Sığınacak tek liman – Bölüm 4

“Nişan mı? Evleneceksiniz yani siz ikiniz!” dedi Oya tükürür gibi sonra elini bir hışımla Duru’ya uzattı “Oya ben! Atakan’ın patronuyum! Tebrik ederim, yabaninin gönlünü çalan kız sensin demek!”

“Memnun oldum Oya hanım!” dedi Duru iyice tedirgin olmuş gibi yapmıştı ama kadının  bakışlarından onu öldürmek istediğini anlamaması mümkün değildi.

“İyi yapmadık mı acaba?” dedi Oya arkasını hırsla dönüp gittikten sonra Atakan’a.

“Niye ki hiç değilse peşimi bırakır!” dedi Atakan.

“İşini bırakmasın da!”

Atakan’ı restoranda gören tek kisi Oya değildi o gün ne yazık ki. Tamer’in adamları da fotoğraflamıştı ikisini. Onlar Oya’ya oynadıkları oyunun işe yarayıp yaramayacağını tartışarak Duru’lara giderken adresi de tesbit etmişlerdi kolayca.

Oya restorandan çıkıp ağlayarak aradı ağabeyini.

“Gördüm onları ağabey! Gerçekten var bir sevgilisi. Hem de evleneceklermiş. Utanmadan gözüme baka baka söylediler! Bana bir çöpmüşüm gibi davrandı ikisi. Çok utanıyorum, çok aptalım ben! İyi niyetim, genç kız hayallerim, onurum!” sonra kapattı telefonu.

Tamer “Oya!” diye bağırdı bir kaç kez ama duyuramadı. Geri aradı açılmadı. Ağabeyinin endişesini iyice arttırdığını ve onun ciğerini parçaladığından emin gülümseyerek girdi Oya yeniden içeri ve arkadaşları ile sohbete daldı.

O sırada arayan adamlar Oya’yı en azından görüntü olarak doğrulayan olayları anlattılar Tamer’e. Gerçekten de Oya konuşmuştu ikisiyle de sonra çok kızgın ve üzgün bir şekilde ayrılmıştı yanlarından ve ağlamıştı dışarı çıkıp.

“Ben gösteririm onlara! Kızı araştırın hemen!” dedi bu sefer.

Kız kardeşininin aşkıyla böyle oynayanlar cezalarını bulacaklardı!

Kısa zamanda Duru’nun evi, annesinin hastalığı ve çalıştığı yere kadar tüm bilgiler Tamer’in önündeydi. Atakan ile çocukluk bağı ortaya çıkmamıştı bir tek. Adamların aklına böyle bir şey gelmediği için araştırmamışlardı daha fazlasını.

İş yerine gelen çiçeğin üzerindeki kartta yazan ismi hatırlamaya çalışıyordu Duru bir hafta sonrasında.

“Kayhan Toros! Kimdi acaba? Bana  niye çiçek göndermiş bir de?”

“Gizli bir hayran olmalı!” diye takıldı arkadaşları Duru’ya sonraki günlerde, çünkü her mesai günü geldi çiçekler aynı isimle hiç atlamadan.

Tamer bu taktiğin her kadında işe yarayacağını düşünüyordu. Eğer gerçek ismiyle ortaya çıkarsa Duru oyununa uyanabilirdi. Bu yüzden sahte bir isim kullanmayı tercih etmişti çiçekleri gönderirken. Kızın hemen gidip nüfus dairesinden araştıracak hali yoktu bu yeni hayranını.

Oya ağabeyinin planını duyunca neredeyse keyiften ölecekti.

“Görecek o şıllık şimdi! Balta ailesinin yoluna çıkanlar hakkettiklerini bulurlar!”

Tamer Duru’yı çiçeklerle etkilemeye çalışırken, Oya’da Atakan’a dostmuş gibi yaklaşmaya başlamıştı. Evlilikleri için onlara elinden geleni yapacaktı. Daha önce nişanlı olduğunu bilmediği için bazı hatalı davranışlar yapmıştı. Şimdi gerçeği biliyordu ve tamamen dostça yaklaşıyordu.

Atakan zaten ikimizde çok yoğunuz çok sık görüşemiyoruz demesine rağmen yine de Duru ve onunla ilgili konulara  girip, sürekli evlilik öncesi bakılacak yerler, alışveriş listeleri çıkarıp Atakan’ın eline tutuşturuyordu.

Tüm dostça yaklaşımlarına rağmen Atakan’ın hâlâ uzak ve soğuk davranmasına bir anlam veremiyordu. Bu oğlan kendini ne sanıyordu böyle. Ülkenin en zengin bekar kadınlarından biriydi neredeyse. Aşkını sunmuş kabul edilmemişti. Şimdi de dostluğunu sunuyor ama yine kazanamıyordu.

