Yeniden – Bölüm 10

İki gencin böyle dut yemiş bülbül gibi olmasından rahatsız olan Semiha hanım konuşmaya başladı böylece.

“Kızım böyle apar topar olmuş ama bir düğün görmek isteriz biz elbette, sen de telli duvaklı gelin olmak istersin.”

Bu konuda tembihli olan Arzum atıldı hemen, “Yok gerek yok inanın biz çok mutluyuz, ben düğün istemem”

Annesinin atağa kalktığını gören Tolgay kızı rolde tek başına bırakmaması gerektiğini farkederek hemen sandalyesini ondan yana çekti ve “Yok anneciğim Arzm ve ben düğün için harcanan paranın gereksiz olacağına, onunla ihtiyaçlarımızı alabileceğimizi düşündük. Değil mi karıcığım?” diyerek karısının elini tutup masanın üzerine tuttu ellerini annesinin görmesi için.

İşte ne olduysa o anda oldu, bütün vücüdunda bir elektirik dolandı önce. Kalbi o kadar hızlı atmaya başladı ki, nefes nefese kaldığını hissetti. Kızın elini tutar tutmaz bir şeyler oluvermişti. Dönüp Arzum’un yüzüne baktı sonra. Bir an için Aslı’yı gördüğünü sandı.

“Neler oluyor yoksa yine kabuslar mı görmeye başladım” diye düşünerek diğer eliyle bacağının etini sıktı iyice canı yanana kadar.

Tolgay’ın bu huzursuz hareketlenmesinden bir şey  anlamadı Arzum ve gülümsemeye devam etti sadece.

“Oğlum iyi misin rengin bembeyez oldu!” dedi Cavit bey merakla.

“İyiyim babacığım merak etmeyin, bir şey dokundu herhalde lavaboya gidip geliyorum” diyerek Arzum’un elini bıraktı ve koşarak banyoya gitti.

Hemen yüzüne biraz su çarptı önce, “O başka bir bedene girecek!” diyen sesi çınladı gittikleri medyum kadının kulaklarında. Az önce hissettikleri Aslı’yı mı bulduğunu söylüyordu ona. Hem de onu rahatça aramak için tuttuğu kızın bedeninde.

“Belki de o seni bulur, hiç belli olmaz!” dedi medyumun hatıralardan çıkan sesi yeniden. Evet böyle söylemişti sahiden ona o gün.

“Sen bulamazsan o seni bulabilir!”

Elleri ve dizlerinin titremesini durdurmaya çalıştı derin derin nefes alarak. Eğer o Aslı ise bunu anlayabilirdi herhalde. Anlamıştı da zaten. Az önce yaşadıkları onun Aslı olduğunu göstermiyor muydu? O bu gün apar topar gidip Aslı ile mi evlenmişti yani? Heyecandan ölecekti az sonra.

“Tolgay iyi misin oğlum?” diyerek kapıyı çaldı annesi.

“İyiyim anne çıkıyorum şimdi.”

Nefesini toparlamaya çalışarak çıktı banyodan ve yeniden masaya döndü. Arzum gülümseyerek baktı onun yüzüne.

“İyi misin hayatım?” dedi merakla.

Gözlerini onun gözlerinden ayıramıyordu Tolgay. İki gündür yüzüne bile bakmayan adamın ne yaptığını anlayamıyordu Arzum böyle ama rolüne girdi herhalde diye düşündü kendi kendine. Normal halinden daha  iyiydi rol yapan hali.

“Keşke hep böyle olsa, nasıl aşkla bakıyor gerçek gibi” diye iç geçirdi. Onun bakışları sanki ta yüreğine gidiyordu doğrudan. Az önce elini tuttuğunda da hissetmişti o elektiriği ama bir iş yapıyorlardı burada. Üstelik onu hiç tanımıyordu bile. Çok saçmaydı bu hissettikleri.

“Aslında onu yıllardır tanıyor gibi hissetmedin mi daha ilk gördüğün anda” dedi içindeki bir ses. Gözlerini kısarak o da Tolgay’a baktı dikkatlice. Acaba daha önce bir yerde mi karşılaşmışlardı ikisi.

İki gencin böyle aşka birbirlerine bakıyor olmalarından etkilenmişti Cavit bey ile Semiha hanım.

“Bu çocuklar gerçekten aşık baksana!” diye fısıldadı Semiha hanım kocasının kulağına.

Yemekten sonra hızlıca içilen çayların ardından Tolgay ailesine gitmek zorunda olduklarını söyledi ve hemen kalktılar.

Tolgay’ın böyle apar topar gitmek istemesini de oyunun bir parçası sanan Arzum hiç sesini çıkarmadı.

Dışarıya çıkıp arabanın yanına giderlerken, “Kimsin sen?” dedi Tolgay onu durdurup.

