Alın yazısı – Bölüm 1

Naime hanım ve Savaş beyin bir  kız bir erkek iki evlatları vardı. Naime hanım çocukları ile her zaman çok yakın olup, her şeyi konuşup, paylaşırdı. Savaş bey de çocuklarına en az Naime hanım kadar düşkün olmasına rağmen, aldığı terbiye yüzünden sevgisini göstermeyi beceremez, onlar hakkında Naime hanımdan bilgi almayı tercih ederdi. Naime hanım eşine defalarca “Bey onlar senin çocukların, neden kendin sormuyorsun bir ihtiyaçları var mı?” diye söylese de, Savaş bey yine de eşine sormayı tercih ediyordu.

Son yıllarda kalp problemleri yaşayan Savaş bey her gece uyumadan “Allah’ım evlatlarmı sıraya katacak kadar ömür ver bana!” diye dua ediyordu. Gönül üniversiteyi yeni bitirmiş evlilik çağına gelmişti ona göre. Kardeşi Serhat ise henüz üniversite ikinci sınıfta okuyordu.

“İkisinin de mutlu sağlıklı bir yuva kurduğunu göreyim daha ne isterim” diyordu karısı Naime hanımla sohbet ederken, Savaş bey.

“Aman bey sen de, kalp sorunu yaşayan bir çok insan var. Sen tehlikeli olanilk krizi sağlıkla atlattın çok şükür. Böyle olumsuz şeyler düşünüp, kendini de beni de üzme ne olursun.”

“Öyle deme Naime hayat bu belli mi olur. Bak azrail kapıyı yokladı bir kere. İnsan böyle şeyler yaşayınca düşünceleri de değişiyor.”

“Allah hakkımızda hayırlısını versin ne diyeyim!”

Savaş beyin mahallede bir tuhafiye dükkanı vardı. Dükkan komşusu Ali Rıza bey ile birlikte yıllardır yan yanaydılar. Ali Rıza bey başka bir mahallede oturduğundan ailecek çok görüşmeseler de, eşleri de birbirlerini yıllardır tanıyorlardı. Semiha hanım da Naime hanım gibi arada bir eşine yardım için dükkana gelirdi. Onun da bir butiği vardı kendi oturdukları semtte ama açmadığı gün oluyordu arada. Ali Rıza bey gibi her gün mesai koymuyordu kendine. Onların da bir oğulları vardı.

Güzel bir bahar günü iki esnaf komşu dükkanlarının önünde sabah kahvelerini içerken Gönül geldi babasının yanına. Savaş bey dükkana heves ederler diye ne Gönül’ü ne de Serhat’ı çağırmazdı iş yerine. Gelmelerini de pek istemezdi. Ondan nasihat alan Ali Rıza bey de oğlunu hiç sokmamıştı dükkan işlerine.

“Okusun adam olsunlar önce. Sonra kendi gönülleri isterse gelir gene dururlar dükkanda ama nasılsa babamın işi var diye güvenip yayılmasınlar Ali Rıza!” derdi Savaş bey her zaman. Babası onu küçük yaşta dükkana soktuğu için okuyamamıştı. İstemişti oysa, en çokta avukat olmayı istemişti. O zamanlar baba sözüne karşı gelmek ne mümkündü. Daha liseyi okurken dükkan işlerine sokmuştu babası onu. Sonrasında da çıkamamıştı artık.

Bu nedenle Gönül’ü karşısında  görünce şaşırdı önce.

“Hayırdır kızım bir şey mi oldu?” diye ayağa kalktı hemen.

Babasının kalbinin rahatsız olduğunu bilen Gönül, onun heyecanlandığını görünce hemen sakin bir sesle açıkladı.

“Yok babacığım, annem akşam üzeri pazara çıkacakmış, sen de anahtarı evde bırakmışsın. ‘Markete giderken şu anahtarı babana ver de gel’ dedi, o yüzden  geldim.”

Sonra Ali Rıza beye bakarak gülümsedi, “Merhaba Rıza amca, iyi misiniz?”

“İyiyim evladım, vallahi seni gördüm daha iyi oldum. Savaş nasıl büyümüş Gönül kızımız maşallah! Gurur duydum.”

“Teşekkür ederim Rıza amca.”

“Büyüdüler elbette Ali Rıza, seninle kim bilir kaçıncı sabah kahvemizi içiyoruz yıllardır şu dükkanın önünde hatırlasana. Sen dükkanı açtığında ilkokula gidiyorlardı daha senin oğlanla, Gönül.”

“Valalhi zaman su gibi akıp geçiyor halikaten!” diyerek kahvesinden kocaman bir yudum aldı Ali Rıza bey.

“Haydi ben annemin siparişlerini alıp, eve geçeyim. Size kolay gelsin.  Semiha teyzeye de selam söyleyin Rıza amca.”

