Yıldızlar şahit – Bölüm 2

“İşte hepsi bu!” dedi Çağlar mutlulukla. Biz artık evli sayılırız. Çünkü Allah’ın ve yıldızların şahitliğinde birbirimize yemin ettik. Şimdi içim rahat olarak yurt dışına gidebilirim.”

“Evlendik mi yani şimdi  biz?” dedi Başak heyecanla.

“Ben döndükten sonra gerçekten evleneceğiz elbette ama en azından şimdilik kendi aramızda evlendik evet! Ben artık senin kocanım, sen de benim karımsın!”

Başak için dünyalara bedeldi bu akşam yaşanılanlar. Dört yıl ayrılığın ne kadar zor olabileceğini bile düşünememişti mutluluktan. O artık Çağlar’ın karısı olmuştu ve o gelene kadar sabırla bekleyecekti.

Zaman öyle hızlı akıp gidiyordu ki, lise sona erdi ve Çağlar’ın gitme zamanı geldi çattı çabucak.

“Ben yokken kimseye bakmana istemiyorum! Peşini bırakmayacaklar biliyorum ama yeminimizi unutma!” dedi Çağlar son yüzyüze görüşmelerinde.

“Unutmam merak etme ama sen de bana söz verdin unutma!”

“Unutmam!”

Çağlar gittikten sonra Başak’ta kendini derslerine verdi. O sene o da lise sona geçmişti ve üniversite sınavlarına girecekti. Çağlar gibi yurt dışında okuma şansı olmadığından istediği bölüme girebilmek için çalışması gerekiyordu.

Başak’ın Çağlar ile yakınlığını herkes bildiğinden okul yılları boyunca kimse ona yaklaşamamıştı. Dost olarak bile. Çağlar sadece kız arkadaşlara bir şey demiyordu ama onlarla da sürekli görülüşürlerse bozuluyordu. Bu yüzden Başak’ın okulda çok fazla arkadaşı yoktu. Çağlar’ın mezun olup, yurt dışına gitmesiyle, öğle yemeklerinde ve tenefüslerde Başak’ı yanlız gören Ferit onunla vakit geçirmeye başladı. Ferit’i de ilkokuldan beri tanıyordu Başak. Onu her zaman çok sevmesine rağmen, Çağlar’ın kıskançlığı yüzünden arkadaşlığını dostluğa çevirememişti. Lise sonu okudukları o sene derslerin zorluğu ve stres yüzünden bunaldıklarında Ferit ile birbirlerine destek olmuşlardı.

Ferit’in annesi Bahar hanımda ilkokuldan beri bildiği Başak’ı çok seviyordu. Onun ne kadar sorumluluk sahibi ve çalışkan bir kız olduğunu bildiği için de bu zor senelerinde Ferit ile birlikte ders çalışmalarına memnun oluyordu. Ferit’in aklı bir karış havada arkadaşlarla birlikte olup başarısız olması her anne gibi onu da korkutuyordu.

Başak liseye başladığından beri Gastronomi ve Mutfak Sanatları okumak istiyordu. Ne kadar çalışkan olsa da matematik tabanlı ve dil dersleri ile arası pek iyi olmadığından en sevdiği iş olan mutfak işleriyle ilgilli bir meslek seçmeye karar vermişti. Onunla yakınlaştıktan sonra Ferit’de o bölüme merak salmış, ikisi de bölüme yeterli puanı tutturmak için ellerinden geleni çabayı göstermeye başlamışlardı.

Çağlar gittikten bir hafta sonra internet üzerinden düzenli olarak haberleşmeye başlamışlardı. Avrupa ile çok saat farkı olmadığından ikisi de akşam uyumadan önce bazen görüntülü, bazen sözlü, bazense sadece yazılı muhabbet ediyorlardı. Çağlar yurtta kalmak istemediği için babası ona küçük bir öğrenci evi kiralamıştı. Zaten mobilyalı olan evin her şeyi Çağlar için yeterliydi. Yemeği çoğunlukla dışarıdan yiyor ya da dondurulmuş yemekler alıp onları ısıtıyordu.

Bir yıl daha çabucak tükendi ve Başak istediği bölümü kazandı. İşin garibi başka bölümlerde tercih yazmasına rağmen Ferit’de Başak ile aynı yazdığı tek bölüm olan Gastronomi ve Mutfak Sanatlarını kazandı.

Bahar hanım oğlunun yazdığı bu tercihi ancak kazandıktan sonra farkedebildiği için yapılacak bir şey yoktu. İkisi birden gidip kayıtlarını yaptırdılar. Burslu öğrenci olacaklardı. Tesadüfün daha da büyüğü, Ferit’in annesi üniversiteyi yöneten vakıfın yönetim kurulu ütesiydi.

