Perili kız! – Bölüm 2

“Adın ne senin?”

“Zeliha!”

“Burada temizliğe sen mi bakıyorsun akşamları?”

“Evet efendim.”

“Dün seni bağırırken duydum salonda!”

Perisiyle konuşurken yakalandığını anlayan Zeliha hemen özür dilemeye başladı adamdan. Gerçekten de sesi biraz fazla  çıkmıştı ama o kimse olmadığını düşündüğü için bağırıyordu. Bir daha kesinlike yapmayacağına garanti veriyordu. Bu işten çıkarsa evine para götürmezdi.

“Tamam kızım! Tamam!Başka bir şey söyleyeceğim!” dedi Vedat bey onun sözünü  zorla keserek.

“Özür dilerim!” diyerek  önüne baktı Zeliha.

“Paraya ve bir eve ihtiyacın olduğunu söyledin doğru mu?”

“Evet efendim ailem artık benimle oturmak istemiyor”

Derin bir iç geçirerek, “Nedenini sormak istemiyorum” dedi Vedat bey, “Şimdi sana bir iş teklif edeceğim. İyice düşün karar ver. Bu iş bir yıl sürecek. Bu bir yılda sana bir ev ve para sağlayacak. Bir yıl sona erdiğinde ise bir ev alacak paran olacak? Ne dersin?”

İşin ne olduğunu anlamayan Zeliha’ya o kadar güzel gelmişti ki bu teklif adamın yanında olduğunu unutup önce perilere yüksek sesle teşekkür etmiş, sonra yeniden özür dilemişti.

“İşin ne olduğunun sormayacak mısın?” dedi adam yeniden konuşmaya başlayarak.

“O kadar çaresizim ki efendim ne iş olsa kabul edeceğim” dedi mahcup bir sesle.

Kızın bu kadar çaresiz kalmış olmasına üzülen Vedat bey bir şey demedi bir süre, “Bir sprocumuz var! Türkiye’ye gelmesi için  sahte bir evlilik yapması gerekiyor. Yani evlilik gerçek olacak ama  bir süre sonra sona erecek. Sahte değil de anlaşmalı diyelim.”

Zeliha dikkatle dinliyordu adamı.

“Ona burada bir ev tutuldu bile. Kocaman harika bahçesi olan bir ev. Eğer kabul edersen nikahı seninle yapacağız ve sen bir yıl o evde yaşayacaksın.”

“Evlenecek miyim yani?” dedi şaşkınlıkla Zeliha.

“Evet ama gerçekten değil, yani karı koca olmayacaksınız. Sen bir yıl evden neredeyse hiç çıkmayacaksın.Basın, gazateciler, ailenle asla bu konuyu konuşmayacaksın. Bizim içi sadece kağıt üzerinde bir isim olmanı istiyoruz. Kimse peşine düşsün senin kim olduğunu bulsun istemiyoruz yani anladın mı?”

“Evet anladım.”

“Bir yılın sonunda paranı ödeyeceğiz ve sen özgür olacaksın. Zaten boşanma evraklarını baştan imzalaycaksınız ikinizde anlaşma yapılırken. O zaman geldiğinde sadece götürüp mahkemeye sunacağız ve evliliğiniz bitecek. Ne diyorsun?”

“Kabul ediyorum!” dedi Zeliha hiç düşünmeden.

“Emin misin? Önce  ailenle falan konuşmak istemez misin? Bak evlenmiş boşanmış olacaksın bu iş yüzünden.”

“Zaten beni kimse istemez ki sorun olsun. Annem babamda benden kurtulduklarına sevinirler, sormazlar bile nereye gittiğimi. Siz merak etmeyin” dedi yutkunarak Zeliha. Bunları söylemek utanç vericiydi ama gerçekti ne yazık ki.

Kızın haline bir kez daha üzüldü Vedat bey. Biraz öğüt vermek isterdi ama şimdi o işe bulaşmak istemedi. Klübün işini çözülmüştü şimdilik bu kadarı yeterdi. Anladığı kadarıyla kıza da büyük bir iyilik yapıyorlardı zaten bu şekilde. Daha fazlasına girmek onun işi değildi.

“Tamam o zaman sen yarın eşyalarını topla gel!” diyerek salondan ayrıldı adam.

O çıkar çıkmaz salonun ortasında zıplayarak teşekkür etti Zeliha. Bundan sonra başına gelecekler bundan önce geleceklerden daha beter olamazdı herhalde.

