Sac ayakları – Bölüm 5

Çocuklara farkettirmeden saçları elindeki medilin içine sardı ve yeniden kalkmak için hareket geçti. Burada daha fazla durmasına gerek yoktu.

Umut kadının sorduğu sorulardan rahatsız olduğu için çalışmaya devam ediyordu. Elif Müyesser hanımın kalkmasına yeniden yardım ederken o bakmadı bile.

Umut eğilip doğrulurken boynundan sallanan muskaya takıldı sonra gözü Müyesser hanımın bu defa.

“Senin adın ne oğlum?” dedi ona bakarak.

“Umut efendim!” dedi Umut alnındaki teri silerek doğruldu. Bu kadın onları oyalamaya devam ederse parktaki kalabalığı kaçıracaklardı.

“O boynundaki ne öyle büyüye falan mı inanıyorsun sen yoksa?” dedi Müyesser hanım hiç istifini bozmadan.

Kadının bu sefer onu sorularla sıkıştıracağını anlayan Umut hızlıca cevap verip konuyu kapatmak istedi.

“Hayır efendim bu kolye ailemden bana kalan tek şey!”

“Anlamadım?” dedi Müyesser hanım şaşırarak.

“Beni yetimhanenin kapısına bir battaniye içinde bırakırken yanımda bu kolyede varmış!”

Müyesser hanım kapıya doğru gideceğine Umut’a doğru gitti bu kez. Suratında çok garip bir ifade vardı. Umut kadının tuhaf bakışlarından irkilmiş kıpırdamadan duruyordu. Elif’te kadıncağız takılıp düşmesin diye sürekli kolundan tutuyordu.

Müyesser hanım Umut’un önüne gelince durdu ve muskaya elini uzatıp, kendinen beklenmedik bir çeviklikle çekip kopardı.

Umut yıllardır gözü gibi baktığı muskanın böyle çekilip alınmasının şokunu yaşarken kenarındaki dikişleri ayırıp içindekini çıkardı. İçinde dörde katlanmış bir fotoğraf vardı. Elleri titreyerek açtı fotoğrafı.

Torununun annesi ölmeden önce oğluna bebeğin yanına içinde ikisinin fotoğraf olan bir muska bıraktığını söylemişti. Ancak bebeğin bir oğlan olduğundan bahsetmemişti ne yazık ki. Nasıl olmuşsa oğlu da bebeğin kız olduğunu düşünmüştü ve annesine de bir kız bulmasını vasiyet etmişti. Müyesser hanım ne diyeceğini bilemiyordu artık.

Umut’un yüzüne baktı dikkatlice ve kendi oğlunun o yaşlardaki halini gördüğünü sandı bir an ve yeniden dengesini kaybetti. Elif sıkıca tuttu onu.

“Ne yaptınız?” siz dedi Umut gözlerini kocaman açarak. Fotoğrafı aldı kadının elinden ve şaşkınlıkla bakmaya başladı.

“Onlar senin annen ve baban!” dedi Müyesser hanım sesi titreyerek, “Ben de babaannenim!”

Umut anlamaz gözlerle bir yaşlı kadına bir de fotoğrafa baktı.

“Aman Tanrım Umut! Kurtuldun!” dedi sevinçle Elif.

Sonra kadının yanında böyle bir şey söylediği için utandı yaptığından.

Böylece DNA testi yapılmadan torunun kim olduğu anlaşılmış oldu. Müyesser hanım Umut’u n şaşkınlığından faydalanıp evine getirdi ve Sultan’ı da hemen göndermelerini istedi. O kıza zaten hiç kanı ısınmamıştı.

Hayalleri suya düşen ve kendisi yerine Umut’un geleceğinin kurtulmasına hırslanan Sultan’ın döneceği yer yine gece kondu olmuştu elbette. Kendi kendine Umut adına sevinip duran Elif’i buldu hemen. Elif onun Müyesser hanımın evinden geldiğinden habersiz olanları bir çırpıda anlattı ona. O da hiç bozuntuya vermeden dinledi sonuna kadar.

“Tatlım biliyorsun Umut sensiz yapamaz. Şimdi o kadına ben dönmeliyim diyerek gelirse hiç şaşırma! Böylece çocuğun geleceğine mani olacaksın. O kadar zengin bir aile Umut’un yanında seni de istemeyeceğine ve Umut’da seni seçeceğine göre biraz düşün derim. Buradan hemen çekip gitmezsen çocuğun geleceğini sen mahvedeceksin bu defa da!”

