Yeniden – Bölüm 8

Arzum haluk beyin şirketinde Meryem sayesinde bir kaç işe daha gitti aynı hafta içinde.

“Kızım bir hafta içinde üç işe gittim ya inanamıyorum. Kiramın bir kısmını ödedim bile. Sana ne kadar dua etsem azdır.” diyerek anlattı İş bulma kurumundaki arkadaşı Seda’ya heyecan içinde.

“Ay çok sevindim Arzum be! Bakarsın buradan yürürsün. Bize gelen abuk sabuk işlerdense böylesi daha iyi değil mi? Meşhur bile olursun belki. Sigortanı filanda kendin yatırırsın sonra. Bak beni de heyecanlandırdın şimdi.

“Ya sorma! Ben de çok heyecanlandım. Hepsi senin sayende. Allah ne muradın varsa versin inşallah!”

“Meryem dediğin o kız da iyiymiş ama bak. Haluk beyin kulağına iyice sokmuş seni baksana.”

“Evet evet o da çok cici bir kız tıpkı senin gibi. Şansım dönüyor galiba şu kazadan beri Seda ne dersin? Sanki hayata yeniden gelmiş gibi hissediyorum kendimi.”

“Seni böyle mutlu gördüğüme çok sevindim inan. İnşallah hep böyle gider bundan sonra.” dedi Seda arkadaşının heyecanına ortak olarak.

“İnşallah” diye iç geçirdi Arzum.

Gerçekten kendini çok iyi hissediyordu. Aslında biriken kirasının bir kısmı dışında bir şey  geçmemişti eline. Yine karnını doyuracak parası yoktu ama bir başlangıçtı bu yine de. En azından Birsen hanımın bu ay aç kalmayacağını biliyordu şimdi. Kadıncağız nasıl da sevinmişti elinde parayla Arzum’u görünce. Hatta “Kızım birazı kalsaydı sen de var mı paran?” demişti ya bir de. Sarılıp ağlayacaktı Arzum neredeyse kadının boynuna.

Zaten onun sayesinde hayattaydı şimdi. Eve ilk taşındığında sobanın bacasından zehirlenip ölüyordu az kalsın. Birsen hanım kendi evinden biliyordu lodosta nasıl bacanın içeri bastığını da evi verirken söylemeyi unutmuştu Arzum’a. O akşam lodos olduğuğunu öğrenir öğrenmez aşağıda Arzum’un kapısında almıştı soluğu. Kapı açılmayınca evde yok herhalde diye geri dönmemiş, bakkal Recep amcanın çırağına seslenmiş, o da koşup anahtarcı Yusuf beyi çağırmış kapıyı açıp girmişlerdi içeri. Arzum’u salonda yerde bulunca hemen ambulansı aramışlar son anda kurtarmışlardı. Yarım saat daha gelmemiş olsalar şimdiye ölmüştü Arzum.

Hatırlayınca tüyleri diken diken oldu yeniden. Hiç  anlamamıştı zehirlendiğini. Gözlerini açtığında hastanedeydi zaten. Düştüğü falan hiç yok hatırında. Hatta öyle güzel rüyalar görmüştü ki o arada, neredeyse mutlulukla açmıştı gözlerini.

“Cennete falan gittin geldin herhalde evladım. Kalbin temiz senin.” dedi Birsen hanım gözleri dolarak dinledi rüyalarını Arzum’un.

“Vallahi Birsen teyze cennet miydi bilmiyorum ama böyle yüreğimde kocaman bir mutluluk yüklüydü de sanki sığmıyordu göğüs kafesime. Öyle bir şey aşk gibi bilmiyorum.”

“Yiyecek ekmeğin varmış evladım. Senin yaşama sevincin, bağındır o seni getiren aramaza Çok şükür ki zamanında yetiştik. Ya seni kaybedeydik ne yapardım ben bu acıyla.”

Annesiymiş gibi geliyordu böyle konuştuğu zamanlarda Birsen hanım ama sarılıp öpmeye utanıyordu kadıncağızın boynuna.

Oturmuş bunları düşünürken çaldı telefonu yine arayan Meryem’di.

“Arzum hadi evleniyosun gözün aydın!” diyerek bir kahkaha patlattı Meryem.

“Nasıl evleniyorum ya!” dedi Arzum’da keyifle.

“Bir iş geldi. Hem de bir dizi çekimi.”

“Dizi mi? Gerçek mi söylüyorsun?”

“Evet evet seni beğenirlerse dizi de rol verecekler. Çok ciddi. Yeni yüzler arıyorlarmış. deneme çekimi bu ama olsun.”

“Ne yapacakmışım? Çalışayım bari!”

“Hiç evleneceksin işte!” diyerek bir kahkaha daha attı Meryem.

“Nasıl evleneceksin ya! Anlatsana şunu doğru düzgün!”

