Ayrık otu – Bölüm 7

Kaan karısı öldükten sonra ilk defa bu kadar sık gülümsediğini farkediyordu. Ondaki bu değişikliği farkeden tek kişi de kendisi değildi. Dürdane hanım ve Ayşe, hatta Dursun amca bile farkediyordu ondaki değişikliği.

Zaman geçtikte Ayça ile arkadaşlıkları dostluğa dönüşmeye başlamış, sadece balık ve Zeynep için değil, sohbet etmek için de bir araya gelir olmuşlardı. Kaan ona ailesiyle yaşadıkalrını evlilik hikayesini kendisi anlatmıştı en başından.

“Hayatımda beni mutlu eden tek şey kızımdı seni tanıyana kadar!” dedi bir gün sözün sonunda.

Ayça’da ondan hoşlanmaya başlamıştı zaman geçtikçe, onun yaralı yüreğini saklamak için böyle sert çıkışlar yaptığını çözmüştü sonunda. İkisini de çok hırpalamıştı hayat gerçekten. Kaan’ın bu itirafı karşısında gülümsedi sadece.

“Senden gerçekten hoşlanıyorum” dedi Kaan Ayça cevap vermeyince, “Kızım da çok seviyor seni biliyorsun!”

Ayça yine gülümsedi ona bakıp, aslında ne söyleyeceğini bilemediği için susuyordu sadece.

“Var mısın yeni bir hayata başlayalım beraber! Birbirimize merhem olalım! Sen de acılı hayatına bir sünger çekmiş olursun.” dedi Kaan sözüne devam edip.

“Ben o süngeri çekeli çok oldu aslında ama yeni bir ilişkiye hazır mıyım bilmiyorum gerçekten!” dedi Ayça düşünceli bir sesle.

Kaan Ayça’yı ikna etmeye çalışmaktan vazgeçmedi, “Sana söz veriyorum bütün acılarını unutturacağım. Belki de tanışmamız, böyle karşılaşmamız kaderdir. Sen vücutsan ben senin gölgen oldum. Bu yaralı kalbin dualarını Allah kabul eder. Her gün birleşelim diye dua ediyorum. Hiç böyle hissedeceğimi düşünmemiştim, hayatım boyu bir daha evlenmeyi düşünmüyordum inan bana!”

Ayça sonunda kabul etti Kaan’ın teklifini, bunda en büyük etki de hayatının geri kalanını birlikte geçirmek istediği Zeynep olmuştu.

Tam evlilik hazırlıkları başladığı sırada Kaan’ın babasının durumunun ağırlaştığı ve ölmeden önce oğlunu görmek istediği haberi geldi kasabaya. Kaan bu haberi duymamış gibi yaptı bir kaç gün ama sonunda Ayça “Bak Kaan, herkes hata yapabilir. O senin baban. Eğer şimdi onu görmeye gitmezsen ileride duyacağın pişmanlığı telafi etmeye fırsatın olmayabilir.” diye ısrar edince.

“Tamam düşüneceğim!” dedi Kaan gülümseyerek ama yine de babasının yanına gitmek için bir girişimde bulunmadı.

Bir kaç gün sonra Kaan’ın annesi onu ikna etmek için geldi oğlunun evine ve artık Kaan’ın evine taşınmış olan Ayça ile tanıştı.

“Kızım sen beni içeri aldın ama Kaan ile aran bozulabilir” dedi kadıncağız çekinerek.

“Olur mu siz onun annesisiniz!” dedi Ayça nazikçe. Kaan’ın annesine bir kahve yaptılar hemen Dürdane hanımla ki Kaan geldi eve ve annesini salonda görünce gerildi yüz hatları.

“Anne senin ne işin var burada!” dedi Kaan soğuk bir sesle.

Ayça ve Dürdane hanım “Sizin konuşacaklarınız vardır!” diyerek ayrılmak istediler yanlarından ama Kaan “Sizden gizli konuşacağımız hiç bir şey yok” dedi iki kadına bakarak.

“Oğlum hata yaptık özür dileriz. Babanın durumu kötü, kanserin son evresinde. İki gün sonra yaş günü var. Hepimiz toplansak yanında, Ayça kızımızı da alıp gelsen.”

Ayça Kaan’ın sessiz kaldığını görünce, “Geliriz tabi!” dedi hemen.

Kaan “Ayça!” dedi sert bir sesle bu sefer ona baktı.

“Gideriz değil mi Kaan!” dedi o yeniden yumuşak bir sesle.

Kaan’ın annesi gittikten sonra yeniden konuştular ve Ayça ikna etti onu nihayet babasını son bir kez daha görmeye.

Böylece Zeynep’i de alıp  ikisi birlikte biletlerini alıp babasının evine gittiler.

