Yıldızlar şahit – Bölüm 3

“İyi ki seninle gidiyorum yoksa dil problem olabilirdi.” dedi Başak biraz utanarak Ferit’e. Ferit çocukluğundan beri özel ders aldığı için yabacı dili Başak’ın dilinden iyiydi. Başak’ta derdini anlatabiliyor veya söylenini büyük oranda anlayabiliyordu ama hayatında ilk kez yurt dışına gittiği için biraz korkuyordu.

İtalya yolculuğundan önce Çağlar ile konuşurlarken, “Canım benim, doğum gününde orada olmayı çok isterdim ama ne yazık ki burada dersler devam ettiği için yine gelemiyorum” dedi Çağlar üzüntüyle, “İnşallah mezun olduktan sonra hepsini telafi edeceğiz!”

“Evet elbette, bunun için üzülmene gerek yok. İnsanlar kuş misali hem değil mi? Bu gün burada yarın orada!”

“Anlamadım?”

“Yani zaman çabucak geçer demek istiyorum” dedi Başak kıkırdayarak, “Seninle yaş alacağım yılllar çok yakın.”

“Evet bir tanem sadece bir yılım kaldı.”

Yolculuğa sadece iki günleri kalmıştı ve Başak Çağlar’a “İki gün sonra senin yanında olacağım!” diye haykırmamak için kendini zor tutuyordu.Tahsin amca, Ayten teyze ve Günal beyi de temnihlemişti. Kimse müstakbel kocasına Başak’ın İtalya’ya geleceğini söylemeyecekti.

“Aferin şu kadıncağıza bak görüyor musun?” demişti Tahsin bey ağzı kulaklarına vararak. İçten içe Başak’ın Çağlar’ı unutup Ferit’e kapılmasından korkmaya başlamıştı. Oğlan gitti gideli bir türlü dönmüyordu çünkü. Başak çok güzel bir kızdı, Ferit’te çok iyi bir çocuktu, gençlerin birbirlerine gönülleri akıverirdi birden bire belli olmazdı ki, “Şimdi içim rahatladı! Gerçekten dost olmuş bu çocuklar demek!”

Ayten hanım kayınpederinin korkularını anladığı için gülümsemişti “İlahi baba!”

“E kızım sen demiyor muydun inşallah evlenirler diye! Baksana bizim oğlana gelmek bilmiyor. Kapacaklar gül gibi kızı. İnsan bu kadar boş bırakmaz ki sevdiği kızı.”

Başak gitmeden herkesle vedalaşıp, Çağlar’a göndermek istedikleri ufak tefek şeyleri de yanına aldıktan sonra Ferit ile yola çıktı.

“Biliyor musun uçağa da ilk kez bineceğim” dedi annesinin şoförü onları havaalanına bırakırken.

“Korkuyor musun?”

“Evet biraz” dedi Başak tedirgin bir sesle.

“Merak etme ben seni yolculuk boyunca lafa tutarım uçakta olduğunu bile hatırlamazsın!”

“Sen olmasan ben ne yaparım bilmiyorum” dedi Başak gülümseyerek arkadaşına.

“Benim olmadığım yerde Çağlar olacak hayatında merak etme!” dedi Ferit bu kez.

Gerçekten de yol boyunca Ferit öyle güzel oyaladı ki Başak’ı. Nasıl havalandılar, nasıl indiler pek anlayamadı. Sadece inerlerken uçağın tekerleri yere dendiğinde küçük bir çığlık attı. Etraflarındaki yolculuklar gülümsediler ona bakıp. O ise kulaklarına kadar kızararak başını eğdi önüne.

Havalanı gidecekleri okula üç dört saatlik mesafedeydi. Bu nedenle Bahar hanım onlar için bir araba kiralama şirketi ile anlaşmıştı. Zaten kısa olan staj süreleri boyunca araba onlarda kalacaktı. Valizlerini alır almaz araba kiralama acentasını buldular ve anahtarları teslim aldılar.

“Gidip yurda yerleşelim, sonra seni hemen Çağlar’ın kaldığı siteye götüreceğim!” dedi Ferit gülümseyerek.

“O kadar heyecanlıyım ki, her an bayılabilirim!”

“Aman sakın bayılma burada seni taşıyamam çünkü!”

Kalacakları yurt ve okul aynı kampüsün içindeydi. Başak hayatında ilk defa yabancı bir ülkede bulunduğu için merakla her şeyi inceliyordu. Geldikleri yer yüksek binalardan uzak, yeşil çiftliklerin olduğu yollardan geçilerek gidilen bir yerdeydi. Ferit’in söylediğine göre de Çağlar’ın kaldığı yer kampüse kırk beş dakikalık bir mesafedeydi.

Çağlar gerçekten çok şaşıracaktı Başak’ı görünce.

Hızlıca okula geldiklerini bildirip, eşyalarını yurda bıraktılar.

