Düşleyen – Bölüm 3

Senem’in ne  cüzdanında yeterli para ne de ona burada yaşaması için destek olacak biri vardı. Bir yer tutup kalmaya kalksa en fazla on gün kalabileceği için mecburen evde yaşamayı kabul edecekti. Şimdilik başka çaresi yoktu.

“Umarım başıma kötü şeyler gelmez!” diye geçirdi Didem’in arkasından yürürken.

İçeri girdiklerinde Hakan salonda kitap okuyordu.

Didem onları tanıştırınca, Senem çekinerek “Merhaba!” dedi.

“Merhaba hoş geldin!” dedi Hakan’da gülümseyerek, “Evi paylaşacağız sanırım ama benim bazı kurallarım var senin için sorun olmazsa benim içinde olmaz” diye devam etti.

Daha ilk dakikadan kurallarını sıralaması Senem’i biraz şaşırtsa da “Evet elbette!” diye cevap verdi. Sonuçta doğru olan buydu. Aynı eşyaları kullancaklardı ve birbirlerini hiç tanımıyorlardı.

“Eşyalarıma dokunulmasından hiç hoşlanmam. Ev yeterince büyük, koltukları vesaireleri paylaşabiliriz. Zaten iki banyo var. Aynı banyo ve tuvaleti kullanmak zorunda değiliz. Sen odanın karşısındakini kullanabilirsin. Diğerinde benim eşyalarım var. Böylece birbirimizin dağnığı döküğü ile uğraşmadan, birbirimize rahatsızlık vermeden yaşarız. Mutfaktaki eşyaları da paylaşırız. Herkes kendi yemeğini yapıp, bulaşığını yıkar. Temiz kullanırsan memnun olurum.”

“Tamam” dedi Senem yine, söylenilenleri aklında tutmaya çalışıyordu bir yandan ama zaten bunlar bir evde olması gereken kurallardan fazlası değildi.

“Güzel aranızda anlaştığınıza göre, gel sana okulunu da göstereyim, dönünce yerleşirsin!” diyerek Didem onu yeniden dışarı çıkardı. Eşyasını odasına bırakarak, evi çok inceleyemeden onun peşine takıldı Senem.

Ev okula çok uzak değildi, dolmuşla da gidilebiliyor olsa da, ürüse yarım saat ancak sürerdi. En azından bunun için yol parası harcamayacağına sevindi içinden.

Yeniden eve döndükten sonra Didem işleri olduğunu söyleyip, Senem’i evde Hakan ile bırakıp gitti. Bundan sonra hayat böyle devam edecekti. Mümkün olduğu kadar odasından çıkmayıp, Hakan ile karşılaşmamayı planlamıştı içinden.

Bir kaç gün içinde  eve alışmıştı. Hakan gerçekten iyi bir çocuğa benziyordu. İlk günlerinde ona gerçekten yardımcı da oldu. Senem düzenini oturtana kadar başta söylediklerinin aksine ona her gün kendi yaptığı yemeklerden ayırıyor, masaya yiyebileceğine dair notlar yazıyordu. Hakan’ın bu iyi tavırları da Senem’in rahatlamasına yardımcı olmuştu. Okuldan gelince ikiside kapılarını kapatıp derslerini çalışıyorlardı. Akşam hangisi önce çay demlerse diğerine ikram ediyordu. Gün içinde çok karşılaşmadan aynı evi paylaşmayı öğreniyorlardı.

Böylece bir hafta geçtikten sonra bir akşam çay alırlarken “Bir ev bulana kadar bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim. Senin de düzenini bozdum biliyorum” dedi Hakan’a. O ana kadar mutfak veya kira masrafına ortak olamamıştı ama buna bir çözüm bulacağına inanıyordu.

“Dert etmene gerek yok! Didem bana durumunu anlattı. Bence başka eve çıkıp hayatını daha da zora sokacağına burada kalmaya devam et. Ben sen olmasan da bu kirayı ödüyordum zaten. Bana bir rahatsızlık vermiyorsun.  Başka eve çıkmana gerek yok, sonuçta ben de sana saldırmıyorum görüyorsun. Biraz daha kal, eğer yine de gitmek istersen yine gidersin.”

Senem bu iyi niyetli teklife gülümseyerek teşekkür etti ve çayını alıp odasına döndü. Bir kaç hafta içinde okulun kantininde yarım günlük bir iş buldu aynı zamanda da okul kütüphanesindeki bilgisayarda öğrencilerin  tezlerini yazmaya başlayarak cep harçlığını çıkarmaya başladı. Böylece mutfağa da biraz katkı sağlamaya başlamıştı.

