Alın yazısı – Bölüm 3

Gökhan tüm koşturma içine çok fazla giremese de gerek anne-babasından duydukları gerekse izleyebildiği kadar davranışlarından iyice hoşlanmaya başlamıştı Gönül’den. O kadar naif, uysal ve tatlı dilli bir kızdı ki insanın onunla biraz vakit geçirip sakinleşip, huzur bulmaması. Hele ki sevmemesi mümkün değildi zaten. Bütün ömrünü böyle güzel ruhlu bir eşle geçirmek cennet gibi olmalı diye düşünmeye başlamıştı.

Gönül’de Gökhan’ın sert mizacına karşılık, yumuşak br kalp taşıdığını farketmişti bu süre içinde. Lafı ağzında olsa, düşüncelerini çok tartmadan söylese bile dürüst ve samimiydi. Gönül’e karşı nazik davranıyor, beklemediği konularda çok ince davranışlar gösteriyordu.

İkisinin de hisleri ve düşüncelerinde meydana gelen değişimlere rağmen, temkini elden bırakmıyor. Sanki sadece aileleri istiyormuş, onlar boyun eğiyormuş gibi davranmaya devam ediyorlardı birbirlerine.  Bu nedenle bazı şeylerde birbirlerine ters düşüp tatlı bir didişme içine giriyorlar. Hatta bazen gereksiz yere bu didişmeleri uzatıyorlar ama sonunda ortak bir noktaya varıyorlardı.

Nihayet Nikah günü gelip tüm bu telaşın sonunda dünya evine girdiler. Kutlamalar eğlencelerin ardından nihayet başbaşa kendi evlerine çekildiklerinde Gökhan, Gönül’ü alıp karşısına oturttu.

“Bak ben sana dürüstçe başından sordum, sevdiğin biri var mı? Çıktığın biri var mı diye? Sen de yok dedin. Eğer bana anlatmak istediğin başka  şeyler varsa başından söyle olur mu?”

Gönül baktı Gökhan’ın gözlerinin içine, karşılıklı güven duymaları için bir adım olduğunun farkındaydı bu sözlerin. Onun da içinde Gökhan’ın önceki kız arkadaşı ile ilgili şüpheler devam ediyordu. Sadece ona olan öfkesi yüzünden Gönül ile evlenme kararı almış gibiydi en başından. Gerçi sonradan davranışları çok değişmişti ama yine de onun ağzından duymayı ve artık başlamış olan bu evliliği güven üzerine kurmayı o da çok istiyordu.

“Her şey sana söylediğim gibi. Kimse ile çıkmadım bu güne kadar ama belki sen hayatıma girmeseydin çevremden beğendiğim ve  bana talip olan başka birisiyle de çıkabilirdim de. Nasiptir böyle şeyler. Senleymiş benim nasibim, hayatıma başkasının girmesine fırsat olmadan sen çıktın karşıma. Şimdiden sonra da sen benim kocamsın. Senin ailen benim ailem. İçinde bir şüphe, aklında bir soru işareti kalmasın.” dedi Gönül.

Gökhan gülümseyerek onun ellerinden tuttu ve sevgiyle baktı gözlerinin içine;

“Ben de senin içini rahatlatmak ve bana güvenmeni istiyorum. Ayla ile gezdim, tozdum doğru. Evet ondan hoşlanıyordum ama biraz da babamlarla inatlaşmak için devam ettirdim, evlenmekte ısrar ettim belki. Sonra seni tanıyınca bütün duygularım değişti. Yüreğimin gerçek sevgiyi nasıl farklı hissedebildiğini anladım. Seni gerçekten seviyorum. Bunun öylesine yapılmış bir evlilik olduğunu düşünmeni istemiyorum. Dürüstüm ve ciddiyim. Lütfen sen de bana inan.”

Gönül mahcup bir şekilde başını önüne eğdi “İnanıyorum.” dedi yumuşak bir sesle ve devam etti. “Senden bir şey istiyorum sadece” .

“Söyle ne istersen!” dedi Gökhan.

“Bana hazır olana kadar birazcık süre verebilir misin? Şu an çok heyecanlıyım, bayılacak gibiyim. Birazcık zamana ihtiyacım var.”

Gökhan sevgiyle sarıldı karısına ve “Ne zaman hazır olursan!” dedi yumuşacık bir sesle.

