Mutluluğa talibim – Bölüm 4

“Sen misin?” dedi zorla konuşarak sonra kapıyı aralık bırakıp dönüp yürüdü içeri doğru duvara tutanarak. Fatih’de endişeyle girdi peşinden. Bu arada kendi kapıları da ardında açık kaldığı için hızla dönüp, “Anneanne gelir misin, Koray ağabeyin evine giriyorum! diye seslendi. Hem annesinin söyledikleri aklından çıkmadığı için, hem de Koray ağabeye yardımcı olabilmek için.

Koray Fatih salona girene kadar kanepeye bırakıvermişti kendini. Yanındaki sehpanın üzeri ilaç kutuları, mendililer ve bir kaç boş bisküvi paketi ve bardaklarla doluydu.

Ev o kadar havasız kalmıştı ki hemen koşup camı açtı önce.

“Koray ağabey ne oldu sana böyle?”

“Sorma !” dedi inleyerek Koray, “Bir kaç gün atölyede kaldım işler bitsin diye! Yere döşek atmıştım orada ama üşüttüm herhalde!” der demez bir öksürük krizine boğuldu. Fatih masada dolu bardak göremeyince koşup mutfak çeşmesinden doldurdu birini ve geri gelip içirdi adama.

“Ateş gibi yanıyorsun ağabey sen?” dediği sırada Saniye hanım belirdi kapıda.

Adamın evine ilk kez girdiği için çekinerek gelmişti ama Fatih iki kapıyı da açık bırakıp seslenince merak etmişti o da.

Adamı kan ter içinde yarı baygın yatarken görünce telaşlanıp hızlandı hemen, “Evladım ne oldu sana? Neyin var?”

“Üşütmüş anneanne!” dedi Fatih endişeli bir sesle.

“Oğlum bu üşütmeyi geçmiş gibi duruyor, çağır bir taksi haydi çabuk. Götürelim bir hastaneye!”

Fatih ve taksici Koray’ı koltuk altlarından tutup götürdüler taksiye. Allah’tan durağın taksileri tanıyordu hepsini.

“Teyze biz Fatih ile götürürüz hastaneye sen yorma kendini!” dedi taksici Osman Saniye teyzeye.

“Oğlum Allah senden razı olsun! Habersiz bırakmayın beni o vakit!”

Saniye teyze de Koray’ın evine girdi kendi kapısını çekip, ortalığı düzeltip evi iyice havalandırdı. İşi bitince bir çorba koymak için mutfağa geçti ama Koray kaç gündür çıkamadığı için evde bir şey kalmamıştı.

“Vah yavrum! Vah! Bir de gıdasız kalmış demek!” diyerek hemen kendi evlerine geçip girdi mutfağa ki o sorada döndüler hastaneden.

Koray’a biraz serum verdikleri için gelirken yürüyerek gelebilmişti ama rengi hâlâ bembeyazdı. Saniye teyze adamı tek başına boş eve  göndermedi bu kez. Osman ile Fatih, Koray’ın tüm itirazlarına rağmen salondaki kanepeye yatırdılar onu.

“Evladım  kim bakacak sana orada, üç gün sonra gene aynı bulacağız muhtemelen! Ses etme iç şu çorbayı bakayım!” diyerek elinde bir kase sıcak çorbayla geldi Saniye hanım hemen yanına.

“Çok kötü üşütmüş anneanne!” dedi Fatih heyecanla, “Neredeyse zatürre oluyormuş!”

“Ah işte evde bir kadın olmayınca, erkekler iş yapacağız diye kendilerini böyle koruyamıyorlar!” dedi Saniye hanım.

O sırada işten gelen Asuman, Koray beyi salonda yatar, Saniye teyzeyi de elinde çorba ona içirirken bulunca şaşkınlığını gizleyemedi.

“Saniye teyze?” dedi merakla salona girerken.

“Anne Koray ağabeyimi hastaneye götürdük. Çok hastaymış kaç gündür evde!” diye atıldı Fatih hemen yine.

“Geçmiş olsun Koray bey!” dedi Asuman’da yanlarındaki koltuğa oturup. Fatih’in heyecanla olanı biteni detaylı detaylı anlatmasını dinledi sonra.

Saniye teyze elindeki çorbadan aldığı kaşıkları öyle seri götürüyordu ki Koray’ın ağzına Fatih’i dinlerken. Bilmeyen onunda ilk kez duyduğunu sanabilirdi.

“Kusura bakmayın!” dedi Koray utanarak, “Size de çok rahatsızlık verdim! Ben geçeyim artık evime!”

“Olmaz!” dedi Saniye teyze Asuman’a konuşma fırsatı vermeden, “Şuradan şuraya gidemezsin!”

