Sevgi fedakarlıktır – Bölüm 6

Gülşen hanım ile konuştuktan sonra Vedat’ın yanına dönen Muzaffer hanım “Söyle bakalım sen yeğenime gerçekten aşık mısın?” diye sormuş. Vedat ona bütün duygularını samimiyetle anlatmış ve “Sizce Toprak ile bir şansım olabilir mi? Çok seviyorum onu. Öl dese ölürüm.” diye sormuştu gözleri dolarak.

Muzaffer hanım Gülşen hanımın bu gençlere çektirdiği eziyete o kadar sinirlenmişti ki, ne söyleyeceğini bilemiyordu. Yıllarca yeğeni kendisinin çektiğine benzer şeyler çekmesin diye elinden geleni yapmışken şimdi hem yeğeni hem de şu dünya iyisi çocuk acı çekiyordu.

Toprak eve dönüp halasının ve Vedat’ın surat ifadelerini görünce Muzaffer hanımın her şeyi öğrendiğini anlamış ve Vedat’a bakmıştı sorar gibi.

“Toprak Vedat doğru olanı yaptı” dedi Muzaffer hanım yeğenine bakarak “Ben Gülşen hanıma senin hiç bir bedel odemeyeceğini baştan söylemiştim. Bunu yapmaya hakkı yoktu. Bana söz vermişti ne yeğenim ne de ben kimsenin bedelini ödeyemeyiz demiştim ben ona” dedi öfkeli bir sesle.

“Benim için önemli olan sensin. Bunca yaşadığın şeyden sonra sen en doğru kararı vermelisin. İyice düşünüp tarttın mı? Yüreğin kimin için atıyor?” dedi sonra sesini yumuşatarak.

“Hala kafam o kadar karışık ki inan! Artık ne düşünüp, ne hissettiğimi bile bilmiyorum ben!” dedi Toprak hıçkırarak. Muzaffer hanım gidip sarıldı ona sıkıca.

Vedat ile birlikte halasına veda edip hava alanına doğru yola çıktılar sonra.

Toprak hava alanına vardıkları sırada farketti telefonunda ki cevapsız aramaları. Zeynep tam beş kere aramıştı onu.

“İstanbul’a döndüğümüzde ararsın” dedi Vedat mahcup bir sesle. Halasına her şeyi anlattığı için Toprak’ın ona kızgın olduğunu düşünüyordu.

Yolculuk boyunca ikisi de hiç konuşmadılar. Eve vardıklarında Ahmet ve Zeynep’i onları kapının önünde beklerken bulunca ikisi de şaşkınlıklarını gizleyemediler.

“Ne işiniz var burada?” diye sordu Vedat Ahmet’e dik dik bakarak.

“Sizinke konuşmaya geldik” dedi Zeynep Ahmet’in önüne geçerek, “Yukarı çıkıp konuşabilir miyiz?”

Zeynep’in gerilince kriz geçirdiğini bilen Toprak hemen Vedat’ın kolunu tuttu ve yumuşak bir sesle “Evet, elbette sizi görünce şaşırdık biraz o yüzden kusura bakmayın yol yorgunuyuz” dedi gülümseyerek.

Birlikte yukarı çıktıkllarında Ahmet evi incelemeye başladı dikkatle. Toprak ve Vedat’ın eşyalarını bırakmak için ayrı odalara girdikleri ikisinin de gözünden kaçmamıştı.

Ahmet’i görünce sinirleri tepesine çıkan Vedat sakinleşmek için, “Ben bir çay koyayım” diyerek mutfağa kaçınca, Toprak salona onların yanına geçip oturdu.

“Ben de seni arayacaktım aramalarını geç farkettim kusura bakma!” dedi Zeynep’ e bakarak, “Anlatın bakalım, nasılsınız?” dedi gülümseyerek.

“Toprak artık rol yapmana gerek yok, annem bana her şeyi anlattı” dedi Zeynep onun gözlerine bakarak.

Toprak yanlış bir şey yapmamak için bozuntuya vermedi hemen, “Anlamadım neyi anlattı Gülşen teyze?” dedi gülümsemesini bozmamaya çalışarak.

“Senin benim yüzümden Ahmet’i terkettiğini ve Vedat ile berabermişsiniz gibi yaptığınızı” dedi Zeynep minnetle.

Toprak arkdadaşının yüzünde bir gerginlik var mı diye kontrol etti ve Ahmet’e kaydı gözleri sonra. İçeriden konuşmaları duyan Vedat’da salona gelmişti ve şaşkınlıkla bakıyordu hepsine.

