Alın yazısı – Bölüm 2

Böylece Gönül hiç istemese de Perşembe günü annesi ile birlikte Semiha hanımın kendi mahallelerindeki butiğine gitti. Butik bir apartmanın ikinci katındaydı. Tam adresi bulup binanın önüne geldiklerinde Naime hanımın telefonu çalınca, “Baban arıyor, belki bir şey diyecektir. Sen çık bekletmeyelim insanları. İkinci kat. Konuşup gelirim bende.”

Gönül annesi olmadan yukarı çıkma fikrini iyice itici bulduğu için ağır adımlarla çıktı merdivenleri. Yeterince yavaş çıkarsa annesinin ona yetişeceğini umuyordu. İkinci kattaki butiğin kapısının açık olduğunu görünce durdu. Son basamakta biraz oyalanmaya karar verip, aşağı eğilip annesi geliyor mu diye baktı.

Bu sırada içeriden yükselen seslere kulak misafiri de oluverdi istemeden.

“Anne sana daha kaç kere söyleyeceğim! Ben Ayla’yı seviyorum Savaş amcanın kızı beni hiç ilgilendirmiyor. İnsanlara benim adıma söz vermeseydiniz’!”

“Oğlum Ayla ile ilgili babanın müşterisinin söylediklerini anlattım ya sana. Ayrıca Suzan hanım da geldi söyledi, görmüş ikinizi. Daha biz sana ne diyelim bilmem ki. Olmaz o kız diyor baban, ben de istemiyorum. Gönül gelsin bir tanış bakalım. Hemen ne ukalalığa başlıyorsun!”

“Anne ne ukalalığı ya, ben Ayla’ya evlenme teklif ettim bile. Şaka mısınız siz?”

“Şakayız evet!”

Gönül gözleri kocaman açılmış konuşmaları dinlerken Naime hanım gelip tuttu kolından onu ve içeri itti, “Kızım girsene neyi bekliyorsun kapının ağzında!”

Naime hanım ve Gönül’ün kapıdan girdiğini görünce hemen sustu Semiha hanım ile oğlu.

“Hoş geldiniz şekerim. Gönülcüğüm sen de hoş geldin. Maşallah vallahi Ali Rıza’nın dediği kadar varmış. Ne kadar serpilmiş, güzelleşmişsin sen böyle. Gökhancığım gel tanış sen de!” diye oğluna kaş göz etti Semiha hanım.

Gökhan gelenlerin yüzüne bile bakmadan “Hoşgeldiniz!” diyerek geçti yanlarından, “Ben arabadan kutuları alıp geleyim!” dedi ve çıktı kapıdan.

“Siz onun kusuruna bakmayın. Biraz utangaçtır” dedi Semiha hanım, “Naimeciğim gel balkonda bir kahve içelim biz. Gökhan gelir şimdi. Çocuklarda konuşsunlar içeride rahatça.”

“Tamam!” diyerek Gönül’e bakıp gülümsedi Naime hanım ve sonra dişlerinin arasından, “Babanın söylediklerini unutma!” dedi.

Gönül duyduklarını annesine anlatmak istiyordu ama her şey öyle hızlı gelişiyordu ki bir türlü fırsat bulamadı. Tam annesi balkona yürürken kolundan tutup “Sana bir şey söylemem lazım” dedi ki Gökhan girdi kapıdan tekrar.

“Sonra konuşuruz kızım ne söyleyceksen. Haydi siz konuşun Gökhan oğlumla.” diyerek balkona Semiha hanımın yanına yürüdü Naime hanım. Bakon kapısını da kapattılar arkalarından.

Gökhan elindeki kutuları yere bıraktıktan sonra hiç Gönül’e bakmadan “Benim verilmiş bir sözüm var!” dedi ters ters.

“Duydum!” dedi Gönül’de.

“O zaman bu işin olmayacağını anlamışsındır!”

“Ben de istemiyordum zaten. Sen seninkilerle konuş, ben de benimkilerle tamam mı?”

“Tamam!”

Sonra Gökhan yine hiç Gönül’e bakmadan gidip balkon kapısını açtı, “Anne ben çıkıyorum arkadaşlar bekliyor!” dedikten sonra hızla çıkıp gitti butikten.

Aradan daha beş dakika geçmeden çocukalrın konuşmayı bitirmesine şaşıran anneler girdiler içeri ve soran gözlerle baktılar Gönül’e.

Gönül duyduklarını burada açıklamanın uygun olmadığını düşündüğü için, “Konuştuk, Gökhan size anlatacak. Anne gidelim mi artık! Biliyorsun işlerimiz var!” dedi gözlerini annesinin meraklı ve soru dolu bakışlarından kaçırarak.

Böylece apar topar gelip, apar topar çıktılar butikten. Aslında Gönül sonuca çok sevinmişti. Bu iş olmayacaktı üstelik nedeni de kendisi değildi. Dışarı çıkar çıkmaz annesine önce duyduklarını sonra da Gökhan’ın söylediklerini anlattı hızlıca.