Böyle tuhaf bir tepki bekleyemeyen Arzum tedirgin olmuştu, “Arzum ben şirketin gönderdiği, hatırlamıyor musunuz?” dedi ona dikkatle bakarak. Ne güzel gözleri vardı bu adamın böyle ayrıca.

Arzum’un bir şey anlamadığını farkeden Tolgay toparlandı. Medyum ona Aslı oalrak her şeyi hayırlayacağından bahsetmemişti.

“Nasıl böyle bir soruyu atlarım!” dedi içinden.

“Hayır yani seni tanımak isterim  anlamında söyledim” dedi Tolgay.

Gülümsedi Arzum. Role devam etmiyordu herhalde şimdi ama roldeymiş gibi davranıyordu..

“Yarın buluşalım mı öğlen, konuşuruz hem bu işin detaylarını da. Artık Hamza ile çözmeyiz diye düşünüyorum” dedi Tolgay yeniden. Onu korkutmadan konuşturmak istiyordu.

“Olur” dedi Arzum’da heyecanla, onu yeniden görmek fikrinden heyecan duymuştu. Başka sahneler olmasına da sevinmişti ayrıca devamında.

Tolgay onu eve bırakır bırakmaz, medyum kadının telefonunu çevirdi ama numaraya ulaşılamıyordu. Hakan’ı aradı ardından hemen ve olan biteni hızlıca anlattı.

“O kadını bulmam lazım!” dedi heyecanla son olarak.

“Sana inanamıyorum sen yıllardır bizi kandırıyor muydun yani aramayı bıraktım diye?”

“Hakan konu o değil. Aslı’yı buldum diyorum. Emin olmak için o kadına ihtiyacım var.”

“Oğlum ne bileyim ben kadın nerede, aramadın mı sende numarası vardı.”

“Aradım açmıyor. Adresi hatırlamıyorum”

“Dur kapat ben bakıp arayayım seni. Hay Allahım sana inanamıyorum ya! Aslı diyor hâlâ!”

Hakan on dakika sonra Tolgay’ın telefonuna kadının adını ve adresini yolladı. Tolgay gecenin bir yarısı olduğuna aldırmadan gitti verilen adrese ama dairede “KİRALIK” yazısı asılıydı. Hemen verilen telefonu aradı ve burada oturan kadına ulaşmak istediğini söyledi açan emlakçıya. Gecenin bir yarısı ev yerine kiracıyı sormaya arayan bu adama sinirlendi emlakçı.

“Ne bileyim kardeşim, kadın taşınıp gitti,” diye kapattı suratına telefonu.

Telefonu kapattıktan sonra Mustafa’yı arayan Hakan telaşlanmıştı Tolgay’ın yeniden travma yaşaacağından korktuğu için.

“Oğlum unutmamış mı bunca sene, nereden çıktı şimdi bu Aslı’yı buldum meselesi ya!” dedi Mustafa şaşkınlıkla.

“Unutmamış abi! Aslı’yı buldum diyor çıldıracağım.”

“İyi ya gidip tanışalım şu kızla biz de! Belki de Aslı’dır sahiden.”

“Mustafa! Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu oğlum!  Ne Aslı’sı ya! Böyle bir şeyin olması mümkün mü?”

“Ya merak ettim ne var tanışalım. Hem bu Aslı desek ne olur ki, evlensin mutlu olsun adam madem bulmuş.”

Mustafa’nın  söylediklerini düşündüğü belli olan Hakan sustu bir süre.

“Haklısın oğlum. Madem bulmuş evlensin diyeceğim de, evlenmiş zaten oğlum adam!”

“E daha ne istiyoruz işte! Adama evet bu Aslı diyelim biz de herkes mutlu olsun! ”

“Doğru diyorsun adamım!”

Böylece Tolgay ve Arzum ertesi günü buluştular. Arzum hayat hikayesini kısaca anlattı Tolgay’a gözlerini ondan ayıramıyordu. Bütün gece onu düşünmüştü elinde olmadan. Tolgay’ında ondan bir farkı yoktu. Boynuna sarılıp öpmemek için zor duruyordu kızı.

Sonra Arzum ona zehirlenme olayını anlatıvedi nedensiz yere.

“Ne zamandı bu olay?”

“Dört yıl önce” dedi Arzum.

“Hayır yani günü ne zamandı?”

“Şey 6 Mayıstı sanırım. Evet 6 Mayıs”,

Tolgay donup kalmıştı tarihi duyunca. Onun Aslı olduğundan hiç şüphesi kalmamıştı artık. Oyun olan herşey gerçek olacaktı zamanla. Hakan ve Mustafa’da onun Aslı olduğunu doğrulayacaktı. Arzum hiç bilmeyecekti Aslı’yı.

Ömrünün sonuna kadar Aslı olarak kalacaktı Tolgay için. Tolgay hem Arzum’a hem Aslı’ya aşık yaşayacaktı tek beden ile.

Böyle bir aşk olabilir mi sahiden?

Neden olmasın.

MUTLU SON

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s