Aşk sahibini bulur ! – Bölüm 2

Duru beş yaşına henüz girdiğinde Tamer bir akşam her zamankinden erken eve geldi. Duru babasının erken gelmesine çok sevindiği için hemen koşarak atölyeye gitti. Gündüz hazırlamaya başlayıp henüz tamamlayamadığı kil hediyesini bir an önce babasına göstermek istiyordu. Gerçi henüz boyayamıştı ama babasının beğeneceğinden emindi çünkü bu defa gerçekten öncekilerden çok daha güzel yapmıştı. Babasının heykeliydi bu üstelik.

Tamer bey Duru’nun elindeki heykeli ve ne söylediğini bile farketmeden “Annen nerede?” dedi çocuğa doğrudan.

“Terasta çiçeklere bakıyor” dedi Duru heyecanla “Baba bak senin için ne yaptım!” diyerek heykeli ona doğru uzattı.

Tamer bey yan gözle heykele bakar gibi yaptıktan sonra terasa karısının yanına doğru yürüdü. Duru babasının bu umursamaz tavrına çok kırılmıştı. Gözleri dolarak onun terasa gidişine baktı arkasından ve suratını asarak olduğu yere koridora oturarak ağlamaya başladı.

Tamer bey ortalama yirmi dakika sonra geldiği gibi tek başına terastan çıktı ve koridorda hâlâ elinde heykelle surat asan Duru’ya aldırmadan evden çıkıp gitti. Büşra şok olmuş bir yüzle gelip koridorda Duru’yu ağlarken bulunca önce konuştuklarını duyduğunu sandı ve onu  kucaklayıp “Canım benim merak etme herşey düzelecek” dedi saçlarını öperek.

“Babam heykeli bitirdiğimde ilgilenecek benimle değil mi? Henüz bitmediği için ne olduğunu anlayamadı. O yüzden bakmadı değil mi anne?”

Büşra kızının yüzüne baktı dikkatlice. Duru olanları duymamıştı büyük ihtimalle. Bir şey söylemedi.

Tamer bey o akşam eve gelmeyince Duru iyice huzursuzlanmaya başladı.

“Anne babam nerede? Gelmeyecek mi? Bana mı kızdı? Heykeli bitirmeden gösterdiğim için mi?”

“Hayır kızım hiç olur mu? Babanın işleri çok yoğunlaştığı için yine kısa bir seyahate gitti.”

Bir kaç günü zar zor bu şekilde geçirebildiler ama Duru’nun mutsuzluğu ve göz yaşları giderek arttı.

Büşra kocasının terasta söylediklerini hazmetmeye çalışırken bir yandan da Duru’yu ikna etmeye çalışıyordu.

Tamer bey hayatında başkasının olduğunu söylemişti doğrudan. Üstelik kadın hamileydi ve bu yüzden onunla nikah yapması gerekiyordu. Büşra ve Duru bu evde yaşamaya devam edeceklerdi. Elbette tüm masraflarını da karşılayacaktı Tamer bey. Büşra kocasının yüzüne  hayretle bakarken de çekip gitmişti evden. Bir kaç gün sonra şoförü gelip Büşra’nın topladığı eşyalarını almıştı.

Büşra’nın babası bir yıl önce  vefat ettiğinden döneceği bir baba evi kalmamıştı. Annesini evlendiği yıl kaybetmişlerdi. Kadıncağız hızlı ilerleyen bir kanser türüne  yakalanmıştı. Babasının ve kocasının kuralları ile yaşamış, onlar ne söylemişse kabul etmişti. Çalışmamış, eğitimini çöpe atmıştı. Evet killer kocasının bağlantısı ile bir dükkana gidiyordu ama bir çocukla tek başına yetecek kadar gelir getirmiyordu. Tamer bey sadece onun gönlünü eylemesi için böyle bir girişimde bulunmuştu. Evli oldukları süre boyunca da Büşra’nın fazlasına ihtiyacı olmamıştı.

Oysa şimdi koşullar tamamen değişiyordu. Babası ve kocası onun için çizdikleri çemberin içinde onu tek başına bırakıp gitmişlerdi. Üstelik yetiştirmesi gereken bir kız çocuğu vardı. Babasına son derece düşkün olan bu kız çocuğuna babasının başka bir aile kurmak üzere olduğundan bahsetmek bile istemiyordu şimdi.

