Kırmızı saçlı kız – Bölüm 5

Tüm inadına rağmen gerçekten rahatladığını hisseden Demir o günden sonra Beril’e daha az itiraz edip, izinlerinde onunla daha çok vakit geçirmeye başladı. Gerçekten iyi dost olmuşlardı. Hatta Beril’in hiç durmadan konuşması bile eskisi kadar rahatsız etmiyordu onu.

Otelin yarışmasına katılmışlar, aynı Beril’in söylediği gibi de o telefonu kazanmışlardı. Beril o kadar çok sevinmişti ki, birinci açıklanır açıklanmaz zıplayıp Demir’in boynuna atlamıştı. Bu alışılmadık tavırları olan komik kızla gerçekten iyi vakit geçirdiğini düşünmeye başlamıştı Demir. Ayrıca Beril’in saçlarının ve teninin kokusu çok tanıdık gelmişti nedense ve içinde tanımlayamadığı bir şeyler hissetmişti.

Birlikte çalışırken bütün gün sohbet ediyorlardı artık

“Söylesene kanka hiç aşık olmadın mı sen?”

“Oldum ama henüz kavuşamadım” dedi Demir rüyalarında gördüğü kızı hatırlayarak.

“Şu mankeni diyorsun herhalde değil mi?” dedi Beril.

Başını hafifce salladı Demir, şimdi rüyasında gördüğü kızı anlatmak istemiyordu ona. İyice samimi olmalarına rağmen sezonun sonunda doğru  aynı şehirden gelmiş olduklarını da öğrenip iyice şaşırdılar. Daha önce ikisi de birbirlerine nereden geldiklerini hiç sormamışlardı.

“Gördün mü bir şekilde tanışmamız lazımmış demek ki?” dedi Beril gülümseyerek ama öyle güzel gülümsedi ki bu sefer, Demir yine  rüyasındaki kızı hatırlayıverdi nedense.

Tüm bunlar olurken, Demir gece odasına her döndüğünde annesiyle haberleşmeye devam etmişti. Nuray hanım o istemese de kocasına oğlununn onun burada zor şartlarda olmasına rağmen azimle çalıştığını anlatmış. Babası da evladını da özlediği için zamanla yumuşamıştı. Sonunda oğlunu arayıp, “Oradaki işin bitince gel, kiminle evleniyorsan evlen! İki işini de bir arada götürmenin bir yolunu bul artık otuz beş yaşındasın!” demişti.

Hoyratbük’ü terketmelerine bir hafta kala Demir, Beril’e “Ne yapacaksın dönünce?” diye sordu.

“Valla henüz bir okulla sözleşme yapmadım burada olduğum için, bakalım eski okulum beni alır mı?” dedi gülümseyerek.

“Baksana babam benim için küçük bir yer satın almıştı. Ben de dönünce bir yer açmak istiyorum ama babamın işine de yardım etmem lazım. İşin başına güveneceğim biri gerek benim olmadığım zamanlarda. O küçük evi sana versem lojman gibi, sen de gelip benim dükkanda dursan olur mu?”

“Nasıl yani kanka bana iş mi teklif ediyorsun?”

“Evet hem lojman da veriyorum bak!”

“Yok öyle sadaka kabul edemem, adam gibi kiramı öderim de! Ciddi misin yani?”

“Evet tabi ciddiyim, babamla da konuştum. Olur dedi!”

“Ya kanka ben de dönünce kirayı nasıl ödeyeceğim diye düşünüyorum. Ev sahibim arayıp zam yap demişti!  Vallahi öyle sevindim ki! Kabul ettim bile!” dedi Beril hoplayıp zıplayarak.

Demir onun bu hallerini çok seviyordu artık. O da kahkaha  atmaya başladı onun sevinç dansını izlerken.

Sezon bitince Hoyratbük’tekilerle vedalaşıp şehirlerine döndüler. Kısa zamanda bu küçüçük yerde pek çok dost edinmişlerdi. Ertesi sene tatil için bile olsa yeniden uğrayacaklarına söz verdiler.  Ömer bey gerçekten iyi bir patrondu.

Otobüsten iner inmez “İstersen gel önce bize gidelim annem ve babam seninle tanışsınlar, sonra seni yeni evine götürürüm. Zaten mobilyalı, bu akşam eşya getirmeden kalabilirsin. Sonra senin evi halleder, taşırız!”

“Tamam, zaten neredeyse hiç eşyam yok!” dedi Beril, “Yani tercih etmedim, eşya insana yük çünkü!”