Böylece mutlu bir evliliğin temellerini attılar o gece. Devam eden günlerde önce arkadaş oldular. İkisi hiç ummadıkları kadar iyi anlaşıyorlardı. Artık birbirlerine karşı savunma duvarları, ön yargıları kalmamıştı. Gökhan uçuşa gittiği zaman, karısını evde tek başına bırakmak istemediği için ya kendi ailesinin ya da Gönül’ün ailesinin yanına bırakıyor, döner dönmez hemen gelip  alıyordu. Evlenmeden önce yaşamaya fırsatları olmayan  gereken bu süre ikisinin de birbirini daha iyi tanımasına, güvenmesine ortam hazırlamış oldu.

Evlendikten dört ay sonra her şey artık yoluna girmişti. Gökhan’ın memleketlerinde yaşayan kuzeninin evlilik haberi gelince iş yerinden üç gün izin alıp, karısına birlikte yapacakları ilk  yolculuğun haberini verdi. Gökhan’ın işleri yüzünden nikahın ardından da bir yere gidecek fırsatları olmamıştı. Mevsim daha uygun olduğunda balayımızı yaparız diyerek ertelmişlerdi. Bu balayı sayılmasa da birlikte gidecekleri ilk seyahat olacaktı.

“Babamlar amcamın evinde kalıp, hazırlıklara yardım edecekler. Biz de seninle köyde ninemin evinde kalacağız. Düğünümüzde uzun kalamadığı için seni tanımaya fırsatı olmamıştı. O yüzden onun evinde kalmamızı isteyince ben de karşı çıkamadım. Baştan söyleyeyim ninem çok aksidir ama sevince de tam sever. Sen onun söylediklerine ve yaptıklarına alınma yeter olur mu? Seni çok seveceğine adım gibi eminim zaten.”

“Evet elbette, sen merak etme!” dedi Gönül sevinçle. Bir köy evinde kalacaklarına ve biraz seyahat edeceklerine sevinmişti.

Gerçekten de daha köye varır varmaz, nine taze gelini yanına katıp, aklında ne kadar iş varsa tek tek yaptırmaya başladı. Gönül bu yaşlı kadını üzmemek için ne diyorsa hepsini elinden gelenin en iyi şekliyle yapmaya başladı. Yemek, ütü, temizlik ne varsa kaldıkları iki üç gün içinde  yaptırmıştı Gönül’e. Kızcağızında da ağzından hiç bir itiraz, hiç bir aksi laf çıkmamıştı bu süre boyunca. Gökhan’da karısı yorulmasın diye elinden geldiğince yardım etmişti karısına. Nine bu iki gencin evin içinde karınca gibi çalışıp birbirlerine destek oluşlarını keyifle izlemişti uzaktan. Gönlü yumuşasa da işler bitene kadar hiç sesini çıkarmamıştı.

Sonunda ayrılacakları gün geldiğinde. Nine Gökhan’ı kenara çekip, “Aferin sana evladım. Çok doğru bir eş seçmişsin kendine. Benden tam notu aldı. Yuvanızda çok mutlu olun!” dedi sırtını sıvazlayarak. Gönül’e gerçekten kanı kaynamıştı.

“İnsan evladı olduğu her halinden belli bu kızın, merhameti, saygısı her şeyi tastamam!”

Gökhan sevgiyle öptü ninesinin elinden.

Nine de dönüp biraz uzakta durup ikisinin konuşmasını bekleyen Gönül’ü çağırdı yanına ve sarıldı  sevgiyle.

“Artık sen de bu evin kızısın! Çalıştın yoruldun, hakkını helal et önce ninene!”

“Helal olsun nineciğin lafı mı olur!”

“Allah razı olsun, mutluluğunuzu daim etsin.” diyerek koynundan çıkardığı mendili özenle açtı nine  ve içinden çıkardığı altın zinciri Gönül’ün boynundan geçirdi.

Gönül’de sevgiyle sarılıp öptü ninenin ellerinden.

“Bak görüyor musun, artık benim pabucum da dama atıldı! Ninem öyle kolay sevmez kimseyi” dedi Gökhan gülümseyerek.

“Kızım keşke  biraz daha kalsaydınız” dedi Nine Gökhan’a yan gözle bakarak.

“Nineciğim benim yarın uçuşum var kalamayız” dedi Gökhan araya girip.

“Gelinim kalsın, sen git o zaman!” dedi Nine bu sefer.

“Nineciğim nasıl bırakayım onu burada. Karım olmayınca beş dakika duramıyorum ki ben!”

Nine güldü torununun bu sözüne, “Haydi gidin sağlıcakla evinize o zaman! Allah huzurunuzu, mutluluğunuzu bozmasın!”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s