Sac ayakları – Bölüm 4

Müyesser hanım o günleri yeniden hatırlayınca derin bir “Ohh!” çekti. Bu kız eğer gerçeken torunu ise yetimhaneye bırakıldığı için annesini suçlamasını istemezdi. Çünkü belli ki aç gözlü anneannesi parayı aldıktan sonra kızını bu bebekten kurtarmak istemişti. Kızı hayatı boyu bebeğini terketmiş olmanın acısını unutamamış. Kanser olduğunu öğrenince gelip Müyesser  hanımın oğlunu bulmuş ve her şeyi anlatmıştı. Müyesser hanımın oğlu Taner annesiyle beş ay küs kalmıştı bu konu yüzünden. Babası hayattan ayrılalı on yıl olmuştu. Aşık olduğu kız ortadan kaybolunca uzun yıllar kimseyle evlenmemiş. Sonra yine zengin ahbaplarından birinin kızıyla gösterişli bir düğün ile evlenip, ancak iki yıl sürdürebilmişti. Bu arada da bir daha çocuğu olmamıştı.

Bir çocuğu olduğunu öğrenmesinin ardından altı yıl sonra o da aşık olduğu kadın gibi o illet hastalığa yakalanmış ve annesine evladını bulması için vasiyet etmişti.

Kızın yetimhanede büyümüş olmasında elbette Müyesser hanımın da suçu vardı bunu kabul ediyordu ama onun rahat bir hayat yaşaması için gerekli tüm iyi niyeti göstermiş ve teklif etmişti. Semiha hanım parayı torunu için değil kendi için harcama hırsına kapılınca çocuk bir çöp gibi fırlatılıp atılmıştı. Üstelik annesinin çığlıklarına rağmen.

Olanların tamamı Müyesser hanımın suçu değildi bu yüzden. O kendi payına düşen kısmı şimdi telafi etme şansına sahipti. Tabi eğer DNA testi sonuçları pozitif çıkarsa.

Asuman’ı tembihleyerek kızın kullandığı banyodan saç kılları toplamasını istedi.

Bu arada Elif ve Umut komşulardan Sultan’ın bir ara yeniden eve geldiğini öğrenmişlerdi. Sonra pahalı bir araba gelip onu almıştı.

“Muhtemelen sevgililerinden biridir!” dedi Umut.

“Evet belki  de ama o zaman buraya niye gelsin ki?” dedi Elif.

“Para istemek için elbette! Belki de evi boş bulunca buradan gittiğimizi sanmıştır ve bir daha dönmez!”

İkisi de güldüler. Aynı eve taşındıktan sonra etraftan laf olmasın diye evlendiklerini söyledikler herkese. İkisinin de yetimhanede büyüdüğünü bilen komşular oda nikahı ve gümüş yüzüklerle kendi aralarında yaptıklarını söyledikleri bu nikaha inandılar. İkisininde düzgün gençler olduğunu biliyorlardı. Hatta içlerinden bir kaçı Sultan’ın gidişinin  onları için daha iyi olduğunu yüzlerine bile söyledi.

Elif elbette ki çok üzüldü bu sözlere ama Umut’un onu dürtmesi ile sesini çıkarmadı. Müyesser hanım DNA testine giden saçların sonuçlarını beklerken Sultan ile muhatap olmamayı seçmişti. Önce her şeyin kesinleşmesini istiyordu. Aslında kızı Semiha hanıma benzetmişti biraz bu yüzden de pek sevmemişti. Onun torunu olma ihtimalini kabul ediyordu yani kendi torunu olma ihtimalinden şüphe duysa bile. Yine de yetimhaneye aynı dönemde gelen diğer iki çocukla da tanışması için içinden bir ses sürekli dürtüyordu onu. Sonunda Cumhur beyden adresi istedi ve Sultan’ın haberi olmadan çocukları ziyaret etmeye karar verdi. Hem Sultan hakkında da bilgi alabilirdi onlardan.

Sultan bir eli yağda bir eli balda bu rahat ve zengin hayata çok kolay alışmıştı. Ne istese yapılıyordu. Müyesser hanımın gözüne girmek için sürekli evde vakit geçiriyor. Çok hanım hanımcıkmış gibi davranmaya çalışıyordu. DNA testi ve Müyesser hanımın gecekonduya gittiğinden haberi bile yoktu. Ona miras kalacak meblağı tahmine uğraşıyor ve o parayla neler yapabileceğini hayal ediyordu sürekli.

