Alın yazısı – Bölüm 7

Gökhan uçuştan döndükten sonra eve uğramadan doğrudan karısını almaya kayınvalidesinin evine geldi. Naime hanım o gelince, “Hoşgeldin evladım! Bizim Serhat ile biraz işimiz var dışarıda. Karın seni bekliyor. Siz oturun konuşun güzelce” dedi gülümseyrek.

“Anne iyi mi Gönül!” dedi Gökhan hemen bu tuhaf sahneyle karşılaşında.

“Konuşun evladım” dedi Naime hanım lafı uzatmadan. Serhat’a işaret etti, beraber çıktılar evden.

Gönül zorlanarak da olsa her şeyi başından sonuna kadar anlattı kocasına, karnında bir bebek olduğunu ve artık onunla aynı hanede olamayacaklarını söyledi sonunda.

Şoka girme sırası bu sefer Gökhan’a gelmişti, “Hayır o benim çocuğum olamaz!” dedi ilk önce, “Ben sensiz yapamam Gönül. Ne olur ani karar verme! Babalık testi yaptırabiliriz. Ayla’nın doğru söylediğini nereden biliyorsun!”

“Aksi ispatlanana kadar yapabileceğim bir şey yok Gökhan ne olur anlamaya çalış beni. Burada da kalamam artık. Karnımdaki çocuğa bir zarar gelmesini istemiyorum. Babamın hatıraları, engelli bir çocuğun varlığı düşüncelerimden uzaklaşmıyor burada benim. Biraz uzaklaşmaya ihtiyacım var. Ne olur bir süre beni arayıp sorma sen de!”

“Nereye gideceksin? Hayır kesinlikle olmaz! Ben senin kocanım. Ayla ile konuşacağım. Yalvarırım bekle o zamana kadar gitme ne olur!” diyerek sarılmak istedi ama Gönül izin vermedi.

“Bak karıcığım ben baba olacağımı öğrendim şu an. Bunun bizim en mutlu günümüz olması gerekiyor lütfen böyle gölgelenmesine izin verme!”

“Sen zaten babasın Gökhan!” dedi Gönül hıçkırarak.

“Sen beni terkedersen ben zaten yıkılırım Gönül! Seni çok seviyorum!”

“Ben de seni seviyorum Gökhan! Ne olur zorlaştırma. Karnımdaki çocuğun sağlığı için kararıma saygı duy sen de benim. Yapamam ben bu şekilde. Çok düşündüm gerçekten! Bir yol bulabilirsen sen bul!”

“Hayır seni de göndermem, çocuğumu da!” dedi Gökhan.

Onu ikna edemeyeceğini anlayan Gönül “Biraz annemlerde kalıp toparlanmama izin ver o zaman!” dedi.

“Tamam aşkım! İstediğin kadar kal, yeter ki beni terketmeyin!” dedi Gökhan.

Naime hanım ve Serhat geldiğinde Gökhan  çıkmak üzereydi.

“Karım size emanet anne! Size acınızın içinde bir de bunları yaşattığım için çok özür dilerim. Umarım beni affedebilirsiniz ama bunu çözeceğim!” dedi.

“Oğlum için rahat olsun karın da çocuğun da bana emanet” dedi Naime hanım gülümseyerek.

“Anne eğer karım beni terkederse ölürüm ben! Yaşayamam!”

“Oğlum güzel şeyler düşün, güzel olsun!”

Gökhan gittikten sonra ertesi sabah kardeşi ile birlikte yola çıktı Gönül. Gökhanın duramayıp hemen geri geleceğini biliyordu. Gökhan ne kadar yalvarsa da Naime hanımdan karısının nerede olduğunu öğrenemedi. Kadının da acısı olduğunu bildiği  için çokta üzerine gidemiyordu.

“Oğlum biraz zaman gerekiyor, sabırlı ol! Düşünsün karın biraz, emin ellerdeler güven bana!” dedi Naime hanım sadece.

Gerçekten de Şerife anne Serhat’a ve Gönül’e onca karmaşa ve üzüntünün üzerine çok iyi gelmişti. İkisinin de en sevdiği şeylerden hazırlıyor. Onlara tıpkı çocukluklarında olduğu gibi hikayeler anlatıyor, kucaklıyor, uyumadan saçlarını okşuyordu. Köyün havası da çok güzeldi ayrıca. Serhat ile ağaçların gölgesinde oturup eskilerden konuşuyorlardı uzun uzun. Şerife anne elinde birer maşraba ayranla gelip oturuyordu yanlarına, çıkına sardığı gözlemeleri de çıkarıp, dahil oluyordu sohbetlerine.

Gönül toparlanmış, güç kazanmıştı bir kaç haftanın içinde burada. Gökhan aradığı zaman açmıyordu. Telefonunu kapatmıştı. Naime hanımla Şerife annenin veya Serhat’i telefonundan konuşuyorlardı. O da bir kaç gün sonra geleceğini söylemişti zaten son konuştuklarında.

