Perili kız ! – Bölüm 5

Altıncı turu da tamamlayıp nefes nefese başladığı noktaya döndüğünde duydu perinin sesini yeniden.

“Git duşunu al! Giyin sonra yandaki villlanın kapısını çal!”

“Anlamadım hangi villanın?”

“Karagözün geldiği taraftaki evin kapısını. Önce duş al ama!”

“O insanları tanımıyorum. Hem kimseyle görüşmemem gerekiyor benim!”

“Peri ben miyim, sen misin? Ne diyorsam onun yap!”

“Tamam, tamam!” diyerek torbayı alıp eve yürüdü Zeliha.

“Torbayı da al yanına!” diye seslendi peri arkasından.

“Neden masallardaki gibi tatlı dilli bir perim yok acaba  benim?” diye söylenerek girdi içeri Zeliha. Perisinin söylediği gibi duşunu aldı. Dolaptan temiz giysiler seçti. Lekeliydiler ama en azından yeni yıkanıp ütülenmişlerdi. Üstelik artık ona bol geliyorlardı. Bu yüzden daha da çok seviyordu onları. Başardığının  müjdecisi gibiydiler çünkü.

Haftalardır bu evin içinden hiç çıkmamıştı. Vestiyerin üzerindeki anahtarı almayı akıl etti neyse ki. Korka korka çıkıp yan evin bahçe kapısına gitti ve zile bastı.

Kapı kısa bir düdük sesi çıkararak açıldı. Kapıyı açıp girdi bu evi ve bahçesini ilk kez görüyordu. En az kendi yaşadığı yer kadar güzeldi. Hatta galiba daha da güzeldi. Bahçe çiçek doluydu. Ev de masallardaki şeker evlere benziyordu galiba.

“Yoksa benim perim burada mı yaşıyor?” dedi kendi kendine.

Tam merdivenleri çıkıp kapıya yaklaştığı sırada. Kapı açılıverdi.

Kısa kızıl saçlarını rengarenk bir fularla sarmış, uzun kırmızı yazlık bir elbise giymiş olan kadın baştan aşağı süzdü onu. Elinde içmeye devam ettiği bir meyve suyu bardağı vardı.

“Şey beni şey gönderdi!” dedi Zeliha utanarak. Şimdi nasıl peri diyecekti bu kadıncağıza. Kadın bir şey söylemeden  onu süzmeye devam etti. Yaşı altmışa yakın ya da belki biraz geçkin olmalıydı. Bir yandan ona bakıyor bir yandan “Hüüp” diye bir ses çıkararak elindeki bardağın içindeki pipetten meyve suyunu çekiyordu.

“Beni tanımadın mı?” dedi sonra bir kahkaha atıp.

Zeliha bu tuhaf kadını daha önce görüp görmediğini düşündü hemen ama bir şey hatırlayamadı.

“İyi düşün!” dedi kadın yeniden.

“Aman Tanrım! Bu ses! Siz perim misiniz?”

“Haydi gir içeri!” dedi kadın geri çekilerek.

Ne  yani yılllardır konuşup durduğu perisi yan  evde yaşıyor ve yaşlı bir kadı mıydı üstelikte. Tuvalet yerin etekleri işlemeli şile bezi bir elbise giyiyor. Uzun ışıltılı saçlar yerine de açık kızıla boyanmış kısacık saçlarını fular ile sarıyordu.

“Kaç yaşındasın sen?” dedi kadın salona doğru yürürken. Burası Zeliha’nın yaşadığı yerin aksine. Ağacın rengi değiştirilmeden yapılmış hafif ve sade mobilyalarla döşenmişti. Üzerine rengarenk örtülerin ve yastıkların konulduğu koltukların arasından sardunyalar gülümsüyordu.

“Otuz beş yaşındayım!” dedi Zeliha çevresine hayran hayran bakarken. Perisi onu kaç yaşında olduğunu bilmiyor muydu yani. Üstelik aynı insanlar gibi yaşıyordu anlaşılan ama evi gerçekten çok güzeldi.

“Otuz beş yaşında hâlâ perilere inanıyor olmayı neye borçlusun merak ediyorum doğrusu” dedi kadın kırmızı örtülü büyük koltuğa yerleşirken ve eliyle de ona karşısındaki kanepeyi gösterdi.

“Anlamadım!” dedi Zeliha şaşırarak yerleşti koltuğa. Günlerdir bu sesin verdiği her komutu yapmaya alışmıştı.

“Neyse boş ver!” dedi kadın gülümseyerek, “Belki de böylesi daha iyi! Torbanı getirdin mi?”

“Evet!” diyerek neşeyle gösterdi Zeliha, çünkü o sırada Karagöz’ü görmüştü. Kara gözlerini süzerek gelip yanına yatıvermişti hemen.

