Geçmişe dönsek – Bölüm 2

Bir  yıl sonra Ayşe’nin ikinci hamilelik haberi geldi Ali’ye. Geçen defa onun  üzüntsüne dayanamayan Ali, acı çekiyor da olsa onun bebeğini sağlıkla kucağına alması için dua etti aylarca. dört ayın sonunda Ayşe  göz yaşları içinde aradı yine Ali’yi.

“Keşke burada olsaydın!” dedi sesi titreyerek. Ali’nin yüreği titredi.

Ömer ilki kadar çok olmasa da karısını teselliye uğraştı  yine ama Ayşe’nin toparlanması daha  da uzun sürdü bu sefer.

“Onları öldürüyorum içimde, bir katilim ben!” diye ağlıyordu sürekli. Ne deseler yatışmıyordu, “İçimde bir can büyütemeyecek kadar zehirliyim belki de!”

Dördündü yılın sonunda bu defa gözyaşlarıyla söylemişti Ayşe yeniden hamile olduğunu.

“Yapma! Bu defa da endişe ve üzüntüden düşecek çocuk!” dedi Ali zorlanarak. Ayşe’nin dört yıl içinde değişen ses tonu bile ne kadar mutsuz  olduğunu anlatıyordu ona. Üstelik mutsuzluğun tek nedeni değildi kayıp giden bebekler. Ayşe’nin giderek bozulan ruh hali yüzünden Ömer ile ilişkileri de iyi gitmiyordu.

Bir bebek daha denemek için kocasına saatlerce yalvardığını söylemişti Ali’ye doğrudan belki ama Ali bir şeylerin yolunda gitmediğini anlıyordu artık. Bu evlilik ne kadar canını yakmış, sevdiğini ondan almış olsa bile bitmesini dileyemezdi zaten. Bir yuvanın yıkılmasına neden olmak yapabileceği en son şeydi.

“Merak etme zor bir süreç, hepsi geçecek göreceksin! Ömer ile yine  eskisi gibi olacaksınız!” diyordu telefonda ona teselli vermek için.

Bebeğin Ayşe’nin rahminde misafirliği hepsinden kısa sürdü bu sefer. İki ayın sonunda düştü kendiliğinden. Ayşe yataklara düşmüştü artık. Pijamalarını hiç çıkarmıyor, ev ile hiç ilgilenmiyor. Sürekli ağlıyor ve uyuyordu. Gidilen doktorlar verilen ilaçlar neredeyse bir işe yaramıyordu.

“İyileşmek istemiyor.” diyordu doktoru, “Bu da bir tür intihar şekli. Bebekler öldüğü için kendini cezalandırıyor”

Ali uzun süre Ayşe’den haber alamayınca öğrenmişti arayıp bu sefer olanları. Ayşe’nin yarı uykulu, sersemlemiş sesinden dinledi olanları. Sevdiği kadın yok olup gidiyordu uzaklarda. Kalbini söküp alıyorlardı sanki Ali’nin onun kayan ömrü ile birlikte ama hiç bir şey yapamıyor. Hiç bir şey söyleyemiyordu

Oraya gidip ona sarılmak, “Kendine gel!” diye sarsmak istiyordu. “Bak ben  geldim, seni kurtarmak için. Sana yüreğimle şifa vermek için geldim!” demek istiyordu ama artık eskisi gibi Ayşe’nin evine girip ona sarılmasının mümkün olmadığını biliyordu.

Zaten iyi gitmeyen evliliklerinde bir de onun dönmesi Ömer’i iyice çileden çıkartabilir ve zarar verebilirdi.

Çaresizce çırpınıyordu Ali kendi içinde Ayşe’yi kurtarmak için ne  yapabileceğini düşünüyordu sürekli.

“Keşke eskiye dönebilseydik” demişti Ayşe bir kez telefonda. Ne demek istediğini tam anlayamamıştı ama göğüs kafesi büyüyüp kocaman olmuştu sanki bir anda.

“Keşke dönebilseydik!” diyebilmişti telefonu  kapatınca kendi kendine, “O zaman  Ömer’in hiç şansı olmazdı belki!”

Dört ay sonra Ayşe’nin yeniden aradığını görünce heyecanlanmıştı. O yeniden aradığına göre bir  şeyler yoluna giriyor demekti. Neşeyle açtı telefonu.

“Ömer’in hayatında bir başkası varmış!” dedi Ayşe’nin titreyen sesi.

“Nereden biliyorsun?”

“Onları gördüm, açıkça da söylediler zaten. Hem de annesinin evinde!”

“Annesinin evinde mi?” dedi Ali hayretle.

Ali annesi ve babasının evlilik yıldönümü yemeği için gideceğini isterse Ayşe’nin de geleceğini söylemişti o akşam. Ayşe her zaman ki gibi darmadağın pijamalarıyla oturuyordu evde.

“Hayır sen git!” dedi kocasının yüzüne bakmadan.

“Tahmin etmiştim!” diye dişlerinin arasından homurdanarak çıktı Ömer kapıdan.

