İğneyi kendine… – Bölüm 5

Bu cevabı hiç beklemeyen Ayfer çok şaşırdı bu söze, “Anlamadım neden?”

“İş yerinde çalışanlarımızın yakınlaşmasını doğru bulmuyoruz, az önce Erhan bey ile çektirdiğinzi resimlerden sonra kararımı verdim. Yolunuz açık olsun.”

“Ama nasıl?”

“Kusura bakmayın Ayfer hanım prensiplerimiz var!”

Ayfer’in bütün heyecanı söndü aniden. Gözleri Erhan’ı aradı etrafta ama göremedi. O nasılsa bulurduAyfer’i herhalde, hangi okula gittiğini falan hep anlatmıştı.

“Peki ya para?” dedi Ayfer son bir umutla.

“Ayfer hanım deneme süresi demiştim ya!”

Ayfer ilk işinde yaşadığı bu hayal kırıklığı ile montunu alıp çıktı kafeden. Bir haftadır onu bedava çalıştırmışlardı resmen.  Hemen Büşra’yı aradı. İnsanların hakkını yiyorlardı bu adiler. Çalışma hayatı gerçekten çok zordu.

Ayfer hayal kırıklığı içinde eve dönerken Hürriyet hanıma kızın bir  haftadır kafe de başladığı haberi çoktan gitmişti elbette. Dört gözle Şükran hanımın telefonuna gelecek  olan fotoğrafları bekliyordu şimdi. Arada bir çarşıya pazara uğrarken görür müyüm acaba diye Şükran hanımın camlarını kontrol ediyordu  ama rastlayamamıştı bir türlü. Kadını kapıda camda nerede yakalasa böyle  bir haberi es geçmeyeceğini biliyordu adı gibi.

Ayfer’e de Lamia hanımı boş bırakma dedikçe kaybolmuştu kız ortadan. Bir haftadır her zamankinden daha geç geliyordu eve akşama da ağzı açık bayılıp uyuyordu çok yoruldum diye. Fırsat bulup soramamıştı sen neredesin diye. Neyseki sarmayı yapıp götürmüştü günün ertesi günü Lamia hanıma. Hem güzelliği hem hamaratlığı ile Kevser’den bir sıfır öndeydi daha şimdiden. Turgut gelince bir de sarma yapar yollardı kızı. Belki kapıda karşılaşırlardı hem.

Ayfer bir haftadır eve geç gidiyordu ama annesi çok sıkıştırırsa çalışıyorum deme bahanesine güveniyordu. Şimdi işten de ayrıldığına göre biraz uslu durması lazımdı ki Hürriyet hanım peşine düşüp sen ne yapıyorsun demesin.

Erhan resimleri çektikten sonra hemen Tahsin’e yollamıştı. Tahsin resimleri görünce bunlara ablasının bayılacaından emin oldu. Kız baygın bile değildi, öylece gülümsemişşti kameraya bakarak kendiliğinden. Hem de Erhan’ın kollarında Beklediğinden daha iyi bir  sonuç almışlardı. Ablası bu sefer de ona beceriksiz demeyecekti. Bu yüzden fotoğrafları önce ona değil komşusuna yollamaya karar verdi. Ablası da görsün sürpriz olsun istiyordu.

Mutfakta fasulye ayıklarken geldi Şükran hanımın telefonuna fotoğraflar. İlkin anlamadı telefonuna peş peşe düşen fotoğrafları ne olduğunu. Gözlüğünü takıp bakınca Ayfer’i hemen tanıdı.

“Abovv!” dedi kendi kendine, hangi salak yollamıştı kim bilir bunları Şükran’ın telefonuna ama Ayfer için hiç iyi şeyler olmayacağı kesindi.