“Çocuklar şu iniversite sınavında torpil yapacak olsak, ikinizi beraber hem de burslu olarak benim olduğum üniversiteye sokamazdım inan. Bu nasıl bir tesadüftür!” demişti sonuçları duyunca şaşkınlıkla.

Başak Çağlar’ı kıskandırmamak için Ferit ile olan arkadaşlıklarından bahsetmemişti ilk yıl boyunca. Şimdi ikisi aynı üniversiteyi kazanınca da nasıl söyleyeceğini bilemedi ona. En yakın arkadaşının bir erkek olduğunu öğrenince yine kıskançlık yapacağından adı gibi emindi.

Ağır bir bölüm okuduğundan ve derslerin yanı sıra dilini de ilerletmek zorunda olduğundan Çağlar ilk yaz tatilinde Türkiye’ye gelemedi. İkinci seneye geçtiğinde de dersler ağır olduğu ve telafi için yaz okuluna gitmesi gerektiği için gelemedi.

Başak ile sadece telefoonda konuşabiliyorlardı iki yıldır. Yine de hemen her gün hiç aksatmadan konuşmuşlardı.

“İnan bizim yemeklerimizi çok özledim, sen böyle okulda yaptıklarınızdan bahsettikte karnımın acıktığını hissediyorum” diyordu sürekli Başak’a.

“Bu bölümü neden kazandım sanıyorsun Çağlar’cığım. Geldiğinde sana en güzel ve en sağlıklı yemekleri yapacağım merak etme!”

“Sabırsızlıkla bekliyorum o günleri, senin elinden zehir olsa yenir! Pasta da yapacaksın değil mi?”

“Yapmaz olur muyum en güzelinden!”

“Burada gerçekten çok iyi pasta yapıyorlar, keşke imkan olsaydı da sende benimle gelebilseydin.”

“İnşallah ömrümüz boyunca birlikte olacağız, sonra beraber gideriz”

Çağlar’ın mezun olmasına bir yıl kala, Ferit ve Başak’da üçüncü sınıfa geçmişlerdi. Üçüncü sınıfın ara döneminde başarılı öğrenciler için seçmeler yapılıp çeşitli yerlere staj için gönderiliyorlardı. İkisi de dönemin başından beri gerekli not ortalamasını tutturmak için epeyce uğraşmışlardı. Staj yerlerini kendileri seçemiyorlar, okul onları yönlendiriyordu. Bu yüzden dönemin sonuna doğru merakla kendilerine hangi yerin çıkacağını beklemeye başladılar.

“İnanamıyorum! Bahar teyze ve senin parmağın var bunda değil mi? Doğruyu söyle!” dedi Başak sonuçları duyunca.

“Anneme İtalya’da sevdiğin biri olduğundan bahsetmiş olabillirim evet!” dedi Ferit muzip muzip  gülümseyerek.

“Staj yerleri içinde yurt dışı olduğunu bile bilmiyordum! O kadar şaşkınım ki, elim ayağıma dolaştı resmen!”

“Annem İtalya’dan iki yerin öğrenci istediğini söylemişti bir kaç ay önce, staj başvuru yapmadan önce de notlarımız tutuyor mu diye sordum ona. Yani İtalya için. Ne yapacaksın diye sordu. Bende Çağlar’dan bahsettim ve senin onu görmeyi ne kadar istediğinden.”

“Ferit sana inanamıyorum, sen ne harika bir insansın!”

“Şey aslında ben sana yaklaşan doğum günün için bir hediye olsun istedim daha çok.” dedi Ferit mahcup bri sesle.

“Daha yeni bir elbise aldın ya bana!”

“Evet ama o doğum günün için değildi. Çok beğendiğim ve sana çok yakıştığı için aldım.”

“Ah Ferit!” diyerek sarıldı boynuna Başak arkadaşının. Hâlâ inanamıyordu gideceklerine.

“E? Çağlar’a söylemek için ne bekliyorsun?” dedi Ferit onun kollarından kurtulup, eminim o da çok sevinecektir.

Başak biraz durdu cevap vermeden önce, “Hayır! Ona sürpriz yapacağım!”

“Artık beni de kıskanmaz herhalde değil mi?”

“Deli misin yaptıklarına baksana, kim yapar böyle bir şeyi?”

Başak Bahar teyzesine de uzun uzun teşekkür ettikten sonra, Çağlar ile birlikte yolculuk için hazırlanmaya başladılar Pasaportlar, staj yapacakları okulun davet mektubu, yurt ayarlanması ve daha bir sürü iş için sadece bir ay süreleri vardı. Onlarla beraber iki öğrenci daha İtalya için seçilmişti ama onlar başka bir okulda olacaklardı. Sadece yolcukları beraber olacaktı.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s