“Bunu anneme de söyle gelince!” dedi Demir gülümseyerek.

Nuray hanım oğlunun yanındaki bu  kızıl saçlı sevimli kızı görünce o kadar şaşırdı ki bir an için kalıverdi kapının ağzından öylece.

“Anne ne oldu? İyi misin?” diye sormak zorunda kaldı Demir.

“İyiyim oğlum! Geçin haydi içeri. Kusura bakma sen de evladım birine çok benzettim seni de ondan öyle oldu birden!” dedi kadıncağız mahcup olarak.

“Hayırdır anne kime benzettin?” dedi Demir. Kendisinin rüyalarından annesi de mi görüyordu acaba?

“Ablamın rahmetli kızı Tülin’e benzettim vallahi, sen hatırlamazsın çok küçüktün oğlum. Onunda böyle lüle lüle kızıl saçları vardı. Nuray teyze seni çok seviyorum der bizim evden hiç çıkmazdı.”

Beril kadıncağızın gözleri dolunca dayanamadı yanına gidip sımsıkı sarıldı ona, “Nuray teyzeciğim eğer kabul ederseniz, ben de sizi çok severim. Lütfen ağlamayın!” dedi.

Nuray hanım ilk defa gördüğü kızın bu kadar candan sarılmasına iyice duygulandı “Etmez miyim kızım, hoşgeldin evimize!” dedi gülümseyerek o da ona sarıldı.

Demir daha ilk dakikadan annesi ve Beril arasında yaşanılan bu duygusal yakınlaşmaya inanamıyordu. Zaten onunla tanıştığından beri hayatında olanlara, onun tavırları, doğallığı ve pozitifliği de dahil inanamadığı öyle çok şey oluyordu ki. Bazen kendisini gerçekten rüyasındaki o huzur ve güzelliğin içine düşmüş gibi hissediyordu.

Nuray hanım yoldan gelen gençlere hemen yemek hazırlamaya girince, Beril izin isteyip ona yardıma girişti.

“Böyle davetsiz gelip size yük oldum ne olur kusuruma bakmayın!” diyerek özür diledi sonra Nuray hanım ve Rüstem beyden sofraya.

Rüstem bey de kendinden beklenmedik bir sıcaklık göstererek “Olur mu kızım sen bizim Tanrı misafirimizsin bu gün” dedi gülümseyerek.

Demir Beril’in girdiği her oratama yaydığı bu tatlı huzur duygusunu fırsat bilip “Babacığım şu bana aldığınız küçük daireyi Beril’e kiralamak istiyoruz bir eve ihtiyacı var acil olarak uygun mu sizin için?” diye sordu hemen.

Nuray hanımın soruları ile o ana kadar hayatı hakkında bir sürü şey anlatan Beril’e ikisi de üzüldükleri için hemen kabul ettiler Nuray hanım ve Rüstem bey bu teklifi. Kızı gerçekten çok sevmişlerdi.

“Kızım o ev bekar evi ama senin için uygun mudur mobilyalar bilemem!” dedi Rüstem bey.

“Olur mu Rüstem amcacığım öyle eşyaya falan ihtiyacım yok benim merak etmeyin” dedi Beril hemen atılarak, “Yatacağım bir yer olsa yeter!” diye ekledi.

Akşam boyunca Nuray hanımı hiç yormadan masayı toplayıp, çay servisini de yapınca, karı koca kıza iyice ısındılar.

Onlar Demir’le mutfaktalarken Nuray hanım kocasına “Ay Rüstem bu kıza yardımcı olalım, bak anne-baba yok başında. Sanki evin kızı gibi içim ısındı vallahi!” dedi mutlulukla fısıldayarak.

“Vallahi hanım anlamadığım bir şekilde benimde kanım kaynadı. Sahip çıkalım çocuğa bence de. Bir kızımız olsun o da bizim” dedi.

Hatta Nuray hanım oğlunun bekar evinin aylardır kapalı olduğu için önce temizlenmesi gerektiğini bahane ederek Beril’e kalması için ısrar etti o gece. Elbete Beril bu teklife hayır demedi.

Ertesi gün Demir onu eve  götürüp gösterince de eve bayıldı. Hemen gidip eski evinden eşyalarını aldılar hatta eski yatak ve gardrobu taşımadılar bile. Kolayca yerleşti Beril eve. Temizliğini de kendisi hallediverdi.

 

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s