Elif Sultan’ın söylediklerini o kadar haklı buldu ki, Umut’un geri gelmesinden korkmaya başladı hemen.

“Peki nereye gideceğim?” dedi telaşla.

“Taşra da bir akrabam olduğunu söylemişlerdi bana. Şu kaybolmalarımın birinde oraya gittim. Size söylemedim. İyi insanlar beni hoş karşıladılar. O kadar fakirler ki üç gün zor durdum yanlarında. Eminim seni de kabul ederler arasam!”

“Bana bu iyiliği yapar mısın gerçekten!” dedi Elif. Sultan’ı hiç bu kadar yardımsever görmemişti. Onun bir gün vicdanına yenik düşeceğini hep söylemişti ama Umut’a. İşte o gün gelmişti  demek.

Hemen ertesi gün otobüs bileti aldı ve Sultan’ın verdiği adrese gitti. Burası beş saatlik yolda küçücük bir köydü. On iki hanesi ya var ya yoktu. Ailenin hiç çocukları olmamıştı. Elif’i memnuniyetle karşıladılar annesiz babasız olduğunu duyunca çok üzülmüşlerdi.

“Güzel kızım yirmi bir yaşına gelmişsin. Bu yaşta kimsenin evladı olmazsın ama yine de bizi ailen bilirsen çok mutlu oluruz” demişlerdi onu daha kapıda görür görmez.

Bu güzel insanların misafirperverliğinden çok memnun kalan Elif, köyde onların tarla, ev ne işleri olsa canla başla sarılmıştı hepsine.

Umut olanları Müyesser hanımdan dinledikten sonra kendine gelmesi bir kaç gün almıştı. Bir kaç gün sonra hemen gecekonduya dönüp Elif’e olanları anlatmak istemiş ancak Sultan ile karşılaşmıştı. Sultan geldiğinde Elif’i evde bulamadığını anlattı ona. Umut ne yaptıysa izine rastlayamadı sevdiği kızın. Sultan’da bir kaç kez para için onu ziyaret ettikten sonra ortadan kaybolup gitti.

Müyesser hanım Umut’ın eksik olan üniversite eğitimini tamamlaması için harekete geçti hemen. Torununun erkek olmasına çok sevinmişti gerçekten. Oğlunun kanı ve canını taşıyan bir başka erkek çocuğunun varlığı onu canlandırmıştı. Umut çok düzgün ve akıllı bir çocuktu ayrıca. Sultan ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. Oğlunun sevdiği kadını kaybettiği gibi torunun da kaybetmiş olmasına çok üzülmüştü sadece.  Bu yüzden yüreği bu sefer dayanmadı ve Cumhur beyi Sultan’ı veya Elif’i bulması için görevlendirdi Umut’a bahsetmeden.

Bu kez saklamaktaki amacı torununu sebepsiz yere umutlandırmamaktı sadece.

Aradan iki yıl geçtikten sonra bir gün Cumhur bey Sultan’ı bulduğu söyledi yeniden. Kıza biraz para teklif edip Elif’i gönderdiği adresi öğrenmişti. Müyesser hanım hemen Umut’u çağırdı ve kızın nerede olduğunu bulduklarını söyledi. Umut neredeyse sevinçten havalara uçacaktı.

Müyesser hanım seyahate dayanamayacak kadar yaşlı olduğundan Cumhur bey ile verilen adresteki köye gittiler hemen.

Elif karşısında Umut’u görünce o kadar şaşırdı ki hüngür hüngür ağlayarak onun boynuna sarıldı hemen. İkisi de birbirini çok özlemişlerdi.

Müyesser hanım biri şehirde biri köyde olmak üzere çifte düğün yaptı ikisine. Köydeki aileyede gelinlerine sahip çıkıp yuva oldukları için çok teşekkür etti.

“Bundan sonra sizler bizim dünürlerimizsiniz!” dedi onlara

İki yıldır onlarla yaşayan Elif’te çok memnun oldu buna ve tabi Umut’da.

Müyesser hanım Umut ve Elif’in evlenmelerinin ardından iki yol sonra vefat etti. Ölmeden önce torunun torunu minik Müge’yi görebildi ama.

Müge Elif’in annesinin adıydı.

SON

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s