Düşler Treni – Bölüm 4

Aradan iki hafta geçmişti. İniti her iş çıkışı bilgi alabilmek umuduyla sağlık merkezine gidiyor ama her akşam aynı şeyleri duyarak geri dönüyordu. Henüz çok erkendi, sabırlı olması gerekiyordu. Doktoru ile sadece sabah saatlerinde gelirse görüşebilirdi. Onun izin alamıyor olması sağlık merkezinin problemi değildi. Elbette önemli bir şey olursa doktor onunla her saat görüşecekti ama şimdi her şey normal ilerliyordu.

İki haftanın sonunda Spero’nun gözüktüğü bir video izlettiler İniti’ye nihayet. Geniş aydınlık bir odada üzerinde pırıl pırıl kıyafetlerle bir hemşire ile birlikte egzersiz gibi bir şeyler yapıyorlardı. Spero’nun yüzünde yine bir ifade yoktu ama eskisinden daha pembe gibiydi yanakları. Muhtemelen burada evde olduğundan daha iyi besleniyor ve ilaçlarını alıyordu. İki hafta sonra onu videoda da olsa görmek İniti’ye çok iyi gelmişti.

Bu iki hafta içinde ilk gün duyduğu sesleri gün içinde de olmak üzere yedi sekiz kez kafasının içinde duymaya devam etmişti. Spero’dan böyle ani ve uzun ayrılmanın sonucu yaşadığı stresten olduğuna karar vermişti en son. Hiç tanımadığı bir ses sürekli kaçıp kurtulmaktan, verilen sözlerin tutulmadığından, yalancılıktan ve sahtekarlıktan bahsediyor, bağırıyor sonunda ise inleyerek susuyordu.

Bir keresinde ağladığını duymuştu ama bu çok kısa sürmüştü.

Spero’nun videosunu izlediği günden sonraki hafta ses kesilir gibi olmuş sonra daha şiddetli yeniden zihnine dolmuştu. Spero’nun çok ağrısı olduğunda uyusun diye sakladığı ilaçlarından bir tane içtiği halde o gece zihnindeki sesi susturup uyumayı başaramamıştı. Ses sabaha kadar inlemişti.

“Bir doktora mı gitmem gerek acaba?” diye düşündü kendi kendine. Belki de Spero’yu yatırdığı merkezdekilere bahsetse onuda tedavi edebilirlerdi ama çıkabilecek her tür masrafa karşı temkinli olmalıydı. Şimdilik paradan bahsetmiyorlardı ama çoğu yer gibi tedavi sona erince bri miktar isteyebilirler diye düşündüğünden hazır Spero’da yokken biraz para biriktimeye çalışıyordu. Eğer hiç para istemezlerse hepsini kardeşi için harcayacaktı zaten. O ne isterse onu yapacaklardı.

Spero iyi olduktan sonra zihnindeki sesin de susacağından emindi. O zaman ikisi o masalarda çalışan kızlar gibi ışıl ışıl ve sağlıklı olacaklardı ve elbette çokta mutlu.

İki ay tamamlandığında İniti, Spero’yu ancak beş altı kez videolarda görebilmişti. Kardeşini o kadar özlemişti ki artık geceleri hasretinden ağlıyordu. Zihnindeki ses eskisi kadar şiddetli olmasa da ara ara yalvarmaya devam ediyordu. Bazen sinirleniyor, bazense ağlıyor ve yalvarıyordu. O yokmuş gibi yaşamaya çalışıyordu İniti.

İki  ayın sonunda merkeze kardeşinden haber ama umuduyla gittiğinde kendini tutamayıp ağlamaya başlayınca oradaki kızlardan biri kardeşini daha önce görmesinin ve iyileştirmesinin bir yolu olduğunu fısıldadı kulağına.

“Nasıl?” dedi İniti heyecanla hemen.

“Kardeşinizin omiriliğini daha hızlı iyileştirmek için sizden alınacak bir ilik yeterli olabilir. Elbette bu yüzde yüz değil ama denemeye değer bir oranı var. Bu güne kadar aile üyelerinden alınan iliklerle yapılan tedavilerde çoğunlukla başarı sağlandı.”

“Neden bunu daha önce söylemediniz?”

“Henüz deneme aşamsında bir tedavi olduğundan yasal olarak müşterilerimize öneremiyoruz. Ancak siz yabancı değilsiniz ve çok zorlandığınızı görüyorum. Eğer kabul ederseniz hemen yarın sabah merkezimize yatarak ilik verme işlemi yaptırabilirsiniz. Ben doktorunuzla konuşup sizin gerekli evrakları imzaladığınızı söylerim. Ne dersiniz?”

“İş yerime bilgi vermem gerekiyor sadece. ”

“Buradan bir rapor iş yerinize gönderilecektir bunu dert etmeyin!”

“Her şey bu kadar kolay mı yani? Keşke daha önce bilseydim!”

