Düşleyen – Bölüm 4

Böylece Senem ve Hakan evdeki eşyalarını toplayıp beraber Ankara’ya döndüler. Hakan babasıyla konuşup  okul bittikten sonra ihtiyacı olur diye aldığı bir oda bir salon evde bir süre Senem’in kalmasını ayarladı. Zaten mobilyalı olan eve yerleşme işi bittikten sonra da ikisi birlikte Hakan’ın babası Nasuh beyin ofisine gittiler ve işe başlamaları için gerekli işlemler başladı.

Senem geldiklerinden beri her şeyin çok hızlı gelişiyor olmasına çok şaşkındı. Ev, iş hepsi bir anda hallolmuştu. Hakan’ın ailesinin de dört yıldır farketmediği kadar zengin olması onu korkutmuştu. Aile daha önce Dreamer ile yaşadığı gibi onun oğullarına layık görmeyebilirdi.

Bu korkusundan Hakan’a yüzeysel olarak bahsettiğinde, Hakan “Babam tercihlerime her zaman saygılıdır. Lütfen rahat ol!” diyerek onu ikna etmeye çalıştıysa da Senem’in içine bir tedirginlik gelip yerleşmişti.

İşlerine ve Ankara’daki hayatlarına alışmaları için bir kaç ay zaman geçmesi gerekti, bir kaç ay sonra ikisi de sanki başından beri bu şehirdelermiş gibi hissetmeye başlamışlardı bile. Bu arada Dreamer’in bir arkadaşı alış veriş merkezinde Senem’e rastlamış ama Senem başını çevirip hızla uzaklaşınca konuşmamışlardı. Bir zamanlar ikisinin arasındaki ilişkiyi bilen bu ortak arakadaş boş durmamış Senem’i gördüğünü hemen Dreamer’a yetiştirmişti bile.

Dreamer Senem’in gidişinin hemen arkasından büyükannesinin “O kız sana layık değildi zaten! Mutsuz olacaktın! Para teklif ettim o da alıp gitti! Bu kadarmış işte!” dediğinden beri onunla da fazla konuşmuyordu. Büyükannesinin onu korumak için böyle bir şey yaptığını anlıyor olsa da, sevdiği kıza uzaklaşması için para teklif etmesini bir  türlü içine sindiremiyordu, hem de kızcağızın babasını kaybettiği en zor anında. Dahası Senem’in bu parayı nasıl teklif etmiş olabileceğini aklı almıyordu. Onu o kadar uzun zamandır tanıyor ve biliyordu ki, paraya tamah etmeyecek bir insan olduğundan adı gibi emindi. Babasının acısı yüzünden bir şoka girmiş olduğuna kendisini ikna etmeye çalışsa da, geçen dört yıl boyunca ne yazık ki onun ne izine rastlamış, ne de bir haber alabilmişti.

Arkadaşının onu bir alışveriş merkezinde gördüğünü söylemesinin ardından yeniden araştırmaya başlamış, sonunda uzun uğraşlarla Senem’in izini yeniden bulabilmişti. Şehrin en bilinen holdinglerinden birinde işe girmişti.

Bir kaç kez onu uzaktan izledikten sonra dayanamayıp konuşmaya karar verdikten sonra görmüştü yanındaki genç adamı. Bu Holding sahibinin oğlu Hakan Uzunoğlu’ydu. Bir zamanlar aynı tenis kulübüne üye oldukları için onu hatırlıyordu ama arkadaşlıkları hiç bir zaman olmamıştı. Dreamer’ı asıl şaşırtan Senem’in eski bir tanıdığı ile birlikte olması değildi elbette. Bu çocuğun nasıl olupta Senem’i bulmuş olduğunu öğrenmesi gerekiyordu önce.

Onu Senem’in elini tutarken görünce düşüp bayılacağını sanmıştı ama bu hasretiyle yanıp tutuştuğu aşkının peşini bırakacağı anlamına gelmiyordu. Bir iş çıkışı Senem’in şirketten tek başına çıktığını yakalayıp peşine düşmeye karar verdi ama ne yazık ki her akşam Hakan ile birlikte çıkıyorlar, sabahta işe birlikte geliyorlardı. Aslında Senem’in evini de öğrenmişti ama kapısına dayanıp onu korkutmak istemediği için öncelikle dışarıda karşısına çıkıp tepkisini öğrenmek istiyordu.

Sonunda şirketin içine girip onunla konuşmaya karar verdi. Senem yıllar sonra karşısında birden bire Dreamer’ı görünce o kadar şaşırdı ki, elinde dosyalarla koridorda kala kaldı önce. Dreamer hiç bir şey söylemeden hızlı adımlarla onun yanına kadar gitti, kolundan tuttu ve birlikte asansöre doğru yürüdüler. Dreamer onun şaşkınlığından faydalanıp bu şekilde şirketin dışına kadar çıkarmayı başarmıştı.

