Gönül bağı – Bölüm 5

Hakan bey sabah henüz geldiklerinde, şirketin mutfak işlerine bakan Feriha hanım ve muhasebe de staj yapan İdil hanım isminde birinin birlikte randevu istediğini öğrenince biraz şaşırmıştı. Bu insanların ikisinin birden sabahın köründe görüşmek istedikleri konu ne olabilirdi? Aralarında bir anlaşmazlık olsa bile bunu kendi müdürleri ile çözebilirlerdi.

Feriha hanımı tanır ve severdi. Bir süre yönetim kurulu katındaki mutfağa da bakmıştı. Hakkında hep olumlu şeyler duymuşlardı. Stajyer ile birlikte ne sorunları olduğunu merak ettiği için randevu talebini kabul etti. Murat iki günlüğüne İstanbul’a bir toplantıya katılmaya gittiği için onlarla tek başına görüşecekti.

İdil ve Feriha hanım, patronun ikiletmeden onları kabul etmiş olmasına çok mutlu olarak hemen odaya girdiler. Hakan bey, Feriha hanımın yanındaki kıza dikkatli bakınca, onu güvenlik sistemlerinin denetimi ve testi sırasında muhasebe de gördüğü kız olduğunu hatırladı.

Kızı kamera testleri sırasında görüp beğenmişti ama patron olarak kim olduğunu sormak uygun olmayacağından, sonra bir ara muhasebeye uğrayıp bakarım diye düşünmüş. Sonra da unutmuştu. Öyle kadınlara düşkün, çapkın bir adam değildi. Bekardı aslında ama sosyal hayatın içine Murat kadar çok girmiyordu. Murat evli ve çocuklu olmasına rağmen sosyal camiada Hakan’dan çok yer alırdı. Onlar karı koca hafta sonu magazin dergilerine poz vermeyi adet haline getirmişlerdi. Ağabeyinin gittiği yerleri bu dergilerden takip eder olmuştu Hakan.

Tuhaf olan,  net bile olmayan bir kamera görüntüsünden etkilenmişti nedense kızı görünce. Evet güzel bir kızdı ama nedeni sadece bu olamazdı çünkü Hakan ile birlikte olmak isteyen sıraya girmiş pek çok güzel kız vardı zaten. Bu kızın havasında vardı bir şey belki.

Feriha hanım Hakan beyin söze girmesini bekliyordu, Hakan bey iki kadının sessizce kendisine baktığını farkedince düşüncelerinden sıyrıldı.

“Buyurun bir sorun mu var Feriha hanım?” dedi ciddi bir sesle.

Kadının, kızdan şikayet edeceğini sanıyordu.

“Hakan bey yoğunluğunuzun içinde bizi kabul ettiniz Alah razı olsun. Bu kızım İdil, bu sene muhasebe bölümünde staja başladı sayenizde o da buradan ekmek yiyor.”

Hakan bey aralarında bir sorun dinlemeyi beklerken kızın Feriha hanımın kızı olmasına şaşırmıştı, “Hayırlı olsun İdil hanım aramıza hoş geldiniz.” dedi gülümseyerek.

İdil mahcup bir şekilde başını öne eğdi önce, sonra annesinin konuya girmekte ne kadar zorlandığını farkedince Hülya hanım geldi aklına birden ve konuya giriverdi pat diye.

“Ağabeyime bir ifitra atıldı!”

“O da mı burada çalışıyor?” dedi Hakan bey Feriha hanıma bakarak.

“Yok efendim. Kızımın kusuruna bakmayın biraz zor durumdayız, yardımınızı rica etmeye geldik. Oğlumun başı sıkışıkta biraz.”

Hakan bey Feriha hanımı dinledi sesini çıkarmadan. Normalde çalışanlarınının iş dışındaki sorunları ile ilgilenmezlerdi. Çocuğun saf olması, ailenin tuhaf hikayesinden çok etkilendi nedense. Bu güzel kızın bakışlarındaki o anlamı anlatıyordu sanki bu hikaye. Bu iki kadının aynı yola çıkışlarından etkilendi sonra, birbirlerine sahip çıkışlarından.

Ayrıca bahsedilen Mert Durukan’ı iyi tanırdı. Onun namını duymayan yoktu zaten camiada. Kadınlara şiddet uygulaması, mekanlardaki uygunsuz davranışları her hafta magazin gündemindeydi. Ağabeyini takip ederken ister istemez diğer haberleri de görüyordu elbette. Mert’i değil ama babasını tanırlardı onlar. Mert işin başına geçeli çok olmamıştı. Zavallı babası ağır bir kalp sorunu yaşayınca çekilmişti fabrikanın başından. Mert’in de işleri ne kadar götürebileceği konuşuluyordu etrafta. Herkes bir kaç yıla fabrikayı batıracağını düşünüyordu.

