Mutluluğa talibim – Bölüm 3

Asuman sürekli Fatih’i tanımadığı insanlarla konuşmaması için tembihemiş olsa da “komiser” ünvanı çok güvenilir gelmişti Fatih’e. Akşam olur olmaz da hemen anlatmıştı annesine olanı biteni.

“Fatihciğim bak tanımadığın insanların evine öyle girilip çıkılmaz. Tamam sohbet et ama lütfen evlerine bir daha gitme, sen de sakın ola ben yokken arkadaşın dahi olsa eve kimseyi alma tamam mı canım! Bak neler duyuyoruz her gün!”

“Tamam ama Koray ağabeyim çok iyi biri tanısan sen de çok seversin gerçekten!” diye hemen adamı savunmaya geçiyordu Fatih.

“Saniye teyzem bir an önce gelse de şu çocuğumun başında dursa!” diyordu içinden Asuman sürekli böyle durumlarda.

Fatih çok iyi niyetli ve saf bir çocuktu. Küçük yaşta anne ve babasından ayrıldığı için birazcık sevgi ve ilgi gördünde hemen kalbi yumuşayıveriyor, inanıyordu. Büyük şehirden ayrıldıklarına biraz da bu yüzden seviniyordu Asuman. Çocuğun içinde hiç kötülük yoktu gerçekten. Orada ezilir diye korkuyordu hep Hasan ile evlilikleri devam ettiği süre içerisinde.

Bir gün yine Asuman işteyken Fatih yandaki boş arsada maç yapmak için arkadaşları ile dışarı çıktı. Gençliğin verdiği heyecanla topu almış koştururken toprak sahanın zemini iyi olmadığı için ayağı burkuldu ve acıyla kendini yere attı. Tam o sırada alışverişten dönen Koray Fatih’in kalabalığın içinde kıvrandığını görünce koşup yanına gitti.

“Fatih iyi misin oğlum neyin var?”

“Bileğimi burktum Koray ağabey! Canım çok yanıyor!”

Koray’ın “Oynat bakayım şöyle!” diyerek bileğine dokunması ile Fatih çığlığı basınca, “Hayi gençler kaldırın arkadışınızı şöyle yavaşca doğru hastaneye gidiyoruz!” dedi etraflarına toplanan diğer delikanlılara bakıp. Hepsi beraber Fatih’i ayağının üzerine bastırmadan Koray ağabeyin arabasına kadar taşıdılar

Neyse ki Fatih’in bileğinde kırık yoktu. Sadece zedelenmişti. Doktor yine de bir kaç gün üzerine basmaması gerektiğini söyleyerek sardı ve onları gönderdi.

Asuman işten geldiği sırada oğlunu ayağı sarılı Koray beyin omuzundan destek alarak yürüdüğünü görünce telaşla geldi yanlarına.

“Fatih ne oldu oğlum sana böyle?” diye bir onun bir Koray beyin yüzüne baktı.

“Bir şey yok anne! Maç yaparken düştüm, Koray ağabey de beni doktora götürdü sağolsun!”

“Ne dedi doktor peki?”

“Bir kaç gün üzerine basmasın dedi” diye cevap verdi Koray gülümseyerek, “Ben yeni komşunuzum Koray!” dedi sonra.

Asuman’ın zoru Fatih ile olduğu için sahte bir gülümseme ile geçiştirdi bu anı. Gözünü Fatih’in sarılı ayağından ayıramıyordu. Koray eve kadar eşlik etti onlara.

“Bundan sonrasını ben hallederim, siz zahmet etmeyin!” diyerek teşekkür etti Koray’a ve hemen Fatih ile ilgilenmeye başladı.

Neyseki Saniye teyze ertesi sabah geliyordu. Böylece Asuman’ın izin alıp Fatih’in başını beklemesi gerekmeyecekti. Saniye hanım yanında olunca aklı da onda kalmayacaktı.

Fatih doktorun dediği gibi üç dört gün değil tam bir buçuk hafta üzerine basmadı ayağının. Saniye teyze de gelince oğlanı iyice pamuklara sarıp baktılar Asuman ile birlikte. Fatih’in de ilgi hoşuna gittiği için hiç sesini çıkarmadı Saniye teyze daha gelir gelmez sarmalara, böreklere başlamıştı.

Sadece Koray ağabeyi bir kaç kez kapıdan uğradı sağlığını sormak için, o arada da Saniye hanımla tanışmış oldu. Üçündü uğrayışında ıstarla kahveye soktu içeri Saniye hanım onu ve bütün hikayesini aldı adamın ağzından.