Elif ve Umut işten yeni gelmişler bahçedeki salatıkları topluyorlardı. Elif Umut’un yanına taşındığından beri salatalık satmaya akşamları onunla birlikte gider olmuştu. Hem sohbet ediyorlar hem işlerini yapıyorlardı birlikte. Kira bire düşmüş olsa bile para biriktirmeye karar vermişlerdi gelecek için. Üniversite eğitimleri olmadığı için gelecekte çok daha iyi işlerde olma şansları pek yoktu şimdilik. Bunun için dışarıdan sınavlara da girmeyi düşünüyorlardı seneye. En azından biri okursa ikisine de faydası olurdu bunun. Elbette Umut bu önceliği Elif’e vermişti.

İkisi de güle oynaya salatalık toplarken kapıya yanaşan arabayı görünce önce Sultan geldi sandılar. Sonra arabadan inen şoföre bakıp, onun kırıklarından biri sandılar ama şoför arka kapıyı açıp yaşlı bir kadın inince ikisi de tahmin yürütmeyi bıraktılar.

“Yetimhanede büyüyen çocuklar siz misiniz?” dedi Müyesser hanım bahçe duvarından onlara  bakıp.

Elif hemen koşup açtı bahçe kapısını “Bir arkadaşımız daha var Sultan ama o şimdi burada değil!”

“Nerede?” dedi Müyesser hanım bastığı yere dikkat ederek  girdi bahçeye. .Bu defa Umut koşturarak tahta sandalyeyi getirdi evin önünden ve oturması için yaşlı kadının önüne bıraktı.

Elif koluna girip yardım  etti oturmasına.

“Biraz işleri var herhalde” dedi bunu yaparken.

“Nasıl işleri var? Arkadaşınızın nerede olduğunu bilmiyor musunuz?”

“Aslında hayır!” dedi Umut. Elif’e bozmaması için bir bakış attı. Tanımadıkları bir kadına neden onu savunsunlardı ki. Hem kim bilir belki bu kadına bir zarar vermişte olabilirdi. Sultan’a güven olmazdı ki!

“Sultan pek uğramaz eve, nerede olduğunu da söylemez! Bizimle çok bağı kalmadı!” dedi salatalıkları toplamaya devam ederken.

Müyesser hanım şüpheyle baktı çocuklara. Bunlar gerçekten de Sultan’ın zengin ailesinin ortaya çıktığını ve kızın şimdi evlerinde yaşadığını bilmiyorlar mıydı yani? Tam Semiha hanıma göre bir davranıştı bu!

“Demek sizi de Sultan gibi bırakıp gitmişler kapıya?”

“Hayır olur mu? Zavallı Sultan’ın anne ve babası bir yangında ölmüşler. Onu terketmemişler yani. Hatta vücudunda yanık izleri var hâlâ garibanın. Sızlar durur canı yandıkça!”

“Nasıl yani Sultan’ın anne ve babası belli mi yani?”

“Evet bizimkiler belli değil!” dedi Elif saf saf Umut’a bakarak. Umut bu kadına ne diye bunları anlattıklarını merak etmeye başlamıştı.

Tam kadına “Siz kimsiniz?” diyecekti ki kadın ondan önce davranıp Elif’e baktı ilgiyle.

“Senin adın ne kızım?”

“Elif efendim!”

“Kaç yaşındasın?”

“Yirmi bir!”

“Ve seni yetimhanenin kapısına bırakmışlar öyle mi?”

“Evet efendim. Adımı bile yetimhanedekiler takmış.”

Bu nazik ve güzel kıza baktı uzun uzun Müyesser hanım. Semiha’nın kızına benzemiyor muydu sahiden? Onun gibi güzel ve naif bir kızdı. Görünüşe göre de pek saf ve iyi niyetliydi. O evdeki kız yalan söylemişti belli ki. Nasılsa DNA testi her şeyi ortaya çıkaraktı.

“Biraz daha sürdürsün bakalım yalanı. Bir kaç güne açığa çıkar. O zaman gelip bu kıza DNA testi yaptırırız!” dedi önce. Sonra bu işin bu kadar uzamasından sıkıldığı için sandalyeden kalkıyormuş gibi yaptı. Elif ona  yardım etmek için yeltenince de uzanıp saçına tutunuyormuş gibi yapıp kızın bir kaç tel saçını koparıverdi.

“Ah çocuğum özür dilerim dengemi kaybediverdim. Canını yakmadım ya?” dedi nazikçe yeniden otururken.

“Yok efendim olur mu?” dedi Elif. Saçları kopunca canı yanmıştı ama kadıncağızın bunu kasıtlı yapmadığı gün gibi ortadaydı.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Sac ayakları – Bölüm 4” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s