Kırmızı saçlı kız – Bölüm 6

“Evdeki işin bittiyse sana bir hayırlı olsuna geleyim” diye takıldı Demir ona telefonda. ”

“Yok olmaz çünkü sana ikram edecek bir şeyim yok şimdi evde.” dedi Beril gülerek.

“Tamam ben alayım kahve gelirken”

“Hah ben de onu diyecektim. Bir de kahve makinası lazım, ben sana bir liste yapar yollarım sabah gelirken kapıdan bırakırsın olmaz mı?”

“Liste mi? Evin bütün eksiğini ben mi alacağım yani !” dedi Demir gülerek.

“E bir işim olana kadar borç olarak alacaksın tabii ki!”

Böylece birliktelikleri aynen devam etti Demir bir yandan babasının işine yardım edip, bir yandan açacağı yerin hazırlıklarını yapmaya çalışırken. Beril’de hep hayalinde olan bir roman yazmaya karar verdi.

“Göreceksin kanka! Romanım patlayınca sana bütün borçlarımı ödeyeceğim!” diyerek Demir’in diz üstü bilgisayarını ödünç aldı. Bu arada Nuray hanıma uğrayıp arada onlara  yardım ediyor ve hâl hatırlarını soruyordu. Karı koca Beril’den çok memnundular.

Demir’in manken sevgilisi onun geri geldiğini öğrenince hemen aramaya başlamıştı yeniden. Babası fabrikatör bir koca adayını kolayca elinden kaçırmaya niyeti yoktu. Demir onu Beril ile de tanıştırmıştı ama Sedef ismindeki manken sevgili bu şirin minyon kızı aşırı derecede kıskanmıştı daha ilk andan itibaren. Demir’in onunlayken rahat ve mutlu tavırları, ikisi bir araya gelince askerlik anıları anlatır gibi sürekli Hoyratbük’te olanlardan bahsetmeleri kızı çılgına çevirmişti. Birbirlerine ne kadar kanka da deseler ateş ve barut için bu kadar samimiyet çok fazlaydı.

Bu yüzden Demir’in babasının yanında olduğu bir gün Beril’in evine uğrayıp Demir ve onun arasındaki yakınlıktan rahatsız olduğunu söyleyiverdi.

Beril gerçekten bir ilahe kadar güzel olan bu kızın kıskançlığını anlamsız bularak “Ben onunla kankayım, sen benim neyimi kıskanıyorsun anlamadım ki?” dedi şaşkınlıkla.

“Ben mankenim, çok rahat olduğumu sanır insanlar ama öyle değil. Ben hayatımda ilk defa Demir ile beraber oldum ve eğer onunla evlenmezsem ailem beni asla affetmez. Nişanlımı elimden alacaksın sandım ama sen iyi bir kardeşsin sanırım” diyerek Beril’e yaklaşmaya çalıştı ve devam eden günlerde de sürekli kendini acındırarak onu kandırmayı başardı. Beril artık onun için sürekli üzülüp ona yardımcı olmaya karar vermişti.

Bu arada Demir babasının sürekli iş çıkarması yüzünden bir türlü fırsat bulup yerini açamıyordu. Beril’e de eski çalıştığı okuldan sekreterlik teklifi gelince o da kabul etmeye kaarar verdi.

“Böylece artık sana olan borçlarımı da ödeyebilirim kanka!” dedi Demir’e.

Beril ne kadar Sedef için üzülüp Demir’le evlenmeleri için elinden geleni yapmak istese de bir taraftan Demir’i Sedef ile her gördüğünde içinde hisettiği sızıyı kendine açıklamak istemiyordu ama giderek daha çok canı yanmaya başlamıştı. Hoyratbük aslında onlar için yollarının kesiştiği ve kalplerinin birleştiği yer olmuş onlar da bunun adın “kanka” veya “kardeşlik” koyup duygularını açık etmeye cesaret edememişlerdi. Ancak oradan döndüklerinden beri ikisinin de içinde sızlayan şeyler çoğalmaya başlamıştı.

Demir onun dostluğunu kaybetmekten korkuyordu. Çünkü Beril öylesine umursamaz davranıyordu ki, Demir’in rüyalarında gördüğü ve aşık olduğu o kız olduğundan bir türlü emin olamıyor. Bir yandan Sedef ona hiç nefes aldırmıyordu. Rüyalarındaki kız olsa da olmasa da Beril’in ona bir şeyler hissedip hissetmediğini anlamak çok istiyordu oysa.

Beril ise Sedef’e söz verdiği için sürekli ona Sedef’i övüyor ikisinin birlikte ne kadar mutlu olacağını ve buna en çok sevinenin de kendisi olacağını vurgulayıp duruyordu.

Nuray hanım ve Rüstem bey Sedef’in gelin olarak istemiyor olsalar da oğullarını kaybetmemek için razı olmuşlar, asıl gelinleri olmasını istedikler Beril’i de kendi kızları gibi bağırlarına basmışlardı.

En azından bir kız evlat sahibi olduk diye kendilerini avutuyorlardı. Böylece Sedef’te görmek istediklerini ondan görebileceklerdi. Bir tek Sedef’i mutlu eden bu sancılı süreç Rüstem beyin arkadaşlarından birinin fabrikaya gelip Sedef hakkında anlattıklarıyla kesintiye uğradı. Rüstem bey duyduklarına o kadar üzüldü ki, doğrudan müstakbel gelinini arayıp onunla konuşmaya karar verdi, çünkü oğluna söylese onu yeniden karşısına alacağını düşünüyordu.