Senem ancak dışarı çıktıklarında toparlanabilmişti “Neler oluyor? Sen ne yaptığını sanıyorsun?”

“Dört yıl önce bana yapman gereken açıklamayı yapmanı bekliyorum!”

“Ne açıklaması seni arayıp yurt dışına gittiğimi söyledim zaten!”

“Evet büyükannemin verdiği parayla öyle mi?”

“Evet, elbette öyle! Benim yurt dışına gidecek param mı vardı? O teklif edince bende kaçırmak istemedim!”

“Bunu yapmış olamazsın, ben zaten bütün dünyayı senin ayaklarının altına sermeye hazırken, neden birazına razı olup gittin?”

Artık gözlerinden yaşlar akıyordu Dreamer’in. Senem’in beklemediği bir şekilde yaptığı bu sert çıkış ciğeri parçalanmış gibi hissettiriyordu. Senem’de başlattığı oyuna devam etmek zorunda hissediyordu kendini, ayrıca nişanlı sayılırdı artık. Dreamer ile bir gelecekleri olması imkansızdı. Onun dört yıl boyunca peşini bırakmamış olmasına da inanamıyordu.

“Bak aradan bunca zaman geçti ben artık nişanlı sayılırım. Eminim seninde hayatına bir çok kişi girip çıkmıştır. Mutlu olacağın biriyle de bir yuva kurarsın. Artık benim peşimi bırak!” dedi Senem son bir can havliyle. Dreamer’in göz yaşları onun da içini parçalıyordu ama kalbinin yumuşak olduğunu ona belli etmemek zorundaydı.

Bir genç adamın Senem’i kolundan tutup aşağı indirdiği haberi şirketin içinde hemen Hakan’a ulaştırılmıştı. Hakan hemen yaptığı işi bırakıp, hızla aşağı indi.

“Neler oluyor burada Senem?” deyince, ikisi birden dönüp ona baktılar. Hakan hayal meyal hatırladığı adama bakıyordu gözünü ayırmadan. Dreamer’da gözlerini kısmış nefretle bakıyordu ona.

“Tamam bir şey yok hayatım, eski bir arkadaşım sadece, ziyaretime gelmiş. Merak etme!” dedi Senem iki adamın bakışmalarından iyice huzursuz olup.

Dreamer “Görüşeceğiz yine!” diyerek hızla arkasını dönüp gitti bir anda. Hakan’da Senem’i alıp içeri götürdü.

“Biraz gergin  birine benziyordu, bir sorun mu yaşadınız geçmişte?” dedi merakla.

“Hayır, hayır çocukça bir öfke sadece. Önemli değil gerçekten” diyerek geçiştirdi Senem bu soruyu.

Dreamer Hakan’ın Senem’i nasıl bulmuş olduğunu öğrenmekte kararlıydı. Uzunoğlu Holding’in oğlunun yurt dışında okumadığını biliyordu. Biraz sorup soruşturunca Senem’in hiç bir zaman yurt dışına gitmediğini, Hakan ile aynı okulda okuduklarını ve hatta aynı evde kaldıklarına kadar öğrendi.

“Peki ama bu  nasıl bir tesadüftü böyle?”

Bir kaç kere daha Senem’in karşısına çıkıp, gerçekleri bildiğini yurt dışına gitmediğini burada okuduğunu söylese de, Senem bunların bir önemi olmadığını söyleyerek onu geri çevirdi.

“Önemli olan parayı alıp, senden kurtulmaktı, nerede olduğumun bir önemi yok! Bırak artık peşimi!”

“O adamla ne zaman tanıştın? Nasıl olupta benden ayrılır ayrılmaz hiç tanımadığın bir adamın evine yerleşebilirsin? Benimleyken de mi tanıyordun yoksa onu?”

“Bunlar seni neden bu kadar ilgilendiriyor! Sana hiç bir şey açıklamak zorunda değilim!”

Dreamer’ın ısrarla Senem’in karşısına çıkışları sonucunda konuşulanlar hep bunlarla sınırlı kaldı. Dreamer Senem’den hikayenin aslını öğrenemediği gibi, onunla eskiden yaptıkları gibi de olsa dertleşip, konuşmaya, arkadaş kalmaya da ikna edememişti.

Tüm bu süreç içinde Senem ve Hakan’ın nişan törenleri yapıldı ve evlilik hazırlıklarına başladılar.

“Keşke ailem de bu mutlu günlerimi görebilseydi” dedi Hakan’a içini çekerek.

Hakan bir süre sessiz kaldıktan sonra evet “Keşke senin ailen ve benim annemde görebilseydi.”

“Anneni ziyaret ederiz belki nikahtan sonra, olmaz mı?” Senem onun da yurt dışında bir sağlık merkezinde yaşamak zorunda kalan annesi için ne kadar üzüldüğünü anlayabiliyordu.

“Tabi neden olmasın?” dedi Hakan gözleri uzaklara dalarak.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s