Asuman daha önce bahsetmişti Koray beyden ona, Fatih’in onunla çok samimi olduğunu adamın eski bir komiser olduğunu anlatmıştı. İki kadın başlarına sürekli kötü şeyler geldiği için hemen senaryolar yazmışlar, adamın kötü bir olma ihtimali üzerinde durmuşlardı. Örneğin görevini kötüye kullandığı için görevden alınmış olabilirdi. Çünkü emekli olamayacak kadar gençti yaşı. Evli mi bekar mı bilmiyorlardı. Evde ondan başkasını görmemişlerdi. Belki de komiser bile değildi ayrıca.

Bütün bu senaryolar Saniye teyzenin gelmesi, önce Koray’ın ağzından sonra konu komşudan öğrenilenlere birleşmesiyle sona erdi. Fatih haklıydı. Adamcağız gerçekten temiz bir geçmişe ve iyi bir aileye sahipti. Görev yaptığı yerde yaşanılan bazı tatsız olaylar yüzünden çok sevdiği mesleğinden istifa etmişti. Babası eskiden burada mobilya işi ile uğraştığı için bir atölyeleri ve bu binadaki evleri vardı. Mesleği yüzünden evlenememişti. Sürekli farklı yerlerde görev yapmak zorunda kalmıştı. Gençliğinde aşık olduğu biri vardı ama onuda başkası ile evlendirmişlerdi. Ondan sonra kendisini işine adamıştı. O da böyle noktalanınca, burada baba mesleğini yeniden yaşatabilmeyi umuyordu. Şimdilik atöyleye tadilat yaptırıyordu. Yılllardır kapalı duran atölye kullanılmaz hale gelmiş. İçindeki alet edevatta çürümüştü. Ön kısıma bir teşhir salonu yapacaktı. Fatih ve Saniye hanıma bütün hayallerini anlatmıştı teker teker.

“Öyle de hoş sohbet bir adam ki, konuşurken ağzının içine bakıyorsun vallahi!” demişti Saniye teyze Asuman’a anlatırken.

Fatih ve Saniye tezyenin bunca hayranlık duyduğu Koray beyi o da merak etmeye başlamıştı iyice. Sonunda Fatih’in isteği ile teşekkür için bir akşam onu yemeğe çağırmaya karar verdiler. Koray bey de memnuniyetle kabul etti bu teklifi.

Saniye teyze adamın bakışlarından Asuman’ı beğendiğini anlamıştı ama kızı ürkütmemek için bir şey söylemedi. Koray bey gelirken bir kutu da tatlı getirmişti. Yemekten sonra çayla tatlılarını da yedikten sonra müsade istedi.

Koray bey kapıdan çıkar çıkmaz “Ne diyorsun anne dediğim kadar yok mu?” dedi Asuman’a.

Fatih’in ona kalpten bağlandığını anlayan Asuman gülümsedi oğlana, “Bak gene yakaladığını hacı yakalıyorsun!” dedi gülerek.

“Yok Asuman adam hakikaten iyi. Ben araştırdım!” diyerek Saniye hanım başladı yine onu övmeye.

“İyi de Saniye teyze, elin adamını ne demeye bu kadar araştırdın ki sen?” dedi Asuman’da merakla. Duydukları onunda hoşuna gitmişti ama neydi yani bu kadar komşuyu araştırmak.

“Olsun kızım belli mi olur ne olacağı?” dedi Saniye teyze imalı imalı. Sonra Asuman’ın bakışlarından kurtulmak için iyigeceler dileyip geçti odasına hemen.

Bu davetin ardından uzunca bir süre ses çıkmadı Koray beyden. Yan dairede çok bir harekette farketmediler. Atölyede işler yoğunlaştı açılış olacak inşallah demişti zaten o akşam. Bazen işler uzayınca da orada kaldığından bashetmişti.

Fatih ayağının üzerine basıp, anne ve anneannesinden dışarı çıkma izni kopardıktan sonra hemen gitmişti kapısına. Hem merak etmiş, hem de yeniden teşekkür etmek istemişti. Zile uzun uzun basıp beklemeye başladı kapıda ama açan olmadı. Tam vazgeçip geri döneceği sırada içeriden ayak sesleri duyup döndü geri. Biraz sonra kapı açıldı.

Koray ağabeyin rengi solmuş, üzerinde bir atlet ve pijama ile ayakta zor duruyordu.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s