Ayrık otu – Bölüm 5

“Bakın Ayça hanım, sizin bu halde hem kendinize, hem de Muzaffer hanıma bakmanız mümkün değil. Siz iyi olsanız bile onun durumu özel ve masraflı bir bakım gerektiriyor. Bu bahsettiğim yerdeki bakım evinin yöneticisi arkadaşım. Onunla konuştum, yazacağımız raporlarla Muzaffer hanımın bütün masrafları karşılanacak. Siz sadece büyükannenizi oraya yatıracaksınız ve inanın çok iyi bakılacak!”

“Doktor bey size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum!” dedi Ayça hastaneden çıkarlarken, doktor Muzaffer hanımın oraya taşınması için bir ambulansta ayarlamıştı. Ayça önce oraya gidip büyükannesini oraya yatırdı. Sonra doktorun arkadaşı ile konuşup ondan bir oda da olsa bir ev tutabilmek için yardım istedi. Zaten küçük bir yer olan kasabada sahil kenarında küçük kulübeler vardı. Eskiden yazlıkçılara kiralanırdı. Sahile moteller ve pansiyonlar kurulunca onları kimse tutmuyordu artık. Bir kaç yıldır boş duruyorlardı. Uydurukta olsa içlerinde bir kaç parça eşya vardı. Doktorun arkadaşı sahibi ile konuştu ve uygun bir fiyatta anlaştılar.

Ayça eve dönüp sadece özel eşyalarını bir valize toparladı ve ev sahibine anahtarı teslim etti, çalıştığı yere de uğrayıp ilişiğini kestikten sonra otobüse binip hemen Turnaköy’e geri döndü. Evden ayrılırken komşuları Soner’in bir kaç defa geldiğini ve onları sorduğunu ama bir şey söylemediklerini haber verdiler.

Ayça hepsine çok teşekkür edip vedalaştı, büyükannesinin bir akrabasının yanına gideceklerini oradan haber vereceğini söyledi hepsine ve hangi şehire gittiklerini söylemedi. Artık kimsenin onları bulmasını istemiyordu.

Sahil yolunda belediyenin üreten kadınlar için kiraladığı küçük tezgahlardan biri için anlaştı ve her sabah balıkçılardan aldığı balıkları ekmek arası ızgara olarak burada satmaya başladı. Kasabada balıkçılıkla uğraşan çok olmasına rağmen tutulan balıklar şehirdeki restoranlara satılıyordu, yazlıkçılar dahil kimse sahilde balık satılmasına alışık olmadığı için Ayça’nın tazgahından yayılan balık kokusu hepsinin hoşuna gitmişti. Kısa zamanda bir çok kişi günlük ondan alışveriş etmeye başladı. Böylece hem kendi geçimini hem de büyükannesinin bakım masraflarını zor da olsa çıkarmaya başladı Ayça. Sabah çok erken kalkıyor ve gece geç saate kadar da çalışıyordu.

Tüm bunlar olup, Ayça giderek zorlaşan hayatıyla kendi başına mücadele etmeye çalışırken, Soner annesinin yaptıkalrını öğrenmiş ve onunla şiddetli bir kavgaya tutuşmuşlardı.

“Anne onu sevdiğimi bilerek bunu nasıl yaparsın!”

“Artık onu unutmak zorudasın, patronunun kızını hamile bırakan ben değilim!”

“Bu benim hatam değil biliyorsun, Asuman ile senin planladığınız bir oyuna geldim sadece! Sarhoştum!”

“Her neyse artık baba olacaksın ve Ayça’yı unutmak zorundasın. Bak o da seni istemiyor ki, ortadan kaybolup gitti haber bile vermeden!”

“Anne ona söylediklerinden sonra başka ne yapacaktı ki? Ne olursa olsun onu bulacağım!”

Soner tüm isyanına rağmen patronunun kızıyla evlenmekten kaçamadı elbette ama yine de Ayça’nın nereye gittiğini öğrenmek için tanıdıkları herkese sormaya devam etti haftalarca.

Kasaba halkı zamanla Ayça’yı tanıyıp sevmeye başlamıştı. Başına gelenleri öğrenip, bir de büyük annesine baktığını duyduktan sonra bir çok insan sırf ona destek olmak için de balık almaya başlamıştı. Müşterilerinden sadece bir tanesi çok huysuzdu ama Ayça herkese gösterdiği güler yüzü ona da gösteriyordu. Bu genç adam hemen her gün alışveri yapmasına rağmen sürekli bir şeylerden şikayet ediyor bir gün önce aldığı balıkların az piştiğini, tuzu az olduğunu ve başka bir sürü kabahat buluyordu.

Yan tezgahta mısır satan yaşlı adam, Ayça’yı başından beri koruyup kolluyordu. Kasabanın yerlisi olduğu için de genç adamı uzun süredir tanırdı. Sonunda bir gün dayanamayıp adamı kenara çekti “Kaan oğlum bak seni çocukluğundan beri tanırım biliyorsun. Sen de iyi bir adamsın biliyorum ama bak bu kızın üzerine çok gidiyorsun!”

“Dursun amca parasını ödediğim hizmeti eleştiriyorum bir şey demiyorum ki!”

