Sığınacak tek liman – Bölüm 5

Duru ne zaman “Şunu da çok severim!” dese, Kayhan hemen “Ben de!” diyordu heyecanla. Birbirleri için yaratılmış gibiydiler. Kayhan’ın ailesi yurt dışında olduğu için henüz onlarla tanıştıramıyordu ama hayatta en çok istediği şey Duru’nun onun karısı olmasıydı. Duru ona ne kadar aşık olursa olsun başta biraz çekingen davranıyor, hızlı ilerlemek istemediğini söylüyordu ama sonunda bu sihirli aşka daha fazla direnemedi ve Kahyan’ın evlenme teklifini kabul ederek, aldığı yüzüğü parmağına takmasına izin verdi. Onlar artık sözlüydüler.

“Şu Balta Holding ile işin ne zaman bitecek. Sizi tanıştırmak için sabırsızlanıyorum. Bak sözlendim seninle kutlayamıyoruz! Ayrıca da çok özledim!” dedi Duru yüzük müjdesini verirken Atakan’a.

“Biraz hızlı gitmiyor mu bu ilişki?” dedi Atakan elinde olmadan. Sesi endişeli çıkmıştı.

“Öyle mi düşünüyorsun gerçekten?” dedi Duru birden durup, onunda ses endişeli çıkmıştı.

Atakan arkadaşını bu kadar mutluyken tedirgin ettiği için kızdı içinden kendine ve “Şaka yapıyorum yahu! Yanında olamadığım için kıskanıyorum sadece!”

Duru koca bir kahkaha attı, “İşte bende onu diyorum kanki, haydi kurtul şu nişanlı hikayesinden de tanıştırayım sizi! Merak etme onu hem çok seveceksin, hem de kesinlikle seni ele vermeyecek magazincilere!”

“Benden bahsettin mi?” dedi Atakan yeniden endişeli sesini kontrol edemeyerek.

“Hayır etmedim Atakan! Aşık oldum diye o kadar sarsak olmadım henüz. Geçmişimizi kastediyorsan ondan hiç bahsetmeyeceğim zaten. Okul arkadaşım derim belki sadece!”

“Tamam kusura bakma çekimler öyle yoğun ki, yorgunluktan saçmalıyorum sanırım. Çekim takvimini çok hatırlamıyorum şimdi ama en kısa zamanda bakar sana bilgi veririm”

“Tamam bekliyorum” diyerek kapattı Duru telefonu.

Diğer tarafta Oya ağabeyinin anlattıklarını dinleyince “Yani şimdi hem onunla hem seninle mi nişanlı?” dedi şaşkınlıkla, “Bunlar nasıl bir çift böyle ikisi de ikimizi ve birbirlerini idare etmeyi göze almış inanamıyorum!”

“Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş işte! Tiksiniyorum o Duru denilen kızdan. Şimdi bana iyice inanıyor. Yakında görecek böyle iki yüzlü olmanın sonucunu!”

“Ne yapacaksın Tamer ağabey? Merak ettim çok!”

“Görürsün!” dedi Tamer ve hemen Duru’ya bir mesaj yazdı.

“Aşkım annemlerle konuştum, gelişleri ne yazık ki yine ertelenmiş. Ben artık sensiz yaşamaya tahammül edemiyorum. Ne dersin bir hafta bir tekne turuna katılsak ve birlikte daha çok zaman geçirsek artık. Ön balayı gibi olmaz mı?”

Duru her zaman bir mavi tura katılmayı hayal etmişti ama elbette bunu yapmaya maddi durumu müsade etmemişti hiç bir zaman. Atakan’a söylese anında ayarlardı biliyordu ama kesinlikle ondan bir şey istememeye kararlıydı. Bıraksa bütün hayatlarına dair masrafları üstlenecekti zaten. Çocukluklarında camın önünde gece boyu oturup dostluğunu vermesinin bedeli bu kadar ağır ve çok olmamalıydı. Atakan’ın ona yaptığı iyilikler çoktan borçlandırmıştı Duru’yu.

“Neden olmasın?” yazdı heyecanla Kayhan sandığı Tamer’e.

“O halde sen haftaya iznini ayarla! İyi geceler hayatımın kadını!” yazdı Tamer yüzünü buruşturarak.

Artık finale yaklaşıyorlardı. Bu oyunu aylarca sürdürmek gibi bir niyeti yoktu. Bir an önce sonuca bağlayıp, boşa harcanan bu vakti işleri için değerlendirmek istiyordu yeniden. Kardeşi Oya’nın onuru içindi bunların hepsi. Onu kimsenin üzmesine izin vermeyeceğine babasına söz vermişti.