Hakan beyin yeniden düşüncelere dalmasını olumsuz olarak algılayan İdil, “Ömrüm boyu maaş almadan çalışmam gerekse bile size söz veriyorum yaparım!” dedi sesi titreyerek.

Hakan düşüncelerinden sıyrıldı yeniden ve onun o anlamlı gözlerine baktı. Öz annesi o serseri ile evlendirmek istiyordu yani bu  kızı şimdi. O da üvey ağabeyi için kendini feda etmeye hazırdı. Muhtemelen onları buradan geri çevirdiğinde, gidip teklifi kabul edecekti ağabeyini kurtarmak için. Şimdilik sadece annesine boyun eğmek istemediği için burada şanslarını deniyorlardı.

Hakan beyin sessiz tutumu anne kızı tedirgin etmişti iyice. Bu sessizliğin ardından onları da işinden  eden bir tutum gelmesinden korkmaya başlamıştı Feriha hanım.

“Kusura bakmayın, biraz düşünmem gerekti!” dedi Hakan ayağa kalkarak.

Feriha hanım ile İdil’de ayağa kalktılar hemen.

“Kardeşimle de konuşup, size haber veririm. Murat İstanbul’da.”

“Allah razı olsun!” dedi Feriha hanım ve İdil ile birlikte çıktılar odadan.

“Verecek mi sence?” dedi İdil endişeyle annesine bakıp. O da baktı kızına ama verecek bir cevap bulamadı. Hakan beyin tavrından bir şey anlayamamışlardı.

Hakan bu konuyu Murat’a açtığında onun sıcak bakmayacağını tahmin ediyordu. İkisinin de prensip olarak çalışanların sorunlarının içine girme huyları yoktu. Şirket dışında yaşanışan ve zaten ailevi olan bir konu için sektörden tanıdıkları bir firma ile ters düşmekte istemeyecekti Murat muhtemelen.

Hakan’da prensiplerine bağlı biriydi, bu yüzden ağabeyi ile hiç ayrılığa düşmemişlerdi bu güne kadar şirket yönetiminde. Hakan söz konusu adalet olduğunda biraz daha atak davranmayı seçiyordu sadece. Tahammül edemediği tek şeydi adaletsizlik. Murat’da öyleydi elbette ama bu kendi şirket sınırları dahilinde bir tutumdu yine. Çalışanların arasında en adil tutumu göstermeye çalışırlardı ikisi de.

Şimdi bu iki çalışan için ayrıcalıklı bir tavır sergilemekte ters olacaktı bu yüzden. Diğer çalışanlar için de örnek olacak, her sorunu olan kapılarına dayanacaktı. Bunu şirket üzerinden çözmek doğru bir karar değildi. En iyisi kişisel insiyatifini kullanıp, kendi adına hareket etmesiydi Hakan’ın. Evet onlara yardım etmek istiyordu. İdil’in güzel ve anlamlı gözlerinin de bunda payı büyüktü. Kendi adına borcu ödeyebilir onları bu sıkıntıda kurtarabilirdi bal  gibi de, illa şirkete borçlanmaları gerekmiyordu.

Bütün gün aklının bir yanında döndürdü durdu bu meseleyi. İdil’in yüzü gözünün önünden eksilmedi böylece. İdil ile bir kahve içmek isterdi dışarıda aslında bu konuyu bahane edip kızı dışarı çıkarsa pek uygun olmazdı herhalde.

“Ben de yeni yetmelere döndüm iyice” dedi kendi kendine, “Otuz küsür yaşında adamım hâlâ mahcubiyeti atamadım üzerimden.”

Ertesi gün sabahtan odasına çıkmadan muhasebe  bölümüne uğradı önce, İdil Semra hanımla birlikte önlerindeki dosyalara bakıyordu. Emekliliği gelen personelin listesini çıkarıyorlardı beraber. Bu insanların çalışmaya devam etmeleri için yönetim kuruluna liste sunulacaktı.

Hakan beyin odaya girdiğini gören tüm personel ayağa kalktı  hemen. Ortam böyle olunca doğrudan İdil’i çağırmanın uygun olmayacağına karar verdi Hakan, bir bahane buldu uğrayışına Cemal beyden bir kaç dosya istedi.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s