Sığınacak tek liman – Bölüm 2

On üç yaşında sokaklarda tek başına kalmış olsa da beladan uzak kalmayı başarmış, kendisine  uzak bir mahalle kahvesinde iş bulmuştu. Kahve sahibine annesinin öldüğünü babasının bir kadınla evlendiğini ve onun evden kovduklarını söylemişti. Çocuğun vücudundaki darbe izlerini ve gözlerindeki korkuyu gören adam haline acımış kahvenin arkasındaki küçük odayı da ona vererek işe almıştı.

Bir gün bir mahalle dizisi çekimi sırasında oraya  gelen ekipten biri çocuğu farketmiş, kahvecinin de desteklemesi ile Atakan bu gün geldiği noktaya ulaşmıştı. Şimdi kullandığı bu isim gerçek adı değildi elbette, o nüfus kaydında hâlâ Osman Nuri Şahin’di. Hayat onun yolunu açtıktan sonra bir daha bu ismi hiç yüksek sesle dile getirmedi ve Atakan Gürsu olarak hayatına devam etti.

Sonuçta bir çok ünlü insan gerçek adını kullanmayı tercih etmiyordu. Bu nedenle bu piyasa için yeni bir şey değildi bu kararı. Keşfedildiğinde henüz on sekiz yaşında olmadığı için kahveci Selami bey ona göz kulak olmaya devam etti. On sekiz yaşına geldiğinde Atakan’ın artık kendi dairesini satın alacak kadar parası vardı. Selami amcasına borcunu ödemeyi çok istese de adamcağız kesinlikle kabul  etmedi ve iki yıl önce kalp krizinden o da vefat etti.

Tüm bunlar yaşanırken Atakan’ın gizlice görüşmeye ve dertleşmeye devam ettiği tek kişi hep Duru oldu. Bu arada Duru’da babasını kaybedince Atakan bir kısmını söyleyerek, bir kısmını saklayarak daima annesinin ve onun hayatını destekledi.

Duru kesinlikle onun maddi yardımlarını kabul etmek istemiyordu. Bu konuda o kadar direniyordu ki sonunda Atakan pek çok şeyi ondan saklayarak, bir şekilde çevresindeki insanlarla konuşarak, tesadüfi oluyormuş gibi yardım sağlamak zorunda kalmıştı. Şu anda çalıştığı iş yeri gibi. Duru bir tek bakıcıyı Atakan’ın karşılamasına izin vermişti. Kalan hiç bir şeyde yardım istemiyordu. Onlar sıkı dosttular ama Duru kendi başına halledebileceğini söyleyip duruyordu sürekli. Atakan’da onu üzmek veya rencide etmek istemiyordu.

Atakan’ın keşfedildiği o ilk günün ardından kullancağı isim belirlenince Duru’da yeni ismiyle hitap etmeye başlamıştı ona.

“Yarın bir gün çok ünlü olduğunda herkesin içinde sana Osman Nuri diye seslenmemek için benim de bu isme alışmam gerek dostum!” demişti ona gülerek. Başlangıçta zor olsa da zamanla alışmıştı oda. Böylece o eski Osman Nuri’yi anan kimse kalmamıştı hayatta.

Magazinciler bu genç ve yeni yüzün peşine düşmüşlerdi çoktan ancak onun mazbut bir hayatı seçmesi, gecelerde asla yer almaması. Hiç kız arkadaşının olmaması ve hiç bir yerde, hiç kimseyle görüntülenmemesi yüzünden ona “Yabani” lakabını takmışlardı. Kadınlar bu lakabı daha  ilgi çekici bulduklarından daha  çok çevresini sarmışlar ama Atakan hiç birine bir diğerinden fazla yakınlık göstermediği için hepsi hayal kırıklığına uğramışlardı.

Oya her sabah uyandığında bu yabani ve bir heykel kadar düzgün hatlı yüze bakmaya doyamıyordu. Neredeyse onunla konuşmaya başlamıştı içinden. Ona ulaşmak için aracı yapmak istediği arkadaşından onun kimse ile görüşmediğini ve görüşmeyi de kabul etmediği sadece ajansı aracılığı ile iş bağlantısı sağladığını öğrenince biraz hayal kırıklığına uğradı.

Ancak ajansı ve onun ikna ederse zaten o zaman yüz yüze çalışacaklardı. Bu yüzden amacından vazgeçmeyip, Atakan Gürsu için çok cazip bir iş teklifi ile gitti. Atakan’ın bir kaç gün şehir dışında olduğunu geldiğinde onunla görüşüp bilgi vereceklerini söyledikler ajanstan.

