediklerini de dinleyince kafası ve yüreği karmakarışık olmuştu yaşlı adamın. İçinde bir ses bu kızı da korumak istediğini söylüyordu ama yapabileceği bir şey yoktu. Bunu oğluna açıklaması mümkün değildi. Bu işi uzatmak acıları katmerlemekten öteye varmayacaktı büyük ihtimalle. Serpil haklıydı. Birbirlerinden uzak durmaları çok daha iyi olacaktı ikisi içinde.

“Sen çıkana kadar biz burada dışarıda olacağız kızım! Ne zaman ihtiyacın olursa da beni arayıp bulmanı isterim. Hoşçakal!” diyerek çıktı Sunullah bey odadan.

Serpil yeniden bir uykuya daldı ilacın etkisiyle. Rüyasında karmakarışık şeyler gördü. Yeniden uyandığında güneş çoktan yükselmişti. Hemşire gelip yeniden tansiyonunu ölçtü, bir kahvaltı geldi ardından. Doktor en son gelip son bir muayene yaptıktan sonra isterse psikiyatriye yönlendirebileceğini söyledi.

“Hayır teşekkür ederim.” dedi Serpil.

“O zaman ne zaman isterseniz gidebilirsiniz. Bizim yapabileceğimiz başka bir şey kalmadı!”

Serpil hazırlanıp odadan çıktığında Sunullah bey koridorun diğer ucundaydı. Kıza doğru belli belirsiz bir el hareketi yaptı. Ekrem ortalıkta değildi. Serpil gidip adamcağıza bir teşekkür etmek istedi ama sonra vazgeçip diğer yöndeki merdivenlere yürüdü. Daha fazla uzatmadan bu bağı koparmak zorundaydı bu insanlarla.

Ertesi gün doğrudan şirketi muhasebe bölümüne uğradı. Zaten işine son verildiğini düşünmüştü ama muhasebe müdürünün böyle bir bilgisi olmamıştı.

“O zaman istifa etmek istiyorum” dedi.

Bir çaycının istifası üzerine düşünmeye gerek görmeyen adam ona istifa dilekçesini yazması için bir kağıt uzattı. İçeride kalan parası hesaplanıp ödendi ve ayrıldı şirketten bir daha dönmemek üzere.

Ekrem Halime hanımı yeniden görünce anlamıştı Serpil’in ayrıldığını. Hiç bir şey sormadı.

“Bu gençler çok sebatsız oluyor. Şurada kaç ay çalıştı dayanamadı gitti hemen!” diye söylendi kadın. Yeni biri gelene kadar Halime hanımdan rica etmişti insan kaynakları müdürü. Müdürün çok iyiliğini gören kadın da kıramamış, köyünden kalkıp gelmişti kızının evine sırf bu iş için. Şimdi hepsi birden yeni bir çaycı arıyorlardı. Bir daha gelene ilk işi kahve yapma sakın demek olacaktı Halime hanımın. Ekrem kadına bir daha kahve istemediğini çok net bir şekilde söylemişti yeniden.

Yusuf çok memnundu olanlara, takipçi adam kızın şirketten ayrıldığını ve bir daha da adamla görüşmediklerini iletmişti Yusuf’a. O gece evin önünde olmadığından olanlardan haberi yoktu elbette. Yusuf için adamdan ve şirketten ayrılmış olması yeterliydi zaten. takipçinin söylediğine göre kız evden çıkmıyordu iki haftadır. Arada bir bahçede görünüyordu hepsi o kadar.  Adam bir kez adres sorma bahanesi ile yaklaşmıştı kızın yanına. Ağlamaktan şişmiş gözleri, dağınık saçları ile irkilmişti onu görünce. Başından beri takip ettiği o sağlıklı, genç kadın gitmiş yerine ihtiyar bir kadın gelmişti sanki. Evli olduğunu bildiği Yusuf’un bu kızı neden takip ettirdiğini ve neden bu kadar üzülmesine izin verdiğini merak etmeye başladı sonra. Sonuçta kızın annesi öldürdüyse bir başka adamın karısını öldürmüştü. Kızı sadece eski mahalleden tanıdığını söylüyordu Yusuf. Bazen böyle kendi merakları içinde araştırma yapardı.

Yusuf parasını tam ve zamanında ödedi adamın. Bundan sonra ona  ihtiyacı kalmamıştı artık. Tamamen kendi oyununu oynayacaktı. Bu arada ikinci çocuğu da çoktan dünyaya gelmiş Fatma hanım ve kayınvalidesine harika damat pozları yapmaya devam ediyordu. Tabi karısına ve çocuklarına da öyle. Çocuklarını seviyordu elbette. İnsan kendi evlatlarını sevmez olur muydu. Uğraşsa karısına da aşık olabilirdi ama istemiyordu. Onun tek istediği Serpil’di. Artık ciddi bir takıntı haline gelmişti bu onda.

Serpil evden uzun süre çıkmadığı için Yusuf eve mi gitse yoksa bekleyip bir yerlede karşısına mı çıksa karar veremiyordu ama aradan neredeyse bir ay gibi bir zaman geçmişti. Bu arada yeniden izini de kaybedebilirdi. En iyisi daha fazla beklemeden ortaya çıkmaktı. Kızın kafası yeterince karışık olmalıydı hâlâ. Bu da Yusuf’un lehine bir durumdu şimdilik.

Bir akşam üzeri gitti Serpil’in kapısına. Terkedilmiş bir kedi yavrusu gibi gözükmeye çalışıyordu. Serpil kapıyı açıp karşısında duran adamı tanımaya çalıştı önce. O kadar yorgun ve halsizdi ki gözleri bulanık görmeye başlamıştı. Doğru dürüst bir şey yemiyordu, uyuyamıyordu.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s