Yeniden – Bölüm 9

“Tamam o zaman hemen gidip bir yıldırım nikahı olayına girelim. Kimliğiniz yanınızda mı?”

“Kimlik de mi gerekiyor rol için?”

“Gerçek bir evlilik gibi olacağını söylemediler mi size?”

“Ah evet elbette merak etmeyin bana her bilgiyi verdiler. Hemen gidebiliriz” dedi Arzum yine işin bozulmasından endişe ederek. Hamza bey ücretin bir kısmını zarf içinde peşin vermişti bile. Bu para ile oldukça uzun idare edebilirdi Arzum. Heyecan ve sevinçten neredeyse düşüp bayılacaktı. Daha işin başında bu para varsa, gerçekten diziye alınırsa ne kazanırdı kim bilir?

Apar topar sabahın erken saatinde gidip nikahı kıydılar. Arzum ona tembihlendiği gibi sadece “Evet” dedi. Bu iki adamdan başka kimse yoktu çekimde ve eline bir senaryoda vermemişlerdi.

Diğer oyuncu neredeyse yüzüne bakmıyordu Arzum’un. Sadece şirketin adamı olan Hamza bey ilgileniyordu onunla. Belki de oyuncuların birbirinin oyunlarını görmemesi gerekiyordu böyle işlerde o yüzden hepsini ayrı ayrı getiriyorlardı deneme çekimine.

“Kameralar olacağını sanıyordum” dedi Arzum salondan çıkarken fısıldayarak Hamza beye.

“Çekim yapıldı, sonra veriyorlar merak etmeyin” dedi gülümseyerek. Kızın böyle bir nikah töreninin kayıtlarını sormasına şaşırmıştı. Biraz saf bir kızdı herhalde. Anlaşmalı bir evlilik için bile heyecan yapmıştı. Nikah aniden yapılıverince gelinlik giymemeyi bile dert etmemişti ama. Bu kız Tolgay’ı fazla zorlamadan oyununu güzel güzel oynar gibi duruyordu daha şimdiden. Çok akıllı da olmadığına göre onu dolandırmak için de bir girişimi olacağını sanmıyordu Hamza.

“Tamam teşekkür ederiz şimdi gidebilirsiniz. Tolgay bey yarın sizi arayacak bir de aile ile tanışmanız gerektiğiniz söyledi bana az önce”

Tolgay o arada babasını arayıp bir kıza .ok aşık olduğunu ve dayamayıp yıldırım nikahı yaptığını söylemişti. Aslı’nın ölümünün ardından oğlundan böyle bir şey beklemeyen adamcağız neredeyse kalp krizi geçirecekti. Karısının telkinleri ile sonunda sakinleşebildi ve kendine  geldi.

“Çocuğun evlenip hayatına devam etmesini istiyorduk Cavit. Yapmış işte daha ne istiyorsun be adam! Senin bulduğunla değil, kendi bulduğuna yapmış işte, daha iyi değil mi böylesi.”

“Tamam da Semiha, Asuman’ı bir görseydi.”

“Yahu adamcağızım oğlumuzun yaşadıkalarını unutup, eski usul gelin arıyorsun. Bırak Allahaşkına. Yemeğe Asuman geleceğine, yeni gelinimiz gelir yarın bir şey olmaz!”

“Akşam mı bu sefer?” dedi Arzum Hamza beye.

“Evet akşam aile ile tanışma sahnesi oynayacaksınız. Çok aşıksınız unutmayın. Pat diye evlendiniz ve aile biraz şaşkın normal olarak. Düğün falan yapalım diye ısrar edecekler size, siz gerek yok diyeceksiniz. Başka detay gerekirse Tolgay bey sizi bilgilendirecek. Ödeme evden çıkınca Tolgay bey tarafından yapılacak.”

“Bir daha mı para alacağım yani?”

“Evet anlaşma böyle”

Arzum’un ayakları yerden kesiliyordu eve giderken. Bu işi o kadar çok sevmişti ki yirmi dört saat rol yapacaksın deseler yapardı. Birsen hanıma kalan kirayı ödeyecekti önce, kadıncağızın mutlu ve rahat olmasını istiyordu. Sonra alışveriş yapar, şöyle güzel bir yemek pişirir onu da çağırır birlikte kutlarlardı bu  işi.”

