Perili kız ! – Bölüm 4

Ertesi sabah yürüyüş için hazırlanırken aklına geldi gördüğü köpek ve çıkmadan mutfağa uğrayıp buz dolabından ona göre bir şeyler koydu peçetenin içine. Sonra ona verirken kendinin de yemek isteyeceğini düşünerek başka bir peçeteye de kendine bir şeyler koymaya başladı. Sonuçta cips yemese de peynir ve domates yiyebilirdi. Onlar diyete uygun yiyeceklerdi. Peynirlerden, domatesten, biraz da salatalıktan derken neredeyse bir piknik sepeti büyüklüğündeki hazırlıkla  indi bahçeye. Hazırladıklarını belki kokusunu duyup gelir diye köpeğin çıktığı yere bırakıp ilk turunu atmaya başladı.

Daha ilk tur tamamlanmadan iki kara göz gözüktü çalıların ardından. Zeliha’yı kollayarak yiyeceklere yaklaştı. Kokladı, etrafında döndü ama içindekileri almaya yeltenmedi. Zeliha’yı dikkatle  izlemeye devam etti. Zeliha turunu onun yanına egelene kadar tamamlamaya sabrı yetmeyince, bahçenin ortasından doğru köpeğin yanına geldi. Onun arsızlık edip torbaları açmaya çalışmamasından çok hoşlanmıştı.

“Aferin sana akıllı köpek! Demek terbiyelisin  de!” dedi yaklaşırken. Köpek onu görünce hemen çalılıkların içine girdi yeniden ama budefa gözden kaybolmadı.

Zeliha hareketlerini yapabildiği kadar yavaşlattı ve onun için getirdiği peçeteyi çalılıkların yakınına açarak, kendininkileri alıp biraz uzağa çimenlerin üzerine oturup yemeye başladı.

Köpek sayesinde bu günkü spor burada sona ermişe benziyordu. Zaten daha ilk turun yarısında içi kıyılmıştı.

“Baksana kara dostum, sanırım ben asla zayıflayamayacağım!” diyerek güldü yüksek sesle.

“O yanındakilerin hepsini yemeye niyetliysen bence de öyle!” dedi bir ses.

İrkildi Zeliha ve etrafına bakındı hemen. Bahçede ondan başka kimse yoktu. Sonra dikkatle köpeğe bakmaya başladı.

“Yok artık sen konuşmadın değil mi?” dedi şaşkınlıkla. Perilere inanıyordu evet ama köpeklerin konuşabildiklerine dair bir inancı yoktu o ana kadar.

Ses cevap vermedi ama köpek kendi peçetesine doğru gidip hepsini kokladı tek tek. Sonra Zeliha’ya bir bakış fırlatıp yemeye başladı.

“Bana öyle geldi herhalde Karagöz! Bir an için senin  konuştuğunu sandım!” dedi ağzındakini yutmaya çalışarak, “Aferin ye bak öyle, yemekten daha güzel bir şey var mı acaba bu  dünyada merak ediyorum.”

Köpek başını kaldırıp ona baktı.

“Tamam alay etmene gerek yok. O yüzden bu halde olduğumu bende biliyorum ama biliyor musun benim perilerim var! Onlar bana yardım edecekler. Ediyorlarda zaten yoksa burada olmazdım.”

Köpek peçetenin üzerinden bir kaç şey daha yedikten sonra çalıların arasına girip kayboldu. O gidince Zeliha’nın da tek başına canı sıkıldığı için yiyecekleri toplayıp eve döndü ve duşa girdi. Yarım da olsa bir tur atmıştı bu sabah. Kalanını yarın sabah tamamlayabilirdi. Köpeğin yarım bıraktıklarını da ertesi sabah vermek üzere torbalayıp ağzını sıkı sıkı kapattı.

Ertesi gün köpeğin peçetesini de alıp çıktı yeniden bahçeye. Biraz pörsümüşlerdi düne göre ama köpek için farketmezdi herhalde.

“Karagöz! Şşşt! Neredesin? Gel kahvaltın hazır!” diye seslendi çalılıklara doğru ama köpek gözükmedi.

Nasılsa gelir diyerek ilk turunu atmaya başladı o da. İkinci turu tamamladığında Karagöz ismini verdiği köpeğin peçetesi öylece duruyordu bıraktığı yerde. Gelir mi acaba  diye düşünerek kendien hazırladığı yiyecekleri açtı dünkü yerine oturup.

“Onların hepsini yiyecek misin bu kadarcık yürüdükten sonra. Bence kalkıp bir iki tur daha  at!” dedi bir ses yine.

Tam elindeki domatesi ısırmaya hazırlanırken duyduğu sesten ödü patladığı için  domatesi düşürdü.