“Demek sen de perisin!” diyerek onun tüylü başını okşadı Zeliha.

Peri teyze yerinden kalkıp köpek ve onun arasına oturdu ve tırbadan çıkardığı ip ve yün ile ona nasıl örgüye başlanacağını anlatmaya başladı. Bir saat sonra bir karış bir örgüsü vardı elinde Zeliha’nın.

“Haydi bakalım şimdi doğru eve!” dedi peri teyze yine otoriter bir sesle, “Ben sana sonra gene gelmen gerekince söylerim. Ben çağırmadan gelme sakın!”

“Tamam  gelmem. Her şey için çok teşekkür ederim!”

Peri teyzesi ona bir atkı başlatmıştı ve söke boza atkıyı bitirmesi tam bir ay sürdü Zeliha’nın. Bu arada ortalama dört kilo daha vermişti bile. Her şey harika gidiyor, günler harika geçiyordu ama artık kıyafetleri üzerinde durmadığı için yenileri gerekiyordu. Peri teyze ona yeniden gelmesini söylediğinde çok heyecanlandı ve koşarak gitti yandaki eve.

Bu defa peri teyzenin yanında bir başka kadın daha vardı. Onun da kısa saçları ve peri teyze gibi çok güzel bir yazlık elbisesi vardı ama saçlarının beyazdı.

“Bu arkadaşım çok iyi kıyafetler diker. Şimdi senin ölçünü alacak ve yeni bedenine göre güzel kıyafetler hazırlayacağız!”

“Ah sahi mi? Tıpkı şu masaldaki gibi mi yani?”

İki yaşlı kadın güldüler Zeliha’ya ve beyaz saçlı peri hemen ölçülerini alıverdi onun.

Yeni kıyafetlerin gelmesi on gün sonra oldu. Zeliha o kadar beğenmişti ki hepsini. Gün boyunca bir birini, bir birini giydi çıkardı odasında. Ayakları da küçüldüğü için iki çiftte ayakkabı getirmişti perileri ona.

“Tek şartımız bunların üzerine hiç bir şey dökmeyeceksin. Yoksa hepsini geri alırız! Anladın mı?” dediler verirken.

“Anlaştık. Söz veriyorum onları tertemiz giyeceğim!” dedi sesi heyecandan titreyerek Zeliha.

Üç dört ay sonra giden yeni kilolar yüzünden yeni kıyafetler  geldi ve peri üçüncü kez onu  eve çağırdı. Verdiği kilolar yüzünden Zeliha’nın tipi değişmiş eve geldiği günkü ile alakası kalmamıştı. Neredeyse yirmi beş kilo vermişti ve artık daha fazlasını vermek için elinden geleni yapıyordu. Bu arada otuz tane atkı örmüştü ve peri teyzesi onları ihtiyacı olan çocuklara dağıtmak için almıştı elinden ve yenilerini örmesi için ipler vermişti.

“Artık çalışman gerekiyor küçük hanım bu kadar prenseslik yeter!” dedi Zeliha kapıdan girer girmez, “Bu masaldan da uyanmak zorundasın?”

“Yoksa beni bırakıp gidecek misiniz?”

Sevgiyle gülümsedi peri teyze, “Hayır çocuğum ama seninle uzun ve ciddi bir konuşma yapacağız bu  gün.”

Gün sonunda Zeliha aylardır yaşadıklarının bir oyun olduğuna üzülsün mü sevilsin mi bilmiyordu. Adını Karagöz dediği köpeğin sahibi Elife hanım bahçede onu kendi kendini konuşurken duymuş haline üzülmüştü. Perilerle ilgili söylediklerini duyunca da işe yarayacağını bile tahmin etmeden bu oyuna başlamıştı. Aslında kızın bütün bunlara inanıyor olmasına daha da üzülse de, üzerindek etkisini görünce devam etmiş ve olay bu güne kadar gelmişti.

Zeliha gözleri dolarak dinledi Elife hanımı, “Yine de size peri anne demeye devam etsem olur mu? Hayatım boyunca kimse bana sizin yaptığınız iyilikleri yapmadı. Annem bile!”

Elife hanımın da gözleri doldu Zeliha’yı dinlerken, “De bakalım!” dedi gülümseyerek.

Zeliha geçen aylar boyunca perisine hayatındaki her şeyi anlatmıştı zaten, ailesini, onunla alay eden arkadaşlarını, buraya nasıl geldiğini. Bu yüzden kendisiyle ilgili başka bir şey söylemesine gerek kalmamıştı başka.

“Yarın sabah yürüyüşünü yapıp gel seni biriyle tanıştıracağım!” dedi Elife hanım sarılıp onu yollarken.

(devam edecek)

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s