Kocasının artık ondan tiksindiğini düşünüyordu Ayşe. Haksız değildi. Bütün suç Ayşe’deydi. Bebekleri doğramıyor, sürekli depresyonda, bakımsız geziyordu. Kocası ile hiç ilgilenmiyordu artık. Eve gelen kadın ütü ve temizliği yapıyor, yemekleri ise neredeyse Ömer hazırlıyordu. Ayşe ya bittiklerini farketmiyor ya da dolaba kaldırmayı unuttuğu için günlerce ocağın üzerinde ekşiyordu yemekler.

O akşam kocasının arkasından düşünürken birden bire içinden  yükselen bir sesle her şeyi düzeltebileceğine inanmıştı bir anda nedense. Kalkıp duş almış makyajını yapıp, eski günlerdeki gibi güzelce giyinmiş ve taksi çağırıp kayınvalidesinin evine gitmişti. Yoldan da bir buket çiçek almıştı kutlama için. Onlara bu akşam artık eskisi gibi olacağını ve toparlandığını açıklamaya karar vermişti evden çıkarken.

Kapıyı açan kayınvalidesinin  onu görünce yüzünün aldığı şekilden bir şey anlamayarak heyecanla çiçekleri ona uzatıp içeri girmiş, masa da kayınpederi, kocası ve bir başka bayan misafir görünce aile dostları sanıp gülümseyerek kendini tanıştırmıştı.

Kayınvalidesi de masaya döndüğü halde herkesin yüzündeki tuhaf  ifade değişmeden ona bakmaya devam ettikleri için onu böyle iyi gördüklerine sevindiklerini sanıp açıklamıştı kararını.

“Bundan sonra her şey eskisi gibi olacak, size söz veriyorum! En çokta eşim Ömer’den özür diliyorum huzurunuzda! ”

Ayşe sözünü bitirir bitirmez Ömer’in yanında oturan aile dostu  kadın anlayamadığı bir nedenden ayağa kalkmış ve mutfağa gitmişti öfkeyle. Ömer’de Ayşe’ye ters bir bakış atıp peşinden gidince Ayşe masada kalanların yüzüne baktı merakla. Anlayamadığı bir şeyler olduğunu yeni farketmişti bu evde.

Ömer Ayşe’den boşanıp, aşık olduğu kadınla evlenmek istiyordu ve bunu ailesine o gece açıklayıp, aşık olduğu kadını onlarla tanıştırmaya getirmişti. Kimse Ayşe’nin o gece kendine gelipte hayatına yeniden sahip çıkma kararı almasını ummuyordu elbette.

Gecenin sonunda Ayşe, Ömer’den önce eve dönüp eşyalarını topladı ve Ömer yeni kız arkadaşını teskin etmeye uğraşırken çıkıp gitti evden.

Ali Ayşe’nin anlattıklarını dinlerken nefes bile almadığını farketmişti. Ömer artık Ayşe’nin hayatında değildi ama  Ayşe’nin ömrüne çok ağır darbeler indirmişti bu evlilik. Evet kendi hataları da vardı ama Ömer’de tamamen suçsuz değildi. Bu şekilde Ayşe’nin arkasından ailecek iş çevirmeleri çok ağır gelmişti kıza ama bu sefer dağımayacağına kendi kendine söz vermişti.

“Keşke sen burada olsaydın! Artık dayanma gücüm kalmadı galiba benim” dedi telefonu kapatırken Ayşe.

“Artık dayanma gücüm kalmadı da ne demek?” sorusu havada asılı kaldı Ali’nin.

“Aman Tanrım kendine bir şey yapmayı mı düşünüyor acaba?” diyerek telaşla odasında dolanmaya başladıktan sonra, ev arkadaşına artık ülkesine döneceğini söyledi bir anda.

“Eşyalar sende kalsın!” dedi ona anahtarı masanın üzerine bırakıp koşarak hava alanına gidiyordu  şimdi. Biletini hava alanından alıp uçağa bindiğinde bir an önce Ayşe’ye kavuşma isteği ile yanıp tutuşuyordu.

Ayşe ve ailesi akşam yemeğine oturuken elinde valizle çaldı kapılarını. Onu görünce hepsi çok şaşırdı ama Ayşe hemen koşup sarıldı boynuna.

“Neden geleceğini söylemedin daha sabah konuştuk?”

“Sabah karar verdim gelmeye!”

“Nasıl yani öyle birden bire mi?”

“Seni daha fazla tek başına bırakmak istemedim!”

“İyi ki geldin!” diyerek daha sıkı sarıldı Ayşe Ali’ye. Onu gördüğüne  o kadar sevinmişti ki anne ve babasının elinde valizle akşam akşam evlerine gelen çocukluk arkadaşı konusunda ki şaşkınlığını farketmedi bile.

Ali’nin o akşam kalacak yeri olmadığından bir oda hazırlandı ona ve ikisi sabaha kadar dertleştiler.

(devam edecek)

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s