“Bırak yeme zaten her seferinde üzerine döküyorsun!” dedi aynı ses.

“Kimsin sen? Yoksa perilerimden biri misin?” dedi panikle.

“Evet öyleyim. Bırak artık yemeyi yoksa sana söz verdiklerimi yapamam. Hep sen mi isteyeceksin! Kalk bakalım yürüyüş daha bitmedi. Öğleden önce bir şey yemek yok!” dedi ses bu sefer.

Zeliha yıllardır sadece kendisinin konuşup cevap alamadığı perilerin sesini duyunca o kadar şaşırmıtı ki. Hemen torbasını topladı ve yeni bir tura başladı heyecanla.

“Aman Allahım! Biliyordum gerçek olduğunuzu! Evdekiler bana hep deli dediler, alay ettiler ama ben hep inandım!” diye konuşmaya başladı bir yandan yürürken. peri cevap vermedi tur boyunca  ona. Az önceki iki turun ardından çok yorulmuştu ama şimdi perileri onunla gerçekten konuşmaya başlayınca duramazdı ki. Hem ne demişti peri isteklerini yapabilmesi için onu dinlemesi gerekiyordu.

Dördüncü turu zorla tamamlayıp yiyeceklerin yanına geldiğinde duyuldu perinin sesi.

“Tamam bu gün bu kadar yeter. Akşam yeniden yürüyeceksin dört tur. Öğlen bu bir parça peynir ve domatesten başka bir şey yeme sakın. Yoksa hayallerini asla gerçek yapmam! Akşam tam altıda burada ol!”

“Tamam peri!” diyerek torbaları toplamaya başladı nefes nefese.

“Köpeğinki kalsın!” dedi perinin sesi yerdeki peçeteyi almak için eğildiğinde.

“Tamam” diyerek  bıraktı Zeliha dağılmış yiyecekleri ve hızla döndüp eve girdi.  O kadar terlemişti ki kendi kokusundan boğulacaktı az sonra.

On gün boyunca peri onu her sabah  ve akşam yürüttü. Nedense sadece bahçede konuşuyordu onunla. Gece yatmadan, evin içinde de Zeliha onunla konuşmaya devam etse de cevap vermiyordu. Odasındaki bütün yiyecek stoklarını mutfağa geri indirmişti. Peri onu gizlice yerken görüp hayallerini gerçek yapmaz diye ödü patlıyordu. O kadar aç ve  yorgun olduğu halde onun sözünden zerre kadar dışarı çıkmıyordu. On günde bir kaç kilo verdiğine emindi çünkü pantolonların bellerinde bollaşma başlamıştı.

“Keşke bir baskül olsaydı bu evde!” dedi bahçedeki tura başlamak üzereyken.

“Henüz seni tartacak bir baskül icad edilmedi” dedi perinin sesi sert sert.

“Perilerin insanlardan  daha nazik olduğunu sanırdım!” diyerek turuna başladı hemen.

On gün  sonra gözle görülür bir zayıflama başlamıştı bedeninde. Hayatında  ilk kez bu kadar sıkı davranıyor ve sonuç alıyordu. Başlangıçta hissettiği yorgunluk ve açlıkta giderek azalıyordu. Aynada kendisini her gün daha incelmiş gibi görüyordu artık.

Turan uzun süredir evde yoktu bir turnuva için gitmişlerdi. Olsa da peri onun evde olmadığı saatlerde spor verdiği için karşılaşmıyorlardı zaten. Sadece yiyecekler olmayınca odaa vakit geçirmek zor olmaya başlamıştı.

Bir gün bahçeye yürüyüş için çıktığında bir torba gördü yerde ve içini açıp baktı hemen. İçinde iki tane şiş ve bir tane de yün vardı. Birisi mi düşürdü diye düşünüp sağına soluna baktı ama bu bahçe o kadar ayrıydı ki diğer yerlerden kimsenin torbasını buraya düşürebilecek  kadar yetenkli olduğunu sanmıyordu.

“Senin için getirdim” dedi perinin sesi.

“Bir hediye mi?” diye sevindi hemen Zeliha.

“Evet sayılır. Odada sıkıldığında yemek yerine örgü örebilrisin bu sana da iyi gelir.”

“İyi ama ben bilmiyorum ki örgü örmeyi.”

“İnternetten aç videoları seyret  onu da ben mi öğreteyim!” dedi peri ters ters.

“Tamam da ben onları yapmayı da çok bilmiyorum!”

“İşimiz zor seninle! Sen tura başla ben bir çözüm düşüneyim!”

“Tamam!” diyerek yine yürümeye başladı Zeliha.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s