Hamza bey ertesi gün tanışma için eve bir kıyafet geleceğini bildiren bir mesaj attı sabah. Belli ki Arzum’un giysileri dizi için uygun bulunmamıştı. E tabi temizdi ama renkleri solmuştu yıkanıp durmaktan üzerindekilerin. Kazandığı parayla kendine bir kaç kıyafet almaya karar vermişti, böylece bu kıyafetin bir kısmı yine işi sayesinde gelmiş olacaktı. Neşesinden ve keyfinden şarkı söylüyordu evin içinde.

Hamza beye bedeni ile ilgili bilgileri söyledi ve akşam yemeğini birlikte yedikleri Birsen anneye bir kahve içmeye gitmeye karar verdi ki, yeniden mesaj geldi.

“Saçlarınızı da yaptırırsanız faturayı biz halledeceğiz.”

İş, işti. Uzun zamandır saçlarına yeni bir model kestirmek istiyordu, “İşte sana fırsat Arzum” diyerek sevinerek çıktı evden. Alış veriş merkezlerinin olduğu ana caddedeki kuaföre girdi. Çıktığında kendisi bile değişime inanamıştı. Çok fazla para vermişti cebinden ama nasılsa ödeyeceklerdi.

Eve doğru giderken geçtiği vitrinlrde kendi yansımasından gözlerini alamamıştı. Demek saç kesimi bile parasına göre bu kadar fark ediyordu sahiden. O kuafördeyken gelen elbise kutusunu Birsen hanım almıştı. Hemen eve inip saçlarını bozmamaya çalışarak gönderilen elbiseyi giydi. Kutudan bir çiftte ayakkabı çıkmıştı. Tam da söylediği numaradaydı ama biraz sıkı gibi olduğundan ayağını acıtmıştı.

“Bir gece idare edebilir” herhalde dedi kendi etrafında dönüp aynada incelerken.  O kadar değişmişti ki böyle sokağa çıksa çoğu insan onu tanıyamazdı bile.

Akşam saat yedide Tolgay’ın gelip onu alacağı mesajı geldi bu sefer. Bu yüzden adres gerekiyordu.  Bir dizi için her şeyin bu kadar gerçekçi olmasına özen göstermelerini pek anlayamıyordu ama yazdı adresi yine de.

Tolgay tam söylenilen  saatte gelmişti kapının önüne. Arzum hemen inip bekletmedi Tolgay’ı. Zaten mahalleden de görülüp dedikodu olsun istemiyordu. Üzeri başı, araba, bir adam. Ne kadar iyi olursa olsunlar, her mahalle gibi dedikoduyu seviyorlardı. Neyse ki Birsen anneye her şeyi anlatmıştı da işin aslını o biliyordu.

Arzum Tolgay’dan bu gecenin senaryosunu duymayı beklerken. Tolgay dönüp bakmadı bile ona, yol boyunca da hiç bir şey söylemedi.

“Belki de konuşmamam gerekiyor” bu akşam diye düşündü kendi kendine. O sadece gülümseyip oturacaktı bu aile tanşmasında.

Semiha hanım ve Cavit bey bütün gün yeni gelinlerinin nasıl bir kız olduğu konusunda kafa yorup durmuşlardı.

“Oğlumuz iyi birini seçmiştir ben inanıyorum” diyordu Semiha hanım sürekli ama böyle apart topar evllendikleri içinde biraz tedirgin oluyordu açıkçası. Acaba kızın bir kandırmış mıydı oğlunu öyle hop diye. Yok canım o kadar aptal değildi Tolgay. Zaten yaşadıklarından sonra öyle kolayca kimseye kanacak ruh halinde değildi bir kere.

“Zırzopun biriyle gelirse görürsün Semiha!” demişti Cavit bey hırsla. Aklı Asuman’da kalmıştı onun yine de. Hem arkadaşının kızıydı, ailesi belliydi. Bu kız kimin nesiydi kim bilir?

“İster misin birde çocuğu falan olsun bu kızın!”

“A! Cavit sen de yüreğimi şişirdin hakikaten. Akşam göreceğiz işte yeter homur homur!” diye azarlamıştı Semiha hanım kocasını.

Arzum’u görünce ikisi de biraz şaşırmıştı aslında, çıtı pıtı hoş bir kızdı Arzum. Kibardı da besbelli.

“Biraz Aslı’ya benzemiyor mu  bana mı öyle geldi Semiha” dedi Cavit bey karısının kulağına eğilip.

Semiha hanım da tam olarak aynı şeyi düşünmüştü kızı görür görmez. Tolgay sadece kızın ismini söylemişti tanıştırmak için sonra sessizliğe gömülmüştü bütün akşam. Arzum’da şaşırmıştı böyle olunca. Susup gülümsüyordu sadece.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s