Sedef adamın telefonda söylediklerini yalanlayamadı. Bu bilgilerin evlenmeden önce onlara ulaşabileceğini hiç düşünmemişti Nikah kıyıldıktan sonra öğrenseler bir yolunu bulurum diye düşünüyordu ama ne yazık ki hiç bir şey istediği gibi olmadı.

“Bir bahane bulup oğlumu bırakırsan ben de bunları sır olarak saklarım!” dedi Rüstem bey Sedef’e “Sen akıllı bir kızsın, özel hayatın da beni hiç ilgilendirmez. Ancak ben torunlarımın annesi için insanalrın böyel şeyler konuşmasını hazmedemem evladım, senin de yolun bahtın açık olsun!” diyerek telefonu kapattı.

Sedef’in artık yapacak bir şeyi kalmamıştı, ağlayarak Beril’i aradı ve buluşmak istediğini söyledi.

Beril onun berbat gelen sesini duyunca birine bir şey olduğunu sandı ilkin, sonra Demir ile aralarında bir sorun olduğunu düşündü.

“Beni çocukluğumdan beri çok seven biri vardı, yıllardır görüşmemiştik. Geçenlerde onunla karşılaştık ve ben ona karşı bir şeyler hisettiğimi anladım ama bunu Demir’i üzmeden nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Ailesi de çok iyi insanlar. Nişan için de tarih belirleme aşamasındayız biliyorsun. Bana ancak sen yardım edebilirsin” dedi göz yaşları içinde.

“Peki ailen hani Demir ile beraber olmuştun ilk?” dedi Beril şaşkınlıkla.

“Evet ama o beni seven çocukla konuştuk. Aileme onunla birlikte olduğumu söyleyeceğiz. O beni kabul ediyor. Çocukluk aşkı işte bilirsin!”

“Peki neden Demir’e kendin söylemiyorsun bunları!”

“Onu üzmeden söyleyebilecek tek kişi sensin çünkü, bu iyiliği benim için yapar mısın ne olur Beril!”

Önce onunla evlenebilmek için, sonra da ondan ayrılabilmek için yalvarması Beril’i çok şaşırtmıştı ama o kadar çok ağlayınca yine yüreği dayanmamış kabul etmişti Sedef’in teklifini. Aslında içten içe rahatladığını ise şimdilik kendine bile itiraf etmek istemiyordu.

Sedef gider gitmez biraz düşündü ve sonra Demir’i aradı.

“Kanki Nuray teyzelere uğrayım diyorum akşam da seninle biraz sohbet ederiz olmaz mı?”

“Olur tabi” dedi Demir sevinerek.

Akşam yemeğini yiyip, Beril sofrayı toplayıp, Nuray hanım ile Rüstem beye güzel bir kahve yaptı. Sonra Demir ile birlikte balkona çıktılar. .

“Kanki” dedi Beril, söze nasıl gireceğini o da bilmiyordu, “Şey hayat bazen bir şeyler öğretmek ister insanlara ve işte o zamanlarda da bazı şeyler ters gider. Biz hep isyan ederiz ama aslında o şeyler bizim iyiliğimiz için olan şeylerdir.”

“Beril ne anlatıyorsun sen?” dedi Demir ona merakla bakarak.

“Ya Sedef çocukluk aşkına dönecekmiş, sana kendisi söylemediği için benden söylememi istedi! Oh be!” dedi Beril birden bire bağıra bağıra. Sanki yüksek sesle söyleyince daha az acıtır gibi düşünmüştü herhalde.

Kahvelerini içerken Nuray hanım ve Rüstem bey de duymuşlardı bu cümleyi.

“Sen ciddi misin?” dedi Demir şaşkınlıkla.

Onun çok üzüldüğünü zanneden Beril, “Bak seni anlıyorum can yakıcı bir şey biliyorum. Yani insanın sevdiği birinin başkasını sevmesi katlanılması çok zor bir acı. İnsanın içine bir hançer batırıyorlarmış gibi oluyor. Böyle kocaman yutkunuyorsun, nefesin daralıyor ama sanki aşık değilmiş gibi yapmaya çalışıyorsun onu gördükçe. Saklamak yaşamaktan daha da zor hale geliyor. Tırmıklanıyor için hiç durmadan falan ama işte..”

Sonra başını kaldırıp Demir’in ona bakışlarını görünce sustu.

“Yaşamış gibi anlatıyorsun!” dedi Demir.

Bu sırada balkon kapısının arkasına kadar gelip onları dinleyen Demir’in anne ve babasını farketmemişlerdi.

Beril dudaklarını ısırdı. Birden bire kendini çok kaptırıp, aslında hissettiklerini söyleyivermişti. Şimdi durumu nasıl toparlayacağını bilemiyordu. En yakın arkadaşının dostluğuna ihanet etmişti resmen.

“Yani ben!” dedi yere bakarak ama cümlesini tamamlayamadan Demir onu kendine çekip öpüverince kendini bırakıverdi.

“İşte bu ya çocuklar!” diyerek balkona giriverdi Rüstem bey ardından da Nuray hanım.

Dudakları kenetlenmiş gençler hızla ayrıldılar birbirlerinden ve ikisi de kıpkırmızı oldu. Daha birbirlerine itiraf edemeden Rüstem beyin müdahalesi ikisini de şoka sokmuştu.

Sonra neler olduğunu anlatmaya gerek var mı?

Bir kez daha onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine.

SON

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s