Babası Kaan’ı görünce, gözleri ıslandı ve elini ona doğru uzatarak, “Oğlum affet beni ne olur!” dedi sesi titreyerek, “Gelmeyeceksin zannettim!” dedi sonra.

Kaan gidip sarıldı babasına. Onu böyle halsiz ve solmuş yatakta görünce onunda yüreği dayanmamıştı. Baba oğlul göz yaşları içinde sarılıp kaldılar öyle bir süre. Odadaki herkesin gözleri dolmuştu bu sahne karşısında.

“Birazdan ortaklarımız da gelecek, hep berber bir yemek yiyip kutlayacağız babanızın yaş gününü” dedi Kaan’ın annesi.

Kaan’ın babası Mustafa bey Ayça’nın kucağındaki Zeynep’i görünce onunla ilgilenmeye başlamıştı hemen. Torununu da ilk görüşüydü bu.

“Baba bu Ayça, biz en kısa zamanda onunla evleneceğiz!” dedi Kaan babasına.

“Oğlum biz bir kez hata yaptık, bundan sonra seni mutsuz eden hiç bir karar için ısrar etmeyiz. Allah mutlu etsin ikinizi de, torunum da annesiz kalmamış olur böylece” dedi Mustafa bey nefes nefese kalmıştı konuşurken.

Tam o sırada kapı çaldığı için Kaan’ın annesi Suzan hanım içeri geçti onları yanlız bırakarak. Biraz sonra yanında yeni gelen misafirlerle döndü odaya.

“İşte çok sevgili ortaklarımız da geldi!” dedi gülümseyerek.

Odanın kapısında duran üç kişi büyük bir şaşkınlıkla Ayça’ya bakakalmışlardı. Ayça’da o kadar şaşkın görünüyordu ki Kaan dahil odadaki kimse ne olduğunu anlamadı bir süre. Bu sessizliğin içinde Zeynep “Anne!” diyerek Ayça’nın boynuna sarılınca kapıda şaşkın şaşkın bekleyen Gülsüm hanım “Yoksa bu kucağındaki Soner’in kızı mı?” dedi kendi kendine. Muzaffer hanım onlarla konuşmaya gittiğinde “Ya benim torunum da hamileyse!” demişti ama Gülsüm hanım bunu karşı saldırı amacıyla uydurulmuş bir yalan diye düşünmüştü. Şimdi Ayça’yı kucağında bi rkız çocuğu ile görünce Muzaffer hanımın sözleri yankılanmıştı kulaklarında yeniden.

Ayça Zeynep’i alıp çıktı odadan bir şey söylemeden ve Gülsüm hanım, kocası ve Ayça’yı aramaktan asla vazgeçmeyen Soner hiç bir şey olmamış gibi davranmaya mecbur kaldılar akşamın geri kalanında. Soner’in karısı ve çocukları da yanlarındaydı zaten.  Artık kimse için atılacak bir adım kalmamıştı ama Soner birden bire karşısında aşkıyla yanıp tutuştuğu kadını görüp, hiç bir şey yapamadan durmak istemiyordu.

Bir fırsatını bulup sıkıştırdı Ayça’yı ve “Çocuk benden mi?” diye sordu hemen. Annesi o arada onun kulağına fısıldamıştı Muzaffer hanımın söylediklerini.

Ayça kendi bile beklemediği bir şekilde güldü alay eder gibi, “Sen balayı yaparken senin çocuğunun cenazesini kaldırıyordum ben!” dedi. Sesi öyle sert ve duygusuz çıkmıştı ki Kaan koridordan duyup gelmişti yanlarına. Ayça’nın söylediklerinden anlamıştı o geçmişteki kişinin Soner olduğunu.

Soner’e ters ters bakıp, “Karın ve çocukların içeride seni bekliyor, biz iki gün sonra nikahlanıyoruz. Artıkk benim karımdan ve çocuğumdan da uzak dur, kendi ailenle ilgilen!” diyerek diklendi.

Soner babasının ortağının oğluna bir şey diyecek durumda değildi. Zaten başına ne geldiyse bu zayıflıkları yüzünden gelmiş, her şeyi kaybetmişti. Kaan ve Ayça’ya baktı acı acı ve yanlarından hızla geçip gitti içeri.

“Oydu değil mi?” dedi Kaan Ayça’ya bakıp.

Ayça başını salladı. Kaan kendine çekip sarıldı ona, “Üzülme benim için hiç bir sorun yok. Biz kızmızı alıp evimize gideceğiz yine. Onlar çok uzakta kalacaklar bizden!” dedi yumuşacık bir sesle.

Ayça sımsıkı sarıldı ona. Nihayet tutunacak sağlam bir dal vermişti hayat ona. Artık ayrık otu değildi o.

SON

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s