Motel Portakal Çiçeği – Bölüm 2

O hafta Şükran hanım ablası Nuran hanımla uzun uzun telefonda konuştuktan sonra hemen İnci’in yanına bahçeye gelmişti. İnci kuru temizlemeden gelenleri teslim almış, bu sezon için sipariş edilecek nevresimler için depoları kontrol ettiriyordu. Masa örtülerinin bazılarının da değişmesi gerekti.

“Müjgan hanım, İnci iki dakika bana lazım. Siz sayadurun!” diyerek İnci’yi kadınlardan uzak bir yere götürdü.

“Hayırdır anne! Yine ne işler karıştırıyorsun?” dedi İnci merakla annesinin yüzüne bakıp. Genellikle ona bir kısmet bulduğunda  baktığı gibi bakıyordu yine.

“Teyzenle konuştum demin. Sana çok selam söyledi!”

“Bunun için mi çektin beni tenhaya Şükoş hanım? Acaba ne bakla var dilinizin altında?” dedi İnci annesinin yanaklarını sıkarak.

“Ay ne  baklası ayol! Ablamın komşusunun oğlu gelmek istiyormuş motele iki arkadaşıyla. Odamız var mı diye şey yapıcaktım. Üçü de bekarmış çocukların. Aynı odada kalmak istememişler. Biri nişanlıymışta ikisi bekarmış.. Hepsine ayrı oda ayıracağız. Hangileri sezona tam hazır sorayım dedim. Ablam Nusret çok düzgün çocuktur dedi.”

“Ne yapayım Nusret’e en iyi odayı mı vereyim?”

“Ay yok yahu! Teyzenin söylediğini söylüyorum işte. Komşusu pek iyidir Nuran’ın hep anlatır biliyorum ben. Köklü bir aile Karadenizli. Çocuğunda kendi işi varmış. Nusret’in yani. Ablam önermiş se.. şey yani moteli. Gidin bir görün demiş. Çocukta iki arkadaşı ile tatile geliyormuş işte.”

“Anne!”

“Ayır sen odalarını babana verdim isimlerini! Gelsinler ilgileniriz çocuklarla haydi! Biraz buralarda görmek istediği yerler varmış. İnci götürür dedim ben de!”

“Anne!”

“Ne? Anne! Anne! Teyzene yok mu diyeyim şimdi, rica etti ayol kadın. Ayıp ayıp teyzesine insan!” diyerek yürüyüp gitti söylenerek Şükran hanım.

“Off!” diyerek işinin başının döndü İnci yine. Şükran hanım yine yapmıştı anlaşılan yapacağını.

“İnşallah çok kalmayacaklardır!” dedi içinden, “Keşke ne zaman geleceklerini sorsaydım!”

Bir kaç gün sonra Şükran hanım İnci’yi resepsiyona çağırınca “Hah yandık! Geldiler herhalde!” diye söylene söylene gitti resepsiyona. Kenan bey “Üç kişiydiniz değil mi?” dedi kumral ve kirli sakallı genç adama.

“Evet üç kişiyiz!” dedi adam nazikçe.

“Kesin bu!” dedi içinden İnci.

Şükran hanım kocasının arkasından baştan aşağı süzüyordu genç adamı. Başını çevrip İnci’nin geldiğini görünce toparlandı hemen.

“Kızım gel, beyefendiye oda açacağız!” dedi kibarca.

İnci hiç adamın yüzüne bakmadan “Beni takip edin!” diyerek geri döndü geldiği yöne.

“Yanlız çocukları bulmam gerek!” dedi genç adam sağına soluna bakıp.

İnci adamın arkadaşlarını kastettiğini sanıp, döndü ki, Şükran hanım girdi araya.

“Ben bakarım onlara siz gidin odanızı görün” dedi hemen.

“Annem bizi başbaşa bırakmaya bu kadar hevesli olduğuna göre kesin bu!” dedi İnci içinden ve yine dönüp yürümeye başladı odalara doğru.

“Siz Kenan beyin kızı mısınız?” dedi genç adam yine nazik bir ses tonuyla.

“Evet” dedi İnci kısaca sohbete girmeye hiç niyeti yoktu.

“Ne kadar şanslısınız böyle güzel bir yerde yaşıyorsunuz” dedi genç adam tekrar. Bu arada odanın önüne gelmişlerdi.

Cebinden odanın anahtarlarını bulup kapıyı açtı İnci cevap vermeden.

“Buyurun odanız burası!” dedi sonra ve geri çekildi adamın girmesi için.

Adam kapıdan kafasını içeri uzatıp inceledi odayı, sonra dönüp arkalarından gelen var mı diye kontrol etti.

“Teşekkürler güzelmiş” dedi sonra, “Pardon isminiz ne demiştiniz?”

