Annesinin kızı ! – Bölüm 3

“Dur daha tatlı yemedim!” dedi Ebru.

“Ne tatlısı bu yoktu ki anlaşmamızda! İşte karnın doydu!”

“Ama tatlı ısmarlarsan sana çok önemli bir şey söyleyeceğim!” diyerek güldü Ebru.

“Hiç ilgilenmiyorum!” dedi Kemal ve kalktı ayağa yeniden.

“Bari adını söyle! Projeme yazacağım!”

“Kemal!”

“Biliyor musun Kemal seninle evleneceğim ben galiba!” dedi Ebru gülümseyerek.

“Çattık!” diyerek uzaklaştı Kemal onun yanından.

Sonraki haftalarda Ebru sürekli Tıp fakültesinin bahçesine  gelmesine rağmen bir türlü rastlayamadı Kemal’e.

Aradan tam bir yıl geçmişti. Ebru son sınıftaydı. Kemal’i uzunca bir süre göremeyince her çarşamba tıp fakültesine uğramaktan vazgeçmişti o da. Eğer kısmetlerinde varsa bir şekilde yeniden karşılaşacaklarına inanıyordu zaten. Son sınıfın ikinci dönemi katıldığı bir yarışmada birincilik olmasa da bir ödül almıştı fotoğraflarıyla. Daha şimdiden iki dergiden de teklif almıştı.

Bahar geldiğinde teknik bölümlerin bahçesindeki meyva ağaçları harika çiçekler açtığından yönünü o tarafa çevirmişti bu sefer. Bembeyaz bahar dalları arasında dolaşan sevgilileri fotoğraflıyordu. Aslında iki yıldır kampüsün içinde çektiği fotoğraflara itiraz eden Kemal’den başka kimse de olmamıştı. Çoğu insan fotoğrafı görmek istiyor sonra da kendisine de yollaması için mail adresini veriyordu ona. Bu şekilde de epeyce arakdaşı olmuştu  Ebru’nun hatta özellikle onu çağırıp poz verenler bile çıkıyordu aralarında. Okulun şipşakçısına çıkmıştı adı kampüste. İkinci sınıfın başından beri de parayla da çekiyordu arada bir özel pozları. Böylece cep harçlığını da çıkarmış oluyordu.

Bahar dallarının arasında dolanmaya devam ederken birisi kolundan yakalayınca döndü hemen korkuyla. Konsantre olmuş fotoğraf çekerken ani hareketle irkilmişti.

“Hâlâ insanları taciz etmekten vazgeçmedin mi sen?” dedi Kemal. Bu sefer bağırmak yerine gülüyordu.

“Senden başka taciz olduğunu düşünen olmadı ki! Nerelerdedin sen hem? Ben hâlâ tatlımı bekliyorum.”

“Senn bırak tatlıyı da, mezuniyet pozları da çekiyor musun onu söyle. Diplomama bir fotoğraf gerekiyor.”

“A! Mezun mu oldun! Ben de olacağım bu dönem!”

Kemal güldü kızın lafı hemen kendine çevirmesine. Aslında komik ve tatlı bir kızdı Ebru. Gerçekten güzel fotoğraflar da çekiyordu. Biraz fazla konuşuyordu ama sevimliydi, sıkmıyordu insanı.

“Onu mu sordum ben sana?” dedi gülerek.

“Tamam, tamam çekiyorum. Kampüsün dışındaki fotoğraf stüdyosu ile anlaştım. İstersen gidelim oradan çekeyim şimdi. Sonra gelir oradan alırsın” dedi Ebru ağız eğerek.

“İyi gidelim hadi. Yalnız ben oradan almamam resimleri.”

“Nereden alacaksın ya?”

“Gelip senden alacağım!”

“Anlaştık!” diyerek gülümsedi Ebru fotoğraf stüdyosuna gittiler.

Bir kaç gün sonra fotoğraflar hazır olunca anlaştıkları  gibi tıp fakültesinin önüne gitti Ebru. Kemal zamanında gelmişti bu sefer. Fotoğrafları alıp, “Haydi gel seni gerçek bir yemeğe götüreyim bu sefer!” deyince neşeyle kabul etti Ebru.

O ilk yemeğin ardından bir yıl çıktılar ikisi, Ebru söylediği gibi o dönem mezun olamadı. Okul bir dönem uzatmıştı veremediği iki ders yüzünden. Bu  arada mezun olsa bile sürekli ders çalışmaya devam eden Kemal’in girmesi gereken bir sürü sınavları olduğundan oturup ikisi birlikte ders çalışıyorlardı kampüsün  bahçesinde.

Ebru Kemal’in daha bir çok güzel pozunu yakaladı bu süreç boyunca, hatta bir tanesiyle küçük de olsa bir teşvik ödülü aldı yine bir yarışmadan. Artık fotoğraflarını gönderdiği bir kaç bilindik dergi de vardı. Hem işleri, hem dersleri hem de Kemal ile olan ilişkisi çok iyi gidiyordu.

