Sevgi fedakarlıktır – Bölüm 5

“Yanımda ama uzakta bekliyor seni duymuyor yani” dedi Toprak sevgiyle.

“Söyle bakayım seviyor musun sen o çocuğu?”

“Halacığım çok karışık işler bunlar, biraz kafamı toparladıktan sonra sana her şeyi anlatacağıma söz veriyorum” dedi Toprak sıkıntıyla. Hem halasından bir şey saklamak istemiyor, hem onu üzümek istemyor hem de olan biteni hele ki telefonda anlatmayı hiç istemiyordu.

“Tamam, yeter ki sevginden emin ol! Ben sana güveniyorum.” dedi Muzaffer hanım.

Vedat ve Toprak stajlarını tamamlarken, Gülşen hanımın geniş çevresi sayesinde Ahmet ve Zeynep’te aynı yerde işe başlamışlardı.

Zeynep artık eskisinden bile iyi görünüyordu. Vedat ve Toprak ile sık sık görüşüp konuşuyorlardı.

Toprak onun Ahmet’e aşık olduğunu bildiğini hiç belli etmemişti, “Ahmet ile senin bir şansın olamaz mı ne dersin?” dedi bir gün Zeynep’e.

Zeynep’in gözleri parladı ama bir anda itiraf edemedi arkadaşına Ahmet’e aşık olduğunu, “Onunla aynı yerde çalışmak çok güzel. Gerçi onun kadar başarılı olabilmek için daha çok çalışmam gerekiyor ama iyi arkadaşız biliyorsun, birbirimizin huyunu da biliyoruz.” dedi gülümseyerek.

Arada bir arkadaş ortamlarında karşılaştıklarında ise Ahmet Toprak’a tiksinerek bakıyordu. Vedat sonunda dayanamayıp yine karşılaştıkları bir ortamda Ahmet’i kenara çekti ve “Toprak hakkında daha saygılı olmanı istiyorum senden. Unutma o benim müstakbel eşim” dedi sert sert.

Vedat’ın Ahmet’i sıkıştırdığını gören Toprak hemen gelip elini tuttu Vedat’ın ve “Lütfen Vedat haydi gidelim” dedi sıkıntıyla.

“Kimse senin hakkında kötü şeyler söyleme hakkınsa sahip değil!” dedi Vedat yeniden Ahmet’e dönüp dişlerinin arasından.

Vedat’ın onu sıkıştırdığı yerden sıyrılıp çıkan Ahmet kalabalık arkadaş grubunun olduğu yere doğru yürüyüp  “Madem herkes burada bir açıklama yapmak istiyorum” dedi yüksek sesle ve Zeynep’in önünde diz çöküp “Benimle evlenir misin?” dedi aniden.

Zeynep başta olmak üzere ortamdaki herkes şaşkın şaşkın Ahmet’e bakmaya başladı. Zeynep’in ilk baktığı kişi ise Toprak olmuştu, arkadaşının bir zamanlar aşık olduğu çocuğa evet demeden önce onun onayını alması gerekiyordu.

Toprak arkadaşına gülümseyerek sevinçle ellerini çırpmaya başlayınca herkes onları alkışlamaya başlayınca Zeynep’te Ahmet’e dönüp “Evet!” diye çığlık attı sevinçle.

Toprak duygularını gizlemek için tuvalete gittiğinde arakdaşlarının ikisinin konuştuğunu duydu.

“Biliyor musun aslında Zeynep Vedat’a aşıktı ve Toprak onun elinden kaptı çocuğu!”

“Ciddi misin? Bir de en yakın arkadaşı olacak!”

Toprak bunları duyunca yeniden geri döndü Vedat’ın yanına.

“Ne oldu? İyi misin?” diye sordu Vedat.

Tuvalette duyduklarını anlattı Toprak yüzünü asarak, “Başkalarının ne düşündüğü önemli değil. Seni sevdiğimi biliyorsun” dedi onun elini tutarak.

“Sen gerçekten çok iyi bir insansın, sen olmasan ben ne  yaparım” dedi Toprak başını onun omuzuna koyarak.

Stajın tamamlanmasının ardından yine Vedat’ın babasının  sayesinde hem Toprak hem de Vedat iş hayatlarına başlamış oldular. Gülşen hanımın planı başarıyla işlemiş, Ahmet ve Zeynep kendi aralarında bir söz yüzüğü takmışlardı.

Artık Vedat ve Toprak’ın aynı evde kalıp bu oyunu sürdürmeleri için bir neden kalmamıştı ama Toprak daha ilk maaşını alır almaz ayrı eve çıkamayacağı için onun kendine uygun bir ev bulup kira için ayarlama yapmasına kadar yine Vedat’ların dairesinde birlikte kalmaya karar verdiler. Zaten herkes onların aynı evde yaşadığını öğrenmiş ve sevgili olduklarını sanıyordu. Bu  oyunu biraz daha sürdürmenin bir sakıncası olmayacaktı.

