Mutluluğa talibim – Bölüm 2

Saniye teyzenin memleketteki evi boş duruyordu. Ailesinden kimse o evde yaşamak istememiş olsa da o en azından ev bakımsız kalmasın diye her yıl dört beş ay gider orada kalır gelirdi. Hasan’ın bu şehirde kaldıkları sürece onları rahat bırakmayacağını da bildikleri için o gece hep birlikte Saniye teyzenin memleketteki evine yerleşmeye karar verdiler.

Böylece olaylar beklenmedik bir hızla ilerlemeye başladı. Hasan daha ertesi sabah Saniye teyzenin kapısına dayandı. Kadıncağız karın burada değil dediyse de inandıramadı adamı. Kapının önünde bekledi bir gün boyunca.

“İçeride olduklarını biliyorum Saniye teyze! Elbet çıkacaklar dışarı!” diye inat edip oturdu dışarıda.

Asuman ve Fatih neredeyse dört gün çıkmadılar dışarı Hasan ile yüz yüze gelmekten çekindikleri için. Sonra adamın vazgeçip gittiğinden emin olduktan sonra Asuman hemen bir avukat arkadaşının bürosuna uğrayıp boşanma için gerekli başvuruları yaptı. Saniye teyze de memleketteki üvey kız kardeşini arayıp evi açmasını ve Fatih içinde iyi bir okul araştırmasını rica etti.

Sevdiye küçük bir ilçeydi. Saniye teyzenin evide üç katlı bir apartmanın orta katında iki oda bir salon bir daireden ibaretti ama üçüne yeter de artardı bile. Zaten Saniye teyze başlangıçta onlarla gitmeyecek Hasan’ın şüphelendirmeyeceklerdi. Çünkü Asuman’ın nerede olacağını bilecek yegane kişinin o olduğunu biliyordu adam. Ablası gibi kaçıp gitti durumuna düşüreceklerdi Asuman’ı. Ortalık yatışınca da Saniye teyze onların yanına gelecekti ki zaten senede dört beş ay memleketine gittiğini herkes bilirdi. Bu yüzden şüphe çekmezdi. Mahkemenin verdiği gün Asuman gitmeyecek onun yerine avukat arkadaşı gidecekti. Bir daha ne kendisi ne de Fatih Hasan ile yüz yüze gelmek istemiyorlardı.

Hasan istediği yüzü bulamayınca iyice hırslanmış bir sabah evin önüne kamyonu çekip, içindeki tüm eşyayı taşımıştı. Kapının da kilidini değiştirip üzerine kiralık yazısı astırmıştı. Aklı sıra Asuman’a ceza veriyordu böyle. Karısının malda mülkte gözü olmadığını, istese valizini toplarken evden pahada ağır pek çok şeyide beraberinde götürebileceğine aklı kesmiyordu nedense.

Avukata da karısından boşanmayacağını söylemiş, mahkemede ne kadar zorluk varsa onlara hepsini yaşatacağını haykırmıştı bürosuna gelip. Ancak alkol alıp avukatı evinde de tehdit etmenin suç olduğuna da basmamıştı aklı. Avukat Asuman’ın arkadaşı olduğu için ilk seferinde sadece uyarmış bir yasal takip başlatmamış, Hasan’ın tacize devam etmesiyle yasal takip sürecini başlatmış. Bu süreçle birlikte de mahkemede Hasan’ın savunacak hiç bir şeyi kalmamıştı.

Asuman nafaka istemiyordu. Hiç bir şey istemiyordu. Tek istediği ondan boşanmak ve uzakta olmaktı. Böylece Hasan hırsları ve içkisiyle başbaşa hayatlarından çekilip gitmek zorunda kaldı. Sonradan duydular ki aradan çok geçmeden ailesi onu kendi memleketlerinden getirdikleri bir kızla hemen baş göz etmişlerdi. Asuman’dan içinde çocuğu olmuyordu oğlumuz onu terketti diye laf çıkartmışlardı.

“Aman boş ver Saniye teyze!” dedi Asuman gülerek, “Ne derlerse desinler! Biz kurtulduk ya! Allah yeni karısına acısın ne diyeyim!”

“Öyle deme kızım! Dinsizin hakkından imansız gelirmiş. Bizim bir komşumuz vardı eski evimizde, gelinin çocuğu olmuyor diye köyünden bir kuma getirtip, oğlunu zorla ikna etti kumaya. Sonra gelin hamile kalınca kumasıyla bir olup zavallı kıza iftira attılar çocuk başkasından diye!”