“Bir nikah sahnesi seni giydirecekler, Oturacaksın masaya ”Evet” diyeceksin. Hepsi bu işte.”

“Bu mu deneme çekimi yani?”

“Yani bana bunu dediler, bir iki söz daha vardır. İşte kamerada duruşun, sesin mesin, onlara bakacaklardır.”

“Ay çok heyecanlıymış. Kiminle oynayacakmışım?”

“Brad Pitt ile! Arzum’dan başkası ile oynamam demiş!”.

Yine bir kahkaha geldi ardından.

“Tamam sormuyorum ya! Kaçta gidecekmişim?”

“Sabah dokuzda orada ol, uyuyup kalma! Kızım deneme çekimi bu herkes acemi zaten.”

Arzum bütün gece uyuyamadı heyecandan, eğer yarın ki çekimden sonra onu beğenirlerse televizyona çıkabilirdi demek. Saati kurup kurmadığını üç kere kontrol etti. En sonunda sabaha karşı sızıp kaldı yatakta. Rüyasında bir televizyon yıldızı olmuştu çoktan.

Tolgay’a telefon gelmişti aynı gün. Yarın sabah ona uygun buldukları oyuncu ile tanıştıracaklardı Tolgay’ı. Şirketin bir dizi çekimi için  seçmeleri olduğu için şirkette değil, sette görüşeceklerdi oyuncuyla. Sette çekim dokuzda başlayacaktı. Bu yüzden erken gelmesi gerekiyordu. Oyuncu aynı zamanda deneme çekiminede katılacağı için sekiz çeyrek gibi adreste olursa detaylı olarak konuşabilirlerdi.

“Tamam Haluk bey ben sabah erkenden giderim oraya. Haberleşiriz.” diyerek kapattı telefonu Tolgay. Anne ve babasını kandırmak için bir kız arkadaş bulup evlenme fikri böylece hayata geçmiş olacaktı. Haluk beyin dediğine göre kız evlenmek dahil bütün koşuları kabul ediyordu. Sonradan boşanmayı kabul edeceğine dair gerekli evrakları imzalatmıştı Haluk bey. Taolgay’ın gidip imza atması yeterliydi. Böylece Tolgay ve mal varlığı sonrası için herhangi bir risk altına girmiyordu. Zaten gerçek bir evlilik olmayacağı için çocuk falan riski de yoktu.

Arzum o kadar heyecanlıydı ki sabah  evde duramayıp erkenden gitti setin adresine. Tolgay evleneceği kız rolünü oynayacak kızla tanışmak için çoktan varmıştı oraya. Her ihtimale karşı yanında avukat bir arkadaşını da götürmüştü. Şirketten ayrı onunda kıza imzalatmak istediği evraklar vardı.

Haluk beyin Tolgay için ayarlamış olduğu Fatma’nın o sabah saati çalmayınca, söylenilen saatte orada olan kişi Arzum oldu böylece.

“Merhaba siz şirketin gönderdiği oyuncu musunuz, evlilik için?” dedi Tolgay’ın avukat arkadaşı Hamza, bekleyen Arzum’a yanaşıp.

“Evet benim”

“Tamam. Size tüm bilgiler verilmiş herhalde. Her şey tamam değil mi?”

“Evet tamam” dedi Arzum heyecanla.

Tolgay onlardan uzakta duruyor telefonundaki mesajlarına bakıyordu o sırada. Babasının dün akşam gönderdiği fotoğrafı görünce irkildi. Arkadaşının kızı Asuman’ın resmini yollamıştı. Bu kızla mutlaka tanışması lazımdı çünkü onlar gelin olarak Asuman’ı çok uygun buluyorlardı. Hatta annesi hemen bu yarın akşam için Asuman’ı yemeğe çağırmayı düşünüyordu .

“Napıyor bunlar yine ya?” dedi bozularak.

Arzum’a kağıtları imzalatan Hamza’ya yanaştı ve omzuna dokunup “Bir kaç dakika konuşabilir miyiz ?” dedi Arzum’a hiç bakmadan.

“Baksana bu oyuncuya sorsana bu gün evlenebilir miyiz hemen!”

“Şimdi bu gün mü?” dedi Hamza şaşırarak, “Plan böyle değil sanıyordum.”

“Evet böyle değildi ama bizimkiler benden hızlı çıktı. Sor sen, iki katı para veririm kabul ederse”

“Nasıl istersen!” diyerek yeniden Arzum’un yanına gitti Hamza.

Bir an için işin bozulmasından endişe eden Arzum paranın iki katına çıktğını duyunca algılayamadı önce.

“Zaten evlenmek için geldim ben” dedi şaşırarak. Ona burada bir nikah töreni yapılacağı söylenmişti ve o da Hamza beyin onu kastettiğini sanmıştı aslında.

(devam edecek)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s