Bu yüzden Tamer’i arayarak bir süre Duru’ya bu olanlardan bahsetmemesini rica etti. Çocuk bunu kaldıracak yaşta değildi. İşlerin yoğunluğu, başka şehirde kurulan şirket ofisleri falan diyerek onu oyalayabilirlerdi bir süre. Bunun için arada bir eve gelmesi ve onunla ilgilenmesi gerekiyordu elbette. Büşra’nın boşanmak için ona koştuğu tek şart buydu. Kızıyla bağını asla koparmaması. Onun dışında senden hiç bir şey istemiyorum demişti kocasına. Tamer’de daha fazla imkanlar sağlamak için ısrarcı olmamıştı zaten. Yeni doğan çocuğu ile ilgileniyordu.

Büşra’nın babasından da kalan bir kaç parça şeyi vardı neyse ki, ağabeyi yıllar önce babası ile kavga edip yurt dışına gitmişti. O günden beri de ne aramış ne sormuş, babası  da onu yasal mirasçılığından çıkarmıştı. Bu yüzden aileden kalan mirasın tek varisi oydu. Çok bir şey olmasa da Tamer olmadan hayatlarını devam ettirmek için yeterdi şimdilik. Baba evini hemen kiraya verdi. Killeri için de başka satış noktaları araştırmaya başladı. Gerekirse evdeki atölye de derste verebilirdi.

Boşanma süreci düşündüğünden hızlı oldu. Ancak Tamer söz verdiği gibi kızıyla ilgilemip görüşmediği için Duru’nun durumu giderek zorlaşıyordu. Sonunda Büşra Tamer’in davranışı sonucu yaşadıkları bu durumu çocuktan saklamamaya karar verdi ve psikolog bir arkadaşından da tavsiyeler alarak kıza babası ile ayrıldıklarını söyledi ama gelen diğer kardeşten ve cici anneden bahsetmedi başlanıçta. Sadece Tamer’in de onunda Duru’nun anne ve babası olmaya devam edeceklerini ama bir gün onlarında başkalarıyla yeniden evlenecebileceklerinden bahsetti. Durumu Duru’dan çok fazla saklayamayacağını düşünüyordu çünkü en azından diğer fikre biraz olsun hazır olması lazımdı.

Duru bu konuşmanın ardından daha önce geliştirdiği annesini suçlama fikrini iyice geliştirdi ve babasının onları annesi yüzünden terkettiğini yineleyip durmaya başladı.

“Babam senin yüzünden gitti bu evden!” diyordu sürekli.

Babasının bir başka kadınla evlendiğini ve o başka kadından da bir çocuğu olduğunu öğrenmesine rağmen ergenliğinin ortalarına kadar bu düşüncesinden hiç vazgeçmedi. Hem de babasının o zamana kadar yaptıklarına rağmen.

Tamer kızı ile hemen hiç ilgilenmediği gibi, söz verdiği gibi o evde yaşamalarına da izin vermedi. Yeni karısı çocuk olduktan sonra o evde yaşamak istiyordu çünkü gerçekten her şey bir çocuk ile yaşamak için çok uygun dizayn edilmişti evde. Biliyordu çünkü yıllardır Tamer’in asistanlığını yapmıştı. Duru doğmadan evin planları bir çocuğa göre değişirken Tamer’e yardım etmişti.

Duru nasılsa büyümüştü ama onların bir bebeği vardı. Onlar anne kız daha  küçük bir dairede yaşayabilirlerdi. O ev  onlara fazla büyüktü. Bir aile için dizayn edilmişti.

Tamer sonunda karısının söylemlerine karşı koyamayıp eve gelmiş, Büşra’nın gözünün içine baka baka “Evimden çıkmanız gerekiyor” demişti herhangi bir ev sahibi gibi.

Büşra kocasının yaptıklarına inanamıyordu, “Bana söz vermiştin kızınla ilgileneceğine ve bu evde oturacağımıza söz vermiştin!” dedi yüksek sesle.

“Evet ama işte hayat her zaman her şeyi yapabilmemize izin vermiyor. Ben elimden geleni yapıyorum. Daha küçük bir ev sizin için daha iyi olur. Daha az yorulursunuz.” diyerek evden çıkmaları için onlara bir ay verdiğini söyleyerek çekip gitti.

Sadece bağrışmaları duyan Duru babasının gitmesinin ardından evden çıkacaklarını duyunca yine annesini suçladı.

“Sen ona o kadar kötü davranıyorsun ki! O da seni cezalandırıyor. Senin yüzünden çıkıyoruz evimizden!”

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s