“Muzaffer teyze annemi aramış bu sabah ve sonra annem Ahmet ve beni çağırıp bütün olan biteni anlattı”

Ahmet ayağa kalkıp, Toprak’ın önünde diz çöktü ve “Beni affedebilecek misin söylediklerim için? İnan çok canım yanmıştı! Senin de canını yakmak istedim sadece. Çok ileri gittim biliyorum. Ne olur beni affet. Kaldığımız yerden devam edebiliriz” dedi ağlamaklı bir sesle.

Toprak ne diyeceğini bilemiyordu. Vedat’ın yüzüne baktı hemen, onun nasıl bir acı çektiğini hisetti yüreğinde. Masal sona ermişti onun için. Peki ya Toprak’ın masalı devam edebilecek miydi bıraktığı gibi. Sonra Zeynep’e baktı, onun Ahmet ona evlenme teklif ettiğinde ona onay için baktığı gibi. Bu defa Zeynep el çırpmaya başladı arakadaşı için.

Toprak henüz cevap vermeden onun kabul ettiğini düşünen Ahmet “Burada kalmaya devam edemezsin artık. Sana hemen bir yer ayarlamalıyız” dedi sevinçle ayağa kalkarak.

“İstersen bir süre bizim evde kalırsın, bir ev bulana kadar yani.” dedi Zeynep’te.

“Zaten bir ev bakıyordu Toprak ayrılacaktı buradan, yani artık oyuna gerek kalmadığını düşünmüştük biz de” dedi Vedat sesi titremişti bunu söylerken, “Yani artık biz bitti işte” diyerek mutfağa yürüdü sonra yine.

Ahmet ve Zeynep Toprak’ın eşyalarını toplamasına yardım edip onu Zeynep’lerin evine götürdüler. Gülşen hanım onu görür görmez sarılıp ağladı ve çok özür dilediğini söyledi. Halan çok haklı Toprak’cığım ben kızımı korumak için size bedel ödetmeye zorladım.

“Sevgi fedakarlıktır” dedi Toprak arkadaşına bakarak, “Halam bana böyle öğretti.”

Bu acı oyun sona ermiş, Ahmet’e yeniden kavuşmuş olmasına rağman bir türlü mutlu hissetmiyordu kendini. Sevginin ne kadar büyük bir fedakarlık gerektiğini öğrendiği tek kişi halası değildi Vedat’da bu fedakarlığın boyutlarını göstermişti ona. Geçen tüm bu süre boyunca kendinden vazgeçmiş ve Toprak’ın her şeyden daha az etkilenmesi için elilnden geleni yapmıştı. Oysa Ahmet ona hemen sırtını dönüvermiş bunda haklı olsa bile sevgisinin nefrete dönmesine izin vermişti.

Tüm bu olanlara rağmen Vedat’ın o güzel sevgisinin asla nefrete dönmeyeceğini biliyordu Toprak.

Bir kaç gün sonra Vedat’ın dairesinin kapısını çaldığında, Ahmet ile konuşmuş ve artık hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylemişti bile. Muzaffer hanımı arayarak kalbinin kime ait olduğunu artık bildiğini anlatmış ve ondan onay istemişti.

Vedat gözlerinin altı çökmüş, pejmürde bir şekilde açtı kapıyı. Ayakta zor duruyor ve leş gibi alkol kokuyordu.

Kapıda Toprak’ı görünce gözlerini kocaman açıp, ona doğru eğildi “Hah!” dedi “İşte halisinasyon da görmeye başladım! Kendi oynadığı yetmiyor gibi, şimdi hayali oynuyor benimle! Kışt! Kışt!” git buradan diye elini savururken dengesini kaybedip yığıldı kapının önüne.

Toprak hemen onu içeri yatağna kadar sürükledi ve derin bir uykuya dalmasını izledi baş ucunda. Sabah kalktığında içeriden sesler geldiğini duyan Vedat hâlâ içkinin etkisinde olduğunu sanarak başını yastığının altına sokup “Off yeter bitsin bu kabus!” diye bağırdı kendi kendine.

Onun sesini duyup odasına giren Toprak yastığı çekip aldı başının üzerinden. Karşısında yeniden Toprak’ı gören Vedat, akşamki hayalin devam ettiiğini sanıp “Allah’ım aklımı oynatıyorum herhalde” diyerek yataktan fırladı. Fırlamasıyla Toprak’a çarpması bir olunca anladı onun gerçek olduğunu. Kızın düşmemesi için refleks olarak sarılmıştı bu arada ona.

Şimdi kollarının arasında gerçek Toprak’a bakıyordu şaşkın şaşkın.

Toprak gülümsedi ona bakarak.

“Günaydın! Benimle evlenir misin diye sormaya geldim” dedi başını onun göğsüne bırakarak.

Vesat korkarak ellerini onun saçlarına değdirip içine çekti kokusunu.

“Umarım uyanacağım bir rüya değildir bu!” dedi kendi kendine konuşur gibi.

SON

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s