Yıldızlar şahit – Bölüm 1

Günal bey tam on beş yıldır Tuna Holding’te genel sekreterlik görevini yürütüyordu. Önce Yönetim Kurulu başkanı ve şirketin genel müdürü Tahsin bey ile çalışmış, sonra o emekliye ayrılınca büyük oğlu Acar bey ile çalışmaya başlamıştı.

Tahsin bey Günal beyi kendi oğlu gibi sevdiği için her zaman kendi ailesine de yakın tutmuştu. Onu işe alırken  henüz bir yaşında olan kızıyla yaşamaya çalıştığını öğrenince küçük Başak için çok üzülmüş her ikisine de sahip çıkmıştı. Başak Tahsin beyin torunu Çağlar’dan sadece bir yaş küçüktü.

Gelini Ayten hanım o yıllarda kocası Tufan bey ile şirkette çalıştığından Çağlar’a evde bakıcı bakıyordu. Günal bey de kızını bakıcıya emanet etmek zorunda olduğundan, Tahsin bey ona Başak’ı her gün Çağlar ile bırakmasını önermişti. Böylece iki çocuk birbirlerinden neredeyse hiç ayrılmadan büyüdüler. Ayten hanımın da emekli olması ile birlikte bu defa o her ikisine birden sahip çıkmış, Başak’ı oğlu Çağlar’dan hiç ayıramamıştı. Çocuklar için asıl keyifli dönemler Tahsin beyin emekli olup eve dönmesiyle başlamıştı. Büyükbaba olarak Ayten hanım ve Tufan beyin bütün itirazlarına rağmen çocukların her dediğini yaptığı için ikisi de onun çok seviyorlardı

Başak bu güzel aile sayesinde annesiz büyüdüğünü neredeyse hiç hissetmemişti. Babası Günal bey ile de her zaman harika bir ilişkisi olmuştu. Günal bey her ne kadar onu çok sevseler de o ailenin gerçek kızı olmadığını unutmamasını söyleyerek Tahsin beyin her istediklerini yapmasıyla şımarık yetişmesine engel olmaya çalışıyordu. Çağlar ise dedesinin onlara olan zaafını sonuna kadar kullanıyor Ayten hanım onu zaptetmekte zorlanıyordu. Çağlar’ın uçarılığına karşılık Başak’ın ağrbaşlılığı onun da çok hoşuna gidiyordu.

İkisi de çocukluktan çıkıp gençliğe döndüklerinde birbirlerine olan bakışları da değişmeye başlamış. İlk başlarda itiraf edemedikleri bir heyecan duyar olmuşlardı. Başak Çağlar’a güzel görünme hevesine kapıldığından, oraya gideceği günler saçına ve kıyafetine özen gösteriyor, Çağlar beğenecek mi diye heyecanla kapıyı çalıyordu.

Başak’ın giderek güzelleşmesine bir yandan hayranlık duyarken, bir yandan onu delicesine kıskanmaya başlayan Çağlar ise, kızcağızın etek boyundan, saçına her şeyine karışmaya başlamıştı. İkisi de birlikte büyüdüklerinden birbirlerine olan duygularını itiraf edemiyorlardı ama Tahsin bey ve Ayten hanım onların birbirlerine nasıl baktıklarının daha küçüklüklerinden beri farkındaydılar.

“Ne dersin baba? Bir gün evlenirler mi?” demişti Ayten hanım kayınpederine bir gün Başak’ı evine uğurladıktan sonra.

“Neden olmasın, dileyelimde öyle olsun hatta! Başak elimizde büyüdü, huyu suyu belli. Çağlar akılı davranır umarum kızı kaçırmaz” dedi Tahsin bey de gelinini onaylayarak.

Gençleri utandırıp birbirlerinden uzaklaştırmamak için ikisi de hiç bir imada dahi bulunmuyorlardı ama yine de.

“Kısmetse zaten önüne durulmaz!” diyordu Tahsin bey.

Çocukluklarından beri çoğu zaman ikisine güzel kıssalı hikayeler anlatırdı. Her hikayenin sonunda da, onların çocuk yüreklerinin tertemiz olduğunu ve eğer gerçekten yürekten isterlerse Allah’ın onların dualarını kabul edeceğini söylerdi. Bunların kimseye zarar vermeyecek güzel dualar olması gerekti elbette. Hikaye bittikten sonra gözlerini kapattırıp ikisine de istedikleri şeyler için içlerinden dua etmelerini isterdi sonra.

Çağlar’ın lise sona geçtiği yıl bir haftasonu Acar bey ve Günal bey bir iş gezisi için gittiklerinde Başak kalmak için onlara gelmişti. Başak artık büyümüş olsa da şehir dışına gideceği zaman evde tek başına kalması Günal beyin içine sinmediği için onu yine Tahsin beylere gönderiyordu.

