Düşleyen – Bölüm 2

“Senin ve ailenin hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum?” dedi Senem biraz toparlanınca Dreamer’a.

“Ne hakkı aşkım, bundan sonra seni hiç bırakmayacağım, babamla konuştum. İkimizin puanları denk aynı üniversiteye yazılacağız. Herşeyi karşılayacak bizimkiler. Okulda, evde her yerde birlikte olacağız seninle.”

“Yok bunu kabul edemem gerçekten!”

“Ne demek kabul edemem, üniversiteye gitmeyecek misin?”

Senem o kadar duygulandı ki bu yapılanlara yenidien ağlamaya başladı. Onun yeniden boğazı şişip, ateşlenecek diye korkan Dreamer ; “Tamam iyice düzeldikten sonra konuşuruz lütfen ağlama!” diyerek sarıldı hayatının aşkına.

Odaya girip oğluyla Senem’i sarmaş dolaş gören Dreamer’in annesi gerilse de gülümsemeye çalıştı.

“Muratcığım, Senem’in ilaçlarını getirmedi eczane, istersen sen bir koşu alıp gel, kızcağız hemen içsin ki toparlansın!”

“Elbette! Hemen gidiyorum, hemen geleceğim aşkım!” diyerek odadan fırlayıp çıktı Dreamer.

“Her şey için çok teşekkür ediyorum size, bana çok destek oldunuz. Şimdi Murat ile de konuştuk..” diye söze başlamıştı ki Senem, Dreamer’in annesi oğlunun evden çıktığına emin olduktan sonra kesti sözünü.

“Bak kızım, yaşadıklarının kolay olmadığını anlıyoruz Ahmet amcan da ben de. Oğlumuz sana çok değer veriyor. Ancak biz köklü bir aileyiz. Babanın son zamanlarda yaşadıkları ve yaptıkları, anlıyorsun. Yani bize pek uygun şeyler değildi. Ahmet amcan normal şartlarda Murat’ın böyle bir insanla görüşmesine asla izin vermezdi ama sana olan düşkünlüğü yüzünden sesimizi çıkaramadık.”

Senem endişeyle dinliyordu Saliha hanımı, az önce Dreamer’in söylediklerinden sonra en son duymayı beklediği sözlerdi bunlar.

“Babası üzülmesin diye Murat’a herşeye tamam diyor şimdi. Onun senden vazgeçmeyeceği açık. Biz sana ne istersen verebiliriz. Ahmet amcan çek yazar, gerekirse başka bir şehirde bir okul ayarlar. Ne gerekiyorsa, yani oğlumuzu bırakıp gitmen için”

Senem’in boğazındaki şişlik sanki yumruk gibi olmuştu ve nefes almasını engelliyordu. Ne söyleyeceğini ne cevap vereceğini bilmiyordu.

“Anlıyorum, haklısınız!” diyebildi zorlukla. Gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı ki Dreamer koşarak içeri girdi.

“Senem ne oldu aşkım niye ağlıyorsun?” diyerek hemen elindeki ilaç torbasını fırlatıp onun yanına koştu.

“Muratcığım, kızcağız babasını yeni kaybetti. Ağlaması çok normal, başka türlü nasıl rahatlayacak, öyle değil mi Senemciğim?” dedi Saliha hanım büyük bir soğukkanlılıkla ve çıkıp gitti odadan.

Senem Dreamer’a annesi ile yaptıkları konuşmayı anlatamayacağını biliyordu. Bu kadar iyi bir ailenin oğlunu kendi kaderine ortak etmek için direnmesinin de bir anlamı yoktu. Elbette onların paralarını almayacaktı, keşke  o kısmı hiç söylememiş olsaydı Saliha hanım. Ertesi sabah çok daha iyi olduğunu söyleyerek aileye daha fazla yük olmak istemediğini ve kendi evine geçeceğini söyledi.

Dreamer’in itirazları üzerine de babasıyla yaşadığı evde bulunmak istediğini söyleyince çocuk sesini çıkaramadı ve ona eve kadar eşlik etti.

“Biraz yanlız kalmak istiyorum anlıyorsun değil mi?” dedi Senem ona çakinerek. Kalbini de kırmak istemiyordu.

“Evet, anlıyorum elbette, ben dışarıda arabanın içinde beklerim!” sen merak etme diyerek kapıdan çıkıp gitti Dreamer ve söylediği gibi arabasının içine girip orada beklemeye başladı.

Senem dışarı çıkıp onun yanına geldi “Böyle olmaz. Sen şimdi eve git, sabahta simit alıp gel birlikte kahvaltı edelim. Ben şimdi uyuyacağım zaten.” dedi.

