Kısmetin böylesi – Bölüm 4

Mehtap Nur ile konuştuğu için rahatlayan Mustafa nasılsa bu iş bu akşam bitecek diye gönül rahatlığı ile geldi Rıza babaların evine.

Akşam evden ayrılırlarken parmağındaki yüzüğe şaşkınlıkla bakıyordu hâlâ. Mehtap Nur sanki hiç konuşmamışlar gibi davranmıştı bütün akşam. Ailesi ile de bir şey konuşmadığı ortaya çıkmıştı olanlardan. Yüzükler takılmış, nikahın gününe kadar her şey konuşulmuştu bile.

Oğlunun huzursuzluğuna bir anlam veremeyen annesi “Hayırdır oğlum bir sıkıntın mı var? Bu kızı beğendim diyorsun ama her geldiğimizde ağzın yüzün karışıyor. Bak yapamayacaksan baştan koy tavrını!”

“Yapamazsan tavrı koy da ne demekmiş!” diye gürledi Mustafa’nın babası, “Gittik yüzüğü taktık, bir ailenin onuruyla oynanır mı öyle? Ben bulmadım, sen bulmadın, kendi buldu kızı. Aile de gayet saygın, düzgün aile. Bu iş tamam artık, dönmek yok!”

Mustafa ne yapacağını bilemiyordu artık iyice karışmıştı  kafası.

Mehtap Nur nişanlandığını ve yakında da evleneceğini heyecanla anlattı telefonda Mehtap’a. Arkadaşının da Mustafa’ya bir şey hissettiğini düşünmüyordu. Çünkü Mustafa ona telefon numarasını verdiğini söylemiş ama kız bir daha ona dönmemişti. Bu yüzden ona karşı da içi rahattı. Telefonda türbedeki çocuk olduğunu söylemeyi gereksiz buldu sadece. Nasılsa gelince görecekti.

Mehtap taşınmak için henüz hazırlıklara başlayamamıştı. Muayenehane birden hasta akınına uğrayınca, onların tedavilerini bitirip öyle ayrılmaya karar vermişti. Bu yüzden bir kaç ay daha burada kalacak sonra taşınacaktı.

Bu arada Mehtap Nur’un nikahı için dönmesi gerekecekti ama görünüşe göre. Yeniden Mustafa’yı görme ihtimali olmasına o da çok sevinmişti tabi bu arada. Arkadaşının mutluluğuna da elbette.

Nikahtan önceki gece geldi Rıza babaların evine. Hastaları yüzünden daha önce gelip yardımcı olamamıştı çok istemesine rağmen. Bütün gece heyecanla sohbet ettiler Mehtap Nur’la. Mehtap Nur nihayet gönlünün prensini bulmuş çok aşık olmuştu.

Ertesi gün Mustafa’yı görünce şok geçirdi Mehtap, tabi Mustafa’da onu görünce. İki genç  ne yapacaklarını şaşırdılar birbirlerini görünce. İşler iyice sarpa sarmıştı artık.

Mustafa bir punduna getirip Mehtap’ın yanına geldi ve ona “Her şey böyle olduğu için çok özür dilerim. Şimdi burada olmam sana çok tuhaf görünüyor biliyorum ama inan bana ben hâlâ seni seviyorum.”

Mehtap Mustafa’nın söylediklerini etraftan biri duyacak diye panik oldu iyice, “Delirdin mi sen! Şu söylediklerine bak! En iyi arkadaşımla nikahlanıyorsun  farkında değil misin?”

Mustafa hızlıca Ayşe ile türbede yaptığı konuşmayı, onu Rıza amcanın kızı sandığını o yüzden ailesini alıp geldiğini ama  babası yüzünden bir türlü geri adım atamadığını anlattı hızlıca.

Mehtap’ta ne diyeceğini bilememişti olanları dinleyince.Yine de ben senin telefon numaranı kaybettim diyemedi o anda. Artık her şey için çok geçti. Bir dizi rastlantı ile gelişsede o artık en yakın arkadaşının kocasıydı ve şu ana kadar konuşulan her şeyi bir an önce unutmalıydılar.

“Kaçalım!” dedi Mustafa son bir çaresizlikle.

Mehtap ona bakıp bir şey söylemeden uzaklaştı yanından. İkisinin bu hararetli konuşması insanların dikkatini çekmeye başlamıştı. Mehtap Nur farketmeden ondan uzaklaşmak en doğrusuydu.