Gökhan hemen her gün Naime hanımın kapısına gelip, karısının yerini söylemesi için yalvarmış, Naime hanımın içi parçalansa da kızına söz verdiği için bir şey diyememişti.

“Gönülüm bak bu çocuk paramparça oldu burada,  yağmur çamur demiyor, kapıda bekliyor saatlerce. Ben de zor durumda kalıyorum. Bir konuşsan mı kocanla!” diye kızına sorsa da, Gönül bir süre daha konuşmak istemediğini söylüyordu sürekli.

“Anne ne olur bahsetme biraz bana! Babamın acısına bile yanamadım biliyorsun!” diyerek eksip atıyordu.

Semiha hanımla, Ali Rıza bey de arada kalmışlardı iyice. Bir yandan Gökhan’ı toparlamaya çalışıyorlar. Bir yandan da tek başına kalan Naime hanımın acısına ortak olup destek olmaya çalışıyorlardı.

Bu arada Gökhan Ayla ile konuşmuş, Ayla yemin üzerine yemin etmişti çocuğun ondan olduğuna dair.

Sonunda Naime hanım Şerife hanımın yanına köye gitmek için evi kapatma hazırlıklarına başladı. Doğum olana kadar orada kalacaklardı. Serhat’in okulu açılınca o dönecek Naime hanım da o zaman bir oraya bir buraya yolculuk edecekti. En son aldıkları karar böyleydi.

Artık Gönül’ün karnı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. İlçedeki hastaneye Serhat ile kontrole gidiyorlardı. Bebek çok şükür gayet sağlıklı bir şekilde büyümeye devam ediyordu. Gönül şehirdeki doktoruyla da bağlantıyı koparmamıştı. Onu da arayıp bilgilendirmeye devam ediyordu. Doğum yaklaşınca dönüp  şehirdeki hastanede doğum yapmak istiyordu çünkü.

Naime hanım kızının başka eşyalarını da köye götüreceğinden bir araba kiralamıştı. Araba sabah erkenden gelip onu aldı ve yola çıktılar. Kocasının anıları ile dolu bu evden biraz uzaklaşmanın iyi mi, kötü mü olacağına karar veremedi yol boyunca. Kâh gözleri doldu ağladı, kâh torununu düşünüp mutlu oldu.

Şerife annenin evine vardıklarında, Serhat arabadaki eşyaları çıkarmak için şoföre yardım ederken farketti Gökhan’ın arabasını. Şehirden bu yana kayınvalidesini takip edip onları bulmuştu.

“Enişte!” dedi sevinçle.

Hepsi birden dönüp ona baktılar.

“Gel damat gel! Oğlun olacak müjdeyi duy!” dedi Şerife anne el ederek.

Gökhan sevinçle baktı Gönül’e hemen. Gönül bir şey diyemedi. Naime hanım çok şaşırsa da mutlu olmuştu Gökhan’ın gelmesinden. Haftalardır onunla mücadele etmekten hem çok üzülmüş, hem de çok yorulmuştu çünkü. Oğlan akıllık edip düşmüştü peşine çokta iyi yapmıştı.

Gönül dışında herkes çok mutluydu bu ziyaretten. Akşam Şerife hanım masaya iki tabak fazla koymanın sevincini yaşıyordu. Kalabalığı hep çok severdi ki, böyle ailesi saydığı insanlar yanında olunca daha da mutlu oluyordu.

Tam yemeğe başlayacakları sırada Gökhan’ın telefonu çaldı. Arayan Ali Rıza beydi. Oğlunun kayınvalidesinin peşine takılıp gideceğini biliyordu ve söyleyecek çok önemli bir şeyi olduğunu telefonun sesini dışarı vermesini istedi Gökhan’dan.

Gökhan masadakilerden izin isteyip telefonun hoparlörünü açtı.

“Müjdemi isterim! Babalık testi negatif çıktı! Yavuz Gökhan’ın oğlu değil!” dedi önce.

Bir sessizlik oldu masada önce, herkes Gönül’e baktı dönüp. Gönül ise Gökhan’a.

“Orada mısınız?” dedi Ali Rıza bey.

“Buradayız baba!” dedi sesi titreyerek Gökhan. Telefonu tutan eli de titremeye başlamıştı. Gönül’de ağlıyordu şimdi.

“İşte bu kadar beee!” diye bir çığlık attı Şerife anne. Hepsi çözüldü bu çığlıkla. Gönül ve Gökhan sarıldılar birbirlerine sımsıkı.

“İşte bu kadar gerçekten!” dedi Naime hanım derin bir iç geçirerek, “Savaş çok şükür atlattık bunu da!” dedi kocasına içinden.

Bir mutlu sona daha erdik böylece hep beraber!

Mutluluğumuz daim olsun hepimizin.

SON

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s