Sabah birlikte kahvaltı etme fikri çok hoşuna giden Dreamer bu teklife razı oldu ve arabayı çalıştırıp kendi evine doğru yola çıktı. O gider gitmez babasının avukatını arayan Senem, öğleden sonra onunla buluştu ve kalan tek mal varlığı evlerinin satışı için ona vekaletname bıraktı. Bankada olan parasını çekip, bir arkadaşını aradı. Puanı başka bir şehirdeki üniversiteyi tutuyordu ve orada yaşayan da bir arkadaşı vardı. Babasının vefatından önce konuştuklarında eğer oraya gelirse ailesinin kiradaki evini ona tahsis edebileceklerini çünkü içinde yaşayan kiracının yaz sonunda çıkacağını söylemişti.

Evin hâlâ onun için uygun olduğunu öğrenince çok sevindi ve  hemen bir otobüs bileti alıp eve döndü, hızlıca bir valiz toparladı. Babası ile ömrünün geçtiği bu güzel evin bütün odalarını dolaşıp, göz yaşları içinde vedalaştı ve otogara doğru yola çıktı.

Otobüsünün kalkmasına on  dakika kala Dreamer’i aradı. Dreamer telefonu açar açmaz “Senem iyi misin? Bir şey mi var? Geleyim mi?” dedi heyecanla.

Gülümsedi Senem “Şimdi havaalanındayım uçağım birazdan kalkacak!” dedi sesi titreyerek.

“Nasıl? Nereye ?” dedi Dreamer paniğe kapılmıştı.

“Yurt dışına gidiyorum, orada bir akrabamız var. Artık onunla yaşayacağım. Sana veda etmek için aradım. Sen çok iyi bir insansın. Bana çok büyük iyilikler yaptın ama benden çok daha iyilerine layıksın. Elveda!” diyerek Dreamer’in cevap vermesine fırsat vermeden kapattı telefonu.

Otobüse bindi ve telefonun içindeki hattı söküp çıkardı. Yol boyunca otobüstekiler ağladığını duymasın diye sürekli burnunu ve yüzünü silmek zorunda kaldı. Otobüsten indiğinde yüzü gözü ağlamaktan şişmiş, burnu kıpkırmızı olmuştu. Henüz tam iyileşemediği için de hafif ateşi vardı.

Telefonda hattı çıkardığı için otogarın hemen çıkışındaki telefoncudan bir kontörlü hat aldı ve arakdaşını aradı. Arkadaşı eve nasıl geleceğini ona tarif etti ve “Biraz değişiklikler oldu ama sorun değil, gelince anlatırım” diyerek kapattı telefonu.

Artık buraya kadar gelmişti, ne olmuşsa gidip öğrenmekten başka çaresi yoktu zaten. Arkadaşının tarif ettiği yere gidip dolmuşa bindi.

“Senem! Seni gördüğüme çok sevindim!” diye sarıldı Didem boynuna onu görür görmez, “Kızım ne bu halin yüzün gözün şişmiş!” dedi sonra ona bakıp, sonra babasını hatırlayıp, cevap vermesine fırsat vermeden sarıldı yeniden “Boş ver bir şey söyleme!” dedi.

Oturacağı evin önünde buluşmuşlardı. Didem bu şehirde yaşıyordu ama onun da okulu bir kaç saatlik bir mesafede olduğu için yaz bitince oraya yurda dönecekti. Anne ve babası bu evi ona verdikleri için bu evden gelen kira ile oradaki masraflarını karşılıyordu. Senem’in zor durumda kaldığını duyunca hemen onu davet etmiş, kira filan da ödemene gerek yok demişti doğrudan.  Senem bir işe girip kirayı da okulu da halletmeyi planlıyordu. Aksi durumda çıkıp gelmezdi zaten.

“Bir terslik oldu burada mimarlıkta okuyan bir çocuk var kiracı. Çıkacaktı başka ev bulmuştu bu ev bana büyük falan diyodu. Şimdi altı ay daha oturacağım diye tutturdu. Çok iyi bir çocuk. Zararsız. Ev de kocaman. Altı ay onunla kalabilirsin diye düşündüm ben de. Yani bir tanışın şimdi.”

Senem normal şartlarda kabul edemeyeceği bu teklif karşısında diyecek bir şey bulamıyordu. Şimdi hemen bir ev bulması mümkün değildi. Motele gidecek parası da yoktu. Didem’lerin evi de zaten kalabalıktı. Başını salladı , “Tamam tanışalım önce bir” dedi çaresizce.

“Çok üzgünüm gerçekten böyle olmasını planlamamıştım!” dedi Didem’de mahcup bir sesle.

“Hayat daha başıma neler getirecek acaba?” diyerek iç geçirdi Senem kendi kendine.

Birlikte içeri girdiler.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s