Bu arada haftasonu eve gittikçe Gülçin’e ve evdekilere bahsediyordu  Kemal’den ve gelişmelerden.

Kemal’in yurt dışında kazandığı bir araştırma bursuyla yedi ay gitmesi gerekince, “Sen etmeden edeyim istiyorum evlenelim mi biz artık!” dedi heyecanla Ebru’ya. Eğer evlenirsek o zaman sen de benimle birlikte gelebilirsin.

“Daha mezun olmadım ben! Babam hayatta kabul etmez!” dedi Ebru gülerek.

“Beraber konuşuruz, zaten benden bahsetmiyor musun sen onlara. Öyle söylemiştin.”

“Tamam da evleneceğiz  diye bahsetmiyorum ki, işte takılıyoruz falan diyorum. Yedi ay çabucak geçer. Sen git gel ben de mezun olurum hem o arada, babamlada konuşurum. Gelince evleniriz olmaz mı?”

“Bak bekliycen değil mi beni?”

“Tabi bekleyeceğim zor yakaladım seni bırakır mıyım artık. Hem ben sana dememiş miydim evleneceğim seninle diye?”

“Doğru demiştin! Sakın derserden kalayım deme o zaman ben yokken!”

Böylece Kemal gitti yurt dışına. Ebru da derslerine ve işlerine tek başına devam etti bir süre ta ki Gülçin bir gün seninle konuşmamız lazım diye kampüse gelene kadar.

Onunla sadece haftasonu babasının evinde görüştüklerinden şaşıran Ebru, Gülçin’i alıp kafetartalardan birine götürdü.

“Kusura bakma burada yurt pek misafir ağırlamaya uygun değil!” dedi gülümseyerek.

“Sorun değil” dedi Gülçin, “Zaten konuşup gideceğim hemen!”

“Tamam ne oldu? Bir sorun yok değil mi?”

“Yani benim açımdan yok ama?” dedi Gülçin tereddütlü bir sesle.

“Anlamadım?” dedi Ebru merakla.

“Şey bunu sana nasıl söylesem bilmiyorum!” diyerek çantasından bir zarf çıkartıp masanın üzerine koydu Gülçin ve eliyle Ebru’ya doğru itti zarfı.

Ebru zarfı alıp içindeki fotoğrafları çıkardı. Gülçin fotoğraf çekti ona  göstermeye geldi sandı önce. Sonra fotoğraflarda Kemal ve Gülçin’in bir arkadaş toplantısında sarmaş dolaş çekilmiş fotoğraflarını görünce şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı.

“Siz Kemal ile tanışıyor musunuz?” dedi hayretle.

“Yani işte biliyorsun ben de sağlık sektöründeyim. Bir arkadaşın evinde karşılaştık. Doğum günü partisiydi.”

Ebru ikisinin sarmaş dolaş halinden gözlerini ayıramıyordu bir türlü.

“Baya da samimi çıkmışsınız?”  dedi sonra.

“Sana söylemek istediğim de buydu benim.”

“Neydi?” dedi Ebru fotoğrafları masanın üzerine bırakıp dikkatle Gülçin’in yüzüne baktı.

“O günden sonra biz çıkmaya başladık Kemal ile”

“Nasıl çıkmak? Sen onu tanımadın mı görünce? Defalarca fotoğraflarını gösterdim ben..” deyince Gülçin’in her defasında Kemal ile ilgili konulara ve fotoğraflara ne kadar ilgi gösterdiğini hatırladı birden.

“Sen onu tanıdın ama yine de onu ayarttın öyle değil mi?” dedi Gülçin’e bakarak.

“Hayır o ben ayarttı!” dedi Gülçin mağrur bir ifadeyle.

“Peki ona benim kuzenim olduğumu söylemedin mi?”

“Biz kuzen değiliz! Döndüğünde evleneceğiz. O benden duymanı istedi” dedi sonra birden bire.

“Ne yapacaksınız? Senden duymak mı? Sen beni delirtmeye mi geldin Gülçin buraya?” diye ayağa kalktı Ebru öfkeyle.

“Artık Kemal’i arama ! Sana bunu söylemeye geldim. O seni sevmiyor, beni seviyor!” diyerek kalkıp gitti Gülçin masadan.

Ebru arkasından bakakalmıştı o giderken. Az önce yaşadıklarının ve  gördüğü fotoğrafların gerçek olduğuna inanamıyordu bir türlü. Gülçin masanın üzerinde bırakıp gitmişti onları.

Hemen telefonunu çıkarıp Kemal’i aramak istedi. Yurt dışı çok yazdığı için normalde mail atıyorlar ya da internet olan yerlerden görüşüyorlardı ama bu sefer ki acil bir durumdu.

(devam edecek)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s