Bu arada Dreamer başta olmak üzere eski arkadaşlarının hiç birini arayıp sormadığı için Ankara’da neler olduğuna dair bir fikri yoktu. Eğer tanıdıklarından herhangi biri yurt dışında değilde burada olduğunu öğrenirse Dreamer’a söyleyebilirdi. Zaten ondan başka da çok yakın olduğu bir arkadaşı olmadığından diğerleriyle bağlantısının kesilmiş olmasını da dert etmiyordu. Onu ve yaşadıklarını düşünmemek için aklını sürekli dersleri ile meşgul etmeye çalışıyor bu da notlarının yükselmesine neden oluyordu.

Artık önünde  yeni bir hayat vardı, zamanla burada da arkadaşlar edinmeye başlamıştı. Bundan sonra kendi ayaklarının üzerinde durmak için çabalamaktan başka öncelik vereceği bir şey olmamalıydı. Hakan gibi iyi niyetli bir insanla karşılaşmış olması zaten en büyük şansıydı

Gündüz ne kadar hayatının geri kalanı için odaklanmaya çalışsa da gece olunca hayatın tüm ağırlığı ve yaşadıkları aklına geliyor, çoğu gece göz yaşlarını kontrol edemiyordu.  Bir kaç gece hıçkırıklarını duyan Hakan “İyi misin?” diyerek kapısına gelmişti. Kapıyı açmadan ona iyi olduğunu seslenmiş, sessizce ağlamaya devam etmişti. Sabah gözlerinin kızarıklığından ağladığının belli olduğunu bilse de, yüzünü saklayarak hemen okula gitmek için kendini dışarı atıyordu böyle günlerde.

Haftalar geçtikte Hakan’ın onu konuşturmakta ısrar etmesiyle ikisi muhabbet etmeye ve dertleşmeye de başlamışlardı. Dreamer hariç hayatı ile ilgili olayları ona biraz anlatmaya başlamıştı. Hakan’da Ankara’da büyümüştü, babasının büyük bir şirketin yönetim kurulundaydı. Maddi durumları iyi olduğu için burada öğrencilik hayatı yaşaması kolay olmuştu. Titiz biri olduğu için hep kendi başına yaşamayı tercih etmişti. Senem onun ilk ev arkadaşıydı.

Akşamları beraber bir kaç bardak çay içiyor sonra odalarına gidiyorlardı. Senem’in zorlandığı derslerde de Hakan elinden geleni yapıp ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Hakan yemekleri yapıyor, Senem temizlik ve bulaşık işlerini üstleniyordu. Gerçekten güzel ve sağlam bir arkadaşlık gelişmişti aralarında ve bir yıl hızla tükenmişti böylece.

Bir yılın sonunda Hakan okulunu bitirmiş ve bir iş bulmuştu. Senem içinde sakıncası olmayacaksa onunla oturmaya devam etmek istediğini söylemişti. Geçen bir yıl boyunca da  kiraya hiç katkı almadığı için mahcup olan Senem “Ama kiraya katkı sağlamama izin vereceksin o zaman” deyince, “Bakarız!” diyerek kaldıkları yerden ev arkadaşlığı ve dostluklarına dört yıl boyunca devam etmişlerdi.

Bu dört yıl boyunca en yakınındaki kişi olduğu için Senem’de Hakan’a bir şeyler hissetmeye başladığını düşünüyordu. Gerçekten ona o kadar çok destek olmuş ve ayakta kalmasına yardımcı olmuştu ki bir nevi hayatını borçluydu ona.

Senem’de diplomasını aldıktan sonra Hakan Ankara’ya gidip ikisinin de babasının şirketinde çalışabileceklerini söyledi sevinçle. Son üç yıl boyunca o da kendi şehrine dönmemiş ve Senem’in okulu bitene kadar yanında kalmayı seçmişti.

Senem büyüdüğü şehire dönmeyi hiç planlamadığından tereddüt edince Hakan “Bir sorun mu var?” diye sorunca bir şey anlatmamış. Dreamer’da bunca  yıl içinde nasılsa beni unutmuş kendine bir hayat kurmuştur diye düşünmüştü. Sonuça sevdiği ve bildiği şehirdi orası ve tam diplomasını alıp hazır bir işde önüne konulunca geri çevirmenin akıllıca olmadığını düşünmüştü. Hakan gerçekten onun kahramanı gibi tanıdığı günden beri bütün hayatını düzene koyuyordu.

“Ben senin bu iyiliklerini nasıl ödeyeceğim?” dedi gözleri dolarak, “Elbette gelirim seninle Ankara’ya” dedi Hakan’a.

“Benimle evlenerek ödeyebilirsin belki!” dedi Hakan’da ona bakıp gülümseyerek.

Senem hiç beklemediği bu teklif karşısında iyice şaşırdı ama kalbi yerinden fırlayacak gibi atmaya başlayınca yüzünde beliren kocaman gülümseme Hakan için yeterli cevao oldu.

“Sonuçta biz yıllardır aynı evde birlikte sorunsuz yaşıyoruz düşünecek bir şeyimiz yok bu konuda öyle değil mi?” diyerek sarıldı Senem’e.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s