“Deli misin harika bir teklif bu!” dedi Duru ajansa Balta Holding’ten yeni gelen teklifi duyunca.

“Evet iyi bir teklif sonunda kendi ajansımı bile kurabilirim belki hep hayal ettiğim gibi. O zaman sen de gelip benim için çalışırsın”

“Bak sen şu havalara! Önce bir işi kabul et istersen yabani şımarık!” dedi Duru gülerek.

“Sen olmasan ne  yapardım bilmiyorum!” dedi Atakan arkadaşına sarılıp.

“Asıl sen olmasan ben ne yapardım!” dedi Duru’da bu kucaklamaya karşılık vererek, “Haydi şimdi git, yoksa magazincilere meze olacağız senin yüzünden!” dedi sonra. Onu her yerde takip ettiklerini biliyorlardı. Bu ay içinde üçüncü kez gelmişti mahalleye o yüzden bir süre gelmemesi için uyarmıştı Duru onu. Nasılsa bir şekilde haberleşiyorlardı.

Buraya geldiğinde Duru’ların evinde kalıyordu. Aslında bu evi ve kendi evlerini satın almıştı ama bundan Duru’nun haberi yoktu. O yurt dışında yaşayan bir adamın yatırım olsun diye iki yeri birden satın aldığını ve kirayı bile artırmadan yaşamalarına izin verdiğini sanıyordu.

“Helal süt emmiş, gözü tok bir adam olduğu belli. Baksana sizin evi de kiraya vermedi, öylece duruyor!” diyordu Duru ev sahibinin kim olduğunu bilmediği için.

Atakan gülümseyerek dinliyordu onu yeni ev sahibiden bahsederken.

“Değil mi bak dünyada hâlâ böyle insanlar var demek ki! Bir biz değiliz!”

Bir kaç gün sonra Balta Holding’in yönetim kurulu toplantı odasında ajansın  sahibi, Atakan, Tamer ve Oya Balta ve tabi bir de pazarlama müdürü Füsun hanım sözleşme üzerinde son konuşmaları yapıp imzaları atmışlardı.

İmzaların ardından bir kutlama yemeği için Atakan’a çok ısrar etselerde, Oya’nın teşvikiyle, delikanlı işleri olduğunu bahane edip kabul etmemişti.

Pazarlama müdürü Füsun hanım tüm çekimlerde hazır bulunacaktı ancak daha sonra Oya bu işi üstlenebileceğini söyleyerek onu ürünün diğer tanıtım faaliyetleri için daha çok zaman ayırmaya zorladı. Elbette Oya’nın aklındaki tek şey Balta Holding’in yeni ürünü değildi. Reklam çekimleri sırasında bir şekilde Atakan’ı elde etmeye kararlıydı.

Her çekim sırasında delikanlının etrafından bir an olsun ayrılmıyor, ağzından çıkan her kelime için etraftakileri seferber ediyordu. Atakan bu aşırı ilgiden giderek rahatsız olsa bile tanınmaya başladıktan sonra elde ettiği bu en büyük işi bozmamak için gülümseyerek geçiştirmeye çalışıyordu.

Çekimlerde istediğine ulaşmayı başaramayan Oya  bir adım daha atarak bir akşam Atakan’ın şehirdeki stüdyo dairesinin kapısına kadar geldi. Bir anda Oya hanımı karşısında gören Atakan ne yapacağını bilemese de, bir anda yanlız olmadığı yalanını atarak onu içeri almadı.

Koskoca Oya Balta’yı kapısından çeviren bu yabani o gecenin ardından iyice takıntı haline geldi Oya için. Atakan’ın hayatında biri olması  fikri ve tercih konusu olmak onu çılgına çevirmişti. Anlamsız insanlarla kurduğu garip bağlar sayesinde delikanlıyı sıkı bir takibe almalarını ve kimlerle görüştüğünü belirlemelerini istedi. Uzun bir süre Atakan’ın peşinde dolaşan adamlar tıpkı magazinciler gibi herhangi bir bilgiye ulaşamadılar.

Duru ile de uzun bir süre yüzyüze görüşmeme kararı aldıkları için gizli sevgilinin kim olduğu bir türlü açığa çıkamadı.

“Ayol eşcinsel olmasın bu çocuk!” dedi Oya’nın kendisi gibi takıntılı olan bir diğer arkadaşı.

“O yabani yüz mü? Yok canım çok yazık olur eğer öyleyse!”diyerek bu sefer Atakan’ın görüştüğü erkekleri takip ettirdi Oya.

(devam edecek)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s