Başak ve Çağlar için harika günler oluyordu  bunlar. İstedikleri kadar birlike vakit geçirebiliyorlar ve çok sevdikleri Tahsin beye yakın oluyorlardı. Tahsin bey Başak gelince Çağlar ile de daha çok vakit geçiriyordu. İki erkek evlat ardından da hep erkek torun gördükten sonra evde bir kız çocuğun varlığı onun da çok mutlu ediyordu başından beri.

Ancak yaşı ilerlediği için artık eskisi kadar uzun süre gençlere gücü yetmiyordu tabi. Bu nedenle o akşam erkenden iyi geceler dileyip uyumak için odasına çekildi. Başak  ile Çağlar’da büyükbabaları gidince çok sevdikleri dama oyununun başına geçtiler. Ayten hanımda gündüz arkadaşları ile birlikte olduğu için yorgun hissediyordu. Çocukların oyunları bir türlü bitmek bilmeyince o da “Çocuklar, sizde çok oyalanmayın, çok seste çıkarmayın. Ben de yatıyorum, Allah rahatlık versin. Yatarken salonun ışığını kapatın!” deyip odasına geçti.

Çağlar o haftasonu Başak’ın onlarda kalacağını duyduğundan beri plan yapıyordu. Annesi ve dedesinin erkenden odalarına çekilmelerini fırsat bilip fısıldadı Başak’a doğru eğilip ; “Haydi gel bahçeye çıkacağız!”

“Bu saate mi?” dedi Başak şaşkınlıkla.

“Evet sokağa çıkmayacağız ki, bahçeye sadece!”

“Neden çıkıyoruz peki bahçeye?”

“Çünkü sana söylemek istediğim bir şey var!”

“İyi ya burada söylesen olmaz mı?”

“Olmaz bu bir sır çünkü!”

Çağlar’ı orada kalmaya ikna edemeyen Başak karanlıktan biraz korktuğu için gönülsüzce ayağa kalktı. Onun sallanıp durmasına sabırsızlanan Çağlar, elinden tutup verandaya doğru çekiştirmeye başladı. Bunca yıldır bir arada olmalarına rağmen, Çağlar ilk kez elini tutuyordu Başak’ın. İkisi de hızlanan kalp atışlarını gizlemek için boğazlarını temizliyor gibi yaptılar.

Çağlar verandadan inip doğrudan kameriyeye doğru yürüdü. Başak bahçe ışıklarının bir kısmı yansa da karanlık gölgelere bakıp tedirgin oluyordu ama Çağlar’ın elinden tutmuş olduğu içinde heyecanlıydı. Kameriyeye geldiklerinde Çağlar birden bire durdu ve ona döndü. Bu arada hâlâ Başak’ın elini bırakmamıştı.

“Babam ve annemle konuştuk. Bu dönemin sonunda üniversite okumak için dört yıllığına yurt dışına gitmem gerekiyor. Benden duymanı istedim.”

Başak’ın bütün heyecanı bir anda hayal kırıklığına dönüştü, “Sır bu mu?” dedi şaşkınlıkla.

“Hayır sır bu değil elbette. Sen de bir yıl sonra üniversiteye başlayacaksın. Şey! Yani ben!”

“Yani sen?”

“Ben burada olmadığım zamanlar hep seni düşünüyor olacağım, çünkü senden ayrılmak hiç istemiyorum!” dedi Çağlar bir solukta.

Başak’ın içindeki heyecan yeniden yükseldi.

“Büyükbabam hep dualarımızın kabul olduğunu söyler biliyorsun. Yani yürekten istersek. İşte ben de şimdi burada birlikte bir dua edelim ve birbirimize söz verelim istiyorum”

“Ne için?” dedi Başak sesi titreyerek. Etraflarındaki karanlığı çoktan unutmuş, gözlerini Çağlar’dan ayıramıyordu.

Çağlar boşta kalan elini cebine attı ve bir yüzük çıkardı.

“Bir film izlemiştim. Böyle oluyordu” dedi utanarak ve Başak’ın tuttuğu elini kaldırıp yüzüklerin birini onun avucuna bıraktı.

Başak heyecandan düşüp  bayılacaktı neredeyse.

“Şimdi bu yüzükler birbirimizin parmağına takacağız ve sen benim söylediklerimi tekrar edeceksin tamam mı?”

“Tamam!”

Çağlar elleri titreyerek yüzüğü Başak’ın parmağına geçirirken konuşmaya başladı.

“Allah ve yıldızlar şahidimiz olsun ki!”

Başak’da sözü tekrarlayarak elindeki yüzüğü Çağlar’ın parmağına taktı ve Çağlar onun ellerini avuçlarının içine aldı .

“Biz bu gece burada ölene dek ayrılmayacağımıza söz vererek, karı koca oluyoruz!”

“Biz bu gece burada ölene dek ayrılmayacağımıza söz vererek, karı koca oluyoruz! diye tekrarladı Başak. Onunda heyecandan sesi titriyordu.

Sonra Çağlar eğilip dudaklarından hafifçe öptü onu. Karanlık olmasa Başak’ın kulaklarına kadar kızardığına da şahit olacaklardı bütün yıldızlar.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s