Alın yazısı – Bölüm 6

“Ne düşünüyorsun?” dedi Naime hanım, “Artık kendini değil çocuğunu düşüneceksin ve ona göre bir karar vereceksin!” diye devam etti kararlı bir sesle. Artık kızının bu depresyondan çıkmasını istiyordu, “Bak ben sizi nasıl toparlayacağım diye düşünüyorum. Derdime yanamıyorum, acımı yaşayamıyorum. Sen de şimdi o çocuğu düşüneceksin!” diyerek çorba kasesine uzandı ve “Ye şimdi şu çorbayı çabuk. O canın beslenmeye ihtiyacı var” diyerek kaseyi Gönül’e uzattı.

Gönül kaseyi alırken “Haklısın anne! Çok özür dilerim!” dedi yeniden ve “Anne ben boşanmaya karar verdim” diye devam etti.

“Nasıl yani?” dedi o sırada odaya giren Serhat. İkisinin bağrışmalarını duyunca bir şey olduğunu sanmıştı o da.

Gönül kardeşini de çağırdı yanına, “Ben o engelli çocuğun günahına giremem” dedi sesi titreyerek, “Sonuçta o Gökhan’on çocuğu! Ayla’yı üzerime kuma alacak halim yok! Çocuğu ben evlat edineyim babasından ayırmayım desem bu sefer annesinden ayrılacak! Buna nasıl içim elversin. E ben de hamileyim, çocuğumun babasız büyümesini istemiyorum. Kafam çok karışık inanın!”

Serhat “Haklısın abla!” dedi çaresizlikle. O da şaşırmıştı iyice.

“Peki dayanabilecek misin?” dedi Naime hanım, “Senin de çocuğun olacak!”

“Sonuçta Gökhan her zaman gelip benim çocuğumu görebilir ama diğer bebeğin ona hep yanında ihtiyacı olacak. Ben de bunu bile bile Gökhan’ı yanımda tutamam zaten, aynı evde duramam. En iyisi boşanmak!” dedi sonunda kararlı bir sesle.

Naime hanım kızının yanından çıktıktan sonra elinde kaseyle mutfağa yürüdü düşünceli bir şekilde. Sonra cebinden telefonunu çıkarıp dünürlerini aradı.

Semiha hanım, “Biz de şimdi size uğrayalım diyorduk” dedi sevecen bir sesle.

“Buyurun Semiha hanımcığım, benim de sizinle konuşmak istediklerim var!” dedi Naime hanım.

Semiha hanım eşiyle gelince, Naime hanım onları doğrudan salona aldı eve hiç lalfı uzatmadan her şeyi başından sonuna kadar anlattı. Semiha hanım ve Ali Rıza bey ne söyleyeceklerini şaşırdılar önce.

“Aman Allahım acı içinde acı!” dedi Semiha hanım, “Gönül o yüzden demek!” dedi sonra eliyle ağzını kapatarak.

“Sormayın!” dedi Naime hanım, “Çok zor günler geçiriyoruz! Üstelik kızım hamile!”

“Ne?” dedi Ali Rıza bey, sevinse mi üzülse mi bilememiş ağzından bir anda çıkıvermişti laf, “Ah Gökhan! Ah! Can arkadaşımın cenazesi üzerine bunların olması bu nasıl iş böyle!”

Semiha hanım “Sakin ol Ali Rıza bir düşünelim dur!” dedi panikle. O da çok şaşkındı ve neyi çözüp, neye ne yorum yapacağını şaşırmıştı.

Bu sırada salonda onların sesini duyan Gönül gelmiş, konuşmanın son kısmına şahit olmuştu.

“Bakın ben Gökhan’ı seviyorum ama o  çocuğu o halde bırakacak kadar merhametsiz değilim!” dedi yanlarına otururken.

“Ayla bu kesin yalan söylüyordur!” dedi Semiha hanım.

“Ben de çok ısrar ettim, konuştum ama çok yeminler ediyor dünür. Ne diyeceğimizi bilemedik biz de o ısrar edince!” dedi Naime hanım.

“Biz boşanırsak, Gökhan onu nüfüsuna da geçirir her şey daha kolay olur o çocuk için” dedi Gönül. Sesi bu defa daha kararlı çıkmıştı.

“Kızım yapma! Bak babanın toprağı soğumadı daha. O da çok üzülürdü bilse bu olanları. Biraz daha bekle, iyice düşün. Biz seni çok seviyoruz. Sen bizim kızımızsın! Evimize bereket getirdin. Gökhan seni gerçekten çok seviyor” dedi Ali Rıza bey yalvarır gibi.

