Motel Portakal Çiçeği – Bölüm 1

“Hayır en iyisini sen yapıyorsun şekerim. Bak bizim halimize işte! Üçümüz de evliyiz, sürekli sorun yaşıyoruz görüyorsun!” dedi Ayla saçlarını savurarak.

Havalar iyice ısınmıştı artık. Motel açılalı neredeyse bir ay olacaktı. Daha yeni yeni müşteri gelmeye başladığı için fazla işleri yoktu. İnci’nin arkadaşları onun ziyarete gelmişlerdi. Aslında her ay toplanıyorlardı bir yerlerde. Bu ay İnci çağırmıştı hepsini.

“Bu kez motelde buluşalım!” demişti.

Beş kız birlikte büyümüşler, aynı okullara gitmişlerdi. Ayla, Füsun ve Deniz hemen evlenmişlerdi. Tülay nişanlıydı. Süreyya ve İnci bekardılar sadece ama Süreyya’nın da görüştüğü biri vardı.

“Yani sen evliyiz sorunluyuz diyorsun da” dedi Tülay, “Süreyya ile benim derdim bitiyor mu sanki!”

Süreyya atıldı hemen “Teyzem üç evlilik yaptı biliyorsunuz. Dördüncüyü de her an bekliyoruz.” dedikten sonra şen bir kahkaha attı, “O hep der ki ‘Bak Sürü! Hayat çok kısa, en iyi erkeğin ömrü de altı ay! Bir erkeğin çorabını yerde gördüğün an o ilişkide aşk, özen bitmiş demektir.”

“Desene senin teyzoş çoraplar yüzünden kovalıyor adamları!”

“Vallahi öyle! Altı ay sonra en az, erkek kendini salıyor, aşk maşk kalmıyor diyor!” dedi Süreyya gülmeye devam ederek.

“Seher teyze haklı bence!” dedi Deniz düşünceli düşünceli. Aralarında en erken evlenen oydu. İki tane çocuğu vardı. Çocukların ve evin koşturmasından şikayet ederdi sürekli. Kocası hiç yardımcı olmuyordu. Kayınvalidesi de hemen üst katında oturduğu için sürekli onu çağırıp iş yaptırmaya çalışıyordu. Çocuklar küçükken ona yakın oturunca rahat ederim sanmıştı. Çocukları ona bırakıp karı  koca başbaşa bir şeyler yapmak istiyordu ama nerede? Kayınvalidesi çocukları alınca onu da çağırıyor sen de şu işi yap, bu işi yap rahat bırakmıyordu. İstemese bile kaçamaz hale gelmişti bu durumdan. Çocukların büyümesini bekliyordu o yüzden.

İnci gülümseyerek baktı arkadaşına. Okul yıllarında çok popüler bir kızdı Deniz. Sarışın mavi gözlüydü. Kadir’e aşık olunca hiç bir şeyi görmemişti gözü. İyi düşün daha gençsin diye ailesi ayrı, arkadaşları ayrı baskı yapmışlardı ama o illa evleneceğim Kadir ile diye tutturmuştu. Kadir kötü biri değildi. İçkisi, kumarı, şiddeti yoktu ama işte annesinin sözüyle yatıp, annesinin sözüyle kalkıyordu. Ev üst kattan yönetilip, birde oranın işleri de Deniz’e kalınca iyi çıldırıyordu kızcağız. Hayır zaten iyi bir aile terbiyesi almıştı, zaten yapardı büyüğünün işini ama işte emir olunca itici hale geliyordu her şey. Yapmak istemiyordu. Derin derin bir “Off!” çekti. Susup daldı kendi düşüncelerine.

“Ya Denizin durumu hakikaten zor!” dedi Ayla, “İşte bak hepimizin hali ortada kızım! Vallahi Şükran teyzeyle ben konuşacağım yakında. Gelmeyin şu kızın üzerine. Aramızdaki tek şanslı ve bekar o. Bırakın öyle kalsın diye!”

Hepsi bir kahkaha attılar.

“Sus! Vallahi annem duyarsa bir daha sizi motele sokmaz!” dedi İnci gülerek.

Yirmi beş yaşını geçtiğinden beri Şükran hanımın tek zoru derdi İnci’yi evlendirmek olmuştu.

“Köyde senin yaşındakiler beşik sallıyor!” ile başlayan sözler nihayet “Gelin alacak!” a kadar varmıştı şimdi. Çünkü İnci otuz iki yaşındaydı artık ve hâlâ evliliğe direniyordu.

Eşin dostun tanıdığı, hatta otel müşterilerinden bile kısmet bakıyordu Şükran hanım kızına. Kenan bey hiç oralı değildi.

“Bırak yahu kızı istediği gibi yaşasın!” diyordu karısına.