“Haydi gelince yerleşiriz. Bir an önce gidelim!” dedi Ferit, “Seni Çağlar’a bırakır dönerim be yurda. Herhalde bu gece sen dönmezsin”

Başak gülümsedi sadece, kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başlamıştı.

“Hâlâ aramayacak mısın onu?”

“Eğer evde bulamazsak ararız!”

“Tamam nasıl istersen!”

Yine yemyeşil yollardan geçip, Çağlar’ın yaşadığı şehire geldiler. Ferit haritaya bakarak her yeri eliyle koymuş gibi bulabiliyordu. Başak onun bu yeteneğine hayran olmuştu.

“Sen olmasan ben havalanından ayrılamamıştım bile hâlâ herhalde!” dedi hayranlığını belirterek.

“Çağlar’ı arardın o zaman gelir seni alırdı!” dedi Ferit’de muzip muzip.

Başak yine heyecandan tıkanıp bir şey diyemedi. Nihayet sitenin önüne geldikler.

“Ben seni burada bekleyeceğim, git kapısını çal bakalım. Eğer evde yoksa birlikte ne yapacağımıza karar veririz. Eğer evdeyse bana bir mesaj atman yeter ama kocanı bulunca heyecana kapılıp beni unutma sakın!”

“Ay Ferit dizlerim titriyor resmen. Doğru geldik eminsin değil mi? Bak sonra başkasının kapısını çalmayayım.”

“Senin bana verdiğin adrese göre burası olmalı ama emin olmak istiyorsan şuradaki görevliye bir soralım” diyerek arabadan indi Ferit. Başak’ta inip peşinden gitti. Sitenin giriş nizamiyesindeki görevliye yaklaştılar ve Çağlar’ın bu sitede oturup oturmadığını sordular.

“Beklediği misafir siz misiniz ? Gonca hanımdı değil mi?” dedi güvenlik görevlisi.

“Hayır benim adım bu değil!” dedi Başak şaşkınlıkla.

“Çağlar bey birini mi bekliyor?” dedi Ferit.

“Evet bu gün eşyaları taşınan bayanın geleceğini söyledi bu saatlerde, kusura bakmayın ben sizi o sandım” dedi Başak’a dönüp.

Başak’ın dikkati iyice dağıldığı için adamın söylediklerini anlamakta zorlanıyordu artık. Ferit’in yüzüne baktı, adamın söylediklerini doğrulaması için.

Ferit adama teşekkür edip, başak’ı kolundan tuttu ve arabaya doğru götürdü. Güvenlik görevlisi “Çağlar beye haber vereyim mi geldiğinizi?” diye seslenince, “Hayır henüz değil teşekkürler!” dedi ona.

“Ferit bu adam Çağlar’ın evine taşınan bir bayan olduğu mu söyledi az önce. Gonca.”

“Şey evet ama biz doğru anlamamış olabiliriz telaş etmeye gerek yok.”

“Nasıl doğru anlamamış olabilliriz. Gonca adında birinin eşyaları gelmiş az sonra da kendisi gelecekmiş işte! Adam beni  o sandı az önce!” ses tonu giderek yükseliyordu Başak’ın. hayal kırıklığının ağırlığı çökmeye başlamıştı yüreğine.

“Başak! Sakin ol! Şu an sadece kuruyorsun!”

“Kurmak mı? Duymadın mı?”

“Biz de seninle yakın iki arkadaşız, gerekirse aynı evi de rahatlıkla paylaşabiliriz öyle değil mi?”

“Evet ama?”

“Aması yok! Belki onlarda öyledir! Belki bu taşınma kısmını doğru anlamamışızdır. Sadece arkadaşı gelecektir ve aslında o bu gün başka bir yere taşınmıştır falan! Neden onu aramıyorsun artık!”

Tam bu sırada nizamiyeye yanaşan arabadan güvenlik görevlisi ile konuşan kız adının Gonca olduğunu söyleyince, ikisi birden dönüp ona baktılar. Daha bir şey söylemeye fırsat bulamadan Başak ileriden Çağlar’ın kıza el sallayarak geldiğini görünce hızla arabaya binip oturdu. Ferit onun arabaya bindiğini görünce, gelenin Çağlar olduğunu anladı ve beklemeye başladı. Olacakları görmek istiyordu. Nasılsa Çağlar onu tanımıyordu bile. Görse de kim olduğunu anlayamazdı.

Kız arabasını Çağlar’ın bulunduğu yere sürdü. Çağlar  o durunca yolcu kapısını açıp onun yanına bindi ve ikisi ateşli bir şekilde öpüşmeye başladılar. Ferit hemen eğilip Başak’ı kontrol etti. Onun bakmıyor olmasını dilemişti ama ne yazık ki Başak bütün olanları görmüştü.

Kapıyı açıp arabaya bindi o da.

“Hâlâ arkadaş olduklarını söylecek misin?” dedi Başak gözlerinden yaşlar iniyordu.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s