Bu arada Oya Atakan’ın sürekli peşinde dolaştığı yalanlarını uydurmaya devam ediyordu ağabeyine.

“Sanki benimle alay eder gibi!” diyordu sonrada ağlayarak.

Duru, Kayhan ile birlikte tekneye bindiğinde çok heyecanlıydı. Bir hafta denizin üzerinde ve ıssız ve harika koylarda olacaklardı. Tekne de kendilerinden başkaları da olacağını düşünüyordu. Mavi turlar genellikle  bir grupla yapılırdı ama demir aldıkları zaman anlayacaktı ki bu yolculukta sadece ikisiydiler. Kayhan yine  romantik jestlerinden birini yapmıştı.

Teknede bir kaptan ve onlara hizmet eden bir görevli ve sadece ikisi vardı. Kayhan’ın yani Tamer’in bu teknenin sahibi olduğunu bilmiyordu elbette. Kayhan ona kiraladığını söylemişti. Ufka doğru açılırken birlikte kahvelerini içtiler. İyice açıldıktan sonra Kayhan ona  kamarasını göstermek istediğini söyleyerek onu aşağı indirdi.

Kapısı çiçeklerle süslenmiş kamaranın kapısını açtığında yatağın üzerinde duran harika gelinlik neredeyse nefesini kesecekti Duru’nun.

“Kayhan!” dedi sevinçle.

“Aşkım annemleri bekleyemeyeceğim. Kaptan bizim nikahımızı kıymayı kabul etti!” sonra dizlerinin üzerine çöktü ve “Bu gelinliği giyip sonra da benimle evlenir misin bu akşam?”

Duru’nun kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. Evlenirken yanında hep annesi ve Atakan’ın olmasını hayal etmişti ama şu an her şey o kadar özenle hazırlanmış ve romantikti ki buna hayır demesi mümkün değildi.

“Evet!” dedi el çırparak.

Kayhan onun elini öperek doğruldu, “O zaman aşkım ben yukarı çıkıp kaptanla konuşurken, sen de gelinliğini giy haydi!”

Duru heyecanla girdi odaya ve tam bedenine göre dikilmiş gelinliği giyip uzun uzun aynada kendini seyretti. Saçlarını nasıl yapacağına bir türlü karar veremiyordu.

“Keşke bir kuaföre uğrayıp gelseydim” dedi içinden.

Sonra gelinliğin yanında yatağın üzerinde duran çiçeklerden çelengi başına oturttu ve bu halinin gayet güzel olduğuna karar verdi. Yakışıklı prensi her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüştü.

Kapıyı açtı eteklerini tutarak güverteye çıktı.

Onlara hizmet eden görevli elindeki kemanı çenesinin altına koyarak çalmaya başladı hemen. Kaptan ve Kayhan hayranlıkla ona bakıyorlardı.

Kayhan hemen yanına gelip elinden tuttu ve kaptanın önüne kadar getirdi onu.

“Şahitlerimiz kim olacak peki?” dedi heyecanla Duru.

“Gökyüzü ve Deniz!” dedi Kayhan gülümseyerek.

“İnan bu kadar güzelini hayal bile edemezdim!” dedi Duru mutlulukla.

Görevli kemana  ara verdi ve birbirlerine “Evet” diyerek  bu romantik merasimi bitirdiler. Kaykan nazikçe alnından öptü karısını ve yeniden başlayan keman eşliğinde dansa davet etti.

Batmakta olan günün kızıllığında denizin ortasında harika bir törenle evlenmişlerdi. Devam eden günlerin her biri rüya gibi devam etti Duru için. Onlar artık karı kocaydılar. Ancak Kayhan’ın ailesi gelene kadar aynı evde yaşamayacaklardı. Ailesi üzülebilridi onlar gelmeden evlenmiş olmalarına. Onlar gelince bir düğün yapar, sonrada iki sevgili ayrılmamak üzere aynı evde birleşebilirdi.

Kayhan’ın ricası üzerine bir hafta telefonunu kapatan Duru karaya indiklerinde Atakan’ın merak dolu mesajlarını gördü. Atakan arayıp erişemeyince, iş yerinden bir hafta da izin aldığını öğrenince çok telaşlanmıştı.

Kayhan’dan ayrıldıktan sonra hemen onu arayıp, olanı biteni uzun uzun anlattı büyük bir mutlulukla.

“Vay be!” dedi Atakan, “Gerçekten çok iyi çıktı bu bizim enişte!”

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s