“Ben kendi mutluluğumu ihtiyacı olan başka bir çocuğun mutsuz geçecek hayatı üzerine kuramam baba! Ne olur kusura bakmayın, beni de anlayın! Ne olur kızmayın bana!” dedi Gönül bu defa.

Ali Rıza bey ve Saime hanım çok üzgün bir halde gittikten sonra, Gönül annesi ve kardeşi ile plan yapıp, Gökhan gelmeden eve gidip eşyalarını almak istediğini söyledi. Gökhan’ı bir süre yüz yüze görmek istemiyordu. O yüzden o gelmeden bu işi halletmek istiyordu.

“Konuşursak o da üzülecek, ben de üzüleceğim!” dedi.

“Ne yapacaksın peki Gökhan sonunda buraya da gelecek abla!” dedi Serhat merakla.

“Annem de uygu görürse Şerife annenin yanına gideyim” dedi Gönül annesine bakarak.

Şerife hanım Naime hanım emekli olmadan önce Gönül’ün bakıcısı olarak evlerine gelmişti ilkin. Sonra Serhat doğunca ikisine birden bakmış. Çocuklar büyüyene kadar da ayrılmamıştı yanlarından. Sonra memleketini özlediği için köyünde babasından kalan eve yerleşmişti gidip. En son Gönül’ün düğünü için gelmiş kısacık kalıp dönmüştü yeniden.

Naime hanım da çok güvenirdi Şerife hanıma, yıllarca ona emanet etmişti  çocuklarını. O da güvenini hiç boşa çıkarmamış aienin bir üyesi olmuştu her zaman. Hatta ikisi çocuğu da “Şerife anne” derdi ona.

“Eğer sen bunu istediğine eminsen, eminim Şerife çok mutlu olacaktır bu kararından” dedi Naime hanım.

“Peki ya sen?” dedi Gönül.

“Kızım senin mutluluğun, benim mutluluğum. Torunumla seni ondan iyi yer mi bulacağım emanet edecek. Şu babanın işlerini halledeyim. Ben de gelirim yanınıza. Şimdilik Serhat gelir seninle.” dedi.

Üniversite son sınıfa geçen Serhat zaten yaz dönemindeydi. Şerife annenin yanına gitme fikrinden o da çok hoşlanmıştı.

“Sen burada tek başına idare edebilecek misin anne?” dedi sonra dönüp annesine.

“Bakarız oğlum olmazsa ablanı bırakır gelirsin, hallolur bunlar!” diye cevap verdi Naime hanım. En azından kızının toparlanmış olmasına sevinmişti. Şerife hanımda iyi gelirdi ona. Çok sakin yumuşak bir kadındı zaten. Gönül’ün dilinden de en iyi o anlardı her zaman.

Sonra Şerife hanımı arayıp haber verdi olanları. Şerife hanım hem çok üzüldü olanlara hem de çocukların geleceğini duyunca çok sevindi.

“Benim şimdi kapıyı kapamam olmaz! Çocuklar gelsin ben de sonra gelirim” dedi kapatırken.

“Gözün arkada kalmasın” dedi Şerife hanım, “Senin çocukların, benim çocuklarm her zaman!”

Naime hanım kızının eşyalarını evinden getirip, Şerife anneye götüreceklerini hazırladıktan sonra yeniden karşısına aldı kızını.

“Bak kızım!” dedi, “Anneler çocuklarının kötü olmasını istemez. Boşanmak öyle çocuk oyunu bir karar değil. İstersen bir daha düşün!”

“Yok anne bende sürekli düşünüyorum ama sonunda hep o çocuğun günahına giremeyeceğim sonucuna varıyorum”

“Ben Şerife teyzenle konuştum. Kimse oraya gittiğinizi bilmeyecek ama böyle kaçar gibi de olmaz. Gitmeden kocanla bir konuşmanı istiyorum. O da bu çocuğun babası nihayet. Onunda hakkı var. Apar topar kaçmak olmaz. Haklıyken haksız duruma düşme. Zaman ne getirir belli olmaz. İyiyken kocanla kötü olma. Sonuçta kötü bir çocuk değil, ben damadımı seviyorum. Oturun konuşun. Sonuçta bunlar nikahtan önce olmuş şeyler kızım. Şimdiden sonrası seni bağlar. Bir cahillik yaptıysa da senden önce. Bir konuşun, çözüm arayın beraber.”

Gönül annesini sakince dinledikten sonra, “Tamam anne, haklısın” dedi bu defa. O da biliyordu bunların tamamen kocasının suçu olmadığını ve onu aldatıp kandırmadığını. O da seviyordu elbette kocasını ama içi elvermiyordu işte düşündükçe devam etmeye. Yine de annesi haklıydı. Kocası ile konuşacaktı.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s