Gece eve döndüğünde anne ve babası televizyon seyrediyordu. O içeri girince başlarını çevirip bakmadılar bile ve beş karış suratla yerlerinden kalkıp odalarına geçtiler homurdanarak. Salondaki üç kişilik kanepe onun yatağıydı çünkü ve zaten hespinin birden o kanepeye oturması mümkün değildi.

“Bir iş buldum, başka bir şehirde. Yarın sabah gidiyorum” dedi arkalarından.

Anne ve babası durup yüzüne baktılar gerçek mi duydukları diye. Bir an için ilgi gösterip “Kızım nereye?” diyeceklerini sandı ama “Oh iyi olmuş mümkünse uzun uzun çalış orada” dedi annesi ve gözleri ışıldayarak odalarına girdiler.

“Sadece bir yıl” dedi kendi kendine fısıldar gibi ama aldığı parayla bir ev alabileceğini söylemişti Vedat bey. O zaman da geri gelmezdi zaten.

Çamaşır sepetindeki bir kaç parça eşyasını, her tarafı yırtılmış okuldan kalma sırt çantasına doldurdu ve sabah erkenden gitti salona Zeliha. Evdekilerle vedalaşmamıştı bile. Sadece yarım ekmeğin arasına koyduğu peyniri yemişti o kadar. Zaten onun bille lafını edeceklerinden emindi arkasından.

Öyle erken gelmişti ki salon daha açılmamıştı bile. Vedat bey geldiğinde kızı kapının önünde beklerken bulunca şaşırdı.

“Erken gelmişsin” dedi gülümseyerek.

“Bir an önce işime başlayayım istedim” dedi heyecanla Zeliha.

“Anlıyorum” dedi Vedat bey, “Evdekilerden kurtulmanın sevincini görebiliyordu kızın yüzünde.”

“Biraz bekle seni yeni yaşayacağın eve götürsün arkadaşlar. Turan bu gün  öğleden  sonra gelecek. Gelir gelmez eve nikah memuru getireceğiz. Nikahı belediyede yapma riskini alamadık şimdilik” dedi masasına geçerken.

“Tamam” dedi Zeliha ve beklemeye başladı. Hiç umurunda değildi bundan sonra ne olacağı. Evden kurtulmuştu. Evdekilerde ondan kurtulmuşlardı. Zaten çocuk değldi artık ne yaptığına kimse karışamazdı.

Araba villanın bahçesine girerken Zeliha hayranlıkla eve bakıyordu. Dışarıdan görünen yüksek demirlerin ardından yemyeşil bir bahçenin içinde saraya benzeyen iki katlı bir yapı vardı.

“Yaşadığın o evlerden sonra sana her yer saray da gerçi!” dedi kendi kendine gülerek.

Evin içi, dışından da muhteşemdi, doğrudan bütün alt katı kaplayan  geniş bir salona giriliyordu. Duvarlar eşyalar her şey beyazdı içeride. Hatta halı bile.

“Burayı kirletmeden yaşamak için kanatlı melek olmak gerek!” dedi bu sefer Zeliha.

Onu getiren genç adam kızın her kendi kendine mırıldandığında dönüyor sonra onun etrafına bakındığını görünce yanlış duydum herhalde diyerek işine bakıyordu.

“Odanız üst katta göstereyim” dedi nazikçe Zeliha’ya.

Burası da beyaz mobilyalarla döşenmiş, penceresinden bahçe  görünen, balkonlu harika bir odaydı. Zeliha evi o kadar beğenmişti ki, “Önümüzdeki bir yıl boyunca bu evden dışarı adımımı atmasam umurum olmaz!” diye mırıldandı.

“Bir şey mi dediniz?” ded genç adam bu sefer boş vermeyerek.

“Hayır! Hayır! Evi çok beğendim.”

“Tamam siz yerleşin, sporcumuzun uçağı öğleden sonra. Önce klube uğrayıp sonra eve gelecek. Soracağınız bir şey yoksa, talimatlar mutfak masasının üzerinde.”

“Teşekkürler” dedi Zeliha ve adam çıkıp gitti. Şimdi bu kocaman  evde kendi başınaydı sporcu gelene kadar Öncekendi katındaki diper odaya ve banyoya baktı hemen. Her şey muhteşemdi.

Aşağı inip mutfakta olduğu söylenen talimatları okumaya karar verdi sonra Adam gelmeden  yanlış bir şey yapmak istemiyordu.

(devam edecek)

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s