Şükran hanım iyice sinirleniyordu kocasının sözlerine. O kızı hanım hanımcık olsun, evlensin mutlu bir yuva kursun. Torunlar motellerinin bahçesinde koştursun oynasın diye hayal ediyordu. Böyle giderse de hayal olarak kalacaktı hepsi.

İnci annesini üzmeden arkadaşları ile konuştuklarını üzeri kapalı söylüyordu ona örnek olarak ama Şükran hanım hemen babası ile kendini örnek veriyordu.

“Bak babanla ben görücü usulü evlendik. Baban gençliğinde ne deliydi bilmezsin sen. Hep böyle akılı uslu biri miydi sanıyorsun? Kızdı mı motoruna atlar gider gelmezdi günlerce. O zamanlar motel yoktu tabi. Ağlar dururdum ardından. Ne fırtınalar atlattık ama çok şükür yetiştirdik bak kardeşini de seni de”

“İşte kendin diyorsun anneciğim, aslında hiç birbirnize uygun tipler değilmişsiniz! Sen acı çekip, sabır göstermişsin bir şekilde. Ödün veren olmuşsun gelmiş bu güne kadar! Ben de böyle mi olayım istiyorsun!”

“A! Hadsizlik yapmayın küçük hanım! Kenan bey gayet iyi bir adamdır! Biz birbirimizi seviyoruz!”

İşine gelmeyince her zaman yaptığı gibi Şükran hanım öyle ya da böyle üste çıkar kurtarırdı kendini konuşmadan. Kızına koca bakmaya da devam ederdi bir yandan. Aslında İnci’nin talibi çoktu tabi. Şükran hanım da elbette kızını ona buna yamamaya çalışıyor değildi. Taliplerin içinden seçim yapıyor İnci’yi onlarla görüşmeye zorluyordu sadece. Taliplerin bu zorlamadan haberi olmuyordu zaten.

“Şükran teyzenin niyeti kötü değil tabi de, ne bileyim bence atlatabildiğin kadar atlat sen yine de!” diye konuyu bağladı Deniz. Yüreği daralmıştı yine bu evlilik meselelerinden, “Haydi başka şeyler konuşalım biraz yahu, Denize girmeycek miyiz? Buraya kadar geldik. Soğuk bir şeylerle Şükran teyzenin patates kızartmalarından da yiyeceğiz değil mi?”

“Deli misin! Annem siz geleceksiniz diye bir otel dolusu müşteriye hazırlanıyor gibi hazırlık yaptı. Hatta Ayla kabak çiçeği dolması sever diye onunla uğraşıyor sabahtan beri” dedi İnci’de konuyu değiştirmeye gönüllü olup.

“Ay Şükran teyzem can ya o!” dedi Ayla ellerini göğsüne kalbinin üzerine koyarak, “Haydi madem, plaja son gelen maymun olsun!” deyip çocukluklarında yaptığı gibi fırladı yerinden. Öbürleri de sanki komutu bekliyormuş gibi fırladılar hemen. Henüz boş olan sahilin tamamı onlarındı şimdi. Hızlıca üzerlerindekini atıp mayolarıyla koştular denize.

“Ay! Su hâlâ ısınmamış ya!” dedi titreyerek Füsun, “Bu sene geç ısınacak herhalde!”

“Ay daha ne istiyorsun kızım! Yanacağız bütün yaz, üşümenin tadını çıkar şimdi!”

Kızlar sahilde neşe içinde vakit geçirip döndüler motele. Şükran hanım Selim ustaya donattırmıştı masayı. Selim usta motelin emektar ahçısıydı. Şükran hanımla ikisi mutfakta harikalar yaratıyorlardı. Gelen müşteriler sırf onların yemekleri için müptela olmuşlardı motele neredeyse. Kenan bey resepsiyon ve sahil kısmıyla ilgileniyordu mutfağa hiç karışmazdı. On sekizini doldurduğundan beri de alışverişe İnci’nin kardeşi Erkan gidiyordu. Herkesin işi belliydi. İnci odaların düzenini kontrol ediyordu. Temizliği, ütüsü ve benzeri işleri yapan üç kadın çalışıyordu motelde. Onların organizasyonu, müşterilerin temizlenmesini istedikleri giysilerinden o sorumluydu. Tabi restorandaki masa örtüleri, el bezleri vesaire de öyle.

Civardaki en eski motellerden biriydi Portakal Çiçeği Motel. En sevilen aile işletmesiydi hatta belkide.

Sinan üç yıl önce haberdar olmuştu motelden. İnternetten resimlerine bakıp çok beğenmişti ama gitmek kısmet olmamıştı bir türlü. Bir gün böyle yeğenleri ile gideceği ise hiç aklına gelmemişti doğrusu. Uyuyan çocuklara baktı derin bir iç geçirerek. Bu tatilin onlara da iyi geleceğini umuyordu. Bakalım ne düşüneceklerdi oraya gidince.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s