Sac ayakları – Bölüm 3

“Size Sultan hanımın yetimhanede büyüdüğünden bahsetmiştim!” dedi Avukat Cumhur bey araya girip.

Müyesser hanım koltuğa doğru ilerledi ve bakıcısı oturmasına yardım etti. Çok sağlıklı görünmüyordu gerçekten.

“Bu ihtiyar fazla yaşamaz!” diye geçirdi içinden Sultan. Yüzüne en sevimli bulduğu gülümsemesini yerleştirmiş, hayranlıktan ölüyormuş gibi yaşlı kadına bakıyordu bu arada.

“Kaç yaşındasın?” dedi Müyesser hanım. Sesi daha sevecen çıkmıştı şimdi.

“Yirmi bir efendim!” dedi Sultan olanca nezaketiyle.

“Baban öleli beş yıl oluyor. Annen de yakın zamanlardaa ölmüş duyduk”

Sultan kadının gözüne girme derdinde olduğundan annesinden bahsederken sesinin aldığı rengi farketmedi Müyesser hanımın. Gülümsemeye devam etti.

“Tabi onları hiç tanıma şansın olmadığı için üzülmemiş olmanı anlıyorum” dedi yaşlı kadın onun gülümsemesine bakarak. Sultan o zaman akıl etti yüzünü toparlamayı.

“Yo hayır! Ben sadece çok şaşkınım o yüzden. Lütfen yanlış anlamayın. Annem ve babamı tanımayı çok isterdim. Kim bilir ne aşıklardı birbirlerine!” dedi hemen heyecanla.

“Annen bizim hizmetçimizin kızıydı! Oğlumu baştan çıkardı.”

Sultan kadının sesindeki öfkeyi duydu bu kez. Başını önüne eğdi. Bu kadına karşı temkinli olması gerekiyordu belli ki. Pek sevilen ve istenilen bir torun değildi herhalde Elif. Zaten öyle olsa yetimhanede ne işi vardı değil mi? Sultan Elif gibi akılsız değildi. Ne yapar eder bu kadına kendini inandırabilirdi.

“İyi ki sen gelmemişsin!” dedi içinden Elif’e, “Kesin kapının önüne koyardı bu teyze seni!”

“Bu elbette senin suçun değildi ama ben oğlumun bir hizmetçinin kızı ile evlenmesine izin veremezdim. Büyükannene yüklüce bir para verip, gitmesini istedim. Tabi anneni de alarak. Annen seni bahane edip gitmek istemedi. Oğluma kesinlikle bahsettirmedim tabi hamilelikten. Büyükannen akıllı bir kadındı. Parayı ve anneni alıp ayrıldı buradan. Bir daha da onları hiç görmedik!”

Ardından öksürmeye başladı Müyesser hanım, Sultan bir an için kadının nefesi kesilecek ve ölecek sandı. Bakıcısı hemen bir bardak su getirerek onu rahatlatmaya çalıştı. Yaklaşık bir kaç dakika dakika süren bu krizin ardından yeniden suyunu içerek devam etti Müyesser hanım konuşmaya.

“Annen ölmeden önce bir şekilde babanı bulup senden bahsetmiş. Buradan ayrıldıktan sonra dünyaya gelir gelmez seni götürüp yetimhaneye bırakmışlar. Annen karşı koymuş ama büyükannen dediğim gibi akıllı bir kadındı izin vermemiş. Baban bana söylemeden yıllarca aramış seni. Bulamamış. Hastalandığı zaman itiraf etti. Benden seni bulmam için söz istedi. Sonunda yetimhanede senin izini bulduk. O dönem kapıya bırakılan iki çocuktan biriymişsin.”

“Peki şimdi ne olacak?” dedi Sultan sesini titreterek. Avukat miras kelimesini kullanmıştı onu buraya getirirken ama bu ihtiyarın ondan pek hazmetmediği ortadaydı. Kadının niyetini öğrenip ona göre bir yol haritası çizmek istiyordu.

“Asuman sana odanı göstersin, benim Cumhur bey ile konuşacaklarım var!” dedi bakıcısını göstererek.

“Oldu bu iş kalıyorum!” dedi Sultan Asuman’ın arkasından giderken.

Müyesser hanım kolay ikna olan birisi değildi. Cumhur beyin bildiği her şeyi yeniden anlattırdı. Diğer çocukların da gecekonduda yaşadıklarını öğrendi ondan. Cumhur bey çocuğun bu olduğundan çok emindi. Yetimhanedekiler kızlardan biri olabileceğini söylemişlerdi. Çocuğun anne ve büyükannesi hayatta olmadığından ve çocuğu sahiplenmeyip hemen bıraktıklarından bilgi alacak kimse yoktu.