“İkimiz de gerçeği bildikten sonra başkalarının ne düşündüğünün bir önemi yok!” dedi Vedat.

Bu  arada hayatının her aşamasında yeğeninin yanında olan Vedat’ı  merak etmeye başlamıştı Muzaffer hanım ve bir gün telefonda “Şu delikanlıyla beni tanıştırmayacak mısın artık?” dedi Toprak’a.

“Aslında bizim eve geldiğinde tanışmıştınız hala ama haklısın bunca şeyden sonra onu yeniden görmek istemeye hakkın var.” dedi Toprak’ta.

Halası ile konuşmasını duyan Vedat telefonu kapatır kapatmaz

“Halan beni mi sordu?” diye sorunca başını salladı Toprak, “Seninle karşılaşmak istediğini söyledi” dedi gülümseyerek.

“Tamam haydi gidelim o zaman” dedi Vedat neşeyle.

“Nasıl gidelim şimdi mi? Samsuna mı?” dedi Toprak şaşkınlıkla.

“Evet elbette bu gün cuma değil mi? Uçağa biner iki gece kalır geliriz olmaz mı?”

“Şey olur ama halama bir şey söylemedim ki?”

“Söyleme zaten sürpriz yapalım”

Böylece hemen uçak bileti alıp çıktlar yola. Toprak bu yaptıklarına inanamıyordu hâlâ ama halasını ve Samsun’u da çok özlemişti.

İkinci sınıfın yazında Samsun’da geçidikleri bir haftanın tadını unutamayan Vedat’da en az Toprak kadar heyecanlı ve hevesliydi.

Muzaffer hanım gecenin bir vakti iki genci karşısında görünce hem şaşırmış hem de çok sevinmişti.

“Sen bizi davet ettin biz de çıktık geldik!” dedi Vedat gülümseyerek.

Hemen onları içeri alıp sarıldı sıkıca, Vedat yeniden yer yatağında yatmayı beklerken halanın kanepeyi hazırladığını görünce, “Size zahmet olmazsa ben yine yer yatağında yatabilir miyim?” dedi utanarak.

“Ama o zaman çok kalabalık olduğumuz için öyle hazırlamıştı halam?” dedi Toprak gülerek.

“Olsun ben onca yolu yer yatağında yatmak için geldim yeniden” dedi vedat çocuk gibi.

Muzaffer hanımda gülümseyerek hazırladı onun yatağını yere önceki sefer ki gibi.

Böylece iki harika gün geçirdiler Samsun’da. Muzaffer hanım yeğeni ve Vedat arasındaki uyumu, Vedat’ın terbiyesini, neşesini çok beğenmişti.

“İyi çocuk, sevdim ben bu çocuğu” dedi kendi kendine.

Dönmelerine bir kaç saat kala Toprak “İnanamıyorum hâlâ buraya geldiğimize, işten çıktık ve bir anda buraya geldik” dedi gülerek.

“Fena mı oldu dışarıdan yemek yiyip midelerimi mahvedecektik, bak geldik mis gibi yemekler yaptı halan bize” dedi Vedat  gülerek.

Bu arada iki gün boyunca Toprak başlarına gelenlerle ilgili hiç bir şey söylemedi Muzaffer hanıma. Onlar her şeyi hallettiğine göre kadıncağızı da olayın içine sokup üzmeye gerek olmadığına karar vermişti en son.

O dönmeden uğramak istediği bir kaç arkadaşına uğramak için evden çıkınca Vedat onun yapamadığını yapıp, Muzaffer hanıma olan biten her şeyi anlattı. Onun bilmeye hakkı olduğuna inanmıştı çünkü. Muzaffer hanım büyük bir şaşkınlık içinde dinledi Vedat’ı. yeğeninin yaptığı bu büyük fedakarlığa inanamıyordu.

“Benim o Gülşen hanıma söylecek bir çift lafım olacak!” diyerek telefonunu aldı eline ve içeri doğru yürüdü.

Toprak hava  alanına gitmek üzere geri geldiğinde Muzaffer hanım Gülşen hanımı aramış ve ona yeğeninin hiç bir bedel ödemesini istemediğini başytan belirttiğini onunda böyle bir şey olmayacağına söz verdiğini hatırlatmıştı.

Gülşen hanım kadını sessizce dinlemiş ve “Haklısınız çok üzgünüm” diyerek telefonu kapatmıştı.

(devam edecek)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s