“İnci!” dedi İnci sıkıntıyla. Konuşmaya hevesli olmadığını anlasın istiyordu bu adam. Teyzesi ile annesi plan yaptı diye uysal davranacak değildi. Ne kadar hızlı kaçırırsa o kadar iyiydi adamı buradan.

“Bu mevsimde böcek falan çok olur odalarda. Malum doğa yeni uyanıyor. İnşallah rahat uyursunuz!” dedi adama dişlerini göstererek gülümsedi.

Adamın huzur bulduğu belli olan yüz ifadesi değişti birden, tam kaşlarını kaldırmış şaşkın şaşkın İnci’nin yüzüne bakıyordu ki iki küçük çocuk arkalarında Şükran hanımla koşarak geldiler adama doğru.

“Amcaa? Biz denize girmek istiyoruz!”

Biri sekiz yaşında bir oğlan, diğeri ise beş yaşında bir kız çocuğuydu. İnci çocukları görünce dönüp adama baktı.

“Çocuklar dediğiniz bunlar mıydı?” dedi şaşkın şaşkın.

“Evet yeğenlerim” dedi adam da, “Siz az önce söylediğinizde ciddi miydiniz? Yani böcek konusunda!”

Bu arada Şükran hanımla çocuklar yanlarına gelmişlerdi.

“Ay İnci bak şunların güzelliğine maşallah ikisine de, birinin adı Doğu öbürü de Suna. Sahili görür görmez koştular buraya!”

Çocukların amcası ve İnci’nin şaşkın surat ifadelerini görünce durdu sonra.

“Sinan bey odanızı beğenmediniz mi yoksa? İnci başka oda göster istersen Sinan beye!” dedi ikisine bakarak.

“Sinan bey mi?” dedi İnci yine şaşkın şaşkın, “Ben sizi Nusret bey sandım kusura bakmayın!” dedi sonra adama dönüp. Annesi duymasın diye sesini küçülterek ekledi sonra “Böcek falan  yok rahat olun! İlaçlanıyor sürekli!”

“Yani siz demin?” dedi Sinan yine şaşkınlıkla.

“Kızım ne oluyor?” dedi Şükran hanım da merakla.

İnci hemen annesinin yanına gidip, kolundan tuttu, “Yok bir şey anneciğim, Sinan bey burada böcek olur mu diye sordu. Ben de olmaz dedim. Öyle değil mi Sinan bey?”

“Evet öyle!” dedi Sinan bozmadı İnci’yi. Zaten çocuklar çoktan yapılmıştı bacaklarına “Haydi amca denize gidelim!”

Kenan bey valizleri getirdi tam o sırada. İnci “İyi tatiller” diyerek annesini alıp resepsiyona doğru çekiştirdi. Adamcağıza yaptıkları için çok utanmıştı. Bir an önce ortadan kaybolmak istiyordu. Neyse ki oda bozmamıştı annesine söylediği yalanı.

“Kızım acelen ne yürüyorum işte!” dedi Şükran hanım kolunu ondan kurtarıp, “Ay gördün mü yavrucakları, nasıl üzüldüm bilemezsin!”

“Neye üzüldün anlamadım?” dedi İnci hemen annesinin soru sormayı bırakmasına sevinip.

“Bu yavrucakların anne-babaları ölmüş bir iki ay önce. Bu adamcağız da amcaları. O almış yanına çocukları. Buraya da açılsınlar diye getirmiş.”

“Deme yahu!” dedi İnci ama bu sefer samimiydi, “Çokta küçük değiller mi?”

“Ya sorma! Babanda çok üzüldü hallerine. Adamcağız anlattı gelince. Hani bir aksilik, terslik yaparlarsa alınmayalım diye! Ay olur mu dedim tabi. Çocuğa küsülür mü? Çocuk adı üzerinde!”

İnci iç geçirdi, “Meleksin sen!” dedi öptü annesinin yanağından, iyice utandı yaptığına. Adamın yeterince sıkıntısı vardı zaten, bir de böcek şüphesi düşürdü aklına şimdi.

“Neyse bir ara özür diler anlatırım durumu!” diyerek döndü işlerine.

“Amca o abla kimdi?” diye sordu Doğu valizlerini Kenan beyden alıp odalarına girdiklerinde.

“Buranın sahiplerinin kızı İnci hanım” dedi Sinan çocukların mayolarını valizlerinden çıkararak.

“Anneme benzettim!” dedi Doğu şortunu çıkarırken.

Suna’nın gözleri doldu hemen, “Annemi çok özledim!” diye ağlamaya başladı. O ağlamaya başlayınca Doğu’da başladı ağlamaya.

(devam edecek)

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s