“Bırakıldığında bir not, bir eşya yokmuymuş yanında?” dedi Müyesser hanım.

“Hayır efendim böyle bir şeyden bahsetmediler bana!

“Peki o zaman. DNA testi yapacağız. Sokakta bulduğumuz bir kızı bağrıma basacak değilim. Bundan kıza bahsetmeyin. Asuman saçından bir tel alıp verir size. Siz de gerekli testi yaptırırsınız. yeterli olur değil mi?”

“Evet bana da öyle söylendi efendim!” dedi Cumhur bey. Müyesser hanımın kızı hiç sevmediğini anlamıştı. DNA testi negatif çıkarsa belli ki çok mutlu olacaktı.

“Eğer bu kız torunum değilse aramaya da son vermenizi istiyorum! Biz elimizden geleni yaptık!”

“Elbette nasıl isterseniz!” dedi Cumhur bey ve selam verip çıktı odadan.

Aslında Müyesser hanım insanların sandığı kadar vicdansız bir kadın değildi. Oğlunun hizmetçinin kızına aşık olduğunu anladığı zaman çok geç olmuştu. Kız eli yüzü düzgün efendi bir kızdı. Ancak Müyesser hanımın kocası Sacit bey o dönem milletvekili adayı olmuştu, oğlunun böyle bir kıza aşık olduğunu duyarsa buna asla izin vermezdi. Kocasının kariyeri aynı zamanda oğlunun da geleceğiydi. Bu nedenle oğluyla defalarca konuştu Müyesser hanım ama çocuk kıza körkütük aşık olmuştu ve annesini kesinlikle reddediyordu. Seçimlerden sonra da evlenebileceklerini söylüyordu. Hem babası belki de seçilemezdi bile. O zaman hiç sorun kalmayacaktı.

Müyesser hanım meseleyi oğluyla çözemeyeceğini anlayınca kızın  annesi Semiha hanım ile konuşmaya karar verdi. Semiha hanım kızının evin oğluyla bir aşk yaşadığını biliyordu. Hatta Müyesser hanım Semiha hanımın bunu desteklediğinin de farkındaydı. haliyle kızını böyle zengin bir kapıya gelin vermek istemesi anormal bir şey değildi.

Onu karşısına alıp bunun neden mümkün olmayacağını uzun uzun anlattı elinden geldiğince nazikçe.

“Bakın Semiha hanım, aşka saygım var. Kızınız için de şimdi Allah var kötü  bir şey söylesem Allah beni affetmez. Çok terbiyeli, düzgün, efendi bir kızcağız! Ancak ne olur siz de beni anlamaya çalışın! Bu çocukların karşısına daha çok kısmet çıkacaktır.”

Semiha hanım sessizce Müyesser hanımı dinledikten sonra “Berrak hamile kalmış oğlunuzdan!” deyiverdi, “Bunu önce oğlunuza diyecekti ama siz şimdi böyle söyleyince ben söylemek zorunda kaldım!”

Müyesser hanımın başından kaynar sular inmişti. İki gencin arasındaki ilişkinin bu boyuta gelmiş olabileceği hiç aklına gelmemişti. Başta Semiha hanımın buna itiraz etmesini beklerdi ama demek ki kadın zenginlik uğruna buna göz yummuştu. İşler şimdi iyice sarpa sarmıştı. Semiha hanımın doğru söyleyip söylemediğinden de emin olamamıştı ayrıca. Kızının evlenemeyeciğini anlayınca kadın şansını deniyor da olabilirdi.

Müyesser hanım soğukkanlılığını koruyarak, “Çocuktan oğluma bahsetmeyeceksiniz!” dedi önce. Semiha hanım dikleneceği sırada, “Ona ömrünün sonuna kadar yetecek para sağlayacağım. Bütün eğitim ve diğer masraflarını ben karşılayacağım. Bizden kesinlikle haberi olmayacak. Ona sahip çıkacağıma söz veriyorum size şerefim üzerine. Sizin ve kızınızın da mağdur olmanıza izin vermeyeceğim!”

Semiha hanım bu kadar yüklü bir teklifi duyunca affalladı biraz.

“Kızımla konuşup size haber vereceğim!” diyerek ayrıldı Müyesser hanımın yanından ve yaklaşık iki saat sonra yeniden geldi.

“Sizin hayatımız boyu bizimle olmanızı istemiyoruz açıkçası. Kızımın çok ağırına gitti onu istmeyişiniz. Sizi bir daha görmek istemiyor. O genç ve cahil bir kız elbette. Çocuğun ömrüne ve eğitimine yetecek parayı bize baştan verirseniz. O zaman ne oğlunuz bir çocuğu olduğunu bilecek, ne de bir daha bizi göreceksiniz!”

(devam edecek)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s