Sığınacak tek liman – Bölüm 3

Neyse ki kadınlarla olduğu gibi erkeklerle de bir ilişkisi bulunamadı Atakan’ın. Oya bunun üzerine delikanlının utangaç olduğuna kanaat getirip yeniden şansını denemek istedi. Önce çekimlerde küçük hediyelerle onu kazanmaya çalıştı ama Atakan prensip meselesi olduğunu söyleyerek hiç  birini kabul etmedi. Ardından yine bir yemek daveti yaptı ama ne yazık ki bu da sonuç vermedi. Sonunda “Doğrudan hayatında biri yok mu senin?” diye sorunca daha önce yanlız olmadığını söylediği için “Var” cevabını veren Atakan’a sadece gülümsedi.

Ardından öfkeyle ağabeyi Tamer’in odasına çıkıp Atakan’ın çekimler boyunca onun peşinden ayrılmadığını, çiçekler ve hediyeler göndererek onun kalbini kazandığını ve şimdi ona sırılsıklam aşık olduğunu söyledi.

“Bütün bunlar ne ara oldu Oya?” dedi Tamer şaşkınlıkla.

“Beni biliyorsun ağabeyciğim ailemize laf gelsin istemediğim için bir sır gibi gizledim. Atakan’a da gizlemezse beni bir daha göremeyeceğini söyledim. Öyle aşıktı ki hemen kabul etti.”

“Peki ses tonundaki bu öfkenin nedeni ne o halde?” dedi Tamer yine merakla. Kardeşini tanırdı. O sadece çok hırslandığında bu ses tonuyla konuşurdu.

“Şimdi hayatında başkası olduğunu öğrendim!” diyerek bayılır gibi masanın önündeki koltuğa oturdu ve elleri ile yüzünü kapatıp sarsılarak ağlamaya başladı.

Odaya fırtına gibi girip ardından göz yaşlarına boğulan kardeşine bakakaldı Tamer bir süre.

“Seni aldattığını mı söylüyorsun yani?” dedi sonra kalkıp onun yanına geçerek.

“Evet ağabeyciğim. Benim duygularımla oynadı ve onurumu zedeledi!”

“Tamam çekimler henüz başladı istersen sözleşmeyi hemen feshedebiliriz!”

“Hayır, hayır! Holding’in işlerine yansısın istemiyorum. O zaman aramızdaki ilişki de açığa çıkar hem! Ben kendi içimde halledeceğim bu konuyu, ne olur sen üzülme! Benim hayattaki tek ailem sensin biliyorsun. Senden başka güvenecek, beni koruyacak kimim var! Bak insanlar bu kadar güvenilmez. Oysa onu o kadar seviyorum ki!”

Tamer kız kardeşininhaline gerçekten çok üzülmüştü ve tabi Atakan’a da çok öfkelenmişti. Çocukluğundan beri hep kötü şeyler gelmişti Oya’nın başına. Babası ve o hep korumuş kollamışlardı onu. .Gözünden düşecek her damlaya savaş çıkarırdı kardeşinin.

“Kimmiş hayatındaki öteki kadın öğrendin mi? Belki dedikodudur!” dedi sonra sakin olmaya çalışarak. İnsanları bilirsin. Yıldızı yeni parlayan bir adamı lekemelek istemiş olabilirler! Atakan çok temiz bir çocuk çünkü”

Oya daha da çok hıçkırmaya başladı, evet  ağabeyi böyle düşünmekte haklıydı. Gerekirse kendi bir kız uydurabilirdi ama ani hareket etmemek için sessizliği tercih etti o an için.

“Ben öğrenirim sen rahat ol!” dedi sonra Tamer masasına geri dönerken ve o da birilerini arayıp Atakan’ı sıkı talibe almalarını istedi.

Oya tam ağabeyinin adamları peşindeyken yakalasınlar diye bir şeyler ayarlamayı planlarken, Atakan Duru’yu arayıp

“Üç  ay oldu artık gelmek istiyorum!” dedi sızlanarak.

“Buralara birileri gelip seni sormuş geçen gün, burayı öğrenecekler bak! O zaman sakladığın her şey açığa çıkacak! Buna hazır mısın?”

“Çok yanlız hissesiyorum kendimi burada çok bunaldım ama! Seninle konuşmaya ihtiyacım var!”

“Tamam o zaman başka bir yerde görüşelim!”

“İki gün sonra kısa bir çekim için Adana’ya gideceğim. Ajanstan kimse gelmeyecek. Otelde ikimiz için yer ayırtayım. Sen de gel! Ne dersin olmaz mı?”

“Aslında bana da çok iyi gelirdi ama izin almam gerek biliyorsun. Ayrıca bakıcı ile de konuşmam lazım. Haber veririm!” diyerek kapattı telefonu Duru.

Bir kaç saat sonra “Tamam, geliyorum!” diye mesaj attı Atakan’a.