“Deme ya!” dedi Asuman hayretle.

“Ya sorma! Kızcağız da ar etti intihar ediverdi bunun üzerine!”

“Ay Saniye teyze bu nasıl hikaye böyle ya, tüylerim diken diken oldu!”

“Hayat işte kızım! Oluyor böyle şeyler. Demem o ki sonra oyuncak oldu o kuma getirdiği kızın elinde ana-oğul! Seninkiler de o hesap. Dur bakalım Allah büyük, memleketten kız getirdik diye sana iftiralar atadursunlar!”

“Ha! ha! İster misin gelin bunları maymun etsin diyorsun yani! İlahi Saniye teyze şunca derdin içinde güldürdün ya beni, Allah’ta seni güldüsün!”

Gerçekten de uzun zamandır ilk defa Asuman’ın yeniden kahkaha attığını duyan Saniye teyze de mutlu olmuştu o an “Allah hepimizi, en çokta şu delikanlımı güldürsün!” dedi Fatih’e bakarak.

Fatih kalkıp sarıldı Saniye teyzeye, bu iki kadın onun ilacı olmuşlardı hayatta. Artık teyzesine “anne”, Saniye teyze de “anneanne” diyordu doğrudan.

“Bu da benim size teşekkürüm! Elimde başka bir şeyim yok şimdilik!” demişti gözlerinin içi gülerek.

İki kadın sarılıp ağlamışlardı oğlana. Fatih’te ağlamıştı yine ama bu defa mutluluktan. Çocuk nihayet kendini güvende hissediyordu artık yeniden. Adam olup ikisini de rahat yaşatacağına söz veriyordu sürekli. Gerçekten de Sevdiye de yazıldığı okulda çok başarılı oldu daha başlar başlamaz. Öğretmenleri bu yeni öğrencinin ailesini çağırıp teşekkür ettiler ilk dönemin sonunda. Orada kimseye Fatih’in teyzesi olduğunu söylemediler. Anne olmuştu Asuman böylece. Saniye hanımı zaten bildikleri için onun rahmetli kocasının uzaktan akrabası olduğunu söylemişlerdi Asuman ile Fatih için.

Planladıkları gibi Saniye teyze neredeyse bir yıl sonra geldi onların yanlarına. O zamana kadar Asuman ve Fatih tam bir anne oğul gibi yaşamaya alıştılar birlikte. Artık bütün sıkıntılar geride kelmıştı. Fatih başarılı ve sevilen bir öğrenci olmuştu. Yaşadıkları şehirde olmadığı kadar da arkadaş edinmişti burada. Küçük yerlerde insan ilişkilerinin ne kadar sıcak olabildiğini keşfetmişti onlarla birlikte. Mahallede futbol takımına girmiş, sürekli onlarla top oynuyordu okul çıkışlarında.

Asuman’da kendine bir iş bulmuş, her gün işine gidip geliyor, Fatih ve ev ile ilgileniyordu. Komşuları ile de araları çok iyiydi. Saniye teyzenin uzaktan akrabası bu anne oğulu herkes çok sevmişti.

Saniye teyzenin yanlarına temelli taşınmasından bir iki ay önce boşalan karşı daireye bir komiser taşınmıştı. Asuman bekar bir anne olduğu için hareketlerine çok dikkat ediyor, mümkün olduğu kadar kimseyle fazla konuşmadan işine gidip geliyordu. Küçük yerde insan ilişkilerinin sıcak olması bazı durumlarda avantaj iken, bazı durumlarda da dezavantaja dönüşebilirdi.

Fatih’in böyle bir sıkıntısı olmadığından dönem bitipte yaz tatili yeniden başlayınca taşınma sürecinden başlayarak Koray komiser ile muhabbeti kurmuştu. Aslında komiserlik görevini bazı nedenlerden bırakıp, babasının memleketinde yaşamaya karar verip gelmişti Koray komiserde. Mesleği bırakmış olmasına rağmen geldiği günden burada da herkes ona komiserim demeye başlamıştı yine de. O da bozmamış gülümsemişti sadece.

“Bari sen ağabey de oğlum! Karakolda gibi oluyoruz komiserim dedikçe!” demişti bir gün gülerek Koray Fatih’e.

İlk taşındığı gün evde olan Fatih, merak edip hemen gelmişti yanına. Sonra da yardım etmişti eşyaların taşınmasına. Koray’da Fatih’i sevmiş gün boyu bir yandan eşyalar taşınmış bir yandan muhabbet etmişti onunla.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s