“Evladım armudun sapı, üzümün çöpüne  takılığ kalıyorsun, yaşın genç daha senin daha  olumlu bak hayata. Bak bu gariban kız günde on iki saatten fazla çalışıp, bakım evindeki hasta büyükannesinin masrafını çıkarmaya çalışıyor. Yaşıtları yuva kurmuş çoluk çocuk sahibi evlerinde yaşarken bu kız mücadele içinde, sahip çıkalım bu kıza.”

Kaan dönüp belli etmeden Ayça’ya baktı yeniden ve yürüyüp gitti cevap vermeden.

Muzaffer hanımın yorgun kalbi yedi sekiz ay daha dayandıktan sonra bir gece uykusunda duruverdi. Hayatta Muzaffer hanımdan başka kimsesi kalmayan Ayça, iyice yıkıldı bu haberle. Hiç bir şey istediği gibi olmamıştı, Çocukluğunda babannesinin ona söylediği gibi bir ayrık otuydu belki de.

Muzaffer hanımın cenaze ve defin işlemleri tamamlandıktan sonra bir kaç gün daha kendine gelemediği için tezgahını açamadı. Kasabanın denizebakan yüksek yamaçlarından birine çıkıyor ve bütün gün denize bakarak içini döküyor ve ağlıyordu. Her gün Ayça’yı sahil yolunda görüp, balık kokusuna  alışan kasabalı, onun bir kaç günlük yokluğunu hemen farketti. Haberi sabaha karşı alıp hemen bakım evine gitmesi gerektiğinden kimseye söyleyecek fırsatı olmamıştı. Bu yeni yerde Muzaffer hanımı tanıyan kimse olmadığı içinde sessiz sedasız defnetmişti büyükannesini.

Bir kaç gün sonra yeniden tezgahınn başına döndüğünde zaten yorgun olan bedeni ve ruhu bu son sarsıntıyla iyice dağılmıştı. Enerjisi düşmüş ve rengi bembeyazdı. Her gün gelip ızgarasını alıp giden Kaan onu yeniden sahil yolunda gelince hemen geldi ve söylenmeye başladı.

“İnsan müşterilerine bir bilgi bile vermeden oratdan kaybolacak kadar nasıl sorumsuz olabilir. Bari yerinize birini bırakıp gitseydiniz! Neydi ise kaybolmanıza neden olan önemli işiniz! Biz düzenimizi sizinkeyfi hareketlerinize göre mi ayarlamalıyız acaba?”

O sırada tezgahını açmaya gelen Dursun amca gözlerini devirerek baktı yeniden Kaan’a ve sonra Ayça’ya döndü “Evladım yeni duydum çok üzüldüm başın sağolsun” dedi yumuşak bir sesle.

Ayça’nın gözlerinden yaşlar boşaldı hemen yine, Dursun amca kolunu doladı omuzuna Ayça’nın, “Ağlama yavrum sen elinden gelenin fazlasını yaptın, bak kuş kadar kaldın geldiğinden beri şuraya. Hasta olacaksın, haydi artık kendin için yaşamalısın bundan sonra!”

Kaan kızın büyükannesini kaybettiğini duyunca, utanmıştı az önce söylediklerinden, “Bak ben çok özür dilerim bilmiyordum gerçekten!” dedi şaşkın ve üzgün bir vaziyette. Ayça  cevap vermeden önüne baktı, göz yaşları yine yağmur gibi akmaya başladığından kendini toparlamaya çalışıyordu. Kaan mahçup bir şekilde yeniden özür dileyerek uzaklaştı yanlarından.

“Sen onun kusuruna bakma evladım. Babası buralıdır Kaan’ın. O da aksi bir adamdı. Bu çocuk bir kıza aşık olunca, kesinlikle istemem ben o kızı diye  tutturdu. O zamanlar buradan taşınıp şehire yerleşmişlerdi. Bu oğlanda babasına inat sevdiği kızla evlendi ve onu alıp buraya yerleştiler.”

Ayça burnunu çekerek dinliyordu Dursun amcayı, adamcağız aslında kızın biraz dikkatini dağıtıp torpalanması için anlatıyordu Kaan’ın hikayesini. Bir de severdi zaten Kaan’ı. İyi yürekli bir çocuk olduğunu billiyordu. Onunda yaraları vardı içinde, kanadıkça diline vuruyordu.

“Bir yıl sonra nur topu gibi bir kızları doğdu ikisinin ama ne yazık ki kızcağız, evladını doğruruken kanaması artınca melek olup gitti cennete. Bu oğlan da yeni doğmuş parmak kadar kızla kaldı ortada. Annesi dayanamadı geldi bir kaç kez ama babası yollamadı sonra. Asıl huysuz babasıydı yani. Buradan yeni doğurmuş bir kadın ayarladık süt annelik yaptı altı ay Zeynep’e. Bu oğlan bakıyor iki yıldır kızına tek başına. Kolay değil tabi. Karısını da çok seviyordu. İşte ondan böyle sinirli biraz, küçük çocuk yoruyor mutlaka. Senin balıkları da kızına alıyor bu arada tabi.”

Gülümsedi Ayça, Dursun amca sevindi kızın gülümsemesine.

“Demem o ki aldırma sen onun huyuna, iyi çocuktur! Severim keretayı!”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s