Mehtap’ın uzaklaşıp gitmesiyle iyice yıkılan Mustafa gün sonunda onlar için hazırlanan evlerine geçtiklerine karısına “Ne bu gün, ne de başka bir zaman benden  kocalık bekleme. Bu asla olmayacak. Seninle aynı yatakta uyumayacağım Baştan sana başkasına aşık olduğumu söylediğim ve elinde bunu durduracak şans olduğu halde yapmadın. Şimdi ikimizi bu evlilik hapishanesinde hapsettin. Yaşa bakalım mutlu olacak mısın!”

Mehtap Nur onun  kendisini zamanla sevebileceğini inanıyordu yine de. Evet ona en yakın arkadaşına aşık olduğunu söylemişti ama Mehtap’ın bir şey hissettiğini duymamıştı onun ağzından. Mustafa’nın söylediği gibi aşkları karşılıklı olsa en yakın arkadaşı olarak mutlaka bilirdi. Kocasının bu yaşanılanları atlatmak için sadece zamana ihtiyacı vardı. Söyledikleri gibi nikahta keramet varsa zaten bir gün onun olurdu.

Mehtap Mustafa’nın  en yakın arkadaşı ile evlenip, kendisine ilan-ı aşk etmesinin ardından taşınma planlarını tamamen iptal etti. Rıza amcaya işlerin şimdilik çok iyi gitmeye başladığıı hâl böyleyken kariyerini riske atmak istemediğini söyledi.

“Kızım ne zaman istersen, kapımız sana açık!” dedi Rıza baba.

Mehtap Nur’da arkadaşının gelmekten vazgeçmesine çok üzülmüştü. O yanında olsaydı Mustafa’yı kazanması için yardım ederdi mutlaka.

Böylece aradan bir yıl geçti. Mustafa aynen söylediği gibi ikisinin ailesine yapılan ziyaretler hariç karısıyla hiç bir yere gitmedi. Onun elini bile tutmadı. Oturma odasındaki kanepede uyudu daima ve eve sürekli geç ve alkollü geldi.

Mehtap Nur tam ondan umudunu kesmeye başlamıştı ki, bir akşam Mustafa’nın kapıyı açtıktan sonra paldır küldür yere yuvarlanmasıyla eline başka bir fırsat geçiverdi. Alkolün etkisiyle ayakta duramayan kocasını çekerek yatak odasına taşıdı. Ona o kadar sevecen ve iyi davrandı ki, Mustafa sonunda “Mehtap!” diye sayıklamaya başladı.

Ertesi sabah uyandığında koynunda bir yıllık karısını görünce anladı olanları. Hemen fırladı yataktan ve büyük bir kavganın ardından kapıyı vurup çıktı. Elbette akşam döneceği yer yine orasıydı. Defalarca evi ve şehri terkedip Mehtap’ın peşine gitmeyi hayal etmiş olsa da, ailesine ardını dönemediği için bunu başaramadı.

Bu bir gecelik kendini kaybedişin bedeli ise bir hamilelik oldu hemen. Mehtap Nur hamile olduğunu öğrenince neredeyse sevinçten havalara uçacaktı. Gelecek olan bu bebeğin onun artık kaderinin kesinleştiğini biliyordu Mustafa.

İkisinin ailesi de bu habere çok sevindiler elbette. Nihayet iki ailenin de ilk torunu geliyordu artık. Mehtap Nur anneleriyle bebeğin heyecanına kapıldı ve Mustafa ile hiç uğraşmadı o dönemde. Mustafa yine içmeye devam etti ama artık kendini kaybedecek kadar olmamasına  dikkat  ediyordu.

Hamileliğin altıncı ayında doktor tuhaf giden bir şeyler olduğunu farkedince Mehtap Nur’a geniş bir kan testi ve bir kaç başka tahlil yapmaya karar verdi. Kızcağızın bel ağrıları çok şiddetlenmişti. Başta bunu hamileliğe bağlamıştı ama ilaçta alamadığı için sonunda doktoruna dert yanmıştı. Belden alınan parça biopsiden geldiğinde vücutta olumsuz bazı şeylerin meydana geldiği ama asıl nedeninin bel olmadığı ortaya çıktı. Sorun bağırsaklardaydı. Mehtap Nur’un bağırsakları kanserli hücrelerle sarılmıştı.

Doktorun hemen ameliyet demesine rağmen “Hayır bebeğimi doğurmadan asla ameliyat olmam!” diyerek red etti. Ailesine de kendisi söylemek istiyordu. Ameliyatı hemen yapmadıkları takdirde durumun hayati tehlike oluşturacak boyutlara geleceğini ısrarla doktoru söylemesine rağmen dinlemedi.

Mustafa onunla ilgilenmediği için çektiği acıların farkında değildi. Ailelerine de midesinin bulandığını söylüyordu. Bebek saçlandığı için bu aylarda bulantı normaldi.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s