Atakan neredeyse sevinçten havalara uçacaktı. Hemen Adana’da iki ayrı otelden yer ayırttı ikisi için. Çekimlerden sonra gene üzerini başını değiştirip, Duru’nun oteline gidecekti. Arkadaşına burada olanları anlatıp içini dökesi vardı. Oya hanımın ısrarları ve tacizlerinden çok bunalmıştı. Bu hayatı için çok önemli bir işti ve bunu kazasız belasız atlatabilmek için de Duru’ya akıl danışacaktı. Çünkü ne  yapsa kadın dibinden ayrılmıyordu. Hatta gerekirse ondan sevgilisi rolü yapmasını bile isteyebilirdi. Nasılsa Oya hanıma hayatında biri olduğunu söylemişti.

“Delirdin mi sen? Bana ulaşırlarsa senin geçmişine ulaşırlar. Ulu orta benimle sevgili gibi dolaşamassın!” dedi Oya bunu duyduğunda.

Şimdi ikisi de Adana’da Duru’nun otel odasındaydılar.

“Ne yapacağım o zaman?”

“Belki sadece Oya hanıma gözükebiliriz ikimiz bir yerlerde. O zaman inanır. Dedikodu çıkmaması için gizlediğini söylersin!”

“Evet işte bu harika fikir!” diyerek sevinçle zıpladı yatağın üzerinde Atakan.

“Dur koca oğlan, yabani oteli yıkıyor dedirteceksin şimdi!”

“Burada kimse yabani olduğumu bilmiyor ki akıllım!”

“O halde öğrenecekler yatak kırılınca!”

Adana’da geçen iki güzel  günün ardından ikisi de moral depolamış şekilde döndüler kendi hayatlarına. Gözleri uykudan kapanana kadar sohbet edip ayrılmışlardı her gece. Sabah olunca Atakan işine devam etmiş, Duru’da gezmişti kendi baştına. Ona da tatil gibi gelmişti o yüzden bu ziyaret. Hem can arkadaşını görmüş, hem dinlenmişti.

Geri döndüklerinde Oya hanımın sürekli gittiği bir restoranda karşılaşma planı yaptılar. Restoranda çalışan bir arkadaşı sayesinde onun geleceği günü öğrenip, onlar da arka ve kuytu masalardan birine yer ayırttılar.

Atakan tanınmayacak kadar olamasa da yine kendini gizleyecek kadar giyindi ve başkasının dikkatini çekmemek için mutfak kapısından restorana girip, diğerlerine göre daha kuytuda kalan masalarına yerleştiler. Atakan kolunu Duru’nun boynuna attı. Oya hanım onları arkadan görecek şekilde oturacaktı ama yan dönüp Duru’ya baktığında Atakan’ı mutlaka tanırdı. Duru’nun zaten boyu çok uzun olmadığından koltuğun sırtından gözükmüyordu bile arkadan bakınca.

“Sanırım tek başına da otursan olurmuş!” dedi koltukları görünce.

İkisi de kocaman bir kahkaha patlattılar. Çocukluklarından beri Atakan’ın uzun boyu ve Duru’nun yanında parmak çocuk gibi kalmasıyle ilgili şakalar yaparlardı.

Oya restorana geldiğinde buluşacağı arkadaşlarının ikisi masada yerlerini almışlardı. Oyunu bilen restoran sahibi, Oya’ya ayırdıkları sandalyeye oturtmamıştı onları. Atakan’a arkası dönük oturuyorlardı iki kadın.

Oya daha onları öperken farketmişti hayran olduğu adamın silüetini arka masada ama emin olamadı önce. Sandalyesine oturup bir yandan arkadaşlarını dinliyormuş gibi yapıyor bir yandan gözlerini kısarak tanımaya çalışıyordu gölgeyi.

Sonunda sıkı müşterisi olduğu restoranın sahibini çağırıp doğrulattı Atakan’ın varlığını ve arkadaşlarından tuvalete gitmek için izin isteyip o masaya doğru yürüdü.

O kızı görmek istiyordu. Kendi yerine tercih edilen o kız kimdi?

“Merhaba Atakan!” dedi imalı bir sesle ona elini uzatırken ve yiyecekmiş gibi baştan aşağı süzdü duruyu. Duru bu keskin bakışlı kadının gözlerinden öyle rahatsız oldu ki koltukta bir beden daha küçüldü neredeyse. Daha önce böyle öfkeyle bakan birini hiç görmemişti.

Atakan hemen ayağa kalkıp, çok utanmış gibi yaptı.

“Kusura bakmayın Oya hanım! Ben ilişkimi bir sır gibi saklıyorum! Sizin de bu sırrı benimle saklayacağınızdan eminim! Nişanlanmadan basına duyurmak istemiyoruz! Anlıyorsunuz değil mi?”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s