“Allah Allah!” dedi Naime hanım. Biraz bozulmuştu aslında o da ama gidip kocasıyla konuşmadan bir hüküm vermemeye karar verdi. Önce biraz alış veriş yapıp sonra eve döndüler anne kız.

Savaş bey biraz gergin geldi o akşam. Ali Rıza bey ile konuşmuşlardı. Gönül’ler gider gitmez Semiha hanım oğlunu arayıp geri çağırmış. Olanları ondan duyunca, “Sen buraya kadar gelmi kızcağızı nasıl böyle rencide edersin!” diye paylayınca Gökhan öfkeyle çıkıp gitmişti. O gün buluşmayacakları halde kız arkadaşının evine giden Gökhan bu kez de onu başka biri ile yakalayınca eve dönmüş fikrini değişitirdiğini açıklamıştı. Gönül ile evlenecekti.

Bu yüzden çocukların bir daha konuşmasına karar vermişlerdi babaları olarak. Yarın erkenden pastanede buluşacakalardı. Savaş bey kızın götürüp bırakacak, Gökhan’da konuşmaları bitince eve geri getirecekti.

“Yok artık!” dedi Gönül banası elini yüzünü yıkamaya banyoya geçince, “Dalga mı geçiyorlar anne bunlar bizimle. Sen de bir şey söylesene!”

“Kızım ne söyleyeyim, babanın durumunu da biliyorsun! Yarın bir git konuş bakalım belki anlaşırsınız!”

Ertesi sabah Savaş bey kızını pastaneye götürdü. Gökhan onları kapıda bekliyordu.

“Delikanlı kızım sana emanet!” dedi yanlarından ayrılırken.

“Merak etmeyin efendim. Ben eve bırakacağım Gönül’ü içiniz rahat olsun.” dedi Gökhan’da nazikçe Savaş beyin elini öptükten sonra.

Babası arabasına binip uzaklaşınca duramadı Gönül “Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Daha dün demedin mi bu iş olmaz ben başkasını seviyorum diye!”

“Evet ama o dün benim uçuşum olduğunu sanıyordu. Biliyorsun pilotum ben. Annemler bana bir kız gösterecek diyemedim elbette. Siz gittikten sonra da onun yanına gideyim dedim.”

“Ve?”

“Başkası vardı!”

“Sen de hemen bana döndün öyle mi? Hayatımda böyle saçma bir şey duymadım. Ondan intikam almak için benimle mi evleneceksin yani?”

“Hayır ondan intikam almak için değil! Benim ailem kolay kolay kimseyi beğenmez. Duydun kendi kulaklarınla onu da hiç beğenmediler. Bakıyorum şimdi sen de gayet düzgün bir kızsın. Bizimkiler de seni çok seviyor. Neden evlenmeyeyim ki?”

“İnsan sevmediği biriyle evlenir mi?”

“Senin başka sevdiğin biri mi var? Eğer öyleyse baştan söyle bana, ben konuşayım bizimkilerle.”

“Hayır yok ama bu şekilde nasıl olacak?”

“Bir şans ver bakalım bize! Neden olmasın?”

“Artık kalksak iyi olur!” dedi Gönül onunla başedemeyeceğini anlayınca. Yeniden annesi ile konuşacaktı. Babasını ikna ederse bir o ederdi çünkü.

Ne yazık ki Naime hanımda kocası gibi düşünüyordu bu konuda. Aile zaten oğullarının istemedikleri bir kızla birlikte olduğunu bile bile Gönül’e talip olmuşlardı. O işte kendiliğinden bitip, Gökhan’da razı olduktan sonra ortada evlenmeleri için bir engel kalmamıştı.

Gönül olanlara inanamıyordu iki üç gün yemek yemedi, odasında gizli gizli ağladı.

Savaş bey ve Ali Rıza bey çocukların anlaşmış olduğunu düşünerek planlarını hızla yapmaya devam ettiler. İki hafta sonra dünür olarak Savaş beyin evine geldiler ve resmi olarak Gönül’ü istediler. Babası da gayet memnun bir şekilde kabul etti ve böylece gençlerin nişan yüzükleri takılmış oldu.

Nişan olur olmaz Savaş bey bu defa hemen nikah yapılsın diye tutturunca, “Bu kadar aceleye ne gerek var bari biraz birbirimizi tanısaydık!” dedi annesine.

Ev, eşyaları her şey hızlıca halledildi. Gönül zaten mütevazi bir kız olduğu için fazla pahalı şeyler istememişti. Gökhan’da çoğunlukla uçuşta olduğundan bütün alış veriş Gönül ve iki aile ile birlikte yapılmıştı.

Semiha hanım kızın çarşıda hiç bir şey istememesinden de çok etkilenmişti, “Maşallah gözü, karnı tok ailenin evladı da böyle oluyor elbette!” diye guru duyduğunu dile getirdi müstakbel geliniyle.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s