“Söylerim güzel kızım, sen de annenle kardeşine söyle!”

İkisi de markete gitmek üzere uzaklaşan Gönül’ün arkasından baktılar bir süre düşüncelere dalarak. Sonra Ali Rıza bey böldü sessizliği.

“Yahu Savaş, sen ne diye hemen panik yaptın kızı görünce öyle. Bu kalp her şeye stres yapmaya gelir mi arkadaşım. bak çocuk anahtar bırakacakmış sadece.”

“Haklısın da kardeşim, akıl kırk oyun oynuyor insana işte. Biliyorsun gelmez bizimkiler öyle dükkana!”

“Vallahi çok şaşırdım Gönül’ü görünce ben de, kaç yıl olmuş demek görmeyeli. Küçücük kızdı daha.” diye iç geçirdi Ali Rıza bey, “Baksana Savaş ben  seni bilirim, sen beni bilirsin. Bizim oğlanda askerden geldi biliyorsun. Şu çocukları bir tanıştırsak, baş göz etsek mi ne dersin? Hani yanlış anlamazsın diye soruyorum, dostluğumuzu hatırına!”

Savaş bey gülümseyerek baktı arkadaşına, elini onun dizine koydu, “Yahu ne yanlış anlayacağım Ali Rıza. Ne yalan söyleyeyim benim de aklımdan geçmiyor değil!”

“Ciddi misin?”

“Tabi ciddiyim, bak azrail kapımda nöbet tutuyor. Senden iyi dünür mü bulacağım kendime. Gözüm arkada kalmaz!”

“E açalım evdekilere konuyu o zaman!”

“Açalım!”

Böylece iki arkadaş kahvelerinin son yudumunu da keyifle içip hayallere daldılar beraber. Çocuklara ev aldılar, torunlarını sevdiler ve daha neler neler.

Savaş bey eve gelir gelmez, çocukların odalarında olmalarını fırsat bilip Naime hanımın yanına mutfağa girdi hemen. Naime hanım kocasından önce pazardan gelmiş, torbaları boşaltıyordu.

“Hayırdır Savaş! Çok mu acıktın doğrudan mutfağa geldin?” diye gülümsedi kocasına.

“Yahu sana bir şey diyeceğim de çocuklar duymasın diye geldim.”

“Ne oldu? İyisin değil mi?” dedi Naime hanım bir sorun olduğunu sanıp, torbaları bıraktı hemen elinden. Dikkatle kocasının yüzüne bakmaya başladı.

Savaş bey, dükkanda Ali Rıza bey ile konuştuklarını anlattı hızlıca karısına.

“Vallahi çok güzel olur bey. Ben de Semiha hanımı pek severim biliyorsun ama çocuklara sormadan alınmaz böyle kararlar. Birbirlerini tanımıyorlar bile. Gökhan hiç dükkana gelmez ki!”

“Ya eskiden çocuklara mı soruluyordu Naime. Ben rıza gösterdim, olsun istiyorum. Biz Ali Rıza ile konuştuk. Perşembe günü Gökhan dükkanda annesine yardım edecekmiş. Siz de Gönül ile kalkın gidin! Orada tanışıp konuşsunlar işte!”

“Bak sen! her şeyi de ayarlamışsınız!” dedi Naime hanım kocasının heyecanna gülerek.

“Naime bak bu iş olacak demedi deme. Ben öte tarafa gitmeden kızımın olsun mürüvetini göreyim istiyorum.”

“Yine mi bu konu Savaş!”

“Evet yine bu konu. Sen kızla konuş. Baban tamam demiş de. Ona göre konuşsun oğlanla!”

“Tamam konuşurum ben!” dedi Naime hanım iç çekerek. Kocasının bir şeye karar verdi mi dönmeyeceğini biliyordu.

“Allah vere de anlaşsalar bari!” dedi içinden.

Gönül annesinin söylediklerini duyunca o kadar şaşırdı ki, “Babam benden kurtulmaya mı çalışıyor anne! Ben daha yirmi bir yaşındayım. Hemen ne evlenmesi?” dedi.

“Kızım ne alakası var kurtulmak falan. Baban senin evlenip mutlu bir yuva kurmanı istiyor. Ali Rıza amcanları da çok seviyor biliyorsun.”

“Evet ama ben onların oğullarını tanımıyorum ki daha! Ne diyeceğim Semiha teyzenin dükkanına gidip! Ay çok fena bişey bu!”

“Gönülcüğüm Semiha teyzen de Gökhan ile konumuş olacak, bir şey yok bunda. İçeri geçer biraz sohbet edersiniz biz Semiha teyzenle otururken. Anlaşamazsanız konuşuruz yine. Yalnız baban bu iş kesin olacak diye bakıyor haberin olsun!”

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s