“Evet elbette kolay. Sabah erkenden buraya gelin. Size yardım etmek için burdayım. İyi akşamlar. Mesaimiz sona erdi.”

İniti sabaha kadar heyecandan uyuyamadı. Daha önce gidip hep nazikçe sorup geri döndüğüne çok üzülmüştü. Keşke daha önce gidip göz yaşlarına boğulsaydı. O zaman bu teklifi daha önce yapabilirlerdi. Merkeze yatmışken kafasındaki seslerden de bahsedebilirdi. Böylece Spero ile birlikte ışıldayarak çıkabilirlerdi bu merkezden ikisi. İçeri girerse büyük ihtimalle kardeşini de hemen görebilirdi.

Sabah erkenden merkeze gitti. Gerekli evrakları akşam ayrılmadan kız ona imzalatmıştı. gerçi mesai bittiğinden yine okumaya fırsatı olmadan imazalamıştı ama bu güne değin ne söz verdilerse yapmışlardı. Spero videolarda her defasında daha iyi görünüyordu hatta son videoda güldüğünü bile düşünmüştü İniti.

Hafif loş ortamlarda yukarıdan çekildiklerinden yüzünü çok net seçmek mümkün olamıyordu.

İniti’yi bir asansöre bindirip alt kata indirdiler gelir gelmez. Eline özel kıyafetler verip üzerindekileri oradaki torbaya koymalarını istediler. Hastaların olduğu yere sadece steril giysilerle girilmesine izin veriliyordu. Hemen söylenileni yaptı İniti. Onu geniş aydınlık bir odaya alıp oradaki yatağa uzanmasını istediler. Hemşire çıkmadan başucundaki suyu içip bitirmesini istedi.

“Şey operasyondan önce Spero’yu göremez miyim?” diye sordu hemşire çıkarken.

“Hayır!”

Gözlerini açtığında başka bir yerdeydi. O suyu içtikten sonra olanları hatırlamıyordu ama sırtında bir ağrı hissettiğine göre operasyon gerçekleşmiş olmalıydı. Sert bir yerde yattığını hissediyordu. Tepesinde çok aydınlık bir ışık olduğundan gözlerini açmayı başaramamıştı bir türlü. Bu yüzden başını yan tarafa çevirdi.  Camekanlı bir bölmenin arkasında bir başkası yatıyordu. Gözlerini kısarak görüntüyü netleştirmeye çalıştı. Garip bir şekilde tanıdık gelmişti o masada yatan adamın silüeti. Adam başını ondan yana çevirdi az sonra ve inledi.

Sonra bir daha inledi. Tıpkı zihnindeki ses gibi. Camekan iki odayı boydan boya ayırıyordu. Bir duvar gibi açık herhangi bir yeri yoktu.

“Gitmek istiyorum” dedi zihnindeki ses. Adamın dudaklarının oynadığını sandı o sırada. O camekandan sesin bu tarafa geçmesi mümkün görünmüyordu ama emin olmak için doğrulmaya çalıştı. Sırtındaki ağrıya rağmen kalktı ve sendeleyerek camekana doğru yürüdü.

Adam gözlerini açıp onu görmüştü.

“Beni duyuyor musun?” dedi adama ellerini cama dayayarak.

“Git burdan!” dedi adam, “Git buradan!”

Bu defa kafasının  içindeki sesin bu adama ait olduğundan emin olmuştu. Bu camdan ses geçmesine imkan yoktu. Haftalardır zihninde konuşan adamdı bu ama nasıl oluyordu?

“Beni duyuyor musun? Kimsin sen?” dedi sesini yükseltmeye çalışarak.

Adam başını tavana çevirdi yeniden.

“Yalancılar, sahtekarlar! Herkesi mahvediyorsunuz. Buradan çıkınca her şeyi anlatacağım!” dedi zihnindeki ses.

Eliyle camı yumrukladı İniti. Bunun nasıl olduğunu bilmek istiyordu. Adamı nasıl duyabiliyordu. Kimdi bu adam?

“Lütfen bana bakın! Sizi duyabiliyorum! Lütfen!”

Adam başını çevirip ona baktı.

“Zavallı kız! Başına gelecekleri henüz bilmiyor! Kaç kızım buradan! Yalancı bunlar! Yalancı! Kobay yapıyorlar insanları! Git buradan!”

Ses zihninde öyle yüksek tonda yankılanmaya başladı ki İniti dizlerinin üzerine çöküp kaldı camın önünde. Beyni patlayacak gibiydi. Tam o sırada içeri giren hemşire onu yerden kalıdırıp yerine yatırdı ve camekanın önündeki perdeyi çekerek, kolundaki serumu kontrol etti.  Yanındaki masanın üzerindeki kağıda bir şeyler yazdı.

“Buradan kalkmamalısınız!” diyerek çıktı yeniden.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s