Alışılmadık bu durum karşısında ne diyeceğini bilemeyen Asuman’da “Tabi tabi, dinlenin siz!” dedi mecburen ve üzerini değiştirmeye odaya geçti.

Annesinin bocaladığını gören Fatih koşturdu hemen peşinden.

“Oğlum ele güne ne diyeceğiz adam burada mı kalacak bu gece?” dedi Asuman ona bakıp.

“O yabancı değil ki anne! Hem evde üç kişiyiz ne olacak? Beni hastaneye götürdüğünü unutma hem, ona borcumuz var!”

“Yok tabi yardımcı olalım bir şey demiyorum da! Ne bileyim elin adamı evlerinde kalmış derse komşular diye çekindim!”

“Ne derlerse desinler bu evin erkeği ben değil miyim! Ben istiyorum kalsın!” dedi Fatih dik dik.

Asuman tutamadı gülmesini ona bakarken. Çocuk öyle bir diklenmişti ki bunu söylerken, koltuk altlarına yumurta konmuş gibi kaldırmıştı gövdesini yukarı doğru doğrudan.

“Tamam, tamam! Haydi yürü Saniye teyzeyi yanlız bırakmayalım salonda!”

İlaçların etkisiyle çoktan uykuya dalmıştı Koray kanepede, Saniye teyze de seccadesini açmış namazını kılıyordu. Asuman her akşam olduğu gibi mutfağa geçti sofrayı hazırlamak için.

“Sen endişe etme ben sabaha kadar başında durur bakarım Koray oğluma!” demişti Saniye teyze ama gündüz öyle yorulmuştu ki kadıncağız, koltukta uyuyuvermişti yemekten sonra. Fatih’te Koray ağabeyi uyanmayınca odasına geçmiş uyumuştu. Asuman Saniye teyzeyi kaldırıp yatırdı yerine. Kendisi de mecburen salondaki ikili koltuğa geçip beklemeye başladı.

Sabah a doğru Koray’ın inlemelerine açtı gözünü. Oturduğu yerde o da uyumuş kalmıştı. Hemen gidip adamın ateşine baktı, çok  yükselmişti. Annesinin küçükken onlara yaptığı gibi koşup sirkeli su hazırlayıp getirdi. Alnına, boynuna, yüzüne, bileklerine bir tülbenti parçalayıp koydu sirkeli suya bastırdıktan sonra. Sehpanın üzerinde duran ilaçların üzerlerine yazılanlara baktı. Eczacı hangisinin hangi saatte içileceğini yazmıştı tek tek. Ateş düşürücü için daha bir saat vardı ama bir tanesini içirdi zorla adamcağızın kafasını kaldırarak.

Koray bir ara araladı gözlerini baktı Asuman’a, gülümsedi Asuman!

“Çok güzel gülüyorsun!” dedi fısıltı gibi Koray ya da Asuman öyle dediğini sandı emin olamadı. Göğüs kafesinde bir kıpırtı geldi geçti sadece.

“Saçmalama Asuman!” dedi kendi kendine sonra.

Koray ateşi düşüp yeniden huzurlu bir uykuya daldıktan sonra onu seyretti bir süre, gerçekten “Çok güzel gülüyorsun!” mu demişti acaba?

Ertesi sabah uyandığında daha iyiydi Koray. Fatih hemen başına oturmuştu kahvaltısını yaptıktan sonra. Asuman’ın işe gitmesi gerekmişti erkenden uykusuz da olsa.

Saniye teyze uyuyup kaldığına üzülmüştü kızın sabahki uykusuz yüzünü görünce ama bir yandan da sanki bundan memnun kalmış gibi bir hali olduğunu düşündü Asuman’ın.

Evde birbirlerine söylemeselerde hepsi sevmişlerdi Koray’ı aslında. Bir şekilde hepsi hayatında bir rol biçmişti onun için. O geceki misafirliğin ardından bu roller daha da oturmuştu sanki. Saniye teyzenin oğlu, Fatih’in ağabeyi ya da babası, Asuman için ise henüz kendine itiraf edemediği özel bir rol. Koray içinde geçerliydi bu elbette. O da çok sevmişti bu üç kişilik aileyi.

Saniye teyze hepsine annelik yapıyordu zaten. Arkadaşının kızı, onun yeğeni ve bir komşunun annesiydi şimdi o. Çokta mutluydu bundan. Hayatta tek başına kalmış dört ayrı insan bir aile oluvermişlerdi kısa zamanda.

Bir yıl sonra Asuman ve Koray’ın nikah törenleriyle resmileşti bu aile.

Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine..

SON

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s