Dağıtacak laf bulduğuna o kadar sevinmişti ki Şükran hemen ellerini silip, karşı komşunun kapısını vurdu. Tuz isteme bahanesiyle kadına ayak üzeri gösterdi fotoğrafları. Eve geçince dayanamadı hâlâ küs olmayıp görüştüğü Uluğbey sakinlerine gönderdi. İki gün içinde bütün Uluğbey fotoğrafları görmüştü.

Gülsesen hanım fotoğrafları görünce “Hangi densizin işi bu, gencecik kızın alnına leke sürmeye çalışıyorlar. Tüh Allah belalarını versin!” diyerek sildi hemen.

Lamia hanım “Bak görüyormusun Hürriyet’in kızını sen ben de Turgut’a olur mu diye düşünmüştüm bu çocuğu. Bak erkek arkadaşı varmış demek. İyi ki Kevser’de karar kılmışım.” dedi kendi kendine.

Çoğu sakin bu fotoğrafların telefonlarına neden geldiğini anlamadı bile. Ayfer, erkek arkadaşıyla gülümsemişti kameraya çoğuna göre hepsi buydu. Gençti bunlar, sosyal medyada onlarcasını paylaşıyorlardı kendiliklerinden Böyle elden ele gezdirmenin ne alemi vardı ki. Hürriyet’in kızı Ayfer yazıyordu resimlerin altındaki mesajda sadece.

“Fesat çok anam demişti Türkan hanım. Kim bilir kimin tavuğuna kışt dediler de buna mağruz kalıyorlar.”

Her evde farklı bir muhabbet  dönüyordu. Hürriyet hanım ile Ayfer’i tanımayanlar hiç anlamamıştı konuyu. Şükran son iki gündür kendi gözleriyle el ele gördüm diye anlatmaya başlamıştı.

Sonunda Hürriyet hanımın telefonuna kadar gitti tabi resimler. Komşularından biri “Benden duymuş gibi olma ama site çalkalanıyor Hürriyetciğim.” diye yollamıştı fotoların hepsini birden.

Hürriyet hanım Kevser’in fotoğraflarını beklerken, kızının kafede çekilmiş fotoğraflarını görünce neredeyse düşüp bayılacaktı.

“Allahım! Allahım!” diyerek yığıldı önce kanepeye, sonra hemen Tahsin’i aradı.

“Allah belanı versin Tahsin! Yeğeninin fotoğraflarını mı çekip yolladın kadına?”

“Ne yeğeni abla ya, elinde kartla kafeye gelen kızmış işte. Erhan  çekti yolladı.”

“Puh sana Tahsin! Tanımadın mı Ayfer’i fotoğrafları görünce?”

“Abla şaka mı yapıyorsun sen ya? Ne Ayferi? Ben yeğenimi dört yıldır görmedim ki hem, anca işin düşünce arıyorsun beni?”

“Bir daha da aramam zaten Allahın belası!” diyerek hırsla kapattı telefonu Hürriyet hanım.

Kevser’in yerinde ne işi vardı bu kızı o kafede bir türlü aklı almıyordu. Kızı özellikle bekleyip kartı eline tutuşturmuştu. Ayfer ne ara girmişti olaya?

Yeniden kalkıp salonun ortasında dönmeye başladı.

“Ay bunları Faik görürse keser bizi! Ne yaptın sen Hürriyet!” diye söylenmeye başladı kendi kendine. Başına ağrılar saplanmıştı. Yok bunun illa mantıklı bir açıklaması olmalıydı. Burası o kafe mi değildi acaba? Değilse bu fotoğrafları hangi şerefsiz çekmiş yollamıştı. Birileri kızına kesin tuzak kurmuştu. Ah bu insanlar kıskançlıklarından her şeyi yaparlardı.

En iyisi Ayfer’e sormaktı aslında. Bir kaç gündür annesinin gözüne girmek için evden bir yere çıkmayan Ayfer odasında ders çalışıyordu güya.

“Ayfeeeeer!” diye bağırdı Hürriyet hanım öfkeyle.

SON

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s