Tamer’e Atakan’ın ona bu kez de dostmuş gibi yaklaşmaya çalıştığını anlattı. Belki de ikisini birden idare edebileceğine karar vermişti. Elbette Oya ona hiç yüz vermiyordu. Gecenin bir yarısı attığı mesajlara cevap vermiyor, ona getirdiği hediyeleri kabul etmiyordu. İki kadını aynı anda idare etmeye niyeti olmasa neden Oya’ya onca umut verip başkasıyla nişanlandıktan sonra böyle davransındı.

Oya’nın sürekli dolduruşlarıyla iyice gerilen Tamer “Göstereceğim o kendini beğenmiş yabaniye! Her  kuşun etinin yenmeyeceğini görecek! Şu çekimlerin bir an önce bitirilmesi için Füsun ile konuş sende. Bu iş bittiğinde sözleşmesi de feshedilmiş olacak. Hiç değilse işmiz yarım kalmasın.”

“Merak etme senden darbeyi yiyince ağlayarak dönecek bana! Ne istesem yapacak o zaman!” dedi oya kendi duyabileceği bir sesle.

Her gün çiçekle geçen iki haftanın ardından bir iş çıkışı çıktı Tamer Duru’nun karşısına. Elbette Kayhan Toros olarak.

Onu ilk önce rüyasında gördüğünü, sonra birden bire caddede yürüken görünce donup kaldığını ve ne yapacağını bilemediğini anlattı mahcup bir ifadeyle. Yanına gelip birden bire onu korkutmamak için yollamıştı çiçekleri önden. Her gün Duru’yu iş yerinden elinde buketi ile çıkarken görünce bir umut olduğuna inanmıştı. En azından çiçekleri atmamıştı çünkü. Tanışmadan önce bile rüyalarına giren bu kız yüreğini ele geçirmişti çoktan. Eğer o da isterse bir yerde oturup bir kahve içip biraz oturabilirlerdi. Eğer istemezse Kayhan onu bir daha kesinlikle rahatsız etmeyecekti.

Böylece başladı Duru ve Kayhan’ın birliktelikleri. Duru heyecanla anlatıyordu olanları Atakan’a. Bu romantik prensin kim olduğunu Atakan’da çok merak ediyordu.

“Şimdilik senden bahsetmedim. Şu senin nişanlılık oyunun bitsin ondan sonra. Yanlış anlamasını istemiyorum” demişti Duru, “O zamana kadar oyun gerektirmedikçe bir araya gelmeyelim olur mu?”

Atakan için Duru herkesten ve herşeyden önemliydi. Onun mutlulukla cıvıldayan sesini duymaktan çok mutlu oluyordu. Anlattığı adam gerçekten tam bir prens gibiydi. Hatta bir prensten bile asildi neredeyse. Biraz kıskandığını bile hissediyordu Duru onu yere göğe sığdıramazken. Hatta birazdan fazla kıskanıyordu belkide. En yakın arkadaşını paylaşacağıbir ortağı vardı artık.

“Eğer onunla evlenirse istediğim zaman onunla görüşme imkanım da kalmaz.” diye düşündü kendi kendine. Sonra da “Atakan çok ayıp o kızın en az senin kadar mutlu olmaya hakkı var kendine gel!” diyerek azarladı kendini.

Duru hayatında ilk kez bu kadar değerli hissediyordu kendini bir erkeğin yanında. Elbette Atakan ileyken her zaman böyle hissediyordu ama Kayhan’la yaşadıkları aşktı. Başka bir şeydi arkadaşlıktan. O kadar nazik, düşünceli ve yakışıklıydı ki kalbi hızlı hızlı atıyordu onu düşündüğü zaman. Gerçi içinde bir yerlerde Atakan’layken duyduğu huzur ve güveni duymadığına dair bir ikaz lambası yanıyordu sanki ama henüz tanışmışlardı böyle hissetmesi normaldi. Zamanla bunu da aşacaklarından, harika bir çift olacaklarından ve o zaman bir yanında Atakan, bir yanınad Kayhan ile harika mutlu bir hayatı olacağından hiç şüphesi yoktu.

Kayhan’ın kim olduğunu bilmediği için elbette adresini de gizleme gereği hissetmemişti.  Kayhan her sabah arabasıyla gelip onu alıyor, kırmızı bir gül veriyor, sonra da iş yerine bırakıyordu. Akşam olunca da beraber bir yerlerde oturup uzun uzun sohbet ediyorlardı. Ortak pek çok noktaları vardı, sevdikleri şeyler, yapmaktan hoşlandıkları şeyler ve daha pek çok şey ortaktı.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s