Yalan dünya – Bölüm 9

Ekrem, Serpil ile arkadaşlıklarının  ilerlemesini istiyordu ama şirkette bir müdürün, çay ocağındaki bir kızla yakınlaşmasının dedikodulara yol açacağını da biliyordu. Bu yüzden onu görmek için gün içinde hiç içmediği halde çay, kahve ve benzeri şeyler istemeye başladı. Serpil yenisini getirdiğinde, eskisini bir yudum alınmış ve soğumuş görünce, “İşe dalmışım içemeden soğumuş!” diye açıklama yapıyordu kendince.

Serpil adamın ona bir şeyler hissettiğini sezmişti biraz ama konduramıyordu. Koskoca birim müdürü orta okul mezunu bir kıza mı bakacaktı? Bakıyorsa da niyeti iyi değildi diye düşünürdü başkası olsa ama Ekrem beyin öyle bir adam olmadığını hissediyordu. Yine de temkinli olmaya gayret ediyordu. Hayatındaki yanlızlık ve yaşadıkları yüzünden çevresinden gelen mesajları doğru değerlendiremiyor olabilirdi. Ayrıca Ekrem bey ona, o Ekrem beye bir şey hissetse ne olacaktı sanki? Dünyanın düzenine ters bir durum olurdu bu ancak.

“Davul bile dengi dengine!” derdi Yusuf’la ilk görüşmeye başladığı zamanlar annesi. Çocuğun doktor olmasından ve onlara tepeden bakmasından ya da kızını kandırıp kullanmasından korkardı elbette. Aslında kadıncağızın başlangıçtaki hislerinin doğru olduğu ortaya çıkmıştı ama çok geç anlamışlardı ikisi de. Zamanla sevmişti o da Yusuf’u, çok güvenmiş, evladı yerine koymuştu. Hapise düştükten sonra oğlanın çark etmesine de çok üzülmüştü bu yüzden. Hatta Serpil’in anlayamadığı bir şekilde hapise düştüğünden daha çok üzülmüştü neredeyse. O zaman daha iyi anlamıştı Serpil kadıncağızın Yusuf’a nasıl güvenip, sevdiğini.

Yusuf gibi acı bir tecrübenin ardından şimdi de eğitimli, koca şirketin para işlerinden sorumlu bir müdür ile bir  hayal kurmak bile aptalca değildi de neydi? Adamın karısının öldüğünü söylemişti Halime hanım. Muhtemelen işkolik adam da bunalmıştı yanlızlıktan kendine eğlence arıyordu. Serpil’in aklına başına toplaması gerekiyordu. İkinci kere aynı hataya düşemezdi.

Bu arada Yusuf’un tuttuğu adam Serpil’in taşınıp gittiği evlerin izini yakalamayı başarmıştı ama son taşındığı evden sonra nerede olduğuna henüz ulaşamamıştı. Bu kadar bilgiye bile kısa zamanda ulaşmış olması Yusuf’u umutlandırmıştı. Geceleri herkes yattıktan sonra Serpil ile karşılaşsa ona neler söyleyeceğini hayal etmeye başlamıştı bile. Her şey o gün arkadaşlarına uyup çamlığa gitmesi yüzünden olmuştu. O gün evde kalmış olsaydı başına bunların hiç biri gelmeyecekti. Fatma hanım yine tutturacaktı muhtemelen avukat kız diye ama o zaman Serpil’le gizlice nikahlayıp onları mecbur burakabilirlerdi. O gece durakta yaşanılanlar ve Nermin teyzenin onun yerine hapise girmesinin ardından annesini ikna etmek için elinde bir koz kalmamıştı.

“Hayatta aile olamam ben onlarla!” diyerek kesip atmıştı. Bilseydi katil olan o zavallı kadın değil kendi oğluydu ne yapardı acaba?

Yusuf’un içini kemirip duruyordu olan biten her şey. Serpil’e gerçeği söylese onu sonsuza kadar kaybederdi. O yüzden onu ilk gördüğünde  söyleyecekleri çok önemliydi. Yatakta bir sağa bir  sola dönerek düşünüp duruyordu geceleri. Uykuya dalarsa Nermin teyzenin yüzü onun bulacağı için işine de geliyordu böylesi. Artık alışmıştı uykusuzluğa vücudu.

Ekrem’in tüm sohbet girişimlerine Serpil’in geriye çekilmesi, kızı iyice merak etmesine neden oluyordu. Sonunda haftasonu babasının akrabalarının şehir dışından gelip onlarda kalacağını duyunca annesini yaşı ilerlediği için çok yorulacağına ve isterse yardım etmesi için birini getirebileceğine ikna etti. Elbette aklındaki kişi Serpil’di. Hem böylece annesinin de onunla tanışıp düşüncelerini söylemesine fırsat yaratmış olacaktı. Hafta sonları şirket mesaisi olmadığı için Serpil’inde itiraz etmeyeceğini düşünmüştü.

Serpil önce biraz çekimser davransa da sonra Ekrem beyin annesinin yanına güveneceği birini götürebileceğini ve bu kısa zamanda ondan başka birini de bulamayacağını söylemesi üzerine kabul etmek zorunda kaldı. Geceleri kalmayacaktı ama sabah erkenden gelip kahvaltıyla başlayan günün gerisinde annesine ev işlerinde yardım edecekti. Gece de Ekrem bey onu evine bırakacaktı.

“Cumartesi sabah yedi buçukta gelir seni evinden alırım!” dedi Serpil’e. Daha önce onu eve bıraktığı için adresi öğrenmişti. Serpil’de bahçesinde yetiştirdiği domates, salatalık ve biberden bir torbaya koyarak hazır beklemeye başladı o sabah.

Bu arada Yusuf’un tuttuğu adam sonunda Serpil’in izini bulmuştu. Henüz kızın çalıştığı yeri tam öğrenememişti ama adresin doğru olduğundan emin olmuştu. O sabah Yusuf’u da alıp evin önüne getirdi, kızın doğru kişi olduğundan emin olmak için. İki adam uzaktan gece konduyu izlerken, pahalı bir arabanın kapı önünde durması ve Serpil’in gülümseyerek arabaya binip uzaklaşmasına şahit oldular.

“Bu da kim?” dedi Yusuf adama dönüp, “Bana onun hayatında kimse olmadığını söylemiştin?”

“Bildiğim kadarıyla öyleydi ama henüz izini yeni buldum. Takibe devam ederim. Kız bu değil mi?” dedi adam sırıtarak.

“Evet kız bu!” dedi Yusuf. Serpil’in hayatında biri olması fikrine çok gerilmişti, “İycie takip et hayatı ile ilgili her şeyi bilmek istiyorum!”

Böylece adam gece gündüz Serpil’i izlemeye başladı tüm hafta sonu aynı arabayla gelip gittiğini de öğrenmiş oldu böylece ve arabanın sahibinin bir şirketin finans müdürü olduğunu. Kızı iki gün boyunca anne ve babasının yaşadığı eve götürdüğünü de.

“Ne demeye annesine götürsün ki Serpil’i. Şimdiye kadar hayatında biri yoksa da bile, demek ki bundan sonra olacak!” diyerek iyice gerildi Yusuf bu haberleri duyunca. Kendi kendine kurmaya başladı iyice. Bir an önce onun karşısına çıkıp konuşmalıydı! Adama pahalı arabalı adamı da iyice araştırmasını tambih etti.

Serpil’in annesinin evinde geçirdiği iki gün boyunca, akrabalardan olabildince uzak duran Ekrem’de eşlik etti. Nurten hanım ile Sunullah bey Ekrem’in bunca yıl sonra akrabalara ilgi duymasının nedenini anladılar elbette.

“Demek bu kızmış!” dedi Nurten hanım gece uyumadan kocasına.

“Dur bakalım hanım, iyice de bir kıza benziyor!”

“Şirkette çaycıymış öyle dedi Ekrem!”

“Aman ne olursa olsun oğlumu hayata geri döndürsün başımın üzerinde yeri var! Sakın oğlana bu çaycı kızla mı görüşüyorsun falan demeyesin hanım!”

“Yok hiç der miyim! Okuyabilse ister mi o kızda böyle olsun. İnsan evladı olsun yeter! Zaten Ekrem anladığımızı farkederse uzaklaşır hemen biliyorsun. Ağzımı bile açmam!” dedi Nurten hanım son olarak.

Karı koca çok keyifli bir hafta sonu geçirdiler oğulları yanlarında ve mutluyken.

Bu iki gün boyunca evde herkes evin kızı gibi davrandı Serpil’e. O da baştan gerilerek kabul ettiği bu işten çok memnun ayrıldı. Uzun zamandır böyle bir aile ortamı yaşamadığı için kendini çok mutlu hissetmişti. Ekrem bey de patron gibi değil, çok yakın bir dost gibi davranmıştı ayrıca